ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
25 sonuç · toplam 25 · “Tefrika” · 1/2
01Tefrika
(ad (تفر Dagimkhk, perişanlık; ayrılık. tas. a Cem Hakk’a, tefrika halka işarettir. b Cem müteferrik (dağınık) olanı toplamak, tefrika toplu olanı dagıtmaktır. Cem halinde “Allah var mâsivâ yok,” denir. Tefrika halinde dünya ve ahiretin var…
Bit
لل لل لل ل ل ا ل haz. Dest-bas: Şeyhin elini öpme. Damen-bas: Şeyhin eteğini öpmek, Zemin-büs: Şeyhin önünde yer öpmek, yer öpen. Bkz. Secde.» Güzelsin bi-bedelsin ndz-perversin dilârâsın Değilsin bt-vefa amma ki gayet bt-mahabbasin Ne mânl…
Buy
Koku, nefha. tas. Gönlün ilgi ve bağlantıdan (alâka ve ittisalden) haberdar olması ki, esasen başlangıçta cem makamındayken vardır ve şimdi de tefrika makamında değişik bir halde mevcuttur (us).
Cemiyet
Derli toplu, düzenli ve huzurlu olma. Toplantı, demek. Mâsivâdan yüz çevirme ve dikkati yüce Allah’a teveccüh noktasında toplama. Kalbin huzursuz ve perişan (tefrika) halde olmaması, insanın zihnen ve kalben kendisini Hakk’a vermesi. Ham aç…
Dildar
Gönüle malik ve hâkim olan gönül sultanı, sevgili. 2. tas. Bast sıfatı ve neşe hali ki, kalpteki sevinç ve sevgiden ibarettir (us), Bkz. Azra, Dilenmek/Dilenci Çeşitli sebeplerle dilenerek geçinen dilenci dervişlere rastlanmıştır. Özellikle…
Dari
Uzaklık. tas. Zihnin tefrika âleminin keyfiyet ve bilgileriyle meşgul olması. Bkz. Bu'd.
Hayat
Yaşama, zindegi. 2. tas. Sâliki dünya bağlarından ve nefsani arzulardan koparan kutsal ve ilâhî nurun tecelli etmesi, “Hayat, ölümdedir” (sr 489), yani kalbin hayatta olması için nefsin ölmesi gerekir. Cüneyd, tasavvufu “Hakk'ın seni senden…
Kafir
ع ar. (كا فر) 7, Örten, inkar eden. 2. tas, Tefrika âleminde bulunan, makamı tefrika âlemi olan (11s; Tk 11:1252), Çok yetirme göklere efgânım ey kâfir sakın Incinir nâgeh mesiha isidip efgânımı Fuzüli Kafir beççe r, Kâfir çocuğu. 2. tas. V…
Kass
veya Kussâs (Ge Les) Kıssacı, kıssa anlatan, kıssahan, kıssagü. 2. tas. İlk zahitler döneminden başlayarak camilerde, sohbet toplantılarında ve hatta çarşıda pazarda kıssa anlatan ve bu yolla halkı etkilemeye çalışan vaiz ve zahitler vardır…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Kü-yi harabat
Harâbât köyü. 2. tas. Kendinden geçme ve fani olma makamı, küyi meykede (meyhane köyü) ve kü-yi mugân (keşişler köyü) de aynı anlamda kullanılır. Kü-yi yâr Sevgilinin bulunduğu semt. Küfr-i tarikat Şatahat; bütün dinlere ve yetmiş iki buçuk…
Kutbu'Lirşat
Rehber kutup. 2. tas. Her üç terim de halkı irşat etmek ve hidayete birlik (vahid erdirmek işiyle görevli veli anlamına gelir. Bu veli arştan ferşe kadar tasarrufta “İsim ve sıfa bulunur. Kül a MM al a la 2 RT cutup i, ar. (LS) veya Kutb 1.…
Nakip
Şeyhin yardımcısı olan en kıdemli mürit. Bkz. Nükeba, Allah ki mücid-i cihandır Her türlü nikabtan iyandır M. Naci Nâkus i ar. (95 b) r. Can, 2, tas. a Cem makamı. b Sâlikin tevbe edip ibadete ve zühde yönelmesini sağlayan bir uyanış (intib…
Nevruz
Yeni gün; baharın ve eski takvimde yılın başlangıcı. Tasavvuf şiirinde diriliş, yenilenme ve tabiatta görünen cemâl tecellisinin sembolüdür. Bazı remiz sözlüklerinde çokluğun açıldığı tefrika âlemiyle ilişkilendirilir.
Perde
) Hicap, örtü. 2. tas. Hak ile kulu arasındaki engel; âşığı maşukundan ayıran hususlar. Hak ile kul arasında kimi zülmetten (karanlık), kimi nurdan (ışık) binlerce perde vardır. Madde, menfaat, mal, mülk, nefs ve şehvet zulmani perdeler olu…
şikâk
“Hak yolunda sapmak, tefrikaya düşmek, dü manlık etmek.” anlamlarınd Kur’ân-ı Kerîm’de on dö ayette geçen bir terim
Cem‘
2.3.2. Cem‘ ve Fark Tasavvufta kulun, mahlûkât ve rabbi ile olan ilişkisini anlatmak için kullanılan kavramlardan cem‘ ( ع مجلا) ve fark (ق رفلا) tasavvuf klasiklerinin ekseriyetinde yer almaktadır. Bunlardan Serrâc, Kelâbâzî, Kuşeyrî ve Hü…
Cem’iyye
Arapça. Topluluk, toplantı gibi mânâları ihtiva eder. Tasavvufî açıdan şöyle izah edilir: Allah’a yönelme (teveccüh) sırasında, hizmetleri toplamak, bir noktada temerküz ettirmek, yöneldiği şeyden başkasıyla meşguliyeti zihinsel olarak terk…
Cem’u Fark
Arapça. Toplanma ve ayrılma. Kuşeyrî’den bu iki terimin kısa açıklamasının şu şekilde olduğunu öğreniyoruz: Fark, sana nisbet olunan ve cem’, senden alınandır. Yani, kulluğun yerine getirilmesine ve kulun hallerine layık veya ait olan işler…
Nâkûs
Arapça, çan demektir. Cem makamı. Salikin tevbe ile ibâdete yönelmesini sağlayan uyanış. Tefrika makamını hatırlama.
Perişani-Perişan-Perişanlık
Farsça, dağınıklık, zavallılık, mahzunluk vb. gibi anlamları olan bir kelimedir. Tasavvuf? açıdan, cem’ âleminin zıddı olan tefrika âlemine denir.Perişân-hâlin oldum, sormadın hâl-ı perişanım. Canımdan derde düştüm, kılmadan tedbîr-i derman…
Kr
Arapça, zikir çekilen tekke, savmaa anlamında bir terkip. Bu, sufînin, dikkatini dağıtmadan bir noktada topladığı, kendisini tefrikadan koruduğu manevî yerler ve hallerdir.
Mescid-İ Dırâr
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz zamânında münâfıkların (inanmadıkları hâlde, müslüman görünenlerin) fitne, fesâd yuvası ve silah deposu olarak Kubâ'da yaptırdıkları mescid. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:…
Sayfalar 451–458
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları) DERS: 18 MÜNDERECAT: En'âm sûre-i celilesinin 6. âyet-i kerimesinin tefsiri - Daha önce gelmiş geçmiş kavimlerin ve milletlerin neden helâk edild