Ara
Menü

HALLERE DÂİR TASAVVÛFÎ ISTILAHLAR

2.712 kelime · kısa başlangıç

Şeyh Muhammed b. Abdülbâkî bize, Câbir’den (r.a) rivâyetle, Rasûlullah’ın (a.s) şöyle buyurduğunu haber verdi: “Muhakkak takvâya sarılmak, sana, bildiğinin yanında bilmediğini de öğretir. Bildiğin şeylerdeki noksanlık; ondaki artacak kısmın az olmasıdır. Kişinin bilmediği ilimlere karşı rağbetsiz oluşu, bildiklerinden istifadesinin azlığından kaynaklanır.”467 Sûfilerin büyükleri, takvâ temellerini sağlam bir şekilde attılar. Mârifetullâhı güzelce öğrendiler. Takvâları sebebiyle bildikleriyle amel ettiler. Böylece Allahu Teâlâ onlara, bilmedikleri ilimlerin sırlarını ve ince işâretleri öğretti. Ebû Saîd el-Harrâz demiştir ki: “Allahu Teâlâ’nın kelâmını anlamanın ilk alâmeti; onunla amel etmektir. Çünkü onda ilim, anlayış ve istinbat (hüküm çıkarma) vardır.” Anlamanın ilk şartı; söze dikkatlice kulak vermek ve kalbin hazır olmasıdır. Allahu Teâlâ, bu hususa şöyle işâret etmiştir: “Muhakkak bunda, uyanık bir kalbi olana veya hazırda bulunarak dikkatlice kulak verene bir öğüt ve ibret vardır.” (Kaf (50), 37.) Ebû Bekr el-Vâsitî demiştir ki: “İlimde rüsûh (yüksek derece ve pay) sahibi olanlar, ruhlarıyla gaybın gaybına ve sırrın derinliklerine dalıp yüksek…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol