Ara
Menü

Çerkeşî Mustafa Efendi

Çerkeşî Mustafa Efendi (1156/1743 – 1229/1814), Şâbâniyye'nin pîr-i sânî si sayılan Halvetî şeyhi; padişahın “ulemâ ile meşâyih neden anlaşamıyor?” sorusuna birkaç sayfalık bir risâleyle cevap vermiş ve “ihtilâf lafzîdir” hükmüyle iki tarafı uzlaştırmıştır.

Doğum
1743
Vefat
1814
Unvan
Şâbâniyye-Çerkeşiyye pîri ve Risâle fî tahkīki’t-tasavvuf müellifi
Temalar
Şâbâniyye, Nasûhiyye, Çerkeşiyye, pîr-i sânî, şeriat-tarikat bütünlüğü, irşad, Melâmet, halifeler ve Çerkeş

Doğumu ve vefat tarihi meselesi

Çankırı'nın Çerkeş ilçesinde doğdu. Kaynaklarda doğum tarihi ve hayatı hakkında fazla bilgi yoktur; ölüm tarihiyle ilgili bilgiler de farklıdır. Hüseyin Vassâf “Oldu şeyh vâsıl-ı cânân yâhû” mısraını kaydederek 1224 (1809), Sâdık Vicdânî ise kaynak göstermeden 1229 (1814) tarihini verir.

Son araştırmalar Sâdık Vicdânî'yi doğrulamıştır: müridi olduğu tesbit edilen Âkif Paşa'nın bir manzumesinde şeyhinin yetmiş üç yaşında öldüğü söylenir ve tarih olarak “Hû deyip firdevs-i vasla erdi pîrim Mustafâ” mısraı kaydedilir. Buradan 1229'da vefat ettiği, yetmiş üç yıl yaşadığına göre 1156'da (1743) doğduğu anlaşılmaktadır.

Türbesi Çerkeş'te kendi adıyla anılan caminin içindedir.

Silsilesi

Safranbolu'ya bağlı büyükçe bir köy olan Zora'da yetişen Halvetî-Şâbânî şeyhi Mehmed Efendi'ye intisap etti ve ondan hilâfet aldı.

Silsilesi Zoralı Şeyh Mehmed, Mudurnulu Şeyh Abdullah Rüşdü, Şâbâniyye'nin Nasûhiyye kolunun kurucusu Mehmed Nasûhî Üsküdârî ve Karabaşiyye kolunun kurucusu Karabaş Velî vasıtasıyla tarikatın pîri Şeyh Şâbân-ı Velî'ye ulaşır. Şâbâniyye mensuplarınca tarikatın ikinci kurucusu anlamında pîr-i sânî unvanıyla anılır.

Padişahın sorusu

Baş tarafında, ulemâ ile tarikat mensupları arasındaki ihtilâfın mahiyeti ve çözüm yolları hakkında devrin padişahı tarafından yöneltilen sorulara cevap olarak kaleme alındığı kaydedilen birkaç sayfalık Türkçe risâlesi — Risâle fî tahkīki't-tasavvuf — şöhretinin İstanbul'da saraya kadar ulaştığını gösterir. Risâlede adı geçmemekle birlikte söz konusu padişah muhtemelen II. Mahmud'dur.

Bu soruların cevabının Çerkeş'teki bir şeyhten istenmesi, onun ilim ve irfanının seviyesini ve şöhretinin yaygınlığını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Buna karşılık bir süre İstanbul'da ikamet ettiği görüşü, risâlenin başında padişaha gönderildiği açıkça kaydedildiğine göre bir varsayımdan ibarettir. II. Mahmud'un Kastamonu'daki Tahmisçioğlu isyanını bastırmak için şeyhin nüfuzundan yararlanmak amacıyla soruları sormuş olabileceği iddiası ise risâlenin muhtevasına göre çok uzak bir ihtimaldir.

Risâlenin fikri: üç tecellî, üç bâtıl fırka

Ona göre tarikat mensuplarının ulaşmaya çalıştıkları yol üç hâlden ibarettir: fiil, sıfat ve zât tecellîleri (tecellî-i ef'âl, tecellî-i sıfât, tecellî-i zât).

Bu üç tecellîye mazhar olanlar zâhiren üç bâtıl fırkaya benzerler: fiil tecellîsi sahipleri Cebriyye'ye, sıfat ve zât tecellîsi sahipleri Hulûliyye ve İttihâdiyye'ye. Ancak bu hâllerin tecelli ettiği sûfîlerin cebir, hulûl ve ittihâd fikirleriyle hiçbir ilgisi yoktur.

Ayırt etmenin tek ölçüsü şerîat-ı Muhammediyyedir. Şeriattan ayrılmamak şartıyla bu hâllerden bahseden sûfînin sözleri ilâhî sır ve hikmetlerden ibarettir; ondan zuhur eden olağan üstü hâller kerametdir. Ancak keramet göstermek Allah, peygamber ve mürşid katında makbul değildir; çünkü edebe aykırıdır. Buna karşılık şeriata aykırı en ufak bir harekette bulunan sûfî sapıktır; sözleri ilhâd ve ifsat, hâlleri sihir ve istidrâcdır.

Melâmîler hakkındaki görüşü

Risâlenin devamı, şeyhten Melâmîler'le ilgili görüşünün de sorulduğu kanaatini verir. Çerkeşî'ye göre halkın ve anlayışsız zâhir ulemâsının hakikatini kavrayamadığı Melâmî büyükleri dikkatle incelendiğinde şeriata ters düşen hiçbir hâlleri olmadığı görülür.

Hâllerini gizlemeyi sevdiklerinden, şeriatın zâhirine aykırı gibi görünen söz ve davranışlarla kendilerini halkın ilgi odağı olmaktan çıkarmayı tercih eden Melâmîler kâmil insanlardır; fakat kemale erdirici değildirler. Kendileri râşid olup mürşid olamazlar; onlardan dua istemek ve irşad talep etmek doğru değildir, çünkü tâlibi şüpheye sevkedebilirler — halbuki irşad şüpheye düşürmek değil şüpheyi gidermektir.

İrşad ve mürşid tarifi

Ona göre irşad, Allah'ın kulunu kendine cezbedip kemale eriştirdikten sonra tekrar beşeriyet makamına döndürmesidir. Mürşid ise kâfiri küfürden imana, halkı mâsiyetten ibadete, havassı mâsivâdan ilâhî vuslata davet etmekle Allah'ın görevlendirdiği ve bu konuda kendisine halifelik verdiği kişidir.

Peygamberler de birer mürşiddir; mürşid peygamber ise bu göreve “nübüvvet-i ta'rîfiyye” adı verilir. Peygamberler şeriatın hükümlerini ümmetleri üzerinde uygulamakla yükümlü olduğu gibi mürşidler de zikir, evrâd ve halvet gibi tarikatlarının gereklerini müridlerine uygulatmakla görevlidirler.

“İhtilâf lafzîdir”

Dinin koruyucusu olan ulemâdan nefret edip sûfîlik iddiasında bulunmanın, tarikat ile şeriatı birbirinden farklı şeyler gibi göstermenin, ulemâ ile meşâyihin üzerinde birleştiği taat, riyâzet ve mücâhedeyi terketmenin sapıklık olduğunu söyler. Ona göre ulemâ da bu sahte sûfîlerle gerçek sûfîleri ayırt etme gayretini göstermeden aleyhte risâleler yazmış, sûfîler de karşılık vermiştir.

Son sözü şudur: ulemâ ile meşâyih arasındaki ihtilâf lafzîdir; aralarında mânada ve özde ihtilâf yoktur.

Bu uzlaştırıcı tavır ulemâ üzerinde tesirini gösterdi: Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey ve Şeyhülislâm Mehmed Sâdeddin Efendi, devrin tanınmış âlimlerinden Mehmed Zihni Efendi ve kelâmcı Abdüllatif Harpûtî onun tarikatına intisap etmişlerdir.

Halifeleri ve yayılma

On üç veya on bir halifesi olduğu kaydedilir; ancak ancak altısının adı ve kimliği tesbit edilebilmiştir: Beypazarlı Ali, Geredeli Halil, Mustafa Safî, Semerci Şeyh İbrâhim, Tiritzâde Hüseyin ve Ahmed Nûri Baba.

Bu halifelerin faaliyetiyle Çerkeşiyye Batı Karadeniz, başta Ankara ve çevresi olmak üzere Orta Anadolu, İstanbul ve Balkanlar'da yayıldı.

Beypazarlı Ali Efendi, Çerkeşî'nin emrine uyarak ölümünün hemen ardından İstanbul'a gitti ve Şeyhülislâm Dürrîzâde Abdullah Efendi tarafından Fındıkzade'deki Beşikçizâde Dergâhı şeyhliğine tayin edildi. Yetiştirdiği tek halife Kuşadalı İbrâhim Efendi'dir; tekke, tâc ve hırka gibi geleneksel unsurları reddeden fikir ve uygulamalarıyla Türk tasavvuf tarihinde çok önemli bir yer tutar. Tarikata Melâmetî bir hüviyet kazandıran Kuşadalı'nın silsilesi Mehmed Tevfik Bosnevî ve “Fâtih türbedarı” Ahmed Amiş Efendi vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır.

Geredeli Halil Efendi ümmî bir zattı; II. Mahmud tarafından İstanbul'a davet edilmiş, amellerin niyetlere göre olduğunu ifade eden hadise verdiği mânalar padişahı ve huzurda bulunanları hayrete düşürmüş, büyük iltifat görmüştür. Türbesi Gerede'de Aşağı Tekke Camii'nin bahçesindedir.

Son halifesi, Hacı Bayrâm-ı Velî soyundan gelen şair Ahmed Nûri Baba'dır; Çerkeşî'ye intisap edip halifesi olmuş, ancak Melâmetî tavra sahip olduğundan irşad faaliyetinde bulunmamıştır.

Çerkeşîzâdeler

Mehmed, Mesud ve Osman Vehbi adlı oğulları kendisinden sonra irşadı sürdürüp birçok mürid ve halife yetiştirdiler. Osman Vehbi Efendi'nin (ö. 1277/1860) soyundan İstanbul'da Çerkeşîzâdeler adı verilen bir ulemâ ailesi meydana geldi. Ankara'ya yerleşip şehrin tanınmış âlimlerinden biri olan Osman Vehbi Efendi'yi II. Mahmud İstanbul'a davet etmiş ve kendisine İstanbul ruûsu verilmiştir.

Torunu Mehmed Tevfik Efendi Beşiktaş, Halep, Çankırı, Bursa, Balıkesir ve Mısır mevleviyetlerinden sonra Medine kadısı olmuş; Rumeli kazaskerliği muavinliği, Meclis-i Meşâyih Nezâreti reisliği ve şeyhülislâmlığın Meclis-i Müellefât Encümeni başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1893'te vefatında Şâbânî-Çerkeşî tekkesi olan Aksaray Sofular'daki Ekmel Dergâhı'na defnedilmiştir.

Bir başka torunu Halil Hâlid Bey (ö. 1934) Mekteb-i Hukuk'u bitirdikten sonra gittiği İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde Türk dili ve edebiyatı hocalığı yapmış; edebiyat, tarih, dış politika ve iktisat alanlarında dikkate değer eserler yazmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç10 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Vefat tarihini çözen mısra

Müridi Âkif Paşa'nın manzumesinden çıkarılan doğum ve ölüm yılları.

Metni gösterMetni daralt

Ölüm tarihi kaynaklarda 1224 (1809) ve 1229 (1814) olarak farklı verilir. Müridi olduğu tesbit edilen Âkif Paşa'nın bir manzumesinde şeyhinin yetmiş üç yaşında öldüğü söylenir ve tarih olarak “Hû deyip firdevs-i vasla erdi pîrim Mustafâ” mısraı düşürülür.

Çerçeve. Ebced hesabı bu mısradan 1229'u verir; yetmiş üç yıl geri sayılınca doğum yılı 1156 (1743) olarak çıkar. Hayatı hakkında neredeyse hiç bilgi bulunmayan bir şeyhin künyesi, bir müridin şiirinden kurtarılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nihat Azamat, s. 330 (Âkif Paşa'nın manzumesinden).
BİYOGRAFİK KAYIT

Çerkeş'ten saraya giden cevap

Padişahın ulemâ-meşâyih ihtilâfını taşra şeyhine sorması.

Metni gösterMetni daralt

Risâlenin baş tarafında, ulemâ ile tarikat mensupları arasındaki ihtilâfın mahiyeti ve çözüm yolları hakkında devrin padişahı tarafından yöneltilen sorulara cevap olarak yazıldığı kaydedilir; söz konusu padişah muhtemelen II. Mahmud'dur.

Çerçeve. Bu soruların İstanbul'daki ulemâ ve meşâyihe sorulup sorulmadığı tesbit edilememiştir; kesin olan, cevabın Çerkeş'teki bir şeyhten istenmiş olmasıdır. Kaynak bunu ilim ve irfan seviyesinin ve şöhretinin yaygınlığının delili sayar. Risâlenin bir süre İstanbul'da yaşadığını gösterdiği iddiası ise dayanaksızdır: metnin başında padişaha gönderildiği yazılıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf.
BİYOGRAFİK KAYIT

Camiye asılan risâle

Metnin sülüs hatla levhaya yazılıp türbesinin camisine asılması.

Metni gösterMetni daralt

Risâle fî tahkīki't-tasavvuf birkaç defa basılmakla kalmamış, 48,5 × 34,5 cm ebadındaki bir levhaya sülüs hatla yazılarak türbesinin bulunduğu camiye asılmıştır.

Çerçeve. Birkaç sayfalık bir metnin duvara asılabilecek kadar kısa, buna karşılık şeriat-tasavvuf ilişkisi gibi asırlık bir meseleyi kapatacak kadar iddialı olması, eserin kendine has yerini anlatır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Çerkeşî Mustafa Efendi”, c. 8, s. 272-275.
BİYOGRAFİK KAYIT

Ümmî halifenin hadis yorumu

Geredeli Halil Efendi'nin padişahı hayrete düşürmesi.

Metni gösterMetni daralt

Tanınmış halifelerinden Geredeli Halil Efendi ümmî bir zattı. II. Mahmud tarafından İstanbul'a davet edilmiş; amellerin niyetlere göre olduğunu ifade eden hadise verdiği mânalar padişahı ve huzurda bulunanları hayrete düşürmüş, büyük iltifat ve takdire mazhar olmuştur.

Çerçeve. Aynı padişahın Çerkeşî'den ulemâ-meşâyih meselesini sorması ile ümmî halifesini huzura kabul etmesi, aynı ilginin iki yüzüdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Çerkeşî Mustafa Efendi”, c. 8, s. 272-275.
BİYOGRAFİK KAYIT

İrşaddan çekilen halife

Ahmed Nûri Baba'nın melâmetî tavrı sebebiyle irşad etmemesi.

Metni gösterMetni daralt

Adı ve kimliği tesbit edilebilen son halifesi, Hacı Bayrâm-ı Velî soyundan gelen şair Ahmed Nûri Baba'dır (ö. 1263/1847). Şeyh Halil Baba'nın oğlu olan Nûri Baba, babasının ölümünden sonra Çerkeş'e gidip Mustafa Efendi'ye intisap etmiş ve halifesi olmuş, ancak Melâmetî tavra sahip olduğundan irşad faaliyetinde bulunmamıştır.

Çerçeye. Çerkeşî'nin risâlesindeki hüküm burada canlı bir örnek bulur: Melâmîler kâmil insandır fakat râşidtir, mürşid değildir. Halifesi kendi hakkında aynı kararı vermiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Fatîn, Tezkire, s. 420.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Risâle fî tahkīki't-tasavvuf

Şeriat-tasavvuf ilişkisini birkaç sayfada çözen risâle.

Metni gösterMetni daralt

Bilinen tek eseridir: birkaç sayfalık Türkçe bir risâle. İslâm toplumunda tarih boyunca önemli bir problem teşkil eden şeriat-tasavvuf ilişkisini inceleyip açık ve net bir şekilde ortaya koyar.

Birkaç defa basılmıştır: 1290'da Sergüzeşt ve Tarîkatnâme-i Pîrân ve Meşâyih-i Halvetiyye'nin sonunda, 1300'de Yûsuf Halvetî'nin Tenbîhü'l-gabî'siyle birlikte, 1331'de Eskişehir'de. Ayrıca sülüs hatla levhaya yazılıp türbesinin bulunduğu camiye asılmıştır. İlmî neşri Abdulkerim Abdulkadiroğlu tarafından yapılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu, AÜİFD, XXVIII, s. 344-348; ayrıca İstanbul 1290, 1300; Eskişehir 1331.
TARİHÎ KAYIT

Çerkeşîzâdelerin eserleri

Oğlu Osman Vehbi ve torunu Mehmed Tevfik'in telifleri.

Metni gösterMetni daralt

Oğlu Osman Vehbi Efendi'nin II. Mahmud için kaleme aldığı el-Hısnü'l-hasîn ve Tasrîfâtü'l-Fârisiyye basılmıştır.

Torunu Mehmed Tevfik Efendi'nin dokuz eseri yayımlanmıştır: Gāyetü'l-beyân fî ilmi'l-mîzân, Hediyyetü's-sıbyân, Divançe, Kasâid-i Tevfîk, Levâyihu'l-kudsiyye, Behcetü't-tarf fî ilmi's-sarf, Meziyyet-i İslâmiyye, Miftâhu'l-akāid ve Şerh-i Akāid-i Nesefî Tercümesi'ndeki Hatalara Dair Risâle.

Bir taşra şeyhinin birkaç sayfalık risâlesinden, üç kuşakta bir ulemâ ailesi ve Cambridge'de ders veren bir fikir adamı (Halil Hâlid Bey) çıkmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Osman Vehbi, el-Hısnü'l-hasîn ve Tasrîfâtü'l-Fârisiyye; Mehmed Tevfik Efendi'nin basılmış dokuz eseri.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Üç tecellî

Tecellî-i ef'âl, tecellî-i sıfât, tecellî-i zât.

Metni gösterMetni daralt

Ona göre tasavvuf yolu üç hâlden ibarettir: fiil tecellîsi, sıfat tecellîsi ve zât tecellîsi. Sâlik sırasıyla Allah'ın fiillerini, sonra sıfatlarını, sonra zâtını müşahede eder.

Risâlenin özgün yanı, bu üç makamın dışarıdan üç bâtıl fırkaya benzediğini teslim etmesidir: fiil tecellîsi sahibi Cebriyye'ye, sıfat ve zât tecellîsi sahipleri Hulûliyye ve İttihâdiyye'ye benzetilebilir. Benzerlik zâhirîdir; ayırt eden ölçü şeriattır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf.
TARİHÎ KAYIT

Keramet göstermenin edebe aykırılığı

Keramet gerçektir, fakat sergilenmesi makbul değildir.

Metni gösterMetni daralt

Şeriattan ayrılmamak şartıyla bu hâlleri yaşayan sûfîden zuhur eden olağan üstü hâller keramettir. Fakat Çerkeşî bir kayıt düşer: keramet göstermek Allah, peygamber ve mürşid katında makbul değildir; çünkü edebe aykırıdır.

Buna karşılık şeriata aykırı en ufak bir harekette bulunan sûfî sapıktır: sözleri ilhâd ve ifsat, hâlleri sihir ve istidrâctır. Aynı olağan üstülük, şeriata uygunluğa göre keramet veya istidrâc olur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf.
TARİHÎ KAYIT

Râşid ve mürşid

Kâmil olmak ile kemale erdirmek arasındaki fark.

Metni gösterMetni daralt

Melâmî büyükleri, hâllerini gizlemeyi sevdiklerinden zâhire aykırı görünen söz ve davranışlarla kendilerini halkın ilgisinden çıkarırlar. Çerkeşî'ye göre bunlar kâmil insanlardır; fakat kemale erdirici değildirler — kendileri râşidtir, mürşid olamazlar.

Bu yüzden onlardan dua istemek ve irşad talep etmek doğru değildir: tâlibi şüpheye sevkedebilirler, oysa irşad şüpheye düşürmek değil şüpheyi gidermektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf.
TARİHÎ KAYIT

Nübüvvet-i ta'rîfiyye

Peygamberin mürşidlik yönüne verilen ad.

Metni gösterMetni daralt

Mürşid, kâfiri küfürden imana, halkı mâsiyetten ibadete, havassı mâsivâdan ilâhî vuslata davet etmekle Allah'ın görevlendirdiği ve kendisine halifelik verdiği kişidir. Peygamberler de birer mürşiddir; mürşid peygamber olduğunda bu göreve “nübüvvet-i ta'rîfiyye” denir.

Buradan bir sorumluluk çıkar: peygamberler şeriatın hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğu gibi mürşidler de zikir, evrâd ve halvet gibi tarikatlarının gereklerini müridlerine uygulatmakla görevlidirler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf.
TARİHÎ KAYIT

Pîr-i sânî

Tarikatın “ikinci kurucusu” sayılması.

Metni gösterMetni daralt

Şâbâniyye mensuplarınca tarikatın ikinci kurucusu anlamında “pîr-i sânî” unvanıyla anılır.

Unvanın karşılığı somuttur: halifeleri sayesinde Çerkeşiyye Batı Karadeniz, Orta Anadolu, İstanbul ve Balkanlar'a yayılmış; kolun içinden Kuşadalı İbrâhim Efendi çıkarak tarikata Melâmetî bir hüviyet kazandırmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Çerkeşî Mustafa Efendi”, c. 8, s. 272-275.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİZoralı Hacı Muhammed EfendiÇerkeşî Mustafa Efendi, Zoralı Hacı Mehmed Efendi’ye intisap edip ondan hilâfet aldı.ÖNCEKİ HALKAÜsküdarlı Mehmed NasûhîNasûhiyye'den doğan Çerkeşiyye kolu ona nisbet edilir (ö. 1229/1813-14).ÖNCEKİ HALKAKuşadalı İbrâhim EfendiSilsilede mürşidi Beypazarlı Ali Efendi'nin bir üstündeki halkadır; Halvetî-Şâbânî tarikatının Çerkeşiyye kolunun pîridir. Melâmete dair bir risâlesinin bulunması, Kuşadalı'nın melâmetî tavrının kaynağı olarak değerlendirilmiştir.HOCASI / ŞEYHİBeypazarlı Hacı Ali EfendiŞâbâniyye mensuplarınca "pîr-i sânî" unvanıyla anılan Çerkeşî Mustafa Efendi'nin on üç yahut on bir halifesinden biridir; bu halifelerden ancak altısının (Beypazarlı Ali, Geredeli Halil, Mustafa Safî, Semerci Şeyh İbrâhim, Tiritzâde Hüseyin, Ahmed Nûri Baba) adı ve kimliği tesbit edilebilmiştir. Ahmed Âmiş Efendi çevresinde derlenen menkıbelerde "hulefâsının en güzîdeleri" olarak Geredeli Hacı Halil Efendi ile Beypazarlı Şeyh Ali Efendi anılır; şeyhi hastalığı ağırlaşınca tacını ona vermiştir.AİLE / NESEPÇerkeşîzâde Osman Vehbi EfendiOsman Vehbi Efendi, Çerkeşî Mustafa Efendi’nin oğlu; ilmî ve irşad mirasını sürdüren Çerkeşîzâdeler ailesinin başlıca halkasıdır.TALEBESİ / HALİFESİBeypazarlı Hacı Ali EfendiBeypazarlı Hacı Ali Efendi, Çerkeşî Mustafa Efendi’nin müridi ve halifesidir; onun emriyle İstanbul’a giderek Beşikçizâde Dergâhı’nda irşad hizmeti yürüttü.TALEBESİ / HALİFESİGeredeli Hacı Halil EfendiGeredeli Hacı Halil, Çerkeşî Mustafa Efendi'nin halifesi ve Halîliyye kolunun kurucu halkasıdır.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Hacı Halil EfendiÇerkeşli Mustafa Efendi’nin önde gelen halifesi; Halîliyye devamıAİLE / NESEPÇerkeşşeyhizâde Mehmed Tevfik EfendiÇerkeşî Mustafa Efendi, Mehmed Tevfik Efendi’nin dedesidir; bu nesep fiilî post halifeliği anlamına gelmez.TALEBESİ / HALİFESİHacı Mehmed Emin EfendiÇerkeşî Mustafa ilk mürşididir; eğitim onun vefatından sonra Geredeli Hacı Halil ile tamamlanmıştır.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Çerkeş, Çankırı · TürkiyeÇerkeşî Mustafa Efendi Camii ve TürbesiDoğduğu ve irşad ettiği ilçe; türbesi kendi adıyla anılan caminin içindedir. Risâle fî tahkīki't-tasavvuf 'un sülüs hatla yazılmış levhası da buraya asılmıştır. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.Safranbolu, Karabük · TürkiyeZora köyüİntisap edip hilâfet aldığı Halvetî-Şâbânî şeyhi Mehmed Efendi'nin yetiştiği köy. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.İstanbul, Fındıkzade · TürkiyeBeşikçizâde DergâhıHalifesi Beypazarlı Ali Efendi'nin, Çerkeşî'nin ölümü üzerine İstanbul'a gidip şeyhliğine tayin edildiği dergâh; Kuşadalı İbrâhim Efendi'yi burada yetiştirdi. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.Gerede, Bolu · TürkiyeAşağı Tekke CamiiÜmmî halifesi Geredeli Halil Efendi'nin türbesi buranın bahçesindedir. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.İstanbul · TürkiyeEkmel DergâhıŞâbânî-Çerkeşî tekkesi; Geredeli Halil'in halifesi Ömer Fuâdî uzun yıllar burada şeyhlik yaptı, torunu Mehmed Tevfik Efendi de buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.İstanbul, Zeyrek · TürkiyeAkşemseddin DergâhıHalifesi “Semerci Şeyh” İbrâhim Efendi'nin (ö. 1247/1831) şeyhlik yaptığı, Kilise Camii yanındaki dergâh. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.İstanbul · TürkiyeSokullu Mehmed Paşa DergâhıGeredeli Halil'in halifesi Mustafa Hulûsi Efendi'nin ve ardından oğullarının şeyhlik yaptığı dergâh. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.Gotse Delçev · BulgaristanNevrekopGeredeli Halil'in halifesi Yazıköylü Emin Efendi'nin irşad ettiği yer; halifesi Nevrekoplu Ahmed Efendi'nin açtığı dergâh Balkan Harbi'nde yakıldı. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.Ankara · TürkiyeAnkaraOğlu Osman Vehbi Efendi'nin yerleşip şehrin tanınmış âlimlerinden biri olduğu, Çerkeşîzâdeler ailesinin doğduğu şehir; halifesi Tiritzâde Hüseyin Efendi de Ankaralıdır. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nihat Azamat, s. 330 (Âkif Paşa'nın manzumesinden)
  2. [2]Çerkeşî Mustafa Efendi, Risâle fî tahkīki't-tasavvuf
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Çerkeşî Mustafa Efendi”, c. 8, s. 272-275
  4. [4]Fatîn, Tezkire, s. 420
  5. [5]nşr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu, AÜİFD, XXVIII, s. 344-348; ayrıca İstanbul 1290, 1300; Eskişehir 1331
  6. [6]Osman Vehbi, el-Hısnü'l-hasîn ve Tasrîfâtü'l-Fârisiyye; Mehmed Tevfik Efendi'nin basılmış dokuz eseri
  7. [7]Nihat Azamat, ‘Çerkeşî Mustafa Efendi’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. IV; Sâdık Vicdânî, Tomâr-ı Turuk-ı Aliyye: Halvetiyye; Mustafa Tatcı, Hazret-i Pîr Şeyh Şa‘bân-ı Velî ve Şâbâniyye
  8. [8]Mustafa Tatcı, Hazret-i Pîr Şeyh Şabân-ı Velî ve Şâbâniyye, s. 45-47; Tomâr-ı Turuk karşılaştırmalı tez metni, s. 133-135; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. IV, s. 87-91 ve 155-157
  9. [9]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. IV
  10. [10]TDV, ‘Çerkeşî Mustafa Efendi’; İbrahim Bayram, ‘Mehmed Tevfik Efendi’nin Tevhîd Anlayışı’; M. Ali Koca, ‘Mâhiyetin Mec‘ûliyeti’; ‘Mehmed Tevfik Efendi’nin Vatan Kasidesi’
  11. [11]Halim Gül (2017); Sadık Vicdânî; Hüseyin Vassâf
  12. [12]Kişi kartı kaynak paketi — Çerkeşî Mustafa Efendi
Ortak kaynak kataloğunu aç →