ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
34 sonuç · “Gayb”
01Sun‘ullah-ı Gaybî
Sun‘ullah-ı Gaybî, Kütahya'da yetişen ve Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'ye bağlanan Bayramî-Melâmî şair; Dîvân, Sohbetnâme ve çok sayıdaki risalenin müellifidir.
Şeyh Hasan-ı Gaybî Efendi
Hasan-ı Gaybî (d. 1864), Kıraçlı’da doğan; zâhirî ilimleri Hâce Abdullah’tan, tasavvuf terbiyesini Hacı Mustafa Efendi’den alan ve 1912’de İstanbul’a yerleşen Rumelili Halvetî şeyhidir.
Tâceddin Abdürrezzâk el-Geylânî
Tâceddin Abdürrezzâk el-Geylânî (1133–1206), Abdülkādir-i Geylânî'nin oğlu; hadis ve Hanbelî fıkhı tahsiliyle tanınan, babasının vaazlarını Fütûhu'l-gayb'da toplayan ve çok sayıda Kādirî silsilenin kendisine bağlandığı âlimdir.
Asuman-ı gayb
سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âşığı; örn. Ibn Fariz, Sultanü'l-âşıkin'dir. Ey âşıklar ey âşıklar aşk mezheb u dindir bana Gördü gözüm dost yüzünü yas kamu düğündür bana Yünus Aşikâr— Aşikâre 5. fars, (6) S8 1—, 164) Bkz. Zahir. Aşina—Aşinai s., i. fars. خنا-[ شناى') Dır. Tanış-tanışıklık, dost-dostluk. 2. tas, a Benliğinden uzaklaşarak, nefsine bigâne (ve el) olarak Hakk'a yaklaşan sâlikin Onunla tanışması, O'nun tanışı (aşinası) olması, O'nunla üns halinde bulunması. b Sâlikin rububiyet-ubüdiyet, yaratıcılık-yaratılmışlık ilişkisindeki sır ve hikmetlere vâkıf (aşina) olması, ilahi esrarla tanışması. Bu durumdaki sâlike agâh, vâkıf ve aşina denir (TK Ir:rrşr). Aşina olmayanlara da bigâne berrâni, yabancı ve el denir. c Aynı tarikate bağlı iki kişinin birbiriyle can arkadaşı (yoldaş) olmaları. Aşk olsun Kat eyle âşinâlığım ondan ki gayrdir Ancak öz âşindların et âşinâ bana Fuzüli Âşinâya âşina, bigdneye bigâneyiz Alem-i fanide resm-i rindegânı böyledir Cevri
Türbesi, Murad Paşa Camii avlusu
Aksaray, İstanbul · Türkiye · 22 Rebîülâhir 1065'te (1 Mart 1655) vefat edip tekkesinin hazîresine defnedilmiş; tekke 1957'de yol genişletmesi sırasında yıkılınca türbesi Murad Paşa Camii'nin avlusuna nakledilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Kütahya
Kütahya · Türkiye · Sun'ullah Gaybî Kütahya'da doğdu; çocukluk ve gençliğini burada geçirdi ve tahsilini de büyük ihtimalle burada yaptı. Babası Kütahya müftülüğü yapan ve “Müftî Derviş” diye tanınan Ahmed Efendi, dedesi “Çavdar Şeyhi” lakaplı Beşir Efendi'dir. 1655'te mürşidinin vefatından sonra Kütahya'ya dönerek eserlerini burada telif etti; Risâle-i Halvetiyye ve Bayramiyye'nin girişinden anlaşıldığına göre burada mülhidlik ve zındıklıkla da itham edilmiştir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak mahalle adı vermez.
Oğlanlar Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Aksaray’daki Oğlanlar Tekkesi Kaynaklar tekkeyi Aksaray’da, Çakırağa Mahallesi’nde, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi’nin kavşak çevresinde gösterir. Akademik çalışmada tarihî yer 872 ada 3 parsel olarak kaydedilir. Yapı Millet Caddesi açılırken ortadan kaldırılmıştır. Adları ve irşad çevresi Tekke Oğlanlar Tekkesi ve Olanlar Dergâhı adlarının yanı sıra İbrâhim Efendi’nin meşihatiyle ilişkili olarak Gavsî Tekkesi ve Şeyh İbrâhim Efendi Dergâhı adlarıyla da anılmıştır. Sun‘ullah Gaybî 1059/1649’da İbrâhim Efendi’ye burada intisap etmiş ve şeyhinin 1065/1654’teki vefatına kadar bu çevrede bulunmuştur. Kaynakları birlikte okuma notu Sefîne kaydı tekkenin kişi ve silsile bağlantılarını; akademik çalışma ise ad varyantı, mahalle, cadde ve parsel tarifini tamamlar. OCR metnindeki bozuk kelimeler ve sayfa artıkları yayıma alınmamış, yalnız birbiriyle uyumlu yer ve ilişki bilgileri redaksiyondan geçirilmiştir. Son dönem bağlantısı Mustafa Safvet Efendi, Meclis-i Meşâyih reisliği sırasında tekkenin meşihatini vekâleten sürdürmüş; Olanlar Dergâhı son Osmanlı dönemi Kādirî çevrelerinden biri olarak yaşamaya devam etmiştir.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Sohbetnâme'de belirttiğine göre 1059'da (1649) İstanbul'a giderek Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'ye intisap etti; bu yolculuğa muhtemelen babasının tavsiyesiyle çıkmıştı. 1649-1655 arasında şeyhinin sohbetlerine katıldı ve dinlediklerini Sohbetnâme'de derledi. Kaynak tekkenin adını ve semtini vermez, yalnızca İstanbul'a gidildiğini söyler; bu sebeple koordinat şehir düzeyinde bırakılmıştır. Uzunçarşılı'ya dayanan 1076/1665 tarihli ikinci İstanbul yolculuğu ise kaynakta ihtiyatla kaydedilir: Gaybî kendi eserlerinde böyle bir yolculuktan söz etmez.
Olanlar Tekkesi (Gavsî Tekkesi) — yıkılmış
Aksaray, İstanbul · Türkiye · Şeyh olarak tayin edildiği ve ölümüne kadar postnişin kaldığı tekke; lakabına izâfetle Olanlar Tekkesi denmiştir. Cerrahpaşa'dan Aksaray'a giden yolun sağında, bugün yerinde Ziraat Bankası bulunan yapı 1957'de yıkılmıştır. Konum yaklaşıktır.
Eğridere (Köstendil livâsı)
Kyustendil · Bulgaristan · 1000 (1591-92) yılında doğduğu yer; bugün Bulgaristan sınırları içindedir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi : Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (yaklaşık 1592-1655), Aksaray’daki dergâhında uzun süre irşad eden; Bayramî-Melâmî ve Hamzavî hafızada öne çıkan, Halvetî çevrelerle de temasları kaydedilen Dîvân ve Dil-i Dânâ sahibi sûfî şairdir.
Balıklı Tekkesi
Kütahya · Türkiye · Gaybî eserlerinde iki ayrı silsile kaydeder. Halvetî nispeti, Kütahya'daki Balıklı Tekkesi'nin kurucusu ve babasının pîrdaşı olan Muslihuddin Efendi yoluyladır; Bayramî-Melâmî nispeti ise Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'den gelir. Koordinat şehir düzeyindedir; tekkenin tam konumu kaynakta belirtilmemiştir.
Musallâ Kabristanı
Kütahya · Türkiye · Kütahya Musallâ Kabristanı'nda bulunan türbesi, kaynağın ifadesiyle şehrin önemli ziyaretgâhlarındandır. Koordinat şehir düzeyindedir; kabristanın tam konumu kaynakta tarif edilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Sun‘ullah-ı Gaybî : Sun‘ullah-ı Gaybî, Kütahya'da yetişen ve Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'ye bağlanan Bayramî-Melâmî şair; Dîvân, Sohbetnâme ve çok sayıdaki risalenin müellifidir.
Üsküdar (Aziz Mahmud Hüdâyî Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Mehmed Nazmi Efendi'nin rivayetine göre IV. Murad'ın öldürme emrinden kaçıp sığındığı ve uzun süre saklandığı yer. Rivayet tek kaynaklıdır. İlişkili kişi dosyası Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi : Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (yaklaşık 1592-1655), Aksaray’daki dergâhında uzun süre irşad eden; Bayramî-Melâmî ve Hamzavî hafızada öne çıkan, Halvetî çevrelerle de temasları kaydedilen Dîvân ve Dil-i Dânâ sahibi sûfî şairdir.
Mescid-i Nebevî
Medine · Suudi Arabistan · 1105 (1694) yılından itibaren altı yıl Medine'de tefsir ve Hanefî fıkhı okuttu; Mescid-i Nebevî'de verdiği tefsir derslerinin notları Lisânü'l-gayb ve'l-ilhâm adlı eserini meydana getirdi. İlişkili kişi dosyası Müneccimbaşı Ahmed Dede (Âşık) : Müneccimbaşı Ahmed Dede (yaklaşık 1630-1702), Selânik'te yetişen; Mevlevî terbiyesiyle tefsir, hadis, matematik ve astronomi tahsilini birleştiren Osmanlı müneccimbaşısı, tarihçisi, müellifi ve şairidir.
Ankara (Hacı Bayram Camii ve Türbesi)
Ankara · Türkiye · Silsilesinin ulaştığı Hacı Bayrâm-ı Velî'nin medfeni; Bayramî Melâmîliği onun halifesi Dede Ömer Sikkînî ile başlamıştır. İlişkili kişi dosyası Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi : Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (yaklaşık 1592-1655), Aksaray’daki dergâhında uzun süre irşad eden; Bayramî-Melâmî ve Hamzavî hafızada öne çıkan, Halvetî çevrelerle de temasları kaydedilen Dîvân ve Dil-i Dânâ sahibi sûfî şairdir.
Aksaray (Pîr Ali Aksarâyî'nin memleketi)
Aksaray · Türkiye · Silsilesindeki Pîr Ali Aksarâyî'nin nisbe aldığı şehir; oğlu İsmâil Ma'şûkī bu hattın en meşhur ve idam edilen kutbudur. İstanbul'daki tekkesinin bulunduğu semtin de adı Aksaray'dır; ikisi ayrı yerlerdir.
Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi
Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Anadolu Abdalları ve Bektaşî Hafızası
Abdal Musa, Kaygusuz, Otman Baba ve sonradan kurulan aidiyet
Sun‘ullah Gaybî: Dîvân, Melâmî Hafıza ve Tasavvuf Dili
Kütahya çevresi Sun‘ullah Gaybî XVII. yüzyılın önemli mutasavvıf şairlerindendir. Şiir ve mensur eserleri, Halvetî-Melâmî kavram çevrelerinin, vahdet-i vücûd yorumlarının ve yerel irşad hafızasının kesiştiği bir külliyat oluşturur. Dîvânın dili Gaybî, güç tasavvuf kavramlarını görece sade ve yoğun bir Türkçeyle işler.
Sârbân Ahmed: Bayramî-Melâmî Silsile ve Dîvân Aidiyeti
İrşad hattı Sârbân Ahmed, Bayramî-Melâmî kaynaklarında İsmâil Ma‘şûkī’nin halifesi olarak gösterilir; Pîr Ali Aksarâyî’ye bağlayan başka bir rivayet de vardır. Oğlanlar Şeyhi İbrahim Efendi ile Sun‘ullah Gaybî’nin kendi silsile kayıtları sebebiyle İsmâil Ma‘şûkī hattı daha güçlü kabul edilir. Hayrabolu Hayrabolu çevres
XVII. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Ağları
Bir yüzyılı nasıl okumalı? XVII. yüzyıl Anadolu tasavvufu yalnız pîrlerin hayatlarından ibaret değildir. İstanbul, Bursa, Konya, Kastamonu, Sivas, Diyarbakır ve başka merkezlerde tekke, medrese, saray, esnaf ve hac yolları birbirine temas eden fakat aynı yapıya dönüşmeyen ağlar kurdu. Yollar ve şubeler Halvetiyye'nin çok sayıdaki kolu, Celvetiyye, Bayramî-Me
Abdülkādir-i Geylânî’nin Eserleri Nasıl Okunmalı?
Telif, vaaz derlemesi ve sonraki nispetleri birbirinden ayıran kaynak kılavuzu
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 96–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 114–121
Muzaffer Ozak Külliyatı · man ediyor. Esasen, ittikanın mâ'na ve medlûlü de budur. Ittika, bir müslümanın Haktan hakkıyle korkarak, Allahu teâlâ'nın rizasına muvafık hareket etmesidir. Namazlarını huşû ve h
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 123–127
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 123 -— şilerin ruhlarını alıp onları sizlerden ayırmak ve onların ölümlerinin acılarını size tattırmakla, meyvalarızı, mahsullerinizi elinizden almakla, yahud nefsinizin meyvası