ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
34 sonuç · “tevâ”
01Hoca Sâdeddin Efendi
Hoca Sâdeddin Efendi (943/1536-37 – 1008/1599), III. Murad ve III. Mehmed'in hocası, Haçova'da padişahı savaş meydanında tutan şeyhülislâm ve Tâcü't-tevârîh 'in müellifi; hem “hâce-i sultânî” hem şeyhülislâm olarak “câmiu'r-riyâseteyn” unvanıyla anılmıştır.
Konrapalı Muslihuddin Efendi
Konrapalı Muslihuddin, Hayreddin-i Tokadî tarafından irşadla görevlendirilen; yol üzerindeki Şa‘bân-ı Velî buluşması ve tevazu imtihanıyla Şâbâniyye hafızasında yer alan Halvetî şeyhidir.
Seyyid Ata (Seyyid Ahmed)
Asıl adı Seyyid Ahmed olan Seyyid Ata, Zengî Ata'nın ikinci halifesi; tevazu ve hizmet öğretisiyle anılan Yesevî şeyhidir.
Müstevâ-i ism-i azam
عظم) | port (مسحوئ + Ism-i azam alanı. عم Hakk'ı içine alan Beytu'l-haram, Yani insan-ı kâmilin kalbi (kn). Müşahede; ar. (o (مشا هد x, Görme, perdenin açılması, temaşa ve seyretme. tas. a Hakk'ın gönüllerde hazır olması, Müşahedenin doğru ve sağlıklı olması için şahidin meşhüt (temaşa edilen) ile kâim ve onda fani olması şarttır. Cüneyd bu hali, “sâlikin kendisini kaybedip Hakk'ı bulmasıdır,» diye tarif eder. b Zati te. celli. ¢ Eşyayı tevhit deliliyle görmek. d Ayn-i cem makamı. e Hakka'l-yakin hali. ع Nakşbendiye şeyhleri ve ermişleri mana âleminde gördükleri ve by âlemle ilgisi bulunan ulvi ve ruhi hallere de müşahede adını verirler (NR 164; Gif 1791), Müşrif-i bevâtın İşraf ehli,
Nâ-tevâni
بعك.+ (نا تو ا نى) çaresizlik, güçsüzlük. 2. tas. İlâhî irade ve mukadderat karşısında aciz ve çaresiz kalma (11s). İlahi irade ve kudret önünde | kulun acz ve zafını hissetmesi ve la-havle ve la-kuvvete demesi.
Tevâli
(a! (طوا Pırıltılar, ışıltılar, doğuşlar. tas. Ariflerin kalplerine dogan, huzur veren tevhit nurları olup, bu nurun şaşaasından kalpteki öbür nurlar etkisini kaybeder; tıpkı güneş doğduğu zaman yıldızların ışıklarının kaybolması gibi. Tevâli, levâih ve levaminin daha güçlü, daha kalıcı ve daha parlak şeklidir. Tevazui.ar. x, Alçak gönüllülük. 2. tas. a Insanın nefsini Hakk'ın huzurunda kulluk mevkiine koyması, halka karşı şefkatli olması, kibirli ve gururlu olmaması. b Hak'tan hakkı, Hak için kabul etmek. ء Hak karşısında eğilmek, hakkı kabullenmek. Tevazü ehline âlemde herkes serfurü' eder Durur seccade yerde lik halkın secdegâhıdır Reşâd Tevazu hâmetin kavs etmeyen âl-i makam olmaz Mehi seyr et hilâl olmazdan evvel bedr-i tâm olmaz Kutsi
tevâ
Alacakhnm havale edilenden hakkını alamaması anlamında kullanılan terim.
mütevâtir
Hadis biliminde, kalabalık bir topluluğun yine kalabalık bir gruptan rivayet ettiği hadisler.
vecd ve tevâcüd
vecd ve tevâcüd a. tas. Tasavvuf inancına göre, “zikrullah” (bk. v bu madde) meclislerinde sûfînin kalbine ansızm doğan ve onu kendinden geçiren vecd ile bu vecdi sağlayan kimseyi taklit etme.
İznik Medresesi (Orhan Gazi Medresesi)
İznik, Bursa · Türkiye · 1336'da inşaatı biten ilk Osmanlı medresesi; Orhan Gazi onu 30 akçe maaşla ilk müderris tayin etti ve ölümüne kadar on beş yıla yakın burada ders verdi. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, Hacıbektaş
Nevşehir · Türkiye · Eski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.
Tekirdağ
Tekirdağ · Türkiye · Sefîne, silsilede adı geçen zâtlarla birlikte Tekirdağ'da medfun olduklarının kuvvetle tahmin edildiğini yazar; ancak Vassâf şehirde kabir, taş veya türbe izine rastlamadığını belirtir. Kesin bir defin yeri tespiti yoktur.
Hoca Sâdeddin Efendi Dârülkurrâsı (kabri)
İstanbul, Eyüp · Türkiye · Yaptırdığı dârülkurrânın hazîresine defnedildi. Yapı sonradan tekkeye ve mescide çevrilmiş, Servi Mahallesi Mescidi adıyla anılmıştır. Eyüp Camii'ndeki herkese açık kütüphanesi de buradadır. İlişkili kişi dosyası Hoca Sâdeddin Efendi : Hoca Sâdeddin Efendi (943-1008/1536-1599), III. Murad'ın şehzadelik hocası; III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerinde etkili olmuş şeyhülislâm ve Tâcü't-Tevârîh müellifidir.
Şeyh Murad Türbesi, Nişancılar (Eyüp)
İstanbul · Türkiye · 1 Nisan 1755'te vefat edip defnedildiği yer; mensup olduğu bu Nakşibendî türbesine bazı kira gelirlerini vakfetmiş ve vakıflarıyla ilgili bir defter düzenlemiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası İzzî Süleyman Efendi : İzzî Süleyman Efendi (ö. 1755), 1744-1752 olaylarını yazan Osmanlı vak‘anüvisi; Şeyh Ali Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan ve Şeyh Murad Tekkesi için 1748’de kapsamlı bir vakıf kuran bürokrat, şair ve hattattır.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Doğduğu şehir; babası IV. Mehmed'in kızı Hatice Sultan'ın Baltacılar kethüdâsıydı. Dîvân-ı Hümâyun kâtipliğinden vak'anüvisliğe uzanan bütün kariyeri burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası İzzî Süleyman Efendi : İzzî Süleyman Efendi (ö. 1755), 1744-1752 olaylarını yazan Osmanlı vak‘anüvisi; Şeyh Ali Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan ve Şeyh Murad Tekkesi için 1748’de kapsamlı bir vakıf kuran bürokrat, şair ve hattattır.
Sulucakarahöyük çevresindeki mağara
Nevşehir · Türkiye · Vilâyetnâme 'ye göre zaman zaman inzivaya çekildiği, bugün ziyaret yeri olan yakındaki mağara. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Hacı Bektâş-ı Velî : XIII. yüzyılda Sulucakarahöyük’te yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin tarihî şahsiyeti Baba İlyas çevresiyle; asırlar süren tesiri ise Vilâyetnâme, Rum abdalları ve kurumsallaşan Bektaşîlik üzerinden anlaşılır.
Ayasofya Camii
İstanbul · Türkiye · Şeyhülislâm olarak her cuma burada fetva veriyordu; 2 Ekim 1599'da III. Murad için okunacak mevlide gelirken burada vefat etti. İlişkili kişi dosyası Hoca Sâdeddin Efendi : Hoca Sâdeddin Efendi (943-1008/1536-1599), III. Murad'ın şehzadelik hocası; III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerinde etkili olmuş şeyhülislâm ve Tâcü't-Tevârîh müellifidir.
Çınardibi (kabri)
İznik, Bursa · Türkiye · Mezarının İznik'te Çandarlı Halil Paşa Camii'nin karşısında, bugün Çınardibi denilen yerde olduğu rivayet edilir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Abdal Mûsâ Zâviyesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Kültünün yayılmasında baş rolü oynayan Abdal Mûsâ'nın türbesi. Sulucakarahöyük tekkesinden yetişen Abdal Mûsâ, önce Bursa havalisinde, sonra Bergama ve Antalya'da Osmanlı gazilerine onun menkıbelerini anlatarak tanıtmıştır.
Kayseri
Kayseri · Türkiye · Kaynakların çoğuna göre 1260 civarında doğduğu ve tahsil hayatına başladığı şehir; nisbesini “er-Rûmî el-Kayserî” şeklinde verir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd-i Kayserî : Dâvûd-i Kayserî (yaklaşık 1260-751/1350), Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin öğrencisi, İbnü'l-Arabî ve Sadreddin Konevî çizgisinin güçlü şârihi ve İznik'teki ilk Osmanlı medresesinin yaklaşık on beş yıl müderrisliğini yapan âlim-mutassavvıftır.
Fâtih Camii
İstanbul · Türkiye · Cenaze namazı burada, yerine şeyhülislâm olan Sun'ullah Efendi tarafından kıldırıldı. İlişkili kişi dosyası Hoca Sâdeddin Efendi : Hoca Sâdeddin Efendi (943-1008/1536-1599), III. Murad'ın şehzadelik hocası; III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerinde etkili olmuş şeyhülislâm ve Tâcü't-Tevârîh müellifidir.
Tâcü’t-Tevârîh’te Sûfîler ve Menkıbeler
Kroniğin kaynak dünyası Hoca Sâdeddin, erken Osmanlı tarihlerini, Şakāik geleneğini, Câmî ve Lâmiî gibi tasavvuf-tabakat kaynaklarını, sözlü haberleri ve resmî belgeleri birlikte kullanır. Her pasajın delil değeri aynı değildir. Sûfî biyografileri Akşemseddin, Emîr Sultan, Şeyh Vefâ, Sadreddin Konevî, Hacı Bektaş Velî
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 33–39
Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 135–140
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü