İrşad III · kaynak sayfaları 365–372 pacaklarını bilemeyen, akılları hayrette kalanlar kimlerdir? diye sordum. Bana: — Onlar, Ümmet-i Muhammed'den âsi ve günahkâr olanlardır, hesaplarının görülmesini bekliyorlar, dedi. — Mahşer meydanı yalnız burası mı? Başka makam yokmu- diye sordum. Bana: — Vardır, dedi. Gel seni Enbiya'nın bekleştiği yere götüreyim. Birlikte, başka bir yere gittik. Orası, arz ile sema arası kadar geniş bir yerdi, dümdüzdü. Zemini o kadar beyazdı ki. gözlerim kamaştı. Her tarafta, kumlar kadar çok kürsüler konulmuştu. Daha gerilerde de yine nurdan sayılamayacak ka dar çok kürsüler bulunuyordu. Bütün kürsülerin tam ortasında, mevcut diğer kürsülerden çok daha yüksek bir kürsü daha görünüyordu. Bu kürsüden etrafa güneş gibi ziya saçılıyordu. Insan, o kürsüye bir dakika baksa gözleri kamaşıyor ve güzelliğine hayran kalıyordu. Ilk kürsülerde oturanların Enbiyâ'ullah ve diğerlerinde oturanların da Evliyâ'ullah olduklarını, beni oraya götüren zat haber verdi. Enbiyâ ve evliyâ, dua eder gibi ellerini kaldırmış, başlarını arş-1 âlâya çevirmişlerdi. Ortadaki,…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.