Ara
Menü

Zâkirzâde Abdullah Efendi

Zâkirzâde Abdullah Efendi (ö. 1068/1658), Aziz Mahmud Hüdâyî’nin başzâkiri Şaban Efendi’nin oğlu; Muk‘ad Ahmed Efendi’den hilâfet alan, Zeyrek ve Ali Paşa zâviyelerinde irşad eden Celvetî şeyhi, vâiz ve Biçâre mahlaslı şairdir.

Vefat
1658
Unvan
Celvetî şeyhi, vâiz, şair ve mûsikişinas

Ailesi ve Hüdâyî çevresi

Babası Şaban Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin başzâkiriydi; Hüdâyî’nin ilâhilerini besteleyip zikir meclislerinde okuduğu kaydedilir. Abdullah Efendi gençliğinde Hüdâyî’nin sohbetine yetişti; seyrüsülûkünü ise Hüdâyî halifelerinden Muk‘ad Ahmed Efendi yanında tamamlayarak hilâfet aldı.

Manisa, Zeyrek ve Ali Paşa Zâviyesi

İlk irşad görevi için Manisa’ya gönderildi. İstanbul’a döndükten sonra Zeyrek Camii çevresindeki odalarda dervişleri yetiştirdi; daha sonra Ali Paşa Zâviyesi postuna geçti. Zeyrek’teki yapının kimi kayıtlarda medrese, kimi kayıtlarda zaviye diye anılması mekânın kullanım tarihini gösterir.

Vaaz ve uzlaştırıcı dili

Salı günleri Üsküdar’daki Hüdâyî Camii’nde; ayrıca Fatih ve Şehzade camilerinde vaaz verdi. Kaynaklar, sûfîlerle bazı vaiz ve âlim çevreleri arasında gerilimin arttığı dönemde kürsüden yaptığı uzlaştırıcı konuşmayı özellikle anar.

Halifeleri

Atbâzârî Osman Fazlı, Selâmî Ali Efendi, oğlu Cafer Efendi ve Abdülvehhab Efendi onun irşad çevresinde yetişen başlıca isimlerdir. Bu kişiler ayrı biyografiler olarak korunmuş, tek bir ad kümesine dönüştürülmemiştir.

Şiiri ve mûsiki hafızası

Biçâre mahlasıyla ilâhiler yazdı. Babasının zâkirlik ve beste geleneği, Abdullah Efendi’nin şiir ve zikir çevresinin aile içindeki mûsiki hafızasını açıklar; kaynak ona ayrıca müstakil bir beste kataloğu nispet etmez.

Vefatı ve kabri

1068/1657-58’de vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı’nda Miskinler civarına, üzeri açık bir yere defnedilmesini vasiyet ettiği aktarılır. Mezar kitâbesindeki tarih ibaresiyle bazı sonraki hesaplar arasında fark bulunduğundan ana tarih 1068 çevresinde gösterilmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Biçâre mahlasıyla ilâhiler

Zâkirzâde Abdullah Efendi’nin aşıkane ilâhiler yazdığı kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

İlâhî fazl u lutfunla bana bir feth-i bâb eyle
Eriştir vahdet-i zâta, kulun ni‘me’l-meâb eyle
Vücûdum nüshasın yazdın yed-i kudretle çün yâ Rab
Senin zât u sıfâtından ibâret bir kitâb eyle

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 825-834; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, ilgili tercemeler.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Hüdâyî'nin ilâhilerini besteleyen zâkir

Sefîne onu daha gençliğinde Hüdâyî'nin sohbetine katılan, zamanın en usta mûsikişinaslarından biri olarak tanıtır; Pîr'in ilâhilerini besteleyip zikirde okurdu.

Metni gösterMetni daralt

Vassâf, Zâkirzâde'nin daha gençliğinin ilk demlerinde Aziz Mahmud Hüdâyî'nin sohbet meclisine eriştiğini, ilm-i mûsikîde zamanının ferîdi olduğunu ve Pîr'in ilâhiyyâtını besteleyip zikir esnasında okuduğunu kaydeder. Kendisinin de âşıkane ilâhileri vardır; tasavvuftan yüksek sözler söyler, meclisine uzaktan yakından aşk ehli koşarmış.

Metinde bir noktada dikkat gerekir: Sefîne, bu satırların hemen başında 'Pîr'in baş zâkiri idi' der ve cümle doğrudan Abdullah Efendi'yi anlatır gibi görünür. Buna karşılık sitedeki mevcut kayıtta Hüdâyî'nin başzâkiri olarak babası Şaban Efendi gösterilmektedir; zaten 'Zâkirzâde' nisbesi de bu babalığa işaret eder. İki kayıt burada birleştirilmemiş, ikisi de olduğu gibi bırakılmıştır.

Çerçeve. Celvetî muhitinde zâkirlik bir hüner değil, bir vazifedir: zikrin âhengini, güftesini ve temposunu tayin eden kişi meclisin seyrini de belirler. Pîr'in şiirlerinin onun bestesiyle okunması, Hüdâyî ilâhiyyâtının bugüne kadar bestelenmiş güfteler hâlinde gelmesinde bu kuşağın rolünü gösterir. Baş zâkirliğin baba ile oğul arasındaki karışıklığı ise çözülmemiş bir kaynak meselesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Ulemâ ile sûfiler arasındaki ihtilâfta bir vaaz

Vassâf, tarikat ehline saldırıların arttığı bir dönemde Abdullah Efendi'nin kürsüye çıkıp beliğ bir vaaz verdiğini Naîmâ Târihi'nden naklen kaydeder.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne'ye göre onun zamanında ehl-i tarikata epeyce tecavüz vaki olmuş, ulemâ ile sûfiler arasına ihtilâf girmiştir. Vassâf, Abdullah Efendi'nin bir gün kürsüye çıkıp beliğ bir vaaz verdiğini Târîh-i Naîmâ'da okuduğunu söyler. Cümlenin vaazın sonucunu bildiren kısmı elimizdeki nüshada bozuk olduğu için burada aktarılmamıştır.

Çerçeve. 17. yüzyıl ortası İstanbul'unda tekke ile medrese arasındaki gerginlik bilinen bir olgudur ve Naîmâ gibi bir vekayinâmede kaydedilmiş olması, olayın tekke içi bir hatıradan ibaret olmadığını gösterir. Buradaki kayda değer nokta, bir Celvetî şeyhinin bu gerginliğe polemikle değil kürsüden vaazla karşılık vermesidir. Vaazın etkisine dair hüküm verilemez; metnin o kısmı okunamıyor.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Yetiştirdiği halifeler

Vassâf'a göre kemal derecesi, Osman Fazlı-i İlâhî ve Selâmi Ali Efendi gibi kimseleri yetiştirmiş olmasıyla sabittir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, Abdullah Efendi'nin manevî derecesini eserleriyle değil talebeleriyle ölçer: 'rütbe-i kemâli, Şeyh Osman-ı Fazlî ve Selâmi Ali Efendiler gibi efâzıl-ı sûfiyye yetiştirmiş olmasıyla sabittir' der ve aynı hükmü ilerideki bir değerlendirmede tekrar eder. Kaydettiği halifeler listesinin başında kendi oğlu Ca'fer Efendi bulunur; listenin devamı elimizdeki nüshada eksiktir.

Çerçeve. Bir mürşidi eserleriyle değil yetiştirdiği kimselerle tartmak, menâkıb geleneğinin kendine has ölçüsüdür ve tarikat tarihinde çoğu zaman isabetlidir: Osman Fazlı üzerinden Celvetî çizgisi İsmail Hakkı Bursevî'ye, Selâmi Ali Efendi üzerinden ise Üsküdar'daki müstakil bir tekke geleneğine uzanır. Bu ölçü, Zâkirzâde'nin geride yazılı hacimli bir külliyat bırakmamış olmasının onun etkisini azaltmadığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Vasiyeti ve üstü açık kabri

Üsküdar'da üzeri açık bir yere defnedilmeyi vasiyet etmiş, bu vasiyet üzerine Karacaahmed'de Miskinler civarına gömülmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Vassâf, Silsile-nâme-i Celvetiyye'ye dayanarak Zâkirzâde'nin Üsküdar'da üzeri açık olmak üzere bir yere defnini vasiyet ettiğini ve bu vasiyet üzerine Karacaahmed'de, Miskinler yakınında bir mahalle defnedildiğini kaydeder. Hazîresinde, hanımının da orada medfun olduğuna delâlet eden bir taş vardır. Vefatı 1068/(1658) senesindedir.

Tarih düşürmede iki ayrı deneme kaydedilir: irtihaline 'Şeyhu'l-Muvâsıl' terkibi tarih yapılmıştır; mezar taşındaki kitâbe ise Âlem-i ukbâya Zâkir-zâde çün kıldı sefer / Ya'ni Abdullah Efendi vâkıf-ı sırr-ı kader beytiyle başlar. Vassâf mezar taşındaki son mısraın ebced hesabının tutmadığını söyleyip kendi tercih ettiği tarihi vermiştir; nâşirin notu da 'Şeyhu'l-Muvâsıl' terkibinin hesabından 1108 çıktığını belirtir.

Çerçeve. Üstü açık kabir vasiyeti, kubbeli türbeye karşı bilinçli bir tercihtir ve tekke muhitinde tevazu alâmeti sayılır; bir şeyhin kendi mezarını gösterişten uzak tutması, hayattayken savunduğu ölçünün ölümünden sonraki devamı olarak okunur. Ebced hesaplarının tutmaması ise sık rastlanan bir durumdur: manzum tarihler nüsha farklarına ve noktalı-noktasız harf tercihine göre kolayca kayar; bu yüzden tek başına kesin tarih delili sayılamaz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Zeyrek’te medrese-zâviye kullanımı

Zeyrek’teki odalar kimi kayıtlarda medrese, kimi kayıtlarda zaviye olarak geçer.

Metni gösterMetni daralt

Yapı, dervişlerin iskânı ve terbiyesi için kullanılmıştır. Adlandırmadaki değişkenlik, aynı mekânın eğitim ve irşad işlevlerini birlikte taşıdığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 825-834; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, ilgili tercemeler.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeKaracaahmed Kabristanı, Miskinler civarıÜsküdar'da üzeri açık bir yere defnedilme vasiyeti üzerine gömüldüğü yer; hazîresinde hanımının da medfun olduğuna delâlet eden bir taş bulunur. Koordinat kabristanın genel konumunu gösterir, kabrin tam yerini değil.İstanbul · TürkiyeAli Paşa ZâviyesiZeyrek’te bir Celvetî irşad durağı Zâkirzâde Abdullah Efendi, Aziz Mahmud Hüdâyî’nin başzâkiri Şaban Efendi’nin oğlu ve Muk‘ad Ahmed Efendi’nin halifesiydi. Kaynaklar onun İstanbul’da Zeyrek ve Ali Paşa zâviyelerinde irşad yürüttüğünü bildirir. Şahsiyet ve şiir çevresi 1068/1658’de vefat eden Abdullah Efendi aynı zamanda vâiz ve “Biçâre” mahlaslı şairdi. Ali Paşa Zâviyesi kaydı, Celvetîliğin Üsküdar dışındaki İstanbul mahallelerinde kurduğu irşad ağını görünür kılar. Konum sınırı Zeyrek semt bağlamı kişi biyografisiyle doğrulanmıştır. Ancak Ali Paşa adı taşıyan farklı yapı ihtimalleri ve kesin parsel henüz ayrıştırılmadığından koordinat eklenmemiştir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Uşşâkīzâde İbrahim Hasîb, Zeyl-i Şakāik, s. 825-834; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, ilgili tercemeler
  3. [3]İSAM Ulema Veritabanı
  4. [4]Kişi dosyasının kaynakları — Zâkirzâde Abdullah Efendi
  5. [5]Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →