Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-6937- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 256
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>لقمه) Gıda. Süfilere göre ilhama nail olmak için helal lokma şarttır. Helal lokma yemeyen, melekten gelen ilham ile Seytan’dan gelen vesveseyi ayırt edemez (2K 53). Dervişlerin hayat tarzı bir hırka bir lokma esasına dayanır. | Et lokması lâzım mı doyurmaz mı seni nân Zehr olsun ol lokma Rola pesmande-i dünân | Yazık sana kim eyleyesin hırs u tamahtan | Bir habbe için kendini âlemlere bednam | Rahi Bagdadi |</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6398- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 256
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>لقمه) Gıda. Süfilere göre ilhama nail olmak için helal lokma şarttır. Helal lokma yemeyen, melekten gelen ilham ile Seytan’dan gelen vesveseyi ayırt edemez (2K 53). Dervişlerin hayat tarzı bir hırka bir lokma esasına dayanır. | Et lokması lâzım mı doyurmaz mı seni nân Zehr olsun ol lokma Rola pesmande-i dünân | Yazık sana kim eyleyesin hırs u tamahtan | Bir habbe için kendini âlemlere bednam | Rahi Bagdadi |</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12228- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Aslen Arapça olan bu kelime, Türkçe’de de aynı manada kullanılmaktadır. Tekkelerde yemek yedim denmez, onun yerine “lokma ettim” denir. Cur’a, bir ağız dolusu (yudum) suya; lokma, bir ağıza alınacak kadar yiyeceğe denir. Mevlevî tekkelerinde, bir çeşit yemeğe “lokma” adı verilir. Bu; pirinç, et, soğan, nohut, kişniş ve fıstıktan yapılan bir tür pilavdır. Bu pilav, Cuma geceleri veya bazan pazartesi günü pişerdi. Bu pilav için özel bir kazan vardı ki, bu kazanda, lokmadan başka bir yemek pişmezdi. Bu kazan bembeyaz kalaylı olur, Ateşbâz-ı Veli Ocağı denilen özel bir ocak üzerine konarak, içinde pilav pişirilirdi. Yemeğe buyurun demek için, “lokmaya buyurun” ifadesi kullanılırdı. Yemek vaktinin geldiğini, görevli can (derviş), “Hû… lokmaya sala” seslenişiyle duyururdu. Geçimi dar veya herşeyi yeter görüp, fazlaya rağbet etmeyen tok gözlü insanlar için “bir lokma.bir hırkaya talip” denir. Bize bağlı olanı, dünya ve âhirette mahrum bırakmayız anlamında olmak üzere, “lokması boğazımızdan geçen, yabanda kalmaz” denilir. Mevlevî tekkelerinde pilav pişirilmesine, “lokma basmak” tâbiri kullanılır. Yiyecek bir şey olmadığını ifade etmek için ” lokma Hak vere” denilir.</p>
لقمه
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
لقمه) Gıda. Süfilere göre ilhama nail olmak için helal lokma şarttır. Helal lokma yemeyen, melekten gelen ilham ile Seytan’dan gelen vesveseyi ayırt edemez (2K 53). Dervişlerin hayat tarzı bir hırka bir lokma esasına dayanır. | Et lokması lâzım mı doyurmaz mı seni nân Zehr olsun ol lokma Rola pesmande-i dünân | Yazık sana kim eyleyesin hırs u tamahtan | Bir habbe için kendini âlemlere bednam | Rahi Bagdadi |
Tasavvuf Sözlüğü
Aslen Arapça olan bu kelime, Türkçe’de de aynı manada kullanılmaktadır. Tekkelerde yemek yedim denmez, onun yerine “lokma ettim” denir. Cur’a, bir ağız dolusu (yudum) suya; lokma, bir ağıza alınacak kadar yiyeceğe denir. Mevlevî tekkelerinde, bir çeşit yemeğe “lokma” adı verilir. Bu; pirinç, et, soğan, nohut, kişniş ve fıstıktan yapılan bir tür pilavdır. Bu pilav, Cuma geceleri veya bazan pazartesi günü pişerdi. Bu pilav için özel bir kazan vardı ki, bu kazanda, lokmadan başka bir yemek pişmezdi. Bu kazan bembeyaz kalaylı olur, Ateşbâz-ı Veli Ocağı denilen özel bir ocak üzerine konarak, içinde pilav pişirilirdi. Yemeğe buyurun demek için, “lokmaya buyurun” ifadesi kullanılırdı. Yemek vaktinin geldiğini, görevli can (derviş), “Hû… lokmaya sala” seslenişiyle duyururdu. Geçimi dar veya herşeyi yeter görüp, fazlaya rağbet etmeyen tok gözlü insanlar için “bir lokma.bir hırkaya talip” denir. Bize bağlı olanı, dünya ve âhirette mahrum bırakmayız anlamında olmak üzere, “lokması boğazımızdan geçen, yabanda kalmaz” denilir. Mevlevî tekkelerinde pilav pişirilmesine, “lokma basmak” tâbiri kullanılır. Yiyecek bir şey olmadığını ifade etmek için ” lokma Hak vere” denilir.