Ara
Menü

Sayfalar 502–508

1.785 kelime · kısa başlangıç

Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 502–508 -- 502 iyman ve ihlâs ile ibadet edilseydi, hak ve adalet güdülseydi, bu kasaba böyle metruk kalmaz, bu mescit böylesine harap olmaz, bu toprakları kimse onların elinden almazdı. Yani, mücrimlerin âkibetleri, mü'minlere ibret olması gerekirken, mü'minlerin âkibetleri mücrimlere ibret olmuştu. Bir ülke, küfrile pâyidar olabilir ve fakat zulmile aslâ pâyidar olamazdı. Onun içindir ki, Hakka kıyam, rükû ve secde edilen bu mihrap bakiyyesi, işte âlemlerin Rabbinin ism-i celilini Habib-i edibinin ism-i şerifiyle tevhid ederek mü'minlerin namaza ve felâha çağırıldıkları minare kalıntısı bunu ispatlıyordu. Iyi ama, mü'minler nasıl olmuştu da mücrimlere ve hattâ bütün kâ'inata ibret olmuşlardı? Islâmiyyet, her alanda yükselmeyi, ilerlemeyi, tekâmül etmeyi emreden bir din olduğu halde, müslümanlar neden her sahada geri kalmışlar, sefil ve perişan olmuşlar, yoksul ve muhtaç hale gelmişler, başkalarının yardımı ile yaşamağa, yabancılara el uzatmağa katlanmışlardı? Akla ilk gelen cevap şu olabilirdi: Demek ki, Allahu teâlâ'ya âsi olmuşlar, Hak…

Okumaya kaldığınız yerden devam edin.

Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.

Giriş yapÜcretsiz üye ol
Sayfalar 502–508 · Envârü’l-Kulûb II — tarikat.org