ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
28 sonuç · “tarz”
01Lebeni Şeyh Beşir Ağa
Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Ahi tâcı
Kadiriyye’nin Ahi adıyla anılan koluna mensup şeyhlerin giydiği tarikat tâcı. Başlığın biçimi, terkleri ve sarılış tarzı mensubiyet işareti olarak değerlendirilir.
Âyin-i cem
İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.
Ayin-i kadim
Eski tarz. 2. tas. Semâ meclislerinde okunan ve bestekârı belli olmayan eski Mevlevi besteleri ve ilahileri. Ayin-i kebir (55 öv 1) 1. Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem
Cuybar
>) Nehir, ırmak, çay, akarsu. tas. Kulluk mecrası, kullukla ilgili hüküm ve mukadderatın gerçekleşme tarzı (sr),
Dert
(2 (در >. Gam, ıstırap, elem. 2, tas. a Sevgiliden sevene gecen ve katlanilmasina Süç yetmeyen hal (1s). Hak'tan uzak ve ırak düşme tarzındaki dert tam
Kıyamet
Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması. Tasavvufî yorum Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden dirilmesi “küçük kıyamet” benzetmesiyle anlatılabilir. Bu sembolik kullanım dinî kıyamet inancının yerine geçmez.
Levh
Belli bir süreyle sınırlanmış yazı ve takdir. Kitab-ı mübin, külli nefs. Dört türlü levh vardır: Akl-ı evvel levhi, mahv ve ispattan evvelki kaza (takdir) levhidir. Levh-i mahfüz, birinci levhte külli olan hususların ayrınth hale getirildiği ve sebeplerine bağlandığı külli nefs-i nâtıka levhidir; buna kader levhi de denir, Dünya seması levhi veya semavi-cüz'i nefs levhi, bu âlemde olan her şey şekli, tarzı ve miktarıyla bu levhe nakş edilirmiştir. Birinci levh âlemin ruhu, ikincisi kalbi, üçüncüsü hayali gibidir. Heyulâ levhi, madde âlemindeki şekilleri kabul eden levhadır (CT;::دو sr). Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Lokma
لقمه) Gıda. Süfilere göre ilhama nail olmak için helal lokma şarttır. Helal lokma yemeyen, melekten gelen ilham ile Seytan’dan gelen vesveseyi ayırt edemez (2K 53). Dervişlerin hayat tarzı bir hırka bir lokma esasına dayanır. | Et lokması lâzım mı doyurmaz mı seni nân Zehr olsun ol lokma Rola pesmande-i dünân | Yazık sana kim eyleyesin hırs u tamahtan | Bir habbe için kendini âlemlere bednam | Rahi Bagdadi |
Meşrep
(4 (مشثى a İçmek, içecek yer, çeşme. b Tabiat, fıtrat. tas. “Tasavvuf veya melamet aslında bir meşreptir,” sözü tasavvuf bir hayat tarzı, bir duyuş ve tutum biçimidir, anlamına gelir. Süfilerin ve melamet ehlinin kendine özgü bazı inanışları ve fikirleri, bunların sonucu olan belli birtakım tutum ve davra- nışları vardır. Süfinin ve melamet ehlinin başkalarından farklı ve kendine özgü bir dünya ve insan anlayışları vardır. Onların meşrebini bu anlayış oluşturur. Derviş meşrep, rind meşrep, Melami meşrep ve Kalender meşrep insanlar doğuş-
Şive
Güzellerin, insanın hoşuna giden ve gönlünü fetheden tavrı; tarz, üslup, işve. tas. Cemal ve Celal tecellileri, ara sıra görülen hafif cezbe )115: SF).
tâgüt
Sözlük anlamı, ber “Sınırı aşmak, çok azgınlık göslar termek, çoğalmak, su taşmak.” dan olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen ve Aüah’m kulları için mel çizdiği sınırlardan saptıran, bayrı, züarmca yaratümışlık üstü komde numunda tutulan varlık anlama. mında terim. “Bakara suresi” dır: nde mealen “... İnkâr Hz. edenlere gelince, onların dostları ine tâgûttur. Onları aydınlıktan alıp kinkaranlığa götürür. İşte bunlar bu cehennemliklerdir.” tarzmda ifatâhâ 632 de edilen bu söz, “tuğyan” olarak da nitelenmiş; Firavun’un tavrı, Nuh kavminin inkârı, Lût kavminin taşkınlığı, Semûd kavminin nankörlüğü buna örnek olarak gösterilmiştir.
Âdâb
Edep kelimesinin çoğulu; dinin ve selim aklın güzel gördüğü davranış kuralları. İbadet, sohbet, yemek, yolculuk, zikir ve tekke hayatının her alanında gözetilen ölçüleri ifade eder. Tasavvufta âdâb yalnız dış biçim değildir. Davranışın niyet, tevazu, kul hakkı ve içtenlikle birleşmesi beklenir. Her yolun kendine özgü uygulamaları bulunabilse de bunlar dinin temel hükümlerini geçersiz kılan bağımsız kurallar sayılmaz.
Konya
Konya · Türkiye · Kendisini “âşıkların önderi” sayan, onu “ruh” Senâî'yi “ruhun iki gözü” olarak niteleyen Mevlânâ'nın şehri; Attâr'ın anlatım tarzı burada geliştirilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ferîdüddin Attâr : Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Nîşâbur’da eczacılık ile telifi birlikte yürüten; aşk, hayret ve fenâ yolculuğunu Mantıku’t-tayr, Musîbetnâme ve Tezkiretü’l-evliyâ gibi eserlerle klasik tasavvuf edebiyatının merkezine yerleştiren sûfî şairdir.
Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri
İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi
Rind ve Zâhid: Dîvân Şiirinde İki Tartışma Tipi
Tip ile tarihî kişi arasındaki sınır Rind ve zâhid, dîvân şiirinde çoğu zaman iki konuşma ve değer biçme tarzıdır. Rind samimiyet, aşk, hoşgörü ve gösterişten kaçınmayla; zâhid ise şiirin polemik dilinde kuru şekilcilik, riyâ veya dar yorumla ilişkilendirilebilir. Bu kullanım her gerçek zâhid veya âlim hakkında tarihî
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 94–100
Muzaffer Ozak Külliyatı · cak mahkûma veya kesilecek kurbana ikrâm çoğalır, ama ansızın bıçak boğazına, ip de boynuna geçiverir. Bunların durumları bu misale benzer. Dikkatle oku tekrar tekrar oku. Allah si
Sayfalar 101–107
Muzaffer Ozak Külliyatı · tan taşa çarpacağız. Fakat yine söylüyoruz ki, faydası yok! Gelin kardeşlerim! Allah yoluna, îmana. Gelin yoldaşlarım! Allah Resûlü, Hak nebî, Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sel
Sayfalar 116–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · la iftihar eden islâm velilerine muhabbet etmektedirler. Evliyâ' ullahın hayat hikâyelerini ve menkıbelerini okuyarak onların ahlâklarıyla ahlâklanmağa heves edenlerin sayısı hergü
Sayfalar 111–116
Muzaffer Ozak Külliyatı · yi, bir çarmıha gerdirdi. Mâşite hatunun iki kızı vardı; biri kundakta, diğeri beş yaşında idi. Firavun, o iki meleği de getirtti, kızlardan büyük olanını, Mâşite'nin karşısında tu
Sayfalar 120–125
Muzaffer Ozak Külliyatı · Iyi Ahlâk Derneği; ayrıca «Fukaraya Yardım Cemiyeti» adı altında bir cemiyet kurarak, buraya verilecek olan, hayırperver zatların yardım ve sadakalarını başka maksat veya menfaatle
Sayfalar 136–143
Muzaffer Ozak Külliyatı · tekrar yanan deriye kavuşamaz. Ruhu hayvanisi ile bu azabı daima duyacaktır. 2) Yanan veya balıklara yem olan cesetlerin, bu âyeti celileye nazaran tekrar tekrar azaba duçar olması
Sayfalar 123–127
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 123 -— şilerin ruhlarını alıp onları sizlerden ayırmak ve onların ölümlerinin acılarını size tattırmakla, meyvalarızı, mahsullerinizi elinizden almakla, yahud nefsinizin meyvası
Sayfalar 128–133
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ben sana şartımı söyledim ve sen de kabul ettin. Zannetme ki ben ilmin başının sabır olduğunu sana şu anda ögretmiş vaziyetteyim. Bilâkis, bunu sana öğretmeye tâ bir sene evvelinde
Sayfalar 141–146
Muzaffer Ozak Külliyatı · Nebisidir. Bütün güzel ahlâklarla, sıfat-ı cemile ile muttasıftır. Ve bütün müttakilerin, salihlerin imamıdır. Bütün meleklerin. peygamberlerin, mü'minlerin sevdiği ve âhirette, ce
Sayfalar 147–152
Muzaffer Ozak Külliyatı · 6 — Kadın, erkeğin akrabasına, kocamın allesi dtye bürmet etmeli, kocasına ait olan her şeyi, kocasını sevdiğl Için sev. melidir. Erkek de, kezâ allesine alt olan her şeyi, allesi