Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 576–582 hatta onların başlarında bulunmadın? Düşmanlarma galip gelemesen bile, bir kılıç çekmeden, savaşmadan, çarpışmadan neden kaçtın? Vatanını ve mukaddesatını din ve mıllet düşmanlarına karşı neden savunmadın? Bu savaşın bir zaterle neticelemese bile, tarihler senin şanlı müdafaanı yazacaklar, adını bürmet ve minnetle anacaklardı. Sen, saraylarını ve saltanatını, dinine, mukaddesatına, vatan ve milletine tercih ederdin ama, bak o sarayların şimdi can düşmanlarına kaldı. Sana ise, ancak zillet ve meskenet payı düştü. Rahat ve huzurunu, zevk ve sürurunu herşeyin üstünde tutar, asıl görevin olan vatan ve milletin için çalışmazdın. Bağ ve bahçelerde nefsinin arzularına hizmet eder, kendinden gayrı hiç kimseyi düşünmezdin. Işte, netsinin bu arzu ve hevesleri uğruna bunca şan ve şerefi ayaklar altına aldın. Bir kerrecik olsun, geleceğini, bugünlerini düşünmedin. Şimdi ağla, ağlayabildiğin kadar... Granada'yı, Elhamra'yı, Elbeydâ'yı kimlere teslim ettin? Hazinelerini kimlere bıraktın? Mülk ve saltanatın ne oldu? Yiğitlikleri, cesaret ve şecaatleri, heybet ve mehabetleriyle düşmanları daima…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.