ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
46 sonuç · “safir”
01Çiştiyye
Horasan'daki Çişt nispetini Muînüddin Hasan Çiştî'nin Ecmîr'de kurumsallaştırdığı; sohbet, semâ, hizmet, misafirperverlik ve hankah ağıyla Güney Asya'nın en etkili tasavvuf yollarından biri.
Akşehirli Abdullah Dede
Akşehirli Abdullah Dede (ö. 968/1560-61), Akşehir yakınında zâviye ve misafirhane kuran, yolcuları ağırlayan ve gelen bağışları aynı gün ihtiyaç sahiplerine dağıtan derviştir.
Boyabatlı Dede Efendi
Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Kadıncık Ana
Kadıncık Ana; Hacı Bektâş-ı Velî'nin Sulucakarahöyük'te misafir olduğu evin sahibi ve Bektaşî geleneğinin en saygın kadın simalarından. Hacıbektaş'taki Kadıncık Ana Evi bugün de ziyaret edilmektedir. Hakkında müstakil tarihî kayıt yok denecek kadar azdır.
Kalburcu Şeyhi Ahmed
Kalburcu Şeyhi Ahmed (ö. 978/1570-71), Kütahya yakınındaki Gırbalcı köyünden çıkan; Merkez Efendi'nin yanında yetişip memleketinde zâviye ve misafir sofrası kuran Halvetî şeyhtir.
Seyyid Fehim Arvâsî
Seyyid Fehîm-i Arvâsî (1241/1825, Arvas – 1313/1895, Arvas); Nakşibendî-Hâlidî şeyhi ve âlim. Seyyid Tâhâ-yı Hakkârî'nin halifesi; 93 Harbi'nde talebeleriyle Doğubayazıt cephesine gitmiş , hac yolunda II. Abdülhamid'in sarayında on iki gün misafir edilmiştir. Soyu Hz. Hüseyin'e ulaşır.
Seyyid Mustafa Yıldız Efendi
Şeyh Seyyid Mustafa Yıldız Efendi Köstendilli Ali Efendi hulefâsındandır. Gerezelidir, orada dergâhı var imiş. Sultan Mahmûd-ı evvelin devrinde İstanbul’a gelerek Sarây-ı Humâyûn’da müsâfir olmuş idi. Bu sırada Şeyh Nasrullah Efendi isminde bir zâtı rü’yâsında görür ve devr-i Fâtih’ten beri medfûn olduğu mahallin mürûr-ı zamân ile ma’rûz-ı tecâvüz olarak elyevm mezbele-gâh bulunduğundan, bundan tahlîsı teklîf eder. O da Bahçekapısı’nda…
Şeyh Hacı Muhammed Rûhî Efendi
İsmâîl-i Rûmî hazretleri, Edirne’yi teşrîf buyurdukları zamân, a’lemü'l-ulemâ ve efkahu’l-fukahâdan Edirne Nakîbü’l-Eşrâfı Mûsâ Efendi merhûmun mahdûmu eş-Şeyh el- Hac Muhammed Rûhî Efendi’ye misâfir olup, kendini irşâda ve konağın vakf ve dergâh edilmesine ma’nevî me’mûr bulunduğunu ifâde eylemiş ve müşârünileyh dahi kemâl-i itâatle derhâl konağını dergâha tebdîl ile, kâffe-i mâl ü menâlini meşîhat ve tevliyeti evlâdına munh
Müsafir
Sefere çıkan, yolcu, mihmân. tas. Düşünüp taşınarak (fikri ve itibarıyla) makullerde sefer yaparak bu geçeden öbür geçeye geçen (iFM). Sefer, Mihmân.
safir
Arap dil bilimide ne özgü bu terim, bazı harflerin den veya seslerin telâffuzu sırasmda ınıshğa benzer bir sesin çıkışı için an kullanılmaktadır.
Atpazarî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Beypazarlı Ali Efendi'nin misafir olarak kaldığı tekkedir. Kuşadalı, anlamını çözemediği bir âyeti burada ona sormuş, aldığı yorum üzerine kendisine intisap etmiştir. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Şeyh Emîn-i Tevfîkî Efendi Dergâhı (Samatya, İmrahor)
İstanbul · Türkiye · Hüseyin Hakkı Baba'nın İstanbul'a geldiğinde misafir olduğu, halifesi Şeyh Emîn-i Tevfîkî Efendi'nin Samatya'da İmrahor'da bulunan dergâhı. Metin dergâhın adını ve tam konumunu vermediği için koordinat verilmemiştir.
Beşir Ağa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Şeyhi Tâhâ el-Harîrî'nin vefatını hac dönüşünde öğrenip İstanbul'a gitmeye karar veren Esad Efendi'nin şehre geldiğinde bir süre misafir olarak kaldığı dergâh. İlişkili kişi dosyası Muhammed Esad Erbîlî : Muhammed Esad Erbîlî (1847–1931), Erbil Hâlidî çevresinden İstanbul’a gelerek Kelâmî ve Selimiye dergâhlarında irşad faaliyetini sürdüren; Cem‘iyyet-i Sûfiyye ile Meclis-i Meşâyih’te görev alan Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, şair ve müelliftir.
Boyabat
Boyabat · Türkiye · Kaynak onu Kastamonu vilâyetine bağlı Boyabat'tan yetişmiş gösterir. İlişkili kişi dosyası Boyabatlı Dede Efendi : Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Halvetiyye’nin Cerrâhiyye kolunun merkezi olan tekke, III. Ahmed tarafından Şeyh Nûreddin Cerrâhî adına yaptırıldı ve 6 Receb 1115’te (15 Kasım 1703) açıldı. Tekke, Nûreddin Cerrâhî’nin türbesini de barındırdığı için hem âsitâne hem pîr makamıdır. Yeniden inşa katmanları Yapı tek bir devrin eseri değildir. Muhsinzâde Mehmed Paşa 1766-67’de tekkeyi yeniledi; 1782 Balat yangınından sonra Seyyid Halil Efendi tarafından yeniden kuruldu. II. Mahmud 1818-19 ve 1835-36’da kapsamlı inşa faaliyetleri yürüttü. Abdülmecid ve II. Abdülhamid dönemlerindeki onarımlar, tevhidhâne-türbe ile harem ve derviş hücrelerinin bugünkü ana düzenini biçimlendirdi. Mekânın işlevi Tevhidhâne, türbe, zâkirler mahfili, selâmlık, harem, meydan ve misafir odaları yalnız zikir icrasını değil; post, musiki meşki, misafir ağırlama ve gündelik tekke hizmetlerini de barındıran bir bütün oluşturuyordu. Tevhidhâne tavanındaki Sultan Mahmud güneşi ve Cerrâhî tacı biçimli bezemeler, yol kimliğinin mimariye yansıyan unsurlarıdır. 1925 sonrasında Tekkelerin kapatılmasından sonra kullanılmayan bölümlerin korunmasında son şeyh ailesinin gayreti belirleyici oldu. Tevhidhâne-türbe 1945’te müze idaresine devredildi ve farklı tarihlerde onarıldı; yapı topluluğu Cerrâhî hafızasının yaşayan ana merkezi olarak varlığını sürdürdü.
Dizfûl
Dizfûl · İran · Şeyh ararken hastalanıp İsmâil Kasrî'nin dergâhında misafir edildiği, semâ sırasında iyileşip ertesi gün intisap ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Necmeddîn-i Kübrâ : Necmeddîn-i Kübrâ, Hârizm’de kurduğu irşad çevresi, yetiştirdiği çok sayıda halife ve seyrüsülûk sırasında nurlar ile renkleri yorumlayan eserleriyle Kübreviyye’ye adını veren sûfîdir.
Gırbalcı zâviyesi
Kütahya · Türkiye · İstanbul'dan memleketine dönünce kendi yaptırdığı ve ikamet ettiği zâviye. Kaynak burada gece gündüz gelen geçene yemek yedirdiğini, sofranın hiç eksik olmadığını, ömrü boyunca hediye, maaş ve sadaka kabul etmeyip çiftçilikle geçindiğini, ürününden misafirlere, ihtiyaç sahiplerine, hatta hayvan ve kuşlara pay ayırdığını kaydeder. Ambarın hiç boşalmaması menkıbesi de bu zâviyeye bağlanır. Yapının bugünkü durumu ve kesin yeri belirtilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Kudüs
Kudüs · Filistin · el-Vesâya'l-Kudsiyye 'yi 825 (1422) yılında burada tamamladı; Zeyniyye'yi Anadolu'ya taşıyacak olan Abdüllatîf el-Kudsî onu burada evinde misafir etti. İlişkili kişi dosyası Zeynüddin el-Hâfî : Zeynüddin el-Hâfî (1356–1435), Horasan’dan Mısır ve Hicaz’a uzanan tahsil hayatının ardından Zeyniyye’yi kuran; halifeleriyle yolu Anadolu ve Rumeli’ye taşıyan Sühreverdî şeyhidir.
Tavîla Dergâhı ve kabri
Halepçe · Irak · Mevlânâ Hâlid'in Şam'a hicretinden sonra Osman et-Tavîlî'nin yerleştiği ve kırk yıl irşad hizmeti yürüttüğü köy; Tavîlî nisbesi buradan gelir. Dergâh aynı anda aşevi, misafirhane, halvethane ve medrese olarak işledi; şöhreti Osmanlı Devleti ve İran'ın her tarafına yayıldı. 1283 Şevvalinin altıncı Salı günü burada vefat etti ve evinin önündeki bahçeye defnedildi; kabri ziyarete açıktır. Köyün kesin konumu doğrulanmadığından koordinat verilmemiştir.
Yıldız Sarayı
İstanbul · Türkiye · Hac yolculuğunda Seyyid Ubeydullah-ı Hakkârî ile birlikte II. Abdülhamid'in daveti üzerine on iki gün misafir edildikleri saray. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/27-1895), Seyyid Tâhâ Nehrî'nin halifesi; Arvâs Medresesi'ni yeniden imar edip ilmî tahsil ile tasavvuf terbiyesini birleştiren âlim ve mürşiddir.
Lâleş (Adî b. Müsâfir)
Duhok · Irak · Irak seyahatinde kabrini ziyaret ettiği sûfîlerden Adî b. Müsâfir'in medfeni. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed el-Bedevî : 596/1200’de Fas’ta doğan, Mekke’de yetişen ve Irak seyahatinden sonra Tantâ’ya yerleşen Ahmed el-Bedevî, Bedeviyye’nin pîridir. Abdül‘âl b. Fakih’in kurumsallaştırdığı irşad halkası, Tantâ’yı Mısır tasavvuf tarihinin başlıca merkezlerinden birine dönüştürmüştür.
Bağdat
Bağdat · Irak · Seyyid Muhammed en-Nattâ'nın misafiri olduğu ve onunla birlikte Anadolu'ya geçtiği şehir. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat
Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.
Kadirî Tekkesinde Hizmet
Şeyhten meydancıya görevler. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâzeliyye’nin İstanbul’daki izi ve Ertuğrul Tekkesi
Muhammed Zâfir el-Medenî, II. Abdülhamid ve geç Osmanlı İstanbul’undaki sınırlı fakat etkili Şâzelî çevresi.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi
Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Tekke Kurumunun Tarihi ve İşlevleri
İlk zâviye anlatılarından Osmanlı tekke düzenine, ıslahat tartışmalarına ve 1925 sonrasına uzanan kurumsal çerçeve
Mevlevîhâneler Ağı: Konya'dan Taşraya
Âsitâne, zâviye, matbah, Mesnevî dersi ve şehirler arası dolaşım
Tarih Sahnesinden Çekilen Yollar Nasıl İzlenir?
Kâzerûniyye ve Zeyniyye örnekleri üzerinden kurum sona erse de kişi, vakıf, yapı ve yer adlarında kalan izleri okuma yöntemi
Ahmed el-Bedevî'nin Vasiyetleri ve Bedevî Âdâbı
Kur'an ve Sünnet Vasiyetlerin ilk ilkesi dinî hayatı Kur'an ve Sünnet ölçüsünde sürdürmektir. Tarikat alâmetleri bu ahlâkî omurganın yerine geçmez. İbadet ve zikir Gece namazı, kalbin Allah'ı anması, murakabe ve tefekkür vurgulanır. Daha sonraki Bedevî çevrelerinde cehrî, ayakta ve oturarak yapılan toplu zikir biçimler
Çiştî Hankahında Mutfak, Misafir ve Hizmet
Açık kapı Hankah yolcu, yoksul, öğrenci, şair ve şehir halkına açık tutuldu. Yemek dağıtımı yalnız yardım değil, eşitlik ve misafirperverlik terbiyesiydi. Fütuh ve mülkiyet İlk şeyhler özel servet biriktirmeye ve saray bağışına mesafeli durdu; kendiliğinden gelen fütuh günlük ihtiyaç ve misafirler için harcandı. Siyasî
Tulûb-i Nevbe: Tekke Mûsikisinde Ritim, Merasim ve Hafıza
Rifâî, Kādirî, Bedevî ve Sa‘dî tekke çevrelerinde görülen nevbe merasimini; kelime, saz, icracı ve kaynak boyutlarıyla ele alan dosya.
Mevlevîhâne Mimarisi ve Dergâh Hayatı
Mevlevîhâneyi yalnız semâ salonundan ibaret görmeden eğitim, barınma, mutfak, ziyaret ve gündelik hayat birimleriyle açıklayan mimari dosya.
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan
Sayfalar 52–58
Muzaffer Ozak Külliyatı · her kim Allah resûlü bildi ve ona iyman etti, gönül verdi, iki cihan saadetine erdi. Hatırıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Resûl-ü zişânı rü'yâsında görmek saadetine erenler
Sayfalar 59–65
Muzaffer Ozak Külliyatı · lallahu aleyhi ve sellem efendimizle müşerref olur. Efendimiz kendisine sorar: — Sana tevdi olunan emaneti neden yerine getirmedin? — Hangi emaneti yâ Resûlallah? — Bağdat'ta alış-
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · meti Muhammede bahş olunacaktır. İbrahim Halil biz ümmeti Muhammede yapılacak iltifatı ilâhiyyeyi rabbinden işitince: «Yarabbi, beni mademki ümmeti Muhammedden kılmadın, hiç olmazs
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 90–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · miyorsun? Kullarım beni dâvet ettiler» diye buyrulduğunda Musa aleyhisselâm, «Böyle bir dâveti zatül uluhiyyetine bildirmege haya ederim» dedi. Allah Sübhanehü «Söyle kullarıma! Cu