HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğumu, ailesi ve tahsili
Seyyid Ahmed Kerâmeddin Efendi 1274/1857-58 yılında, Üsküdar'daki Nasûhiyye hânkāhında Şeyh Muhyiddin Efendi'nin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk ve rüşdiye tahsilinin ardından Üsküdar Vâlide Camii'nde Osman Efendi'den düzenli dinî ilimleri okuyarak icazet aldı.
Memuriyet ve Meclis-i Meşâyih hizmeti
Geçimini temin etmek üzere önce Hazine-i Hâssa'ya devam etti. 1295/1878'de Adliye teşkilâtına geçti; uzun yıllar muhasebe kaleminde çalışarak mümeyyizliğe yükseldi. Bir dönem Meclis-i Meşâyih üyeliğine seçildi. İki görevden maaş alınmasını engelleyen düzenleme sebebiyle üyelikten ayrıldı; emekliliğinin ardından yeniden Meclis-i Meşâyih'e tayin edildi ve 1328/1910'a kadar bu görevi sürdürdü.
Nasûhiyye postu
Tasavvuf terbiyesini küçük yaşta babası Şeyh Muhyiddin Efendi'den aldı ve sülûkünü onun yanında tamamladı. Babasının 1315/1897-98'de vefatı üzerine Nasûhiyye Âsitânesi'nin meşihatını üstlendi. 1325/1907'de Kastamonu'ya giderek Şâbân-ı Velî Âsitânesi'ni ziyaret etti. Hüseyin Vassâf onu hânkāh merkezli, gösterişten uzak ve ölçülü bir hayat süren; tekke çevrelerindeki toplantılara davet edildiğinde katılan bir şeyh olarak tasvir eder.
Eserleri ve yazılı mirası
En önemli eseri Şemsü's-Sabûhî fî Menâkıbı Pîr Muhammed en-Nasûhî'dir. Eser, Nasûhî Mehmed Efendi ile ailesini merkeze alırken Şâbân-ı Velî, halifeleri ve silsile mensupları hakkında da bilgi verir. Vassâf, Sefîne-i Evliyâ müsveddesini karşılaştırma amacıyla Kerâmeddin Efendi'ye verdiğini ve onun bazı ilâvelerde bulunduğunu açıkça kaydeder. Kerâmeddin Efendi ayrıca Nasûhî'nin Risâle-i Fahriyye'sini Arapçadan Türkçeye çevirmiş, tarikat usul ve âdâbını soru-cevap biçiminde ele alan bir metin hazırlamış ve nutuklarını küçük bir divançede toplamıştır.
Şâbânî tâclarına dair tanıklığı
Kerâmeddin Efendi, Vassâf'a Şâbâniyye'de kullanım ve sülûk derecelerine göre farklılaşan dört tâc biçimi bulunduğunu anlatır. Yeşil ve beyaz renklerin, sarık ile tepenin tertibinin ve risâlelerin farklı dereceleri gösterdiğini; Nasûhî'ye mahsus tâcın düğmesinin vahdet sırrına işaret ettiğini söyler. Zikir sırasında kullanılan yeşil veya beyaz “dal arakıyye”yi de Nasûhî'den kalan bir uygulama olarak tarif eder. Bu bölüm, bütün Şâbânî kollarına değişmez kural gibi genellenmeyen, Nasûhiyye içinden verilmiş tarihî bir eşya ve erkân tanıklığıdır.
İrşad çevresi ve tevazuu
Vassâf hilâfet verdiği kimseleri sorduğunda Kerâmeddin Efendi'nin kendisini irfan bakımından yeterli görmediğini söyleyerek son derece ihtiyatlı cevap verdiğini nakleder. Bununla birlikte Büyük Piyâle Dergâhı şeyhi İbrahim Bey, oğlu Şeyh Muhammed Şemseddin Efendi, Rumelihisarı şeyhi Halil Efendi, Yakacık Tekkesi şeyhi Reşid Efendi ile Nâzikîzâde Şeyh Hilmi ve Tahsin efendiler onun irşad çevresi içinde anılır. Bu isimlerin her biri için halifelik derecesi bağımsız kaynakla ayrıca teyit edilmelidir.
Ailesi
Şemseddin, Dördüncü Alâeddin, Fazlullah ve İbrahim Rükneddin adlarında dört oğlu bulunduğu kaydedilir. Fazlullah Efendi'nin savaş sırasında şehid olduğu ve naaşının Keşan'dan hânkāha getirildiği belirtilir. Kaynaktaki bu aile kaydı, Nasûhiyye post ve hânkāh hafızasının sonraki kuşağını izlemek için önemlidir.
Kaynak sınırı
Eski sayfada Kerâmeddin Efendi'nin başlığından önce yer alan Muhyiddin Efendi değerlendirmesi ile Bekir Rüstem Paşa'nın hânkāhı yeniden inşa ettirmesine dair kayıt, ayrı şahıslara aittir ve bu biyografiden çıkarılmıştır. Şiirler ve uzun manzum takrizler, imlâ ve mısra düzeni ayrıca denetlenmeden kişi biyografisine karıştırılmamıştır.
Nasûhîzâdeler ailesi içindeki yeri
Nasûhîzâdeler olarak tanınan sülâle, İstanbul'un en nüfuzlu şeyh ailelerinden biri olmuştur. Halvetî-Şâbânî tarikatı Mehmed Nasûhî silsilesiyle günümüze bu aile eliyle ulaşmıştır.
Kerâmeddin Efendi bu ailenin son postnişini olarak anılır; Nasûhî Dergâhı'nın meşihat zinciri Alâeddin Ali, Mehmed Fazlullah, Abdurrahman Mehmed Şemseddin ve Mehmed Muhyiddin'den sonra onunla sona ermiştir.