ع
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
ع ar. (كا فر) 7, Örten, inkar eden. 2. tas, Tefrika âleminde bulunan, makamı tefrika âlemi olan (11s; Tk 11:1252), Çok yetirme göklere efgânım ey kâfir sakın Incinir nâgeh mesiha isidip efgânımı Fuzüli
Kafir beççe r, Kâfir çocuğu. 2. tas. Vahdet âlemindeki tek renklilik (sp),
Kafir Sevgili,
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Sözlük anlamı, “Örten, gizleyen, iyiliğe karşı nankörlük eden. ” olan bu söz, “Hz. Peygamber’i ve O’nun vahiy yoluyla Allah’tan getirdiği kutsal değerleri yalanlayan veya inkâr eden kimse.
” için kullanılan terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’irı “Bakara suresi” (2 / 161) nde mealen “ (Ayetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince... ” ibaresinde açıkça ifade edilmektedir.
Buna benzer bir ifade ise “Tevbe suresi” (9 / 23) nde şöyle yer almaktadır: “Kâfir insanın babası ve kardeşi de olsa onunla dostluk kurulmaz. ” Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’irı pek çok ayetinde bu terim, gerek teklik gerekse çokluk biçimiyle geçmekte; onların durumu ve konumu hakkında geniş açıklamalar bulunmaktadır (M. F.
Abdülbâkî, el-Mu'cem, “kfr” maddesi). Kâfirûn suresi a. [< Ar.
“Sûretü’l- Kâfirûn” Qh> K1I »j j«)] Kur’ân-ı Kerîm’irı yüz dokuzuncu, iniş sırasına göre on sekizinci suresi olup “Mâ'ûn suresi” (107)nden sonra ve “Fîl suresi” (105) inden önce Mekke döneminde nazil olmuştur ve altı âyetten meydana gelmektedir. Admı ilk ayetteki kâfirlere hitap sözü olan “j^ü” (kâfirûn) kelimesinden alan bu sure, “Mukaşkışe” olarak da anılmaktadır. Burada özellikle “tevhîd” sözü ve inancı üzerinde durulur; Allah’a ibadet edilmesi ve O’na ortak koşulmasının büyük günah olduğu vurgulanır.
Bu sureyi Hz. Peygamber’in sabah ve akşam namazlarında sıkça okuduğu kaynaklarda zikredilmektedir.
Dinî Terimler Sözlüğü
İslâmiyette inanılması lâzım olan şeylerin hepsine veya birine inanmayan, dînin emirlerini beğenmeyen, hafife alan, alay eden.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Kâfirler, Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar. Bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyorlar. Îmân ile küfür arasında bir yol açmak istiyorlar. Onların hepsi kâfirdir. Kâfirlerin hepsine Cehennem azâbını, çok acı azâbları hazırladık. (Nisâ sûresi: 150-151)
Kâfirleri yüzleri üzerine sürünerek Cehennem'e göndeririz. (Meryem sûresi: 86)
Bir adam; "Yâ Resûlallah! Kıyâmet gününde kâfir yüzüstü nasıl haşredilecek?" diye sorunca, Resûlullah efendimiz; "Onu dünyâda iki ayağı üzerinde yürüten, kıyâmet gününde yüzüstü yürütmeye kâdir değil midir?" buyurmuştur. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Kâfirin hiçbir iyiliği, hayrâtı, hasenâtı âhirette faydalı olmaz. Îmânı olmayanın hiçbir iyiliğine sevâb verilmez. (Hâdimî)
Din bilgilerinde, ibâdetlerde zamâna uyulmaz. Îmân (inanç) bilgileri, din bilgileri zamanla değişmez. Bunları değiştirmek, zamâna uydurmak isteyenler, Ehl-i sünnetten (Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının yolunda olanlardan) ayrılır, kâfir veya sapık olurlar. Çünkü İslâmiyet'in kıyâmete kadar bozulmayacağını, doğru olarak kalacağını Allahü teâlâ vâdetmiştir. (Tahtâvî-Hamdullah Decvî)