ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
37 sonuç · “râfi”
01Bedeviyye (Ahmediyye)
Ahmed el-Bedevî’nin Tantâ’daki irşad halkasından doğan, Abdül‘âl b. Fakih tarafından kurumsallaştırılan; Mısır’dan Suriye, Hicaz ve Osmanlı şehirlerine yayılan ana tasavvuf yolu.
Küntiyye / Muhtâriyye
Bekkâiyye'nin Sîdî Muhtâr el-Küntî tarafından ihya edilip Sahra ve Batı Afrika'ya yayılan Kādirî devamı.
Melâmîlik
Melâmîlik, mânevî hâlleri gösterişten koruma, kişinin kendi nefsini itham etmesi ve halk içinde sade bir hayat sürmesi etrafında gelişen tasavvufî tavırdır; tarih boyunca üç ana devre hâlinde incelenir.
Nûriyye Melâmîliği
Muhammed Nûru'l-Arabî'nin on dokuzuncu yüzyılda Rumeli'de geliştirdiği; Nakşibendî eğitim, Ekberî irfan ve Melâmî tavrı tevhid mertebeleri etrafında birleştiren çevre.
Rumeli Gazi-Dervişleri Çevresi
Seyyid Ali Sultan, Otman Baba ve Balkan zâviyeleri etrafındaki erken fetih, yerleşme ve velâyet hafızası.
Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Âşık Çelebi Pîr Mehmed
Seyyid Pîr Mehmed Âşık Çelebi (926/1520-979/1571-72), Rumeli kadılıklarında bulunan; şairleri şehir, meclis ve şahsî gözlemleriyle anlatan Meşâirü’ş-şuarâ’sıyla Osmanlı edebî biyografi yazıcılığının başlıca temsilcisidir.
Bursalı İsmâil Belîğ
Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Ca‘fer es-Sâdık
Ca'fer es-Sâdık (80/699 veya 83/702 – Medine); İsnâaşeriyye'nin altıncı, İsmâiliyye'nin beşinci imamı, Ca'ferî fıkhının kurucusu . Soyu baba tarafından Hz. Ali'ye, anne tarafından Hz. Ebû Bekir'e ulaşır.
Cendel b. Muhammed er-Rifâî
Cendel b. Muhammed er-Rifâî (ö. 675/1276), Rifâiyye’nin Cendeliyye koluna adını veren, Şam’ın kuzeyindeki Menîn’de bulunan türbesi Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî tarafından ziyaret edilen XIII. yüzyıl Rifâî şeyhidir.
Çerkeşî Mustafa Efendi
Çerkeşî Mustafa Efendi (1156/1743 – 1229/1814), Şâbâniyye'nin pîr-i sânî si sayılan Halvetî şeyhi; padişahın “ulemâ ile meşâyih neden anlaşamıyor?” sorusuna birkaç sayfalık bir risâleyle cevap vermiş ve “ihtilâf lafzîdir” hükmüyle iki tarafı uzlaştırmıştır.
Çerkeşîzâde Osman Vehbi Efendi
Çerkeşî Mustafa Efendi’nin oğlu Osman Vehbi Efendi (ö. 1860), Ankara’da yetişip II. Mahmud tarafından İstanbul’a davet edilen; Arap dili, Farsça ve hadis şerhi alanındaki eserleriyle Çerkeşiyye’nin ilim-irşad mirasını sonraki kuşaklara taşıyan âlim-sûfîdir.
Ebû Nasr Abdullah b. Ali es-Serrâc et-Tûsî
Ebû Nasr es-Serrâc et-Tûsî (ö. 378/988), el-Lüma‘ adlı eseriyle erken sûfî mirasını Kur’an, sünnet, makamlar, hâller, semâ ve tasavvufî ıstılahlar etrafında derleyen en önemli klasik müelliflerden biridir.
İbnü'l-Emin Seyyid Mahmüd Kemâl Bey
İbnülemin Mahmud Kemal İnal, son devir Osmanlı devlet adamları, şairleri, hattatları ve mûsikişinasları üzerine hazırladığı büyük biyografi külliyatıyla kültür tarihinin temel kaynaklarını meydana getirdi.
Karaçı Sa‘dîzâde Mehmed Efendi
Karaçı Sa‘dîzâde Mehmed Efendi (ö. 1009/1601), babası Karaçı Sa‘dî’nin yanında yetişmiş; Seyitgazi’den Tebriz, Nahcıvan ve Gence’ye uzanan görev hattının sonunda yol kesiciler tarafından öldürülmüş Osmanlı âlimidir.
Konrapalı Muslihuddin Efendi
Konrapalı Muslihuddin, Hayreddin-i Tokadî tarafından irşadla görevlendirilen; yol üzerindeki Şa‘bân-ı Velî buluşması ve tevazu imtihanıyla Şâbâniyye hafızasında yer alan Halvetî şeyhidir.
râfi
Hadis biliminde, m’in bir hadisi “merfû” (bk. bu mad nnet de) olarak rivayet eden kimse. dilr’in rağbet ve rehbet a. (c^j j cuij bk. [Ar.] tas. “Arzu etme, ihlâs ile, C. yalvarıp yakarma.” anlamındaki “rağbet” sözü üe “Korkma, çekinme, endişelenme.” anlammnde, daki “rehbet” sözünün oluştur nisduğu bu terim, Allah’ı arzulama rma ve O’ndan çekinme kaygısı ola nan rak tasavvuf ehli arasmda kul lanılmaktadır. Bu söz, “havf ü. b. recâ, kabz ü bast, heybet ü tan üns” gibi benzer yapıda kulla an nımlara eşdeğerde görülmüştür bk. Bazı sûfîler, “rağbef’i recadan daha güçlü bir ümit hâli olarak nitelemişler; “rehbet”i de amrecanın neticesi olarak görmüş Ebû lerdir. eriden râh a. (»IJ [f.] Yol, iz, tarik. 2. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Meslek, uğraşı, usul, ayin. amı § tam. râh-ı adem a. Çat «IJ ar Yokluk, ölüm. ü’lrâh-ı aşk a. (y^. »IJ Aşk ve mlesevda yolu. mürâh-ı bekâ a. (lı »IJ Ebedî celyol, ölümsüzlük yolu. ân-ı edil râh-ı cennet a. (oia. »Ij) Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem râh-ı gül-dâr 558 râh-ı gül-dâr a. (jUS JJ 1. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Zaman. 2. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Hayat. 3. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu. Dünya. râh-ı gürîz a. (j.> JJ Kaçış yolu. râh-ı hakk a. (jp. JJ Hak yolu, doğru yol, Allah yolu. râh-ı kehkeşân a. (jLi^ »IJ astr. Samanyolu.
râfiza
Bir fikrî toplulukt veya cemaatten ayrılan fırka lammda kelâm terimi. 2. Râfizî Râfizî
Abdu’r-Râfi’
er-Râfi’, yücelten demektir. Her şeyin üzerinde yükselen kula, Abdu’r-Râfi’ denir. O’nun ona nazarı, siva (diğer) ve gayr (başka)’ın nazarı iledir. Dereceleri yükselten, Hak ile kaim olmasından dolayı, nefsini kendi rütbesinden yukarı kaldırır. Durum bunun tersine de olabilir. Zira, el-Hâfıd isminin mazhariyeti sebebiyle, ilki, sırf adem (yokluk) hâlinde gördüğü için, her şeyi alçaltın İkincisi de, kendisinde olan er-Râfî’ isminin tecellîsi ile gördüğü her şeyde, Hakk’ı yükseltir. Bana (el-Kâşânî’ye) göre, bu, daha doğrudur. Zira arif, sıfatlanmak üzere rahmeti ister, böylece acınan (merhum) değil, acıyan (rahîm) olur. Zira âsînin rahmetten olan payı, budur. Kur’an’da iki yerde geçer.
Râfi' (er-Râfi')
Esmâ-i hüsnâdan. Allahü teâlânın güzel isimlerinden. Mü'minlerin ve evliyânın derecelerini yükselten ve huzûrunda başlarını kaldırarak pak cemâline bakmak ile mertebelerini yükselten. Er-Râfi' ism-i şerîfini söyleyen, zâlimlerin zulmünden emin olur. Beş yüz kerre söyliyenin maddî mânevî ihtiyâcı giderilir. (Yûsuf Nebhânî)
Bursa
Bursa · Türkiye · Mahrûsa-i Bursa'dan zâhir olduğu kaydedilir; ilk medresesi olan Köpüklü Medresesi de “maskat-ı re'si” (doğum yeri) olan bu şehirdedir. İlişkili kişi dosyası Dıhkî Mustafa Efendi : Bursalı Dıhkî Mustafa Efendi (ö. Zilhicce 1135/Eylül-Ekim 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alarak Bursa’daki Köpüklü, Esediyye, Sarrâfiyye ve Molla Fenârî medreseleriyle İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde görev yapan Osmanlı âlimidir.
Sultaniye Medresesi
Bursa · Türkiye · 937'de İsrâfilzâde Fahreddin Efendi'nin yerine müderris olduğu medrese. İlişkili kişi dosyası Samsûnîzâde Ahmed Efendi : Samsûnîzâde Ahmed Efendi (ö. 978/1570), köklü bir ilmiye ailesinden yetişmiş; Bursa, Edirne, İstanbul ve Halep kadılıklarıyla geniş teftiş görevlerinde bulunmuş Osmanlı âlimidir.
Molla Fenârî Medresesi
Bursa · Türkiye · 1128 Ramazan'ının 5. günü Menteşzâde Mehmed Efendi'nin yerine, dâhil hareket-i misliyyesi itibarıyla bu Bursa medresesine nakledildi. İlişkili kişi dosyası Dıhkî Mustafa Efendi : Bursalı Dıhkî Mustafa Efendi (ö. Zilhicce 1135/Eylül-Ekim 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alarak Bursa’daki Köpüklü, Esediyye, Sarrâfiyye ve Molla Fenârî medreseleriyle İnegöl İshak Paşa Medresesi’nde görev yapan Osmanlı âlimidir.
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 90–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · miyorsun? Kullarım beni dâvet ettiler» diye buyrulduğunda Musa aleyhisselâm, «Böyle bir dâveti zatül uluhiyyetine bildirmege haya ederim» dedi. Allah Sübhanehü «Söyle kullarıma! Cu
Sayfalar 96–103
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 96 _ yaklaştığında mübarek bir zatın kendisine havzı nebiyden bir kâse doldurup uzattığında «Kimsiniz?» diye sorar. O zatı muhterem de «Ben ol kişiyim ki, Resûlü-Ekreme büyüklerd
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 178–192
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym Lâ ilâhe illâllahü adede habbâtihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hayatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede hasatihi.. Lâ ilâhe illâllahü adede kelimatihi.. Lâ
Sayfalar 248–262
Muzaffer Ozak Külliyatı · illâ hüver-Rahman-ür-Rahiym.. Hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüvel-melik-ül kuddüs-üs selâm-ül mü'min-ül müheymin-ül aziz-ül cebbâr-ül mütekebbirü hüvallahül-hâlik-ül bâri-ül musavvi
Sayfalar 275–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · hayret ve durgunluk verecek şekilde halk ve icat eden Aliahim... Ey daima diri, mahlükatının korunup kollanmasına kaim, ey celâl, azamet ve ikram sahibi Allahim... Ulûhiyyetinin az
Sayfalar 311–325
Muzaffer Ozak Külliyatı · 000. vel-mürseliyne vel-Evliyâ'i ves-sâlihiyne ve al âmelâ'iketike vel-mukarrebiyne ve alâ ehl-i tâ'atike ema'iyne min ehl-is-semâvati ve ehl-il aradiyne rıdvanullahi teâlâ alâ âl-
Sayfalar 365–372
Muzaffer Ozak Külliyatı · pacaklarını bilemeyen, akılları hayrette kalanlar kimlerdir? diye sordum. Bana: — Onlar, Ümmet-i Muhammed'den âsi ve günahkâr olanlardır, hesaplarının görülmesini bekliyorlar, dedi
Sayfalar 347–353
Muzaffer Ozak Külliyatı · VII. Kimseye zulmettin mi? Zulmettiğin kimselerle helâllaştın mı? Bu mevkiflerde bu sorular sorulurken, Rahmeten lil-âlemiyn olan sevgili peygamberimiz: — YÂ RAB!.. SELLİM, SELLİM
Sayfalar 469–476
Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s