Ara
Menü
ذ

Âlim

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-70
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
32
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>¢. Ulema</p><ol><li>Bilgin; ilim ehli.</li><li>tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla temaşa edenlere arif denir. b Zahiri hükümleri ve şer'i hususları bilip de tasavvufa yabancı kalan bilginlere de âlim denir. Süfiler avam mertebesinde gördükleri bu çeşit âlimlere ulema-i rüsum, ulema-i zahir ve ulema-i selatin (merasimci, şekilci, zahirci ve devlet âlimleri) adını verirler. Bunlara ehl-i kışr molla veya danişment de denir (kı) Mutasavvıflara göre âbit âlimden, arif âbitten önde gelir. Ne kadar engin ve derin bilgilere sahip olurlarsa olsunlar, âmil olmayan âlimlere itibar edilmez, Bunlar “sırtında kitap yüklü eşeklere benzerler” (Cumua Suresi, 5). Her ne tezvir eylese ehl-i cihân eyler kabül Meğer ehl-i ilimdir asl-ı fesâd-i rüzgâr Fuzüli Âlim de zahit ve vaiz gibi çeşitli vesilelerle kınanır: Andan et fehm safâ olmadığın dehrde kim Meclis-i âlime dil-germ gelen dil-serd gider Nâbi</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5528
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
32
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>¢. Ulema</p><ol><li>Bilgin; ilim ehli.</li><li>tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla temaşa edenlere arif denir. b Zahiri hükümleri ve şer'i hususları bilip de tasavvufa yabancı kalan bilginlere de âlim denir. Süfiler avam mertebesinde gördükleri bu çeşit âlimlere ulema-i rüsum, ulema-i zahir ve ulema-i selatin (merasimci, şekilci, zahirci ve devlet âlimleri) adını verirler. Bunlara ehl-i kışr molla veya danişment de denir (kı) Mutasavvıflara göre âbit âlimden, arif âbitten önde gelir. Ne kadar engin ve derin bilgilere sahip olurlarsa olsunlar, âmil olmayan âlimlere itibar edilmez, Bunlar “sırtında kitap yüklü eşeklere benzerler” (Cumua Suresi, 5). Her ne tezvir eylese ehl-i cihân eyler kabül Meğer ehl-i ilimdir asl-ı fesâd-i rüzgâr Fuzüli Âlim de zahit ve vaiz gibi çeşitli vesilelerle kınanır: Andan et fehm safâ olmadığın dehrde kim Meclis-i âlime dil-germ gelen dil-serd gider Nâbi</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-141
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
76
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>¢. Ulema</p><ol><li>Bilgin; ilim ehli.</li><li>tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla temaşa edenlere arif denir. b Zahiri hükümleri ve şer'i hususları bilip de tasavvufa yabancı kalan bilginlere de âlim denir. Süfiler avam mertebesinde gördükleri bu çeşit âlimlere ulema-i rüsum, ulema-i zahir ve ulema-i selatin (merasimci, şekilci, zahirci ve devlet âlimleri) adını verirler. Bunlara ehl-i kışr molla veya danişment de denir (kı) Mutasavvıflara göre âbit âlimden, arif âbitten önde gelir. Ne kadar engin ve derin bilgilere sahip olurlarsa olsunlar, âmil olmayan âlimlere itibar edilmez, Bunlar “sırtında kitap yüklü eşeklere benzerler” (Cumua Suresi, 5). Her ne tezvir eylese ehl-i cihân eyler kabül Meğer ehl-i ilimdir asl-ı fesâd-i rüzgâr Fuzüli Âlim de zahit ve vaiz gibi çeşitli vesilelerle kınanır: Andan et fehm safâ olmadığın dehrde kim Meclis-i âlime dil-germ gelen dil-serd gider Nâbi</li></ol>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-7476
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Bilen, ilim sâhibi.</p><p>1. Her şeyi bilen mânâsına Allahü teâlânın sıfatlarından biri.</p><p>Allahü teâlâ gizliyi de âşikar olanı da âlimdir. (Haşr sûresi: 22)</p><p>2. Zamânın fen ve edebiyât bilgilerinde yetişmiş, Kur'ân-ı kerîmin ve yüzbinlerce hadîs-i şerîfin mânâsını ezberden bilen, İslâm'ın yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs (uzman), tasavvufun (evliyâlığın) en yüksek derecesine ulaşmış, yetişmiş ve yetiştirebilen müctehid.</p><p>Âlimler peygamberlerin vârisleridir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)</p><p>Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır. (Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)</p><p>Âlimin yüzüne bakmak İbâdettir. (Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)</p><p>Âlimin uykusu, câhilin ibâdetinden hayırlıdır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ-u ulûmiddîn)</p><p>Âlimleri hafife alanların âhireti, ümerâyı (devlet başkanlarını) hafife alanların dünyâsı, dostlarını hafife alanların mürüvveti (insanlığı) yıkılır. (Abdullah bin Mübârek)</p><p>3. Bir ilim dalında yetişmiş mütehassıs kimse (uzman).</p><p>Allahü teâlâ birine iyilik vermek isterse onu fıkıh âlimi yapar. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)</p><p>Fıkıh âlimleri kıymetlidir. Onlarla berâber bulunmak ibâdettir. (İbn-i Âbidîn)</p><p>Âlimin kıymetini ancak âlim anlar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)</p><p>4. Öğreten, öğretici.</p><p>Ya âlim, ya talebe, yâhut bunları dinleyici ol. Bu üçten olmazsan helâk olursun. (Hadîs-i şerîf-Ahmed ibni Hanbel)</p><p>Âlimin bir nazarı bulunmaz hazînedir</p><p>Bir sohbeti yıllarca bitmez kütüphânedir.</p><p>(Seâdet-i Ebediyye)</p>

Köken ve kullanım

s. ar.

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

¢. Ulema

  1. Bilgin; ilim ehli.
  2. tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla temaşa edenlere arif denir. b Zahiri hükümleri ve şer'i hususları bilip de tasavvufa yabancı kalan bilginlere de âlim denir. Süfiler avam mertebesinde gördükleri bu çeşit âlimlere ulema-i rüsum, ulema-i zahir ve ulema-i selatin (merasimci, şekilci, zahirci ve devlet âlimleri) adını verirler. Bunlara ehl-i kışr molla veya danişment de denir (kı) Mutasavvıflara göre âbit âlimden, arif âbitten önde gelir. Ne kadar engin ve derin bilgilere sahip olurlarsa olsunlar, âmil olmayan âlimlere itibar edilmez, Bunlar “sırtında kitap yüklü eşeklere benzerler” (Cumua Suresi, 5). Her ne tezvir eylese ehl-i cihân eyler kabül Meğer ehl-i ilimdir asl-ı fesâd-i rüzgâr Fuzüli Âlim de zahit ve vaiz gibi çeşitli vesilelerle kınanır: Andan et fehm safâ olmadığın dehrde kim Meclis-i âlime dil-germ gelen dil-serd gider Nâbi

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Bilen, ilim sâhibi.

1. Her şeyi bilen mânâsına Allahü teâlânın sıfatlarından biri.

Allahü teâlâ gizliyi de âşikar olanı da âlimdir. (Haşr sûresi: 22)

2. Zamânın fen ve edebiyât bilgilerinde yetişmiş, Kur'ân-ı kerîmin ve yüzbinlerce hadîs-i şerîfin mânâsını ezberden bilen, İslâm'ın yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs (uzman), tasavvufun (evliyâlığın) en yüksek derecesine ulaşmış, yetişmiş ve yetiştirebilen müctehid.

Âlimler peygamberlerin vârisleridir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)

Ümmetimin âlimlerine hürmet ediniz. Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır. (Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)

Âlimin yüzüne bakmak İbâdettir. (Hadîs-i şerîf-Künûz-ül-Hakâik)

Âlimin uykusu, câhilin ibâdetinden hayırlıdır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ-u ulûmiddîn)

Âlimleri hafife alanların âhireti, ümerâyı (devlet başkanlarını) hafife alanların dünyâsı, dostlarını hafife alanların mürüvveti (insanlığı) yıkılır. (Abdullah bin Mübârek)

3. Bir ilim dalında yetişmiş mütehassıs kimse (uzman).

Allahü teâlâ birine iyilik vermek isterse onu fıkıh âlimi yapar. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)

Fıkıh âlimleri kıymetlidir. Onlarla berâber bulunmak ibâdettir. (İbn-i Âbidîn)

Âlimin kıymetini ancak âlim anlar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

4. Öğreten, öğretici.

Ya âlim, ya talebe, yâhut bunları dinleyici ol. Bu üçten olmazsan helâk olursun. (Hadîs-i şerîf-Ahmed ibni Hanbel)

Âlimin bir nazarı bulunmaz hazînedir

Bir sohbeti yıllarca bitmez kütüphânedir.

(Seâdet-i Ebediyye)

Sözlüğe dön ←