ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
38 sonuç · “kurb”
01Şerif Abdüşşekûr Efendi
Şerif Abdüşşekûr Efendi (1869–1921), Ahmed Muhyiddin Efendi’nin oğlu ve ardından Tophane Kādirîhânesi postuna geçen Rûmiyye-Kādiriyye şeyhidir.
Şeyh Hasan Ünsi Efendi
Şeyh Hasan Ünsi Efendi b. Recep b. Şehid Muhammed, ilm-i zahir ü batında kemal sahibi idi. Zühd ü takva ile daima halayıktan münkat ı' ve münzevi olup, elli seneden mütecav iz dışarı çıkmamışt ır. Ahir ömrüne değin mücahede ve inz iva üzere id i . Kiiimü'l-leyl ve müstecabü'd-da've olup, Alay Köşkü kurbunda Aydınoğlu Tek kesi'nde şeyh id i . "A'rec Hasan…
Şeyh Nûrî Efendi (Kurban Nasuh)
Üsküdar Kurban Nasuh Baba Dergâhı'nın Rifâî şeyhi Nûrî Efendi, Mustafa Bekrî'ye nispet edilen Salât-ı Kemâliye üzerine hurde-i tarîk niteliğinde bir şerh kaleme aldı.
Şeyh Seyyid Nûrî Rifâî
Seyyid Nûrî Rifâî, Üsküdarlı âlim, hattat ve Dîvân-ı Hümâyun kâtibiyken Rifâî yoluna giren; Kurban Nasuh Baba Zâviyesi’ni ihya ederek kırk beş yıl irşad yürüten ve Salât-ı Kemâliyye şerhini yazan şeyhtir.
Ada
اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen. Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar. Adak i. داق) 1) Nezir. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa- kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde, gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.
Adak
Bir dileğin gerçekleşmesi veya şükür amacıyla ibadet, kurban ya da yardım türünden bir işi üstlenme. Türbe ve tekke çevresindeki halk uygulamalarında da görülür.
Akit
Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A
EE
اا حتت Ashab-ı kurb-i nevafil yolculuk sırasında asa bulundurmak süfilikte bir gelenektir. Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nın asalan vardı. Hz. Peygamber de asa kullanırdı (sa 136, 137, 142). Asaya muin ve müttekâ da denir. Asa o çağlarda hem silah, hem bazı ihtiyaçları giderme aracı olarak kullanılırdı. Süfilere benzemek için riyakârlar da asa taşırlar. Yesevilikte tarikat asası Hz. Hızır'dan intikal etmiştir. Sana erden âsâ gerek bu yolda Dayanırsan âsâya dayanasın Yunüs Biz mütteka-i zer-keş-i câha dayanmazız Hakk'ın kemâl-i Intfunadtr itimâdımız Baki
Bu'd
Uzaklık, ırak olma, tas, Kulun Allah'ın emir ve yasaklarına uymaması hali. Tevfik ve tahkikten uzak kalması, nefsin sıfatları ve bedenin hazları ile bağlı olması. Insan Hak'tan uzak kaldığı ölçüde halka, halktan uzak kaldığı ölçüde Hakk'a yakın olur. Allah'tan uzak kalanlara bâit denir (KR, 213; SL 84; KTA 107). Bkz. Kurb, Dar. Vasil olmaz kimse Hakk'a cümleden dür olmadan Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pür-nür olmadan Şems-i Sivasi Bu da geçer ya Hü (in niz güzered yâ Ha) Teselli bulmak için müsibet zamanında söylenir. Buk'a i ar. (بقعه) Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezâr Fuzüli Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav), Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek.
Base
(«- (بو Öpme, Öpücük. tas. a Bâtında feyz ve cezbe, b Alınan müjde sonunda hasıl olan haz. c Bilgi ve uygulama, anlama ve anlatma yönünden sözün keyfiyetini kabul etme yeteneği. d Ruhun vasıtasız aldığı zevk,
Hab u hayal
Uyku ve rüya. 2. tas. Dünya, mâsivâ. Haci. ar. (>) 1. Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi Ziyaret. 2. Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi Bir Müslümanın Belli kurallara uyarak zilhicce ayında Kâbe'yi ziyaret etmesi. 3. tas. Hakk’a ermek için yapılan manevi ve ruhsal yolculuk (11s). Allah'ın inayetine güvenen sâlik sefere azmeder, varlık memleketinden yokluk (fena) diyarına sefere çıkar. Mikat yerinde gösteriş elbisesini çıkarır, dostun giysisi olan ihramı giyinir; dünyadan tecerrüt eder, marifet arafatında arif olarak durur. Nefs koçunu kurban eder, Safa'da saflaşır, Merve'de mürüvvet ehli olur. Nefsindeki kötü huyları taşlar. Kâbe'de Hakk'ın harimine erer. Sonra manevi neşe ve ruhsal ferahlıkla Vatanına döner ( sL 222). Süfiler haccın esaslarını ruhansal gerçeklerin simgeleri sayarlar (TK 1:310). Gönül (kalp) Kâbe (Beytullah) olup onun imarı hacdır. Ak sakalı bir koca bilmez hali nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise Yünus e ME ea Hacc-ı ekber kılmak istersen gel ey zâhid beri Asikin kalbi içinde sen bu beytullahı gör Nesimi
Halvethane
Sâlikin tek başına ibadet ettiği yer, inzivaya çekildiği köşe, çilehane. Tekkelerin ve bazı mescitlerin çevresinde yapılan kapalı, karanlık ve daracık hücre ve odalar. 2. Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, sevenle sevgilisinin birleştiği mertebe, ilâhî harim. Halvethane-i dost, Halvethane-i esrar Hak ile üns halinde olma makamı, Halvethane-i kurb Hz. Mevlâ'ya yakın olma hali. Halvetiyan-ı meleküt Tarikat civanmertleri, yol erleri. | Halvethane-i tevhit Fena makamı, Hanedan İl | Halvet yolu İnzivayı esas alan tarikatler, tarik-i halvet. | | Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, sevenle sevgilisinin birleştiği mertebe, ilâhî harim. Halvethane-i dost, Halvethane-i esrar Hak ile üns halinde olma makamı, Halvethane-i kurb Hz. Mevlâ'ya yakın olma hali. Halvetiyan-ı meleküt Tarikat civanmertleri, yol erleri. | Halvethane-i tevhit Fena makamı, Hanedan İl | Halvet yolu İnzivayı esas alan tarikatler, tarik-i halvet. | |
ibâdet
Sözlük anlamı, “İtaat, kulluk, ale, çak gönüllülük, tapma. ” olan bu eterim, insanm Allah’a saygı, sevir gi ve bağlılığını ifade etmek, a O’nun hoşnutluğunu kazanmak nç üzere benimsediği ve uyguladığı davranışları ifade etmektedir. ç. Bu anlamı üe “ibâdet”, İslâm’ın r- beş şartmdan oluşan namaz, e oruç, zekât, hac yanında kurban e, kesme, Kur’ân okuma, dua etır me, hayır işlerinde bulunma e olarak nitelenmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de ibadet kavramı seksen iki ayette yer almaktadır. a. Ayrıca “ibâdet’in, uygulanma sibâdîlik 342 biçimine göre dört kategoride değerlendirildiği söz konusudur. Birincisi, kalben ruhen yapılan ib ibadetler: İman, ihlâs, marifet, tefekkür, takva benzeri ibadetler. İkincisi, bedensel unsurlarla yapılan ibadetler; Namaz, oruç, zikir, teşbih, tekbir, dua gibi ibadetler. Üçüncüsü, mal ve servet ile yapılan ibadetler: Sadaka, zekât, yoksullara yardım gibi ibadetler. Dördüncüsü, hem mal ile hem de bedensel unsurlarla yapılan ibadetler: Hacca gitmek, can ve mal ile cihat yapmak gibi ibadetler. ib
Kıtmîr
Ashâb-ı Kehf’in köpeğine gelenekte verilen ad. Tasavvuf kültüründe, kendisini sûfîlerden saymadığı hâlde onların eşiğinde hizmet etmeyi isteyen kişinin tevazu ifadesi. Osmanlı mektuplarında ve eser sonlarında yazarın kendisini “ashâb-ı Kehf’in kıtmîri” diye anması bu tevazu dilinin örneklerindendir.
Kuds
س) 8) veya Kutsiyet Pak ve temiz olmak, arınmak. tas. Ermişlerin ilahi yönü, saf tarafı. Kuduret— Safvet i. ar. ورة - صفوة) 45) Bulanıklık-duruluk, keder-safa. tas, Dünya bağları ve dünya bağlarını koparma. Ebü Türâb Nakşebi “Süfiyi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla durulur,” demiştir (KR 127). Ebü Ali Rüzbari, “Yakınlık safvet, uzaklık kuduret sayılır,” der (KR 127). Kah-i hesti Varlık dağı; benlik (sr). Küh-i Kaf Kaf dağı; tek renklilik makamı. Küh-i Tür Tur dağı; Hz. Musa'nın ilahi hitaba muhatap olduğu yer. İlâhî mevlaf ve fena makamı. Kul (J s3) Abd, bende, köle. tas. Mürit, derviş. Şeyh sultan, mürit onun kulu- Kurb dur. Kul olmayan sultan olmaz. Ne buldulursa kullukta buldular. Bilmek istersen meslek-i dervişanı Sevenin bendesiyiz, sevmeyenin sultanı Dervişler ve müritler şeyhlerine kul olmayı büyük bir şeref sayarlar. Fakat asıl maksat ve en büyük şeref, yüce Allah'a tam anlamıyla kul olmaktır. Kul olan hür olur. Bir şaha kul olmak gerek hergiz ma'zul olmaz ola Bir eşik yaslanmak gerek kimse elden almaz ola Yünus Kulluğundan etmesin âzâd Allahım beni Avni - Fâtih Kumarhane i. fars خا نه) o 44) Sevgilinin uğruna baş koymak, kendini aşka ver- | mek. Gönül ehlinin mahalli, sâlik kendisini bütünüyle fena fillah kumarhanesine vermezse mutlak anlamda fani ve kâmil olamaz (sr). Varını yoğunu aşk yolunda harcamak. Kumar oynamak Âşık olmak. ‘ Kur'an i. ar. (0 1,3) Hz. Peygamber'e gönderilen son semavi kitap. Cem ve ic: mal makamı; mukabili ise furkân ve tafsil makamıdır. İnsan. Âlemde dağınık olarak mevcut olan şeyler insanda toplu olarak var olduğundan ona, özellikle insan-ı kâmile ve Hz. Peygamber'e Kurân denir, “Kur'ân okuduğun zaman sen Kur'ân'daki Kur'ân ol,” “Allah Resulüne bakmak istersen Kur'ân'a bak. Kur'ân adeta onun maddi timsalidir,” “Allah'ın kelamı olan Kur'ân O'nun sıfatıdır. Hz. Muhammed de Hakk'ın sıfatıdır” (sM; cik 1:94). Yar hüsnun seyrederken cenneti anma bana Söylemez dünya sözün şol kimse kim Kur'ân okur Necati | Kur'ân-ı kebir — Kur'ân-ı sağir Âlem-İnsan. |
Kur'ân-ı nâtık
Konuşan Kurün, 2. Insan-ı kâmil, | Kurb (51. Yakınlık, 2. tas. a Allah'ın ibadet ve tâatine yakın olmak. b Hakk'ın tevfikine ve inayetine yakın olmak. c Kulla Hakk'ın arasında araçların bulunmaması veya az olması, d Kulun, Hak ile arasındaki ezeli ahde vefa etmesi, kâlü belâda verdiği sözde durması, Kul Rabb'ine yakın olduğu gibi Rab de kuluna yakın olur. Yakinlk karşılıklıdır. Kendisine bir karış yaklaşan kuluna, Hak bir } Kurb-i nevafil kulaç yaklaşır. O, kuluna şahdamarından daha yakındır. Kul ile Hak arasındaki yakınlık zaman ve mesafe itibariyle değildir. O kuluna sevgisiyle, inayetiyle, nzasıyla, lütfuyla ve ihsanıyla yakındır. Bkz. Kurb-i feraiz, Kurb-i nevafil. Insan-ı kâmil, | Kurb (51. Yakınlık, 2. tas. a Allah'ın ibadet ve tâatine yakın olmak. b Hakk'ın tevfikine ve inayetine yakın olmak. c Kulla Hakk'ın arasında araçların bulunmaması veya az olması, d Kulun, Hak ile arasındaki ezeli ahde vefa etmesi, kâlü belâda verdiği sözde durması, Kul Rabb'ine yakın olduğu gibi Rab de kuluna yakın olur. Yakinlk karşılıklıdır. Kendisine bir karış yaklaşan kuluna, Hak bir } Kurb-i nevafil kulaç yaklaşır. O, kuluna şahdamarından daha yakındır. Kul ile Hak arasındaki yakınlık zaman ve mesafe itibariyle değildir. O kuluna sevgisiyle, inayetiyle, nzasıyla, lütfuyla ve ihsanıyla yakındır. Bkz. Kurb-i feraiz, Kurb-i nevafil.
Yavsî Baba Tekkesi (Sivâsî Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Yavuzselim (eski adı Sakızağacı) caddesinde, Osmanlı döneminde Sultanselim Çukurbostanı olarak anılan Aspar Su Haznesi'nin güneybatı köşesinde, Dârüşşafaka lojman binasının bulunduğu arsada yer alıyordu. Ayvansarâyî, yapının Şeyh Muhyiddin Muhammed Efendi için kiliseden mescide dönüştürüldüğünü kaydeder. Şeyh Yavsî'nin vefatından sonra posta sırasıyla Serezli Muslihuddin Efendi, Abdürrahim Müeyyedî ve Bahâeddinzâde Muhyiddin geçmiştir. Sonraki dönemde Sivâsî Tekkesi adıyla anılmıştır.
Sivâsî Tekkesi — Abdülbâkī Efendi'nin postu
İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Sultanselim Çukurbostanı'nın güneybatı köşesinde bulunan tekke; babasının ardından burada postnişin oldu. İlişkili kişi dosyası Sivâsîzâde Şeyh Abdülbâkī Efendi : Sivâsîzâde Şeyh Abdülbâkī Efendi (1023-1122/1614-1710), babası Abdülmecid Sivâsî'den tarikat terbiyesi alıp İstanbul'da yaklaşık yetmiş üç yıl vâizlik ve irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhidir.
Süleymaniye Camii
İstanbul · Türkiye · Yahyâ Efendi'nin cenaze namazı, 9 Zilhicce 978 (4 Mayıs 1571) kurban bayramı gecesi vefatının ardından bayram namazından sonra Ebüssuûd Efendi tarafından burada kıldırılmıştır. İlişkili kişi dosyası Beşiktaşlı Yahyâ Efendi : Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.
Üsküdar Çarşamba (Kurban Nasuh) Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Nûrî Efendi dönemi Üsküdar Debbağlar çevresindeki Kurban Nasuh Baba Dergâhı'nın XIX. yüzyıl Rifâî şeyhlerinden Nûrî Efendi, Salât-ı Kemâliye üzerine hurde-i tarîk niteliğinde bir şerh yazdı ve 1856'da vefat etti. 1924-25 postu Sefîne-i Evliyâ'nın cetvelinde yapı “Üsküdar Çarşamba Tekkesi” adıyla görünür. Âyin günü Çarşamba, şeyhi Hayrullah Efendi'dir. Risâle Hayrullah Tâceddin Efendi'yi Kurban Nasuh Baba Dergâhı postnişini ve Hüdâyî Âsitânesi zâkirbaşı olarak tanımlar. Birleştirilen adlar Kurban Nasuh Baba, Şeyh Nûrî ve Üsküdar Çarşamba adları aynı tarihî merkezin farklı kişi, dönem ve semt anlatımlarını taşır. Mükerrer mekânlar tek kayıtta birleştirilmiştir.
Hamzeviyye’den Kurbân Nasûh Baba Zâviyesi
Kaynakta geçen mekân Hamzeviyye’den Kurbân Nasûh Baba Zâviyesi , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Şeyh Abdullâh Efendi Hazretleri.
Kurban Nasuh Baba el-Hamzavi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH KURBAN NASUH BABA EL-HAMZAVİ” adıyla, HAMZAVİYYE çevresinde, ÜSKÜDAR/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KURBAN NASUH BABA CAMİİ'NDE TÜRBESİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 995 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Mehmed Nuri Efendi er-Rifai Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH MEHMED HULUSİ EFENDİ ER-RİFAİ” adıyla, RİFAİYYE çevresinde, ÜSKÜDAR/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KURBAN NASUH BABA CAMİİ'NDE TÜRBESİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 7 ŞEVVAL 1323 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Tevfik Efendi er-Rifai Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH TEVFİK EFENDİ ER-RİFAİ” adıyla, RİFAİYYE çevresinde, ÜSKÜDAR/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KURBAN NASUH BABA CAMİİ'NDE TÜRBESİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 12 MUHARREM 1317 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
İstanbul Rifâî Tekkeleri: 1924-25 Postnişin ve Âyin Ağı
İstanbul Rifâî tekkelerini ad, semt, postnişin, âyin günü ve kaynak çelişkileriyle birlikte okuyan denetimli envanter.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h