Ara
Menü

Mehmed Muhyiddin Üftâde

Mehmed Muhyiddin Üftâde (900/1495 civarı, Bursa – 12 Cemâziyelevvel 988 / 25 Haziran 1580); Aziz Mahmud Hüdâyî'nin mürşidi. Seyrüsülûk usulünde celveti esas aldığı için Celvetiyye'nin pîri sayılabilir. Kanûnî'nin vakfetmek istediği köyleri reddetmiştir.

Doğum
1490
Vefat
1580
Unvan
Celvetiyye’nin pîri; Bursa’nın müezzin, vaiz ve irşad ehli

Bursa'da bir müezzin

Bursa'nın Araplar mahallesinde doğdu. Doğum tarihi kaynaklarda 895 (1490) olarak verilmekteyse de müridi Aziz Mahmud Hüdâyî'nin Vâkı'ât'ında geçen bir ibareden 900 (1495) yılı civarında dünyaya geldiği anlaşılmaktadır.

Adı Mehmed, lakabı Muhyiddin'dir. Şiirlerinde kullandığı “Üftâde” mahlasıyla tanınır. Babasının Manyas'tan gelip Bursa'ya yerleştiği kaydedilmektedir.

Üftâde, çocuk yaşlarında intisap ettiği Bayramî şeyhlerinden Muk'ad Hızır Dede'nin teşvikiyle ilim tahsiline başladı. Şeyhinin vefat ettiği 918'e (1512) kadar yaklaşık sekiz yıl kendisine hizmet etti.

Mahlasının hikâyesi

Güzel sesiyle Bursa Ulucamii'nde ve Doğan Bey Mescidi'nde ezan okudu. Birkaç akçelik maaşı kabul ettiği için rüyasında, “Mertebenden üftâde oldun” (düştün) diye uyarıldığının ertesi günü ezan okumayı bıraktı.

Bu olayın ardından ipekçilik ve düğmecilik yaparak, kitap istinsah ederek geçimini sağladı. Bir yandan da fahrî imamlık ve müezzinlik görevini sürdürdü.

İrşadı

Otuz beş yaşları civarında vaaz ve irşada başladı. Doğan Bey Mescidi, Namazgâh Camii ve diğer camilerdeki vaazlarını halk büyük bir ilgiyle takip ediyordu.

Uludağ eteklerindeki Pınarbaşı Kuzgunluk mahallesinde inşa ettirdiği cami ve tekkede irşad faaliyetini sürdürürken 1529-1536 yılları arasında Emîr Sultan Camii hatipliğine tayin edildi. Emîr Sultan'ın mânevî işaretiyle kabul ettiğini söylediği bu görevi vefat ettiği 12 Cemâziyelevvel 988 (25 Haziran 1580) tarihine kadar sürdürdü.

En meşhur halifesi Aziz Mahmud Hüdâyî ona hayatının son yıllarında 984'te (1576) intisap etti. Mehmed ve Mustafa adlı iki oğlu tekkesinde onun yerine postnişin oldu.

Şeyhi kimdir?

Kaynakların çoğunda Üftâde'nin Hızır Dede'den hilâfet aldığı belirtilmektedir. Ancak şeyhinin vefatında on sekiz yaşlarında bulunan Üftâde'nin o yaşlarda hilâfet alması pek mâkul görünmemektedir.

“Merhum şeyhim zamanında bana açılmadı, ancak vefatından sonra açıldı” diyen Üftâde'nin Hızır Dede'den başka “şeyhim” dediği bir kimseye de rastlanmamıştır. Bu durum dikkate alındığında onun sülûkünü Üveysî tarikle tamamlamış olması kuvvetli bir ihtimal gibi görünmektedir.

Hızır Dede'den başka bir şeyhi yoksa da Üftâde çocuk yaşlarından itibaren bazı sûfîlerin sohbetinde bulunmuştur. Bunlardan Bursa'da Irgandı Köprüsü'nün yanındaki Selçuk Hatun Camii'nin imamı Muslihuddin Mustafa Efendi keramet sahibi bir dervişti.

Vâkı'ât'ta onun bir dönem Bursa'da ikamet eden Şâzelî şeyhi Ali b. Meymûn el-Mağribî (ö. 917/1511) ve halifesi Abdurrahman Efendi'den sıkça söz ettiği görülmektedir.

Halvetî-Gülşenî şeyhlerinden Lemezât-ı Hulviyye müellifi Cemâleddin Hulvî ve onu takip eden bazı müellifler, Üftâde'nin Hızır Dede'den önce İstanbul'da Sünbül Sinan'a (ö. 936/1529) intisap ederek ondan icâzet aldığını kaydetmişse de bu doğru değildir. İleri yaşlarında birçok defa İstanbul'a giden Üftâde'nin Sünbül Sinan Efendi ile görüşmesi mümkünse de kendisine intisap etmesi uzak bir ihtimaldir, hilâfet alması ise mümkün değildir.

Celvetiyye'deki yeri

Üftâde'nin tarikat silsilesi Hızır Dede ve Akbıyık Sultan vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır.

Celvetiyye tarikatı Aziz Mahmud Hüdâyî'ye nisbet edilmekteyse de seyrüsülûk usulü bakımından celveti esas alan Üftâde'dir. Bu sebeple onun Celvetiyye'nin pîri olduğu da söylenebilir.

Nitekim bir Celvetî şeyhi olan İsmâil Hakkı Bursevî, Celvetiyye'nin İbrâhim Zâhid-i Geylânî devrinde hilâl, Üftâde zamanında ay, Hüdâyî döneminde dolunay durumunda bulunduğunu söyler.

Zühdü

Üftâde'nin en belirgin özelliklerinden biri zühd ve takvâsıdır; haramlardan kaçınmanın yanında bazı helâllere dahi iltifat etmemiştir.

Bir zamanlar vaazlarında Mesnevî ve Fusûsü'l-hikem'den bahsetmesini yasaklayan Kanûnî Sultan Süleyman'ın onu İstanbul'a davet edip hürmet gösterdiği, tekkesine vakfetmek istediği bir iki köyü kabul etmediğini görünce vezirlerine bazı şeyhlerin tâlib-i dünyâ, fakat Üftâde'nin târik-i dünyâ olduğunu söylediği rivayet edilir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Birkaç akçe için düşmek

“Üftâde” mahlasının kaynağı.

Metni gösterMetni daralt

Güzel sesiyle Bursa Ulucamii'nde ve Doğan Bey Mescidi'nde ezan okudu.

Birkaç akçelik maaşı kabul ettiği için rüyasında, “Mertebenden üftâde oldun” (düştün) diye uyarıldığının ertesi günü ezan okumayı bıraktı.

Bu olayın ardından ipekçilik ve düğmecilik yaparak, kitap istinsah ederek geçimini sağladı. Bir yandan da fahrî imamlık ve müezzinlik görevini sürdürdü.

Çerçeve. Adını bir düşüşten almış ve o adı ömrü boyunca taşımıştır. Tepki de ölçülüdür: ibadeti değil ücreti bırakmış, aynı görevi fahrî olarak sürdürmüştür. Zühdünün bütün hayatına yayılan çizgisi bu olayla başlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kanûnî'nin reddedilen köyleri

“Tâlib-i dünyâ değil, târik-i dünyâ.”

Metni gösterMetni daralt

Bir zamanlar vaazlarında Mesnevî ve Fusûsü'l-hikem'den bahsetmesini yasaklayan Kanûnî Sultan Süleyman'ın onu İstanbul'a davet edip hürmet gösterdiği, tekkesine vakfetmek istediği bir iki köyü kabul etmediğini görünce vezirlerine bazı şeyhlerin tâlib-i dünyâ, fakat Üftâde'nin târik-i dünyâ olduğunu söylediği rivayet edilir.

Çerçeve. Rivayetin başındaki ayrıntı kolayca gözden kaçar: aynı padişah, bir dönem onun vaazlarında Mesnevî ve Fusûs'tan bahsetmesini yasaklamıştı. Yasaktan hürmete geçiş, XVI. yüzyıl Osmanlı'sında ekberî metinlerin ne kadar hassas bir mesele olduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhi vefat edince açılan yol

Üveysîlik ihtimali.

Metni gösterMetni daralt

Kaynakların çoğunda Üftâde'nin Hızır Dede'den hilâfet aldığı belirtilmektedir. Ancak şeyhinin vefatında on sekiz yaşlarında bulunan Üftâde'nin o yaşlarda hilâfet alması pek mâkul görünmemektedir.

“Merhum şeyhim zamanında bana açılmadı, ancak vefatından sonra açıldı” diyen Üftâde'nin Hızır Dede'den başka “şeyhim” dediği bir kimseye de rastlanmamıştır. Bu durum dikkate alındığında onun sülûkünü Üveysî tarikle tamamlamış olması kuvvetli bir ihtimal gibi görünmektedir.

Çerçeve. Kaynağın muhakemesi iki delile dayanır: yaş ve kendi ifadesi. Aynı ihtimal Harakānî, Attâr ve Bahâeddin Nakşibend için de geçerlidir — üveysîlik, silsilede boşluk görünen yerlerin açıklamasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sünbül Sinan'a intisap rivayeti doğru değil

Hulvî'nin kaydına itiraz.

Metni gösterMetni daralt

Halvetî-Gülşenî şeyhlerinden Lemezât-ı Hulviyye müellifi Cemâleddin Hulvî ve onu takip eden bazı müellifler, Üftâde'nin Hızır Dede'den önce İstanbul'da Sünbül Sinan'a (ö. 936/1529) intisap ederek ondan icâzet aldığını kaydetmişse de bu doğru değildir.

İleri yaşlarında birçok defa İstanbul'a giden Üftâde'nin Sünbül Sinan Efendi ile görüşmesi mümkünse de kendisine intisap etmesi uzak bir ihtimaldir, hilâfet alması ise mümkün değildir.

Çerçeve. Kaynak üç dereceyi ayırır: görüşme mümkün, intisap uzak, hilâfet imkânsız. Rivayetin sebebi muhtemelen sonraki müelliflerin Üftâde'yi tanınmış bir silsileye bağlama isteğidir — oysa silsilesi Hızır Dede ve Akbıyık Sultan vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Emîr Sultan'ın işaretiyle kabul edilen hatiplik

Elli yıl süren görev.

Metni gösterMetni daralt

Uludağ eteklerindeki Pınarbaşı Kuzgunluk mahallesinde inşa ettirdiği cami ve tekkede irşad faaliyetini sürdürürken 1529-1536 yılları arasında Emîr Sultan Camii hatipliğine tayin edildi.

Emîr Sultan'ın mânevî işaretiyle kabul ettiğini söylediği bu görevi vefat ettiği 12 Cemâziyelevvel 988 (25 Haziran 1580) tarihine kadar sürdürdü.

Çerçeve. Ücretli müezzinliği rüyadaki bir uyarı üzerine bırakan kişi, ücretli hatipliği yine mânevî bir işaretle kabul etmiştir. Emîr Sultan (ö. 833/1429) Bursa'nın en büyük velîsidir; görev, ondan gelen bir izin sayılmıştır. Yaklaşık elli yıl sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
BİYOGRAFİK KAYIT

Ağzını şeriatın iğnesiyle dikmek

Keşif ile şeriat arasındaki ölçü.

Metni gösterMetni daralt

Üftâde'nin keşif ve mârifetle ilgili görüşlerinin özünü, “Mülk ve melekût âleminde bulunan şeylerin tamamı size keşif yoluyla görünse şeriata uygun biçimde izah etmeye gücünüz yetmiyorsa o keşfi terkedin, fakat şeriatı terketmeyin” sözü oluşturur.

Ona göre melekût âleminde seyreden bir sâlik, o âlemin meselelerini mülk âleminde bulunan ve bu âlemin kayıtlarıyla mukayyet olan bir kimseye anlatmamalı, hakikati keşfeden sâlik ağzını şeriatın iğne ve ipliğiyle dikmelidir.

Eğer sözlerini şeriat libasına sokmadan uluorta konuşursa fesada yol açar; Hallâc-ı Mansûr ve Seyyid Nesîmî'de görüldüğü gibi fitne denizi dalgalanmaya başlar.

Bu sebeple Üftâde'nin ağzından şathiye kabilinden tek bir söz bile çıkmamıştır.

Çerçeve. Verdiği iki örnek de idam edilmiş sûfîlerdir. Ölçü kişisel bir ihtiyat değil, bir irşad usulüdür: “İnsanlara anlayış seviyelerine göre hitap etmek gerekir. Nitekim peygamberler de öyle yapmış, insanlarla akıllarının alacağı şekilde konuşmuştur.”

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Vâkı'ât-ı Üftâde

Hüdâyî'nin tuttuğu sohbet notları.

Metni gösterMetni daralt

Aziz Mahmud Hüdâyî, Üftâde'ye intisap ettiği 1 Zilkade 984 (20 Ocak 1577) tarihinden itibaren üç yıl süren seyrüsülûkü boyunca mürşidinin söylediği sözleri Arapça olarak kaydetmiş, hilâfet alıp Bursa'dan ayrılmasına bir ay kala 9 Şevval 987 (29 Kasım 1579) Cuma günü tamamladığı eser Vâkı'ât-ı Hüdâyî (Vâkı'ât-ı Üftâde) adıyla tanınmıştır.

Baş tarafında, “Sülûk esnasında hazret-i şeyh ve bu fakir arasında geçen, işlenmiş altından kıymetli yüce sözler” anlamına gelen bir ibare bulunmaktadır.

Üftâde'nin görüşleri ve Celvetiyye tarikatı hakkında temel kaynak sayılan kitabın müellif nüshası her biri 100 varaklık iki cilt halinde Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'nde kayıtlıdır (Hüdâî Efendi, nr. 249-250).

Çerçeve. Üç yıllık bir sülûkün günü gününe kaydı — tasavvuf tarihinde eşi az bulunan bir belgedir. Doğum tarihinin düzeltilmesi bile bu eserdeki bir ibareye dayanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
ESER / METİN

Divan

Yûnus Emre tarzında ilâhiler.

Metni gösterMetni daralt

Yûnus Emre tarzında sade bir dille ârifane şiirler yazan Üftâde'nin şiirleri tekke çevrelerinde büyük ilgi görmüş, bunlardan bazıları ilâhî şeklinde bestelenerek okunagelmiştir.

Bursalı Mehmed Tâhir'in bastırdığı divanının (İstanbul 1328) Latin harfleriyle üç neşri daha bulunmaktadır (nşr. Mustafa Bahadıroğlu, Bursa 1995; Bursa 2000; İstanbul 2011).

Üftâde'nin çoğu aruzla, bir kısmı heceyle yazılmış elli parça şiir ihtiva eden eserini Paul Ballanfat Le divan Hazret-i Pir Üftâde adıyla Fransızca'ya çevirmiş (Paris 2002), Angela Culme-Seymour bu Fransızca çeviriyi The Nightingale in the Garden of Lover adıyla İngilizce'ye aktarmıştır (Oxford 2005).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
ESER / METİN

Şerh-i Nutk-ı Üftâde

Bir şiirine yazılan şerh.

Metni gösterMetni daralt

Üftâde'nin, “Yine dûş oldu gönül yârin cemâl-i şem'ine / Götürüp yüzden nikābı garkolup envârına” mısralarıyla başlayan şiirini Ali Örfî Efendi “Şerh-i Nutk-ı Üftâde” adıyla şerhetmiştir.

Çerçeve. Bir ilâhinin müstakil şerhe konu olması, metnin tekke geleneğinde merkezî hâle geldiğini gösterir — aynı durumu Sünbül Sinan'ın “Gel ey sâlik” ilâhisinde de görmüştük.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
ESER / METİN

Camisi ve tekkesi

Bugüne ulaşan yapı.

Metni gösterMetni daralt

Üftâde'nin tekkesi ve Yerkapı semtinde 985 (1577) yılında tamamladığı camisi çeşitli zamanlarda yapılan tamir ve tâdilâtla günümüze kadar gelmiştir.

Mehmed ve Mustafa adlı iki oğlu tekkesinde onun yerine postnişin oldu.

Çerçeve. Cami, Hüdâyî'nin intisabından bir yıl sonra tamamlanmıştır; Vâkı'ât'ta kaydedilen sohbetlerin bir kısmı bu inşaat yıllarına aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Celvet

Halvetin karşıtı bir usul.

Metni gösterMetni daralt

Celvet, halvetin (yalnızlığa çekilme) mukabili olarak, sâlikin ilâhî sıfatlarla donanmış hâlde halkın içine çıkmasıdır.

Celvetiyye tarikatı Aziz Mahmud Hüdâyî'ye nisbet edilmekteyse de seyrüsülûk usulü bakımından celveti esas alan Üftâde'dir. Bu sebeple onun Celvetiyye'nin pîri olduğu da söylenebilir.

Çerçeve. Kartın en önemli tespiti budur: tarikat adını Hüdâyî'den alır ama usulünü Üftâde'den. Kendisi de bu usulün örneğidir — ipekçilik, düğmecilik, kitap istinsahı ve cami hatipliğiyle hayatını halkın içinde geçirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
TARİHÎ KAYIT

Hilâl, ay, dolunay

Bursevî'nin Celvetiyye tarifi.

Metni gösterMetni daralt

Bir Celvetî şeyhi olan İsmâil Hakkı Bursevî, Celvetiyye'nin İbrâhim Zâhid-i Geylânî devrinde hilâl, Üftâde zamanında ay, Hüdâyî döneminde dolunay durumunda bulunduğunu söyler.

Çerçeve. Benzetme, tarikatın üç kademeli oluşumunu anlatır: İbrâhim Zâhid-i Geylânî'de bir işaret, Üftâde'de bir usul, Hüdâyî'de bir kurum. Aynı İbrâhim Zâhid-i Geylânî'nin silsilesinden Halvetiyye ve Safeviyye de doğmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: İsmâil Hakkı Bursevî, Silsile-i Celvetiyye, s. 63.
KAVRAM

Bursa'nın sûfî muhiti

Etrafındaki isimler.

Metni gösterMetni daralt

Hızır Dede'den başka bir şeyhi yoksa da Üftâde çocuk yaşlarından itibaren bazı sûfîlerin sohbetinde bulunmuştur.

Bunlardan Bursa'da Irgandı Köprüsü'nün yanındaki Selçuk Hatun Camii'nin imamı Muslihuddin Mustafa Efendi keramet sahibi bir dervişti. Muslihuddin Efendi'nin Zeyniyye Dergâhı şeyhlerinden Muallimzâde Şeyh Mustafa Efendi ile (ö. 930/1524) aynı kişi olması da muhtemeldir.

Vâkı'ât'ta onun bir dönem Bursa'da ikamet eden Şâzelî şeyhi Ali b. Meymûn el-Mağribî (ö. 917/1511) ve halifesi Abdurrahman Efendi'den sıkça söz ettiği görülmektedir.

Çerçeve. XVI. yüzyıl Bursa'sında Bayramîlik, Zeyniyye ve Şâzeliyye yan yana bulunmaktadır; Üftâde bir yola bağlı kalmakla birlikte hepsinden beslenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
KAVRAM

Şathiyeye kapalı bir dil

Hallâc ve Nesîmî dersi.

Metni gösterMetni daralt

Eğer sözlerini şeriat libasına sokmadan uluorta konuşursa fesada yol açar; Hallâc-ı Mansûr ve Seyyid Nesîmî'de görüldüğü gibi fitne denizi dalgalanmaya başlar. Ayrıca mücerret taklit yoluyla bu sözleri söyleyenlerin ilhâda düşmelerine sebebiyet verebilirler.

Bu sebeple Üftâde'nin ağzından şathiye kabilinden tek bir söz bile çıkmamıştır.

Çerçeve. Endişe ikilidir: söyleyenin başına gelecekler ve taklit edenlerin düşeceği hâl. Aynı ihtiyatı Ubeydullah Ahrâr da göstermişti — “enelhak demek kolay, ‘ene'den uzaklaşmak zor.”

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.
KAVRAM

Silsilesi

Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşan zincir.

Metni gösterMetni daralt

Üftâde'nin tarikat silsilesi Hızır Dede ve Akbıyık Sultan vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır.

Çerçeve. Celvetiyye böylece Bayramîliğin bir kolu olarak doğar. Aynı köke bağlı diğer dal Bayramî Melâmîliğidir — Abdullah Bosnevî ve Hâşimî Emîr Osman gibi isimler oradan gelir. İki dal arasındaki fark belirgindir: Melâmîler tekkesiz ve alâmetsizken, Celvetiyye kurumsallaşmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bursa · TürkiyeÜftâde Camii ve TekkesiUludağ eteklerindeki Pınarbaşı Kuzgunluk mahallesinde inşa ettirdiği, Yerkapı semtindeki camisi 985/1577'de tamamlanan külliye; 988/1580'deki vefatında buraya defnedilmiş, iki oğlu yerine postnişin olmuştur. Yapı tamirlerle günümüze ulaşmıştır.Bursa · TürkiyeEmîr Sultan Camii1529-1536 arasında hatipliğine tayin edildiği ve Emîr Sultan'ın mânevî işaretiyle kabul ettiğini söylediği, vefatına kadar yaklaşık elli yıl sürdürdüğü görev yeri. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.Bursa · TürkiyeBursa UlucamiiGüzel sesiyle ezan okuduğu camilerden; birkaç akçelik maaşı kabul ettiği için rüyada uyarılınca ezan okumayı bırakmıştır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.Bursa · TürkiyeAraplar mahallesi900/1495 civarında doğduğu mahalle; babası Manyas'tan gelip Bursa'ya yerleşmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.Balıkesir · TürkiyeManyasBabasının Bursa'ya gelmeden önce bulunduğu yer. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.Bursa · TürkiyeSelçuk Hatun Camii (Irgandı)Irgandı Köprüsü yanındaki cami; imamı, keramet sahibi bir derviş olan ve çocuk yaşlarından itibaren sohbetinde bulunduğu Muslihuddin Mustafa Efendi'dir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.İstanbul · TürkiyeAziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi984/1576'da kendisine intisap edip üç yıl sülûk gören halifesi Aziz Mahmud Hüdâyî'nin İstanbul'da kurduğu âsitâne; Celvetiyye buradan yayılmıştır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.İstanbul · Türkiyeİstanbulİleri yaşlarında birçok defa gittiği ve Kanûnî Sultan Süleyman'ın davet edip hürmet gösterdiği şehir; vakfetmek istediği köyleri burada reddetmiştir. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.Ankara · TürkiyeAnkara (Hacı Bayrâm-ı Velî)Silsilesinin Hızır Dede ve Akbıyık Sultan vasıtasıyla ulaştığı Hacı Bayrâm-ı Velî'nin merkezi. İlişkili kişi dosyası Mehmed Muhyiddin Üftâde : Mehmed Muhyiddin Üftâde (ö. 1580), Bursa’da yetişen, Hızır Dede yanında sülûkünü tamamlayan ve Aziz Mahmud Hüdâyî’yi yetiştiren Celvetiyye pîridir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Üftâde”, c. 42
  2. [2]İsmâil Hakkı Bursevî, Silsile-i Celvetiyye, s. 63
  3. [3]Kişi kartı kaynak paketi — Mehmed Muhyiddin Üftâde
Ortak kaynak kataloğunu aç →