Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

34 sonuç · “Vesile

01
Şahsiyet

Hüsâmeddin Çelebi

Hüsâmeddin Çelebi (622/1225, Konya – 12 Şâban 683 / 24 Ekim 1284, Konya); Mevlânâ'nın Mesnevî 'yi yazmasına vesile olan müridi ve halifesi . Konya ahîlerinin şeyhinin oğluydu; Mevlânâ ona “Hüsâmînâme” diye eserinin adını bile bağışlamıştır.

02
Sözlük

Âlim

¢. Ulema Bilgin; ilim ehli. tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla temaşa edenlere arif denir. b Zahiri hükümleri ve şer'i hususları bilip de tasavvufa yabancı kalan bilginlere de âlim denir. Süfiler avam mertebesinde gördükleri bu çeşit âlimlere ulema-i rüsum, ulema-i zahir ve ulema-i selatin (merasimci, şekilci, zahirci ve devlet âlimleri) adını verirler. Bunlara ehl-i kışr molla veya danişment de denir (kı) Mutasavvıflara göre âbit âlimden, arif âbitten önde gelir. Ne kadar engin ve derin bilgilere sahip olurlarsa olsunlar, âmil olmayan âlimlere itibar edilmez, Bunlar “sırtında kitap yüklü eşeklere benzerler” (Cumua Suresi, 5). Her ne tezvir eylese ehl-i cihân eyler kabül Meğer ehl-i ilimdir asl-ı fesâd-i rüzgâr Fuzüli Âlim de zahit ve vaiz gibi çeşitli vesilelerle kınanır: Andan et fehm safâ olmadığın dehrde kim Meclis-i âlime dil-germ gelen dil-serd gider Nâbi

03
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

04
Sözlük

Cehri zikir

& >>) Yüksek sesle yapılan zikir. Nakşbendiye gibi bazı tarikatler, müritlerin ancak kendilerinin işitebilecekleri kadar pes bir sesle zikre izin verir. Buna hafi zikir, diğerine cehri veya aleni zikir denir. Kadiriye ve Mevleviye gibi tarikatler cehri zikri esas alırlar. Cehri zikri kabul eden, semâ ve devranı da kabul eder. Celal (J (جلا 1. Ululuk; büyüklük. 2. tas. Masukun âşıka asla muhtaç olmadığını göstermesi için ululuğunu izhar etmesi, âşıkın gururunu kırarak kendisi karşısında ne kadar çaresiz olduğunu ona ıspatlaması (kr; us). Hakk'ın gözden ve gönüllerden uzak olması, zat ve ehadiyet mertebesi. Bkz. Cemal. Celali tecelli ilâhî darbe; kahr, cebr, intikam, azap ve gazaba vesile olan ilâhî tecelliler; afet ve felaket getiren ilâhî irade. Bu tecelli halkın Hak karşısında eğilmesini, bencillikten ve benlik davasından vazgeçmesini sağlar, bir terbiye vasıtasıdır (TK 1:269). Celisü'1-Hak (جليس | لحق) veya Celisullah (جليس اله) Hakk'ın huzurunda olan, Hakk dostu, Hak eren. Sâlik Allah'ı dille zikrede zikrede öyle bir noktaya ulaşır ki, artık bütün varoluşuyla, gönlü ve ruhuyla onu zikretmeye başlar, kendini zikredilenin (mezkür) huzurunda hisseder. Bu hal içindeki slike celisii’l-Hak denir. Celis, hem-meclis ve sohbettaş anlamına gelir. Hakk'ın da sâlikin celisi (hem-meclisi) olması söz konusudur. Nitekim bir kutsi hadiste Allah, “Ben beni zikredenin hem-meclisiyim,” buyurmuştur (aK 1201). Allah kendisini zikredeni zikreder. Bazen zakir (zikreden) bazen mezkür (zikredilen) olur (SM 256). Celvet/ Ululuk; büyüklük. 2. tas. Masukun âşıka asla muhtaç olmadığını göstermesi için ululuğunu izhar etmesi, âşıkın gururunu kırarak kendisi karşısında ne kadar çaresiz olduğunu ona ıspatlaması (kr; us). Hakk'ın gözden ve gönüllerden uzak olması, zat ve ehadiyet mertebesi. Bkz. Cemal. Celali tecelli ilâhî darbe; kahr, cebr, intikam, azap ve gazaba vesile olan ilâhî tecelliler; afet ve felaket getiren ilâhî irade. Bu tecelli halkın Hak karşısında eğilmesini, bencillikten ve benlik davasından vazgeçmesini sağlar, bir terbiye vasıtasıdır (TK 1:269). Celisü'1-Hak (جليس | لحق) veya Celisullah (جليس اله) Hakk'ın huzurunda olan, Hakk dostu, Hak eren. Sâlik Allah'ı dille zikrede zikrede öyle bir noktaya ulaşır ki, artık bütün varoluşuyla, gönlü ve ruhuyla onu zikretmeye başlar, kendini zikredilenin (mezkür) huzurunda hisseder. Bu hal içindeki slike celisii’l-Hak denir. Celis, hem-meclis ve sohbettaş anlamına gelir. Hakk'ın da sâlikin celisi (hem-meclisi) olması söz konusudur. Nitekim bir kutsi hadiste Allah, “Ben beni zikredenin hem-meclisiyim,” buyurmuştur (aK 1201). Allah kendisini zikredeni zikreder. Bazen zakir (zikreden) bazen mezkür (zikredilen) olur (SM 256). Celvet/

05
Sözlük

Cemaathane

bee LU) Mevlevilikte, dervişlerin misafir edildikleri yer.. Darü'l-cemaat, beyti’l-cemaat: Tekke, dervişlerin toplandıkları ev. Allahın eli cemaatledir; cemaat rahmettir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

06
Sözlük

Esbap

ع )| سباب) Sebep T. Sebepler. 2. tas, Vesileler ve vasıtalar. Süfilere göre bu tür şeyleri dikkate almak sülüka engeldir. Sebepleri görmemek gerekir; çünkü bunlar sâliki maddi âleme bağlayan bağlardır (alaka). Sürekli sebepleri görmek sebepleri var edeni temaşaya engel olur. Fakat sebeplerden büsbütün yüz çevirmek de sâlikin yolunu şaşırmasına yol açar (sr). Her şeyi sebepten bilmeye ve müsebbibi (sebebi yaratanı) dikkate almamaya şirk-i esbâb denir. Sebebi de müseb- İRİ liker Esmâr bibi de görmek, ancak sebebin etkisinin adi, müsebbibin etksinin ise hakiki oldugunu bilmek tasavvufun temelini oluşturur.

07
Sözlük

Hazm

Sindirme, katlanma. tas. Ufak tefek hataları mesele yapmamak, basit hususları yakınma ve sızlanma vesilesi yapmamak, alıngan olmamak, gönlü geniş olmak (sia-1 sadr). Hazre (e (حضر Şazeliye tarikatinde semâ ve zikir ayini (hazre, hazret). Hazreler şeyh ve müritlerin katılmasıyla haftada bir kere yapılır. Ders alan talebeler için günlük de düzenlenir. Günlük hazrelerde tefsir, fıkıh, hadis ve akait gibi dersler okunur. Zikir ve sema hazresine yabancıların alınmadığı da olur. Şazeli hazreleri Mevlevilerin ayin-i cemlerine benzer. Yeme, içme, ziyafet, gezinti gibi unsurları da içerir (smu 174).

08
Sözlük

Husus

(ye (خصو Hak Teala'nın kendilerine hakikatler, haller, makamlar tahsis | ettiği müminler zümresi. Bunlara ehl-i husus ve havas da denir. Hususu'l-husus veya hassu'l-havas ise mücerret tevhit ve tefrit ehlidir. Bunlar halleri aşmışlar, makamları geçmişlerdir. Huş der-dem (4 (فو ش د رد Aklı nefesinde olmak. tas. Sâlikin aldığı verdiği her nefesin şuurunda olması. Nefesi muhafaza, huzura vesile olur. Aldığı verdiği nefesleri denetimi altında tutmayan gaflete düşer, nefsine hâkim olamaz. Nefesine hâkim olamayan, nefsine de hâkim olamaz. Buna hıfz-ı enfas denir.

09
Sözlük

Istisfa

|) Şefaat istemek, bir isin görülmesi için birinin aracı (vasıta, vesile) olmasını istemek. tas. Tarikat ehlinin yatırlardan ve ermişlerin ruhlarından Allah katında şefâatçi ve aracı olmalarını istemeleri. Hz. Peygamber'in ruhunun Allah katında şefâatçi olmasına da istişfa denir. “Şefaat yâ Resullah” sözü bu inancın özüdür. Bkz. Istimdat. Bilirsin râh-i ehlullahı kim sahib-i tasarruftur Bu Ismail Rami meşhedidir eyle istimdâd Istitar — Tecelli i. ar. تجلى) - _) EI) Gizlenme-Açığa çıkma. tas. Beşeri sıfatların kul ile gayb âlemi arasında perde olması istitar, bu perdenin kalkması tecellidir.. Hakk'ın sıfatlarının zahir ve baskın olması tecelli, beşeri sıfatların zahir ve baskın olması istitardır. Bir veli için her iki hal de ge- Sa ssses—i‘“—~s—~S

10
Sözlük

Maktel

Meshet. Ödürülen yer ve zaman. tas. a Bir azizin öldürüldügü yer ve zaman. b Bu vesileyle yapılan anma töreni ve söylenen mersiyeler.

11
Sözlük

Rakīka

İnce, yumuşak ve şeffaf şey. Tasavvufta kalbi incelten öğüt, menkıbe ve vecizelerle; kul ile Hak arasında bağ kurduğu kabul edilen mânevî latife için kullanılır. Rakīka-i nüzûl Hak’tan kula ulaştığı kabul edilen yardım ve medet bağı. Rakīka-i rücû Kulu Hakk’a yaklaştıran ilim, amel, ahlâk ve makamlar.

12
Sözlük

Riyazet

5) İdman, eğitme, terbiye ve ıslah etme, boyun eğdirme, çekici ama zararlı şeylerden uzak kalmaya, zor ama faydalı şeyleri yapmaya kendini alıştırma. Süfiler az yemeye, az konuşmaya az uyumaya, yalnız kalmaya, sürekli zikr ve tefekkür etmeye alışan nefsin kurtulacağına inanırlar. Nefsi terbiye için bazen onu zor ve ağır işlere koşarlar. Bir deri tabaklanmadan ve terbiye edilmeden önce pis, sonra temiz olduğu gibi nefs de mücâhede ve riyazetten evvel pis, sonra temiz sayılır. “Nefsini eğiten kurtulur, kirleten hüsrana uğrar,” (Şems Suresi 9, 10) ayeti ile bu hususa işaret edilmiştir. Çile çekmek, erbain çıkarmak, sefere çıkmak, inzivâya çekilmek riyazet şekilleridir. Hücviri'ye göre “nefs köpektir; avladığı şeyin mübah olması için eğitilmesi şartur.” Riyazet yapanlara ehl-i riyazet denir (-60; -72, 86, 358; HM IO; TK 1:621, İFM 11:634). Nefsin arzularını kırmak maksadıyla bedeni zor ve çetin işlere koşma, diğer taraftan sürekli olarak zihni ve düşünceyi mâsivâdan uzaklaştırıp Allah üzerinde yoğunlaştırmak. Riyazet sâlikin canının istediği şeyi yapmaması, nefsiyle zıtlaşması, nefsin arzuladığı şeyi yapmaması, arzu etmediği şeyi yapması, kısaca nefs ile cenk etmesidir. Riyazet sayesinde sâlik nefsine hâkim olur, aşağı arzularını dizginler, kendisini disiplin altına sokar (HM 10; CT; İFM). Bkz. Cihat, Cenk, Mücâhede. ree nalı, > rr <p Oe ee Ruhani Rü (45) veya Ruh ya da Ray Yüz, çehre. 2. tas. Manaların nur ve suret olarak tecelli etmesi. İman nurları, irfan kapılarının açılması, hakikatin güzelliğinden perdelerin kalkması (1K 11:1557). Rü'iar.(g 35) 1. Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli | Kalp, akıl. 2. tas. Kahhar olan Hak Teala'dan korkması itibariyle insani ruha verilen isim (sr). | Ruh (€5) veya Ruhsar 1. Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli | Yanak, çehre, yüz, didar. 2. tas. a İlahi isimlerin ve cemalin zuhur etmesine sebep olan tecelli. b Zuhuru-butünu (burüzu-kumünu) kapsayan vahdet noktası. c İlahi lütfa vesile olan sıfatlar. Nitekim ilâhî kahra vesile olan sıfatlara da zülf (saç) denir (TK 1:529). d Kendisinde isim ve sıfatlarla ilgili çokluk meydana gelmesi itibariyle zat-ı ilâhî (sr). | Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su | Habibim fasl-1 güldür, bu akar sular bulunmaz mi Fuzüli |

13
Sözlük

Ruhsat

Kolaylık, belli mazeretler sebebiyle bazı dini hükümlerin hafifletilmiş olarak uygulanması. tas. Dini hükümlerin hafif ve cevaz esası dahilinde uygulanması. Süfiler dini hükümleri ruhsat ve cevaz dairesinde değil, azimet ve kemal dairesinde ifa ederler. Onun için ehl-i ruhsat değil, ehl-i azimettirler. Havassin ruhsat ve tevile yönelmeleri haklarında fitne vesilesi olur. Mürit için en zararlı şey, nefsine karşı müsamahalı davran- ması, ruhsat yolunu tutması ve tevilleri kabul etmesidir. Ruhsat ve tevillerden kaçınmak tasavvufta esastır. Tasavvuf çileyi ve mücâhedeyi esas aldığından ruhsat ve tevilden kaçınarak ihtiyata en uygun olanı yapar (sL 141). Sûfî kolay olana değil, zor olana talip olur; tasavvuf zor bir yoldur; fakat hakiki süfiler halkın ruhsatla amel etmesine asla karşı olmaz. Rum erenleri-Rum abdalları Anadolu'nun fethini takip eden çağlarda doğudan, özellikle Horasan'dan Anadolu'ya gelen dervişler. SL Rüya —— Rum abdalları gelir Ali dost deya Hırka giyer aba deyü post deya Kaygusuz Abdal

14
Mekân

Edirne Mevlevîhânesi (Murâdiye Mevlevîhânesi)

Edirne · Türkiye · 1081'de (1670) şeyhliğine tayin edildiği, dört yıl postnişinlik yaptığı ve tamir ettirdiği tekke. Tamir vesilesiyle şair Nazîm bir tarih söylemiş, vefatı üzerine yerine öğrencisi Enîs Receb Dede şeyh olmuştur.

15
Mekân

Vidin

Vidin · Bulgaristan · Ailenin Rus istilâsından sonra hicret ettiği ve üç yıl kaldığı şehir. Feyzullah Efendi burada Vidin valisi Molla İdris Paşa'nın isyanı sırasındaki çatışmayı, uzun süre yer altı sığınağında yaşamayı ve ardından çıkan veba salgınını anlatır. Silistre'ye dönüp iki buçuk yıl kaldıktan sonra 1232/1816'da yeniden Vidin'e yerleştiler; babası ve iki kardeşiyle kale neferliğine kaydolurken gündüzleri mektebe devam etti, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurulması üzerine askerî eğitimlere katıldı. 1262/1845'te memleketi olarak Vidin'e döndüğünde üç ay kalmış ve burada pek çok kişinin yola girmesine vesile olmuştur.

16
Mekân

Sofya

Sofya · Bulgaristan · Belgrad seferi sırasında bulunduğu ve şehrin yeniden zaptına vesile olması temennisiyle Karaçelebizâde'nin Süleymannâme 'sini istinsaha başladığı yer. İlişkili kişi dosyası İzzî Süleyman Efendi : İzzî Süleyman Efendi (ö. 1755), 1744-1752 olaylarını yazan Osmanlı vak‘anüvisi; Şeyh Ali Efendi’den Nakşibendî hilâfeti alan ve Şeyh Murad Tekkesi için 1748’de kapsamlı bir vakıf kuran bürokrat, şair ve hattattır.

17
Mekân

Camili Han Mescidi

İstanbul · Türkiye · Onarımına vesile olduğu ve vefatına kadar vaaz verip hutbe okuyup cuma namazı kıldırdığı mescid. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muzaffer Ozak : Muzaffer Ozak, Karagümrük Cerrâhî Âsitânesi'ndeki irşadı, İstanbul camilerindeki vaazları, sahaflık ve yayın faaliyeti ve eserleriyle XX. yüzyıl Cerrâhîliğinin etkili temsilcisidir.

18
Mekân

Edirne

Edirne · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'nin II. Murad ile görüşmek üzere geldiği şehir; iki kardeşin irşadı bu seyahat dolayısıyla vuku bulmuştur. İlişkili kişi dosyası Ahmed-i Bîcân : Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.

19
Mekân

Saçlı Şeyh Hacı Hüseyin Efendi Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Ahmediye’deki Saçlı Şeyh Hüseyin Efendi Tekkesi Saçlı Şeyh Hacı Hüseyin Efendi Tekkesi, Üsküdar’da Ahmediye Meydanı civarında ve Toptaşı Caddesi üzerindeki Halvetî tekke hafızasının bir parçasıdır. Kayıtlarda Buhûriyye ile ilişkili erken bir temsil olarak, daha sonraki postlarda ise Sünbüliyye çevresinde görünür. Bu dosya aynı adı taşıyan Toygar Hamza’daki Rifâî tekkeyle karıştırılmamalıdır. Kuruluş ve isim meselesi Tekkenin kuruluş yılı kaynaklarda aynı biçimde verilmez: bazı listelerde 1110/1698 tarihi geçerken, bazı modern derlemeler 1760’lı yıllardaki teşekküle işaret eder. Saçlı Hüseyin Efendi’nin 1182/1768-69 vefatı ve ilk şeyh olarak kaydı kesindir; fakat ilk yapı evresi için tek bir kesin yıl kullanmak doğru değildir. Bu nedenle kuruluş tarihi sayfada ihtiyatlı bırakılmıştır. Buhûrî dönem İlk post sahibi Saçlı Şeyh Hacı Hüseyin Efendi, Halvetî-Buhûrî olarak kaydedilir. Ardından gelen Hancızâde Ali Efendi ve İdris Efendi için ilk şeyhin halifeliği bilgisi verilir. Bu, tekkenin erken dönemde Buhûrî hafızasını taşıdığını gösterir; ancak her post sahibinin ayrı bir tarikat zinciri detaylandırılmadığı için bu liste bütün isimler için kesin silsile şeması sayılmaz. Post silsilesi Saçlı Şeyh Hacı Hüseyin Efendi — Halvetî-Buhûrî; vefatı 1182/1768-69. Hancızâde Şeyh Ali Efendi — ilk şeyhin halifesi; vefatı 1192/1778. Seyyid Fethullah Efendi — Halvetî; vefatı 1194/1780. Şeyh İdris Efendi — ilk şeyhin halifesi; vefatı Zilkade 1203/1789. Hüseyin Safiyyüddin Efendi — İdris Efendi’nin oğlu; vefatı 1258/1842. Hacı Seyyid Ali İdris Efendi — Hüseyin Safiyyüddin Efendi’nin oğlu; vefatı 1281/1864-65. Hacı Ahmed Rifat Efendi — Sa‘dî nispetiyle kaydedilir; vefatı 1290/1873-74. Mehmed Nazif Efendi — Sünbülî; vefatı 1302/1884-85. Yunus Efendi — Mehmed Nazif Efendi’nin oğlu; vefatı 1312/1894-95. Buhûrîden Sünbülî temsile Post listesindeki Mehmed Nazif Efendi’yle birlikte Sünbülî nispeti açıkça görünür. Bu geçiş, tekkenin bütün geçmişini geriye doğru Sünbülî saymayı gerektirmez; erken Buhûrî katman ile sonraki Sünbülî temsil aynı mekân dosyasında, tarihleri ayrılarak okunmalıdır. Yangınlar, yapı ve bugünkü iz Yerel kayıtlara göre tekke 1840’tan önce yangın geçirmiş ve yeniden yapılmıştır. 1918’de çevredeki geniş yangından etkilendiği; tek katlı kârgir şeyh evinin ve küçük hazîrenin izlerinin devam ettiği kaydedilir. Tevhidhâne ve ana yapıların günümüze hangi ölçüde ulaştığı için kurumların güncel envanteri ile saha doğrulaması gereklidir; bu nedenle koordinat tarihî yerleşim noktasını gösterir, korunmuş yapı bütünü iddiası taşımaz. İlgili kişiler ve okumalar Hâfız-ı İzmidî’nin hayat anlatısında tekkenin bir mevlid cemiyeti vesilesiyle anılması, yapının yalnız post silsilesiyle değil, Üsküdar’daki Celvetî ve Halvetî çevrelerin buluşma alanı olarak da hatırlandığını gösterir. Bu anlatı gelenek içi hatıradır; tarihî mekânın kesin programı veya belirli bir tarihteki fizikî düzeni için bağımsız belge yerine geçmez.

20
Makale

Ecvibe'de Rüya, Himmet ve Dua

Mânevî işaretin sınırı ve müridin sorumluluğu. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

21
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

22
Makale

Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar

Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

23
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

24
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

25
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

26
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

27
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

28
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

29
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

30
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

31
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

32
Eser

Sayfalar 33–39

Muzaffer Ozak Külliyatı · bir tahta parçası üzerinde sağ ve sâlim kaldı. anası boğuldu. Işte, o öksüz yavrunun annesinin ruhunu acıyarak aldım. Allahu zül-celâl tekrar buyurdu: — Yâ Azrail.. Ruhunu sevinere

33
Eser

Sayfalar 52–58

Muzaffer Ozak Külliyatı · her kim Allah resûlü bildi ve ona iyman etti, gönül verdi, iki cihan saadetine erdi. Hatırıma gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Resûl-ü zişânı rü'yâsında görmek saadetine erenler

34
Eser

Sayfalar 43–49

Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf