Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 583–590
Hâşâ!.. Bunlar, müslüman sıfatı değillerdir. Hatta, affınıza sığınarak ilâve edeyim: Bunlar, insanlık sıfatı da değillerdir.
Kur'an-ı kerimi okuyup anlamış, hükümlerine tâbi olmuş müsümanın kalbinde Allah korkusu olur. Kalbinde Allah korkusu bulunmayan, mü'min olabilir mi? Hakiki müslüman, riyâ için, gösteriş için, hele işten kaçmak için namaz kılmaz, ibadet ve tâ'atte bulunmaz. Halis müslüman, hırsızlık yapmaz, yalan söylemez, hiç kimseye ihanet etmez, sahtekârlık yapmaz, adam kandırmaz, kimseyi vurmaz, kimseyi incitmez, sözünde durur, emanete ri'ayet eder ve müslümanın elinden ve dilinden herkes emin olur. Gerçek mü'minlere elbette hiçbir diyeceğim yok, onların ayağı türabıyım ve arada tabiatiyle böyleleri de var. Fakat, esefle söyleyeceğim: sayıları pek az!..
Avusturya hududundan çıkıp Alman hududuna girdiğimizde, gümrük memuru yanımdaki arkadaşıma:
— Haşiş var mı? diye sordu. Arkadaşım anlamayınca açıkladı:
— Eşyanız arasında esrar var mı?
Yol arkadaşım, kendisine sükûnetle cevap verdi:
— Bizler Muhammedân'ız, öyle şeyler bizde bulunmaz!..
Alman gümrük memuru, pişkin pişkin sırıttı:
— Kızmayın canım, böyle pis işleri çoğunlukla Muhammedân olduklarını söyleyenler yapıyor. Esrarı ve eroini (Biz müslümanız!) diyen Iran'larda, Araplarda ve Türklerde buluyoruz. Daha geçen yıllarda sizin bir milletvekiliniz Fransa'da uyuşturucu madde sokarken yakalanarak hapsedilmedi mi?
dedi.
Esefle itiraf ederim ki, Alman gümrükçüsünün bu sözleri beni çok üzdü ve âdeta kahretti. Zira, sahte müslümanların yaptıkları pis işler ve kötülükler, muhlis müminleri de töhmet altında bırakıyor ve hatta kirletiyordu.
Evet kardeşler!.. Kur'an-ı kerimi hakkıyle okuyan ve Kitabullah'a sıkı sıkı sarılan mü'minler Allahu tâlâ'nın emirlerine uyar, nehiylerinden kaçar, onun gazabından ve azabından korkar, cemaline âşık ve Hakka talip olur, kıyamet gününe ina-
nır, zerre kadar hayır işlemişse mükâfatını, zerre kadar şer işlemişse mücazatını göreceğini yakinen bilir, Hak huzurunda muhakeme edileceğine, bütün yaptıklarının hesabını vereceğine, tekmil amellerinin mizanda ölçüleceğine, uzuvlarının lehinde veya aleyhinde tanıklık edeceklerine iyman eder, elbette ve elbette böyle kötü ve çirkin hallere ve âkibetlere düşmez. Allah korkusu bulunmayan kalp, gerçekten şeytan yuvasıdır.
Kalplerinde iyman nuru bulunan kimse, karanlık bir evde geceleyin lâmbaların yakılmasından sonra dışarıya ışığın sızması ve o evde aydınlık bulunması gibi derhal belli olur.
Onun için, kalplerinde iyman bulunanların nurları, vücutları evinin birer penceresi mahiyetinde olan ellerinden, ayaklarından, gözlerinden ve kulaklarından, ağzından ve dilinden dışarı akseder.
Bir müslüman ülkesinde, müslüman bir anadan ve babadan dünyaya gelerek, nüfus hüviyet cüzdanının belirli yerinde ISLAM kaydı bulunmasından gayrı müslümanlıkla ilgi ve ilişkisi bulunmadığı halde müslüman olduklarını iddia edenler, hiç olmazsa şu gerçeği gözönünde bulundurmalıdırlar. Eğer, Allahu teâlâ'ya, Resûl-ü müctebâ'ya, kıyamet ve âhirete iymanları yoksa bile, bu vatanın ve bu milletin şeref ve haysiyeti vardır. Çoluk çocukları ve bütün yakınları bu kutsal topraklarda oturmakta ve barınmaktadır. Şu halde, bütün Türkleri, bütün müslümanları töhmet altında bırakabilecek, hatta şeref ve haysiyetlerini kırabilecek kötülükler yaparken olsun —Varsa— insanıklarından utanmaları gerekir. Kaldı ki, Allah ve Resûlüne, âhiret ve kıyamete iyman eden Kur'anı kendisine rehber edinen hiçbir müslüman böyle kirli ve gizli işler yapmaz. Islâmın şerefini, milletinin haysiyetini düşünür ve gücünün yettiği kadar bunları korur. Rabbinden korkar ve Rabbini sever. Rabbini kırmaktan ve incitmekten çekinir. Helâlden kazanır ve helâle sarfeder ve harama aslâ tenezzül etmez. Ölümü ve ölüm ötesini düşünür, mahşer mahcubiyetini hatırlar, dinî ve milli şeref ve haysiyetine gölge düşürmez. Dünyanın âkibetinin harap olduğunu, bu âleme gelenlerin önünde sonunda bu âlemden gi-
deceklerini, yakın bir gelecekte amelleriyle başbaşa kalacağını hiçbir zaman unutmaz
HİKÂYE Ismi'i hazretleri diyor ki:
Mehtaplı bir gecede, Beytullah'ı tavaf ediyordum. Kulağıma hazin bir ses geldi ve beni pek etkiledi. Sesin geldiği tarafa yöneldim. Genç ve güzel yüzlü bir zat, Kâ'be-i muazzamanın destârına sarılmış, ağlayarak şöyle niyaz ediyordu:
— Yâ Rab!.. Şu ânda, bütün gözler uyudu. Biliyor ve inanıyorum ki sen uyumazsın, sana dalgınlık ve gaflet ârız olmaz.
ayyü kayyûm'sun... Bütün kapılar kapandı, ancak senin rahmet kapıların sâ'line açıktır. Ilâhî, ancak senden ister ve senden umarım, günahkârım, fakir ve miskinim, esirim... Kapına geldim, rahmetini bekliyorum ya erham-er-râhimiyn!.. diyor, müessir beyitler okuyor ve dualar ediyordu. En sonunda, ellerini ve başını yukarıya doğru kaldırdı ve gözyaşları dökerek yalvardı:
— Yâ Ilâhi!.. Eğer, sana itaat edebildiysem, bunu senin ihsan ve tevfikine medyunum. Eğer, bilmeyerek isyanda bulunduysam, o da benim cahilliğimdendir, ki bu isyanım da aleyhimde höccet olacaktır. Yâ Rab!.. Ni'metinin izharı ve höccetinin isbatı için bana rahmeyle ve günahlarımı mağfiret buyur.
Gözümün nuru dedem, Nebi ve Safi habib-i edibin Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi görmekten ve şefaat-i uzmâsından bu âciz kulunu mahrum eyleme!.. dedi ve yine bazi beyitler okudu. Sesi hazin hazin yükseliyor, münacatı ve ağlaması devam ediyordu. Nihayet buna tahammül edemeyerek yere düştü ve bayıldı. Hemen yanına koştum ve gördüm ki, o zât-1 akdes Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin torunu şehid-i Kerbelâ Hz. İmam-ı Hüseyin radıyallahu anhın mahdum-u mükerremleri Cenab-ı Zeyn-el-âbidiyn idi. Mübarek başını dizlerimin üstüne aldım ve bu hale içim dayanamayarak ben de ağlamağa başladım. Gözyaşlarım, nurlu yüzüne damlayınca gözlerini açarak sordu:
— Beni, Rabbimin zikrinden alıkoyan kimdir?
Hıçkıra hıçkıra cevap verdim:
- Yâ Seyyidi!.. Ey benim canım efendim, Ismi'i kölenizim, dedim ve kendilerini teselli için devam ettim:
— Iki gözümün nuru efendim!.. Siz, ehl-i beyt-i Nübüvvettensiniz. Allahu zül-celâl vel-cemal hazretleri hakkınızda şöyle buyurmuştur:
.'.
Innerna yüridullahü II-yüzhibe anküm-ür-rlcse ehl-el-beytl ve yutahhireküm tathiyra.._ El-Ahzab: 33 (Ey Ehl-i Beyt!.. Allahu teâlâ, sırf sizden her türlü kirliliği ve bütün günahları gidermek için, sizi tertemiz etmek istiyor.)
Hal böyle olunca, bu derece ağlamanızın ve inlemenizin sebebi nedir? deyince, Hazret-i imam:
— Yâ Ismi'i!.. Heyhat ki, Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri cennet-i â'lâyı Habeş'li köle bile olsa, zât-ı ülûhiyyetine itaat edenler için yarattı. Cehennemi ise, Kureyş meliki bile olsa, zât-ı ahadiyyetine isyan edenler için yarattı, buyurdu ve şu âyet-i kerimeyi okudu:
Fe-Iza nüfiha fis-sürl fela ensabe beynehüm yevme'lzln ve la yetesa'elon...
El-Mü'minin: 101 (Sür üflendiği zaman, o gün haseb ve nesebin hısım akraba arasında kimsenin kimseye faydası dokunmaz. Birbirlerinin hallerini sormaya da imkân bulamazlar.)
Sonra, ibadete ve düaya başladı, ben de sessizce huzurlarından ayrıldım, diyor.
Teni mâ'mur eder akval-1 Lâ Mâ'bude Illâ Hû;
Dili mesrur eder ef'al-l Lâ Mevcude illâ Hû..
Ey gafil! Sen neyine güveniyorsun? Hak'tan gayrı güvenecek var mı? Neyine dayanıyorsun? Allahu teâlâdan başka dayanacak var mı? Bütün cihan, tapulu mülkün olsa sen fâni olduğuna göre, malik olduğunu sandığın herşey de fânidir, eğretidir, gelip geçicidir, elden çıkıcıdır. Diplomaların, doktora sertifikaların, uzmanlık belgelerin, malın, mülkün, bankadaki hesabın, çil çil altınların ve gümüşlerin, kasaların, masaların, keselerin, koltukların, oturakların hepsi ama hepsi yakın bir gelecekte elinden çıkıverecek, maddeleri burada kalacak, mâ'nevi mes'uliyetlerini çelimsiz omuzlarına yüklenip kabrine götüreceksin, oradan onları tekrar sırtlanıp mahşer yerine sürükleneceksin, asıl hesap ve kitap orada olacak, neler getirdin, neleri geri bıraktın o zaman anlayacaksın..
Ismi'i hazretlerinin kısasından hisseni ve nasibini alabildin mi? Aldıysan, ne mutlu ve kutlu sana!.. Alamadıysan, vay başına, yazıklar olsun sana!.. Bu münâcatı yapan kim, anlayabildin mi? Iki cihan serveri, âşıkların ve sadıkların rehberi, velilerin önderi, âhir zaman peygamberi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sevgili torunu, sâki-i Kevser Hayder-i Kerrâr'ın ve (VE ENTİ BID'ATÜN MİNNİY — SEN, BENİM PARÇAMSIN...) Hadis-i şerifi ile kadr-i valâsı beyan ve ilân buyurulan Hz. Fâtıma't-üz-Zehrâ radıyallahu anha'nın torunları, Şehid-i mazlûm-u Kerbelâ Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anhın sevgili oğlu Hz. Imam-ı Zeyn-el-âbidiyn radıyallahu anh hazretleridir.
Böyle iken, o zât-1 akdesin Allahu sübhanehu ve teâlâ ya nasıl yalvarıp yakardığını, nasıl niyazda bulunduğunu, nasil gözyaşı döktüğünü, okudun ve öğrendin. Işte, gerçek ittika budur, Hazret-i imamın muhterem ceddine, sevgili dedesine ve
babaannesine, mazlûm atasına ve amcasına rağmen Allahu teâlâ'dan nasıl korktuğunu umarım ki anladın. Oysa, bütün mü'minler, melekler ve cinniler bilirler ki, Hak sübhanehu ve teâlâ hazretleri Habib-i edibinin şân-1 valâsını Kur'an-1 azim-ül-bürhanında açık seçik beyan ve ilân buyurmuştur:
Eşsüs' Ve mâ remeyte Iz remeyte ve lakin' Allahe rema...
El-Enfal: 17 (Ey Habib-i zişân!.. Onlara, bir avuç toprağı atan da sen değildin. Fakat, atan Allahu teâlâ idi...)
"....
alere Lekad câ'ekûm harisun aleyküm bil-mü'miniyne ra'ufün rahiym._ Et-Tövbe: 128 (Yemin ederim, size kendinizden öyle bir peygamber geldi ki, bir sıkıntı ve meşakkate uğramanız, ona pek ağır gelir. O, hidayet ve salâhınıza haristir. Sizin üzerinize titrer, bütün mü'minler için ra'uf ve rahiymdir.)
Ve mâ erselnâke illa Rahmeten IH-alemiyn...
El-Enbiya: 107 (Habibim Ahmed, Resûlüm yâ Muhammed!.. Biz, senl ancak âlemlere rahmet olmak üzere gönderdik...)
Subhanellezi esra bl-abdihi leylen min-el mescid-il harami ilel mescid-il aksâ....
El-Isra: 1 (Bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve tekmil kemal sıfatlarıyla muttasıf bulunan Allahu teâlâ, mübarek bir gecenin mübarek bir cüz'ünde abd-i hassını Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya yani Kudüs'e götürdü...)
Ve mâ erselnâke illa kaffeten lin-nâsi beşiyren ve neziyra Sebe: 28 (Ey Nebiyyi zişân!.. Biz, seni bütün insanlara, ancak tâ'at ehline müjdeci, kâfire ve zâlim ve âsivlere ve Allahu tâlâ'nın azabıyla korkutucu olarak gönderdik.)
Le'amrüke inneh0m lefiy sekretihim ya'mehan...
El-Hicr: 72 (Ey Resüller Resûlü! Hayatm hakkıyçün, onlar hayret ve dalâletlerinden mütereddittirler.)
OSCE JE D'ÜEEE Fe-kâne kabe kavseyni ev ednâ...
(Ona iki yay kadar, belki ondan yakın oldu...)
En-Necm: 9
Innelleziyne yübâyiAneke Innema yübâyi'un'Allah...
El-Feth: 10 (Muhakkak ki sana bl'at edenler, hakikatte Allahu teâlâ'ya blat etmişlerdir.)
Ved-Duha vel-leyli iza seca...
Ed-Duha: 1 - 2 (Habibim'.. Senin doğduğun günün sabahı hakkıyçün...
Hak rizasına erişilen gece hakkıyçün... Sabah vakti gibi olan yüzünün nuru ve mirâca erdiğin gecenin karanlığı misali saçınun zülfünün siyahlığı hakkıyçün..)
Elem nesrah lake sadrek.- El-Insirah: 1 (Senin göğsünü şerhetmedik mi? Kalbini hikmet ve mâ'rifetle doldurmadık mı? Seni, safalı, sabır ve sebatlı kılmadık mı?)
Bütün bu âyet-i kerimelerle kadr-i âlileri tafsil buyurulan iki cihan serveri ve ehl-i beyti hürmetine bütün kâ'inat ve mevcudatın halk ve icat buyurulduğu Hadis-i Kudsi ile sâbittir: