ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
38 sonuç · “dönme”
01Ameden
|) i. Jars. Gelmek. tas. Sekr ve istiğrak halindeki sâlikin ruhlar âleminden insanlık âlemine dönmesi, kendine gelmesi.
Anz
(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir. a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le) Büyük ayıp ve ağır vebal. taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91). Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa. Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi. tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle- meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü- cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas). Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi- len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet. aD CC £_£_ ———>>—ŞŞXŞ—Ş— ال if
Bâzû
Kol, pazu. Tasavvufî yorumda kudret ve iradenin mecazı; kulda görünen fiillerin Hakk’ın dilemesi ve kudretiyle meydana gelişini anlatan bir semboldür.
Beççe-i muğ
Zerdüşt dininde din adamı, keşiş. tas, mürit,
Beççe-i Türkân
Türklerin çocukları veya gençleri. Tasavvuf şiirinde güzelliğiyle can alan ve gönül yakan ay yüzlü sevgililer için kullanılan Farsça bir terkiptir.
Bazar
»Wr. Pazar, alışveriş, 2. tas, Birliğin çokluk şeklinde görünmesi, Pazar, Hüsn. Örttü bu bâzâr-ı kesret gözlerin halkın velt Arif olan cümle yüzden seni seyran eyledi Alan veren odur bâzâr içinde Kimin bay u kimin yoksul eyler Mısri Bâz-geşt C55 %) 2 Geri dönmek, vazgeçmek, tekrarlamak. 2. tas, Nakşbendiye | tarikatinde sâlikin gonul diliyle kelime-i tevhidi zikrederken dil ile de O “İlahi ente maksudi ve rızake matlubi,” demesi, | Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için NR kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Beddua
4) Inkisar, birinin aleyhinde yapilan dua. Velinin yaptığı beddua mut- | laka yerini bulur. Bkz. Atılan ok geri dönmez, Çarpma. | Bedel-kerden (O55 Jy) +. Değiştirmek, vazgeçmek. 2. tas. Bir şeyden vazgeçip esas maksat olan diğer bir Seyi gerçekleştirmek (115). Maksat olmayan şeyi bıra- | kıp esas maksada yönelmek.
Çerağ-ı mürde
Ölü ve sönmüş lamba. 2. tas, Marifet nuruyla aydınlatılmayan ölü kalp (sr). Çerağ uyandırmak Çırayı, lambayı söndürmek anlamına gelen bir Bektaşi deyimi. Cerh-zeden (5 » SE (جر 1. Dönmek. 2. tas. Raks, semâ, deveran. Çeşmi. fars. (جشم) 1. Goz. 2. tas. a Allah'ın basar sıfatı (sr; ns). b Ayn, dide. Bkz. Basar. Dönmek. 2. tas. Raks, semâ, deveran. Çeşmi. fars. (جشم) 1. Goz. 2. tas. a Allah'ın basar sıfatı (sr; ns). b Ayn, dide. Bkz. Basar. Goz. 2. tas. a Allah'ın basar sıfatı (sr; ns). b Ayn, dide. Bkz. Basar.
Dest-zeden
El çırpma, alkışlama veya hücum etme. Tasavvufî yorumda murakabe ve muhafaza ile ilişkilendirilen Farsça bir tabirdir.
Dostluk
Maddî veya mânevî bir karşılık beklemeden kurulan sevgi ve bağlılık. Tasavvuf dilinde kulun Hakk’a muhabbetini ve Hakk’ın kuluna yakınlığını anlatır; çıkar ilişkisine değil sadakat, vefa ve teslimiyete dayanır.
Humar
Sarhoşluk, mahmurluk. tas. Vuslat makamından inkıta yolu ile değil, kahr yoluyla geri dönmek (us).
İkrar vermek
Söz vermek, üstlenmek. 2. tas. Mevlevilikte ve Bektasilikte tarika- ظ 181 | İlim mm m Me A ال تاس رما te girmeye ve şeyhe bağlanmaya talibin söz vermesi, biat yapması (AM 260-266). Ikrar verilirken okunan tercemana terceman-ı ikrar denir; “Erenler meydanında, pir huzurunda mürşidine teslimi rızada oldun mu? Yalan söyleme, haram yeme, zina ve livate etme, elinle koymadığın şeyi alma, her gördüğünü söyleme, bildigini bilme, işittiğini söyleme. Gelme, gelme. Dönme, dönme, gelenin başı dönenin malı. Bu ikrardan dönersen mahşer günü yüzün kara olsun mu?” (AM 260). Eline, diline, beline sahip ol, bu deyimin ilk üç kelimesinin ilk harfleri bir araya gelince edep kelimesi ortaya çıkar. Erenlerin himmeti ele giresi değil İkrar ile gelenler mahrum kalası değil Ikrar gerek bir ere, 862 açup didâr göre Sarraf gerek gevhere nâdân bilesi değil Yünus İksiriar. (5-5 /) 1. Bakır altına dönüştürdüğüne inanılan bir madde. 2. tas. Hakk'ın eşyadaki vechi (tecellisi) hakkındaki bilgi veya her mevcut için söz konusu olan özel ilâhî vecih (tecelli) hakkındaki bilgi (sM). Buna ariflerin iksiri denir. Nasıl iksir bakırı değiştirip onu altin mertebesine, yani kemaline ulaştırıyorsa, tasavvufi anlamdaki iksir de insanın tabiatını değiştirerek onu kemal mertebesine ulaştırır. Bkz. Kimya. Bakır altına dönüştürdüğüne inanılan bir madde. 2. tas. Hakk'ın eşyadaki vechi (tecellisi) hakkındaki bilgi veya her mevcut için söz konusu olan özel ilâhî vecih (tecelli) hakkındaki bilgi (sM). Buna ariflerin iksiri denir. Nasıl iksir bakırı değiştirip onu altin mertebesine, yani kemaline ulaştırıyorsa, tasavvufi anlamdaki iksir de insanın tabiatını değiştirerek onu kemal mertebesine ulaştırır. Bkz. Kimya.
Vâlide Atik Dergâhı
İstanbul, Üsküdar · Türkiye · Şeyh Karabaş Ali Efendi'nin Üsküdar'daki dergâhı. Ünsî Hasan Efendi buraya bir ziyaret için gelmiş, şeyhin “Hasan Efendi, çoktan beri senin yolunu gözlerdik” sözüyle karşılanınca aynı gün İstanbul yakasına dönmemeye karar vermiş ve mücâhede ile şeyhinin hizmetinde kalmıştır.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Mekke'de hastalığı biraz hafifleyince Medine'ye gitmeye karar verdi ve birkaç ay burada kaldı; ardından memleketine dönmek üzere yola çıktı. İlişkili kişi dosyası Ebû Saîd Şah el-Fârûkî : Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Rodos Kalesi (ilk sürgün)
Rodos · Yunanistan · Edirne Eskicami'deki vaazı sebebiyle 13 Cemâziyelâhir 1085'te (14 Eylül 1674) kale içinde bir hücreye kapatıldı; dokuz ay sonra Bursa'ya dönmesine izin verildi. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Manisa
Manisa · Türkiye · İstanbul'a dönmeden önce bir süre irşad faaliyetinde bulunduğu çevrelerden. İlişkili kişi dosyası İbrâhim Ümmî Sinan : İbrâhim Ümmî Sinan (ö. 976/1568), Halvetiyye’nin Ahmediyye gövdesinden gelişen Sinâniyye kolunun pîri; Eyüp’teki âsitâne ve halifeleri vasıtasıyla XVI. yüzyıl İstanbul irşad hayatında etkili olan şeyhtir.
Gırnata (Granada)
Granada · İspanya · Sirâceddin İbrâhim'in torunu Ahmed b. Muhammed'in 1272'de Endülüs'e gitmesinden sonra çocuklarının 1373'te yerleştiği şehir; burası hıristiyanların eline geçince Kuzey Afrika'ya dönmek zorunda kalmışlardır.
Dımaşk — Kerbelâ sonrasındaki zorunlu durak
Dımaşk · Suriye · Kûfe’den sonra Ehl-i beyt mensuplarıyla birlikte Dımaşk’a götürüldü; ardından Medine’ye dönmesine izin verildi. Biyografideki yeri Ali b. Hüseyin Zeynelâbidîn (38/659–94/712), Hz. Hüseyin’in oğlu; Kerbelâ’dan sağ çıkan, Medine’de hadis, fıkıh, ibadet ve gizli hizmet hayatıyla tanınan büyük tâbiî ve Ehl-i beyt büyüğüdür. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Dımaşk — Kerbelâ sonrasındaki zorunlu durak” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.
Celvetî Zikrinde Devrân Meselesi
Sükûn, sınırlı hareket ve tarih içinde değişen uygulama. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâzelî terbiyesinin beş esası ve çalışma hayatı
Takvâ, sünnet, halka ihtiyaçsızlık, teslimiyet ve Allah’a yöneliş ilkelerinin gündelik hayattaki karşılığı.
Semâhâne ve Semâdaki Sembol Haritası
Meydan, post, mutrib ve hareket düzeni. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevlevîlikte Semâ Meşki
Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Semâ Kaynakları ve Tören Düzeni
Semâ Hakkında Malumat belgesindeki tarih, meydan ve icra bilgilerini mevcut Mevlevî âyin dosyasıyla karşılaştıran kaynak notu.
Mollâ Kabız Yargılaması: İddia, Münazara ve Hüküm
Nev‘îzâde Atâyî'nin kaydı üzerinden Mollâ Kabız'ın görüşleri, ilk münazara, İbn Kemal ve Sa‘dî Efendi'nin katıldığı ikinci oturum ve 934/1527-28'deki hüküm birbirinden ayrılarak incelenir.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 41–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h
Sayfalar 50–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · şarı atılabilir ve şehadet kapısı yüzüne kapanabilir. Iş, kitaba taallük etmiştir. Hadis-i şerifi, dikkat ve ibretinize sunarIm: inne ahadeküm yücmeu halkuhü ti batni ümmihi erbaiy
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet