Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

39 sonuç · “Huy

01
Şahsiyet

Bursalı Hilmî Mehmed Efendi

Bursalı Hilmî Mehmed Efendi (ö. 1133/1720-21), Eşrefî çevresine mensup Ali Dede’nin oğlu; Leysîzâde’den Hamza Bey Medresesi’ne uzanan uzun tedris hayatı, yumuşak huyu ve Emir Sultan civarındaki kabriyle tanınan Osmanlı müderrisidir.

02
Şahsiyet

Mustafa Hâki Tokâdî

Mustafa Hâki Tokâdî (1855–1920), Şiranlı Mustafa Rûmî’nin halifesi; Tokat’taki irşadının yanı sıra mebusluk ve Meclis-i Meşâyih üyeliği yapan, Mustafa Takî Sivasî ile İhramcızâde İsmail Hakkı’yı yetiştiren Hâlidî şeyhidir.

03
Şahsiyet

Şeyh Ali Fakrî Efendi

Ali Fakrî Efendi, Sa‘diyye’den hilâfet sahibi; Nakşibendî, Rifâî ve Sünbülî çevreleriyle de irtibat kuran, Seyyid Ahmed Buhârî Dergâhı şeyhi, Meclis-i Meşâyih üyesi, şair ve müelliftir.

04
Şahsiyet

Şeyh Seyyid Ahmed Kerâmeddin

Seyyid Ahmed Kerâmeddin Efendi (d. 1857-58), Üsküdar'daki Nasûhiyye Âsitânesi'nde yetişmiş; babası Muhyiddin Efendi'nin ardından post hizmetini üstlenmiş, Meclis-i Meşâyih'te görev yapmış ve Nasûhî geleneğine dair eserler kaleme almıştır.

05
Sözlük

Sefer der vatan

Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.

06
Sözlük

Afet

ç. Afat Musibet, bela, zarar, ziyan. tas. a Kötü huylardaki tehlikeler ve zararlar; örn. gıybet afeti, yalan afeti, şöhret afeti. b Organların ahlak dışı yollarda ve günaha yol açacak biçimde kullanılması; örn. dilin afeti yalan söylemek, kulağın afeti gıybet dinlemek, elin afeti hırsızlık yapmaktır. c Sülük halinde bulunan salikin ilerlemesini engelleyen dünyevi bağlar (alaik) ve maddi عب karlar. “Süfiler için afet oğlanlarla düşüp kalkmakta, zıt görüşte olanlarla yarenlik etmekte ve kadınlardan hediye kabul etmektedir”. 4 Aşk. Dil verme gam-ı aşka ki aşk afet-i cândır Aşk afet-i cân olduğu meşhür-i cihândır Fuzali Afet-i tarik (2 bö 1) Tarikat afeti, keramet. Afitap i fars. ب) 5 1) Güneş. Afitâb-ı celal (ululuk güneşi) ve afitab-1 vücut (varlık OE

07
Sözlük

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini değil niyetini ve kalpteki etkisini ele alır; zâhirî hükümleri geçersiz sayma anlamına gelmez.

08
Sözlük

Ahlak

ع Huluk, Huy. Huylar, beşeri davranışlar. tas. Huluk, nefsin bir melekesi olup o sayede fiiller, düşünüp taşınmaya ihtiyaç göstermeden kolaylıkla meydana gelir. Biri güzel, diğeri çirkin olmak üzere ahlak iki kısımdır. İlkine ahlak-i hamide (örn. şükür, cömertlik, ihlas, tevazu), ikincisine ahlak-i zemime (öm. nankörlük, cimrilik, riya, kibir) denir. Tasavvuf, kötü huylardan arınmak (tahalli), iyi huylarla bezenmektir (tehalli). Tasavvuf ahlaktır; ahlakca önde olan, tasavvufca da önde olur. İnsanın nitelikleri fiiller, huylar, hallerdir. Insan iradesiyle eylemde bulunur; huylar doğuştan gelir, ama çaba göstererek değişir; haller ise esas olarak insanın çabası dışında ona gelir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

09
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

10
Sözlük

Ashab-ı suffe

1. Medine'de Hz. Peygamber'in mescidinin sofasında Oturan ve tasavvufta süfilerin ilk temsilcileri kabul edilen fakir sahabeler. tbn Mesud, Bilâl Habeşi, Selman Fârisi, Ebu Hureyre, Ebu Zer suffa ehlindendir. Ashab-ı şekavet Cehennemlikler, bedbahtlar. | 1 عطقطعق şeriat Şeriat yolunu tutanlar, müteşerri, | Ashab-ı şimal Kalpleri kötü huy ve aşağı arzularla dolu olanlar. Ashab-ı taarruf Marifet, irfan, seyir ve sülük ehli. Ashab-ı tarikat Hakikat yolunu tutanlar, mutasavvıflar denir. Bkz. Ahkam-1 batina. Ashab-1 tasfiye Kalbi tasfiye, ahlakı tehzib ve ruhu tezkiye etmek suretiyle ilahi hakikatleri idrak etmeye cabalayanlar, Ashab-ı yemin Kalplerini kötü huylardan ve süfli arzulardan arındırmış ilahi inayetle ibadet etmeye muvaffak olan, ama sürekli mürakabe hal ve makamına henüz ulaşamamış olanlar. Bu mertebeye ulaşanlara mukarrep denir.

11
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

12
Sözlük

Avâik

şe) Gaileler, engeller, mânialar, amaca ulaşılmasını aksatan ve geciktiren şeyler. tas. Kalbin Allah’a yükselmesini ve ruhun O'na açılmasını enmm mm İş Şİ, ei İş tea Pr, Oe) 2 EŞ GA Avâlimü'-lübs

13
Sözlük

Behlül

ل) 414) Bühlül veya Pehlül. s. ar. Saf, güleç (dahhâk), safderun, budala, 2. tas. Meczup, mecnun, ehl-i cezbe. Behlüller tam zamanında söyledikleri vecize ve hikmetlerle insanları uyardıkları gibi anlamlı hal ve hareketleriyle de onlara ders verirler. Bunların en tanınmışı Behlül Dânâ'dır. Bunlara ukalâ-i mecânin de (akıllı deliler) denir, Bkz. Meczup, Mecnun. Beka—Fena ) (بقا '- فنا 1. Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena Kalıcı ve geçici olma. 2. tas. a Kötü huyların davranışla rın yok olması fena, yerlerini güzel huyların ve iyi davranışların alması bekadır (tahalluk bi-ahlakillah). b Kulun kendi (nefsani) sıfat ve niteliklerinden sıyrılıp çıkmasına fena, Allah'ın sıfat ve nitelikleriyle süslenmesine beka denir (ittisaf bievsafillah). c İnsanın kendisini, etrafındaki halkı ve €şyayı görmemesi bekadır. d İnsanın, fena halinde olduğunu da bilmemesi ‘fenadan fena'dır (fena ender fena) Sâlik önce kendisinden fani oluyor, sonra Hakk'ı gördüğü için Hakk'ın sıfatından fani oluyor, sonra Hakk'ın varlığında tamamıyla yok olduğu için fenasını görme halinden de fani oluyor. Insan kötü fiil, hal ve vasıflarda baki ise bu sefer de iyi fiil, huy ve vasıflardan fanidir Bu anlamda beka, yani çirkin olanda baki olma kötü olduğu gibi, güzel olandan fani olma da kötüdür. Kötü olandan fani, iyi olanda baki olmak suretiyle tasavvuf yoluna girilir. Nefsinden fani olan Hak'la baki olduğu gibi Allah'ta fani olan da Allah'la baki olur. Allah'ta fani olma haline fena fillah, Allah'ta baki olma haline beka billah denir. Bu halde bulunanlar fani fillah, baki billah denir ( SL 284, 417). Bkz. Fena

14
Sözlük

Beşler

Cebrail'in kalbi üzere bulunan (ruhani his ve bilgilerini ondan alan) beş ermiş. Ruhların hükümdarı olan Cebrail'in nefesinden ve ilminin feyzinden kalpler hayat bulduğu gibi, tarik ehlinin hükümdarları olan beşlerin nefes ve ilim feyzinden de gönüller hayata kavuşur (tPA, 324, 328). 2. Âli aba. Bkz. Âl-i aba Âli aba. Bkz. Âl-i aba

15
Sözlük

Cah

(e (جا Resmi makam, sosyal mevki, itibar, şan, şöhret. tas. a İnsanların kalplerine malik ve hâkim olmak, onların Saygısını ve itaatini beklemek, Insanlar katında saygın kişi olmak için çalışmak tasavvufta makbul bir şey değil- Süfiler hubb-i cah denilen makam ve itibar arzusunu gönüllerinden söküp atmak için nefsleriyle çetin ve amansız bir savaşa girerler. Melamiler ise “Hakk'ın makbulü olmak için halkın menfuru olmak gerek,” derler, Tasavvuf câhı yok etmektir. Cah ile gelmez fazilet câhile Hükmi b Sâlik için en büyük dört fitneden biri olan riyaset (diğer üçü; mal, kadın, evlat). “Sıddıkların kalbinden en son çıkan kötü huy, hubb-i riyasettir.” Arifler “Allah'ın sevdiği riyaseti severler, bunda bir mahzur da yoktur” ( İFM IV:589).

16
Sözlük

Cam

Çiy. Kadeh, kâse. 2. tas. a Haller. b İçi marifetle dolu olan sülûk ehli arifin gönlü. c Cam bedene, içindeki bade bedeni tasfiye etmeye işarettir. İlahi bade kadehinden içen kâmil arif tevhitle sermest olur. Bezm-i aşk içre sun bana bir cam Lik cami ki naksım ide tamâm ae Medrese icre müderris verdiği bir dersten Yeğdurur meyhânede bir câm vermek bir güzel Fuzüli Câme-şüi.ع Çamaşır yıkama, 2. tas. Kötü huy ve sıfatlardan arınma . Cam-1 cihannüma 1, Âlemi gösteren kadeh; içinde kâinatın göründüğü kâse, 2. tas. Kâmil arifin kalbi ve Hak adamının derunu, 83 | i Cârüb-u lâ 5

17
Mekân

Zengi Ata Türbesi

Taşkent (Zengiata) · Özbekistan · Taşkent'in Zengiata ilçesinin aynı adı taşıyan köyündeki kabri; türbe Timur tarafından inşa edilmiş, yanına zamanla mescid, minare ve medrese eklenmiştir. Özbekistan'da hâlâ önemli bir ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

18
Mekân

Anber Ana Türbesi

Taşkent (Zengiata) · Özbekistan · Zengi Ata türbesinin 50 m. kadar yakınında bulunan, şeyhi Hakîm Ata'nın dul eşi ve kendisinin hanımı Anber Ana'ya ait türbe. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

19
Mekân

Taşkent

Taşkent · Özbekistan · Yaşadığı şehir; yakınlarındaki bir köyde çobanlık yapmış, üçüncü halifesi Sadr Ata da bu civarda irşadda bulunmuştur. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

20
Mekân

Hârizm

Köhne Ürgenç · Türkmenistan · Şeyhi Hakîm Ata'nın vefat ettiği ve tâziye için gidip Anber Ana ile evlendiği bölge; ikinci halifesi Seyyid Ata da buraya yerleşip irşadla meşgul olmuştur. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

21
Mekân

Semerkant

Semerkant · Özbekistan · Birinci halifesi Uzun (Usullük) Hasan Ata'ya nisbet edilen bir mezarın bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

22
Mekân

Buhara

Buhara · Özbekistan · Seyyid Ata'nın yerine geçen oğlu Abdullah Zerbahş'ın göç ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

23
Mekân

Deştikıpçak (Saray)

Saray · Rusya · Seyyid Ata ve Sadr Ata'nın irşad için gönderildiği ve Özbek Han'ın ihtidâsının anlatıldığı bölge — Altın Orda'nın merkezi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

24
Mekân

Yesi (Türkistan)

Türkistan · Kazakistan · Silsilesinin bağlandığı Ahmed Yesevî'nin şehri; onun halifesi Hakîm Ata üzerinden bu yola bağlanmıştır. Külliyeyi Timur yaptırmıştır — Zengi Ata türbesi gibi. İlişkili kişi dosyası Zengi Ata : Asıl adının Ay Hoca olduğu nakledilen Zengi Ata, Hakîm Ata'nın halifesi; Taşkent çevresindeki irşadı ve Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata, Sadr Ata, Bedr Ata halkasıyla Yeseviyye'nin yayılışında belirleyici isimdir.

25
Mekân

Debbağ Fâzıl Ali Rûmî Türbesi

Filibe · Bulgaristan · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH DEBBAĞ FAZIL ALİ ER-RUMİ ER-RAMAZANİ EL-HALVETİ” adıyla, RAMAZANİYYE çevresinde, FİLİBE/BULGARİSTAN ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi BULGARİSTAN'IN FİLİBE ŞEHRİNDE KABRİ VARMIŞ, FAKAT KONUM BİLİNMİYOR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 1065 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

26
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

27
Makale

Mevlânâ ile Yûnus Emre Arasında Fikir ve Ruh Akrabalığı

Cihan Okuyucu’nun karşılaştırmasından hareketle Mevlânâ ile Yûnus’un şiirlerindeki müşterek irfan dilini, doğrudan tarihî temas iddiasından ayırarak okuyan geniş dosya.

28
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

29
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

30
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

31
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

32
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

33
Eser

Sayfalar 18–25

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl

34
Eser

Sayfalar 16–22

Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,

35
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl

36
Eser

Sayfalar 31–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali

37
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

38
Eser

Sayfalar 44–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge

39
Eser

Sayfalar 43–49

Muzaffer Ozak Külliyatı · larım için bina ettirdigim beytime nasıl girebiliyorsun?) O ânda, Hak celle ve alâ hazretleri kalbime rahmet nazarı ile nazar buyurarak, Arafat'ta zat-ı hakka ârif olduğum gibi Saf