HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı, irşadı ve eserleri
İsmâîl-i Rûmî hazretleri, Edirne’yi teşrîf buyurdukları zamân, a’lemü'l-ulemâ ve
efkahu’l-fukahâdan Edirne Nakîbü’l-Eşrâfı Mûsâ Efendi merhûmun mahdûmu eş-Şeyh el-
Hac Muhammed Rûhî Efendi’ye misâfir olup, kendini irşâda ve konağın vakf ve dergâh
edilmesine ma’nevî me’mûr bulunduğunu ifâde eylemiş ve müşârünileyh dahi kemâl-i
itâatle derhâl konağını dergâha tebdîl ile, kâffe-i mâl ü menâlini meşîhat ve tevliyeti
evlâdına munhasır olmak şartıyla vakf ve kendisi dahi mâ-sivâyı terk ve İsmâîl-i Rûmî
hazretlerine intisâb eylemiştir. Tekmîl-i sülûk ve ahz-ı füyûzât-ı mukaddese buyurup,
zamîr-i ilhâm-ı semîri, hakâyık-ı ulûm ve dakâyık-ı fünûnu ârif olarak hulefâ-yı Kâdiriyye
yetiştirmeğe başlamıştır.
Edirne’deki dergâha da “Kâdirî-hâne” derler idi. Yolağzı civârındadır. Rûmî
hazretleri burada, îfâ-yı meşîhatla Rumeli’nin dîger beldelerini teşrîf ve dergâh-ı şerîfin
meşîhatını bâni-i müşârünileyhe tefvîz ve ihâle eyleyerek; onlar dahi otuz sene müddetle
post-nişîn olup, 952/ (1545) târîhinde vedâ'-ı âlem-i fanî eyleyerek, müceddeden inşâ
eyledikleri hânkâhda defn olunmuştur ve ahîren üzerine türbe-i mahsûsa binâ edilmiştir.
Yakın vakte kadar onüçüncü evlâd-ı mükerremleri Ahmed Niyâzî Efendi seccâde-nişîn idi.
1115/(1703) târîhinde Edirne harîk-ı kebîrinde hânkâh-ı mezkûr muhterik olup,
Sultân Ahmed Hân-ı sâlis tarafından müceddeden inşâ ve Sultân Mahmûd-ı sânî ve
Abdülhamîd Hân-ı sânî zamânlarında da, üç dört def'a ta’mîr ve ihyâ olunmuştur.
O zamân Vâli İzzet Paşa merhûmun söylediği târîh:
Kıldı inşâ hânkâh-ı Seyyid Abdü’l-Kâdir’i
Hazret-i Abdü’l-Hamîd Hân ibn-i Hân Abdü’l-Mecîd
Rûh-ı pâkin eyledi hoş-nûd o Gavs-ı A’zam’ın
Ol vekîl-i fahr-ı âlem sâye-i Rabb-i Vahîd
Pîr ü bernâ ezber itsün bu duâyı İzzetâ
Hak teâlâ eyleye ömr-i hümâyûnun mezîd
Tâ ki feyz-efzâ ola gülbâng-ı tevhîd-i Hudâ
Zîb-evreng-i hilâfet olsun ol şâh-ı ferîd
Sâlikâna müjde bu cevher-i cevher-vârda
Yapdı dergâhı cedîden Hazret-i Sultân Hamîd