ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
3681 sonuç · toplam 3681 · “EE” · 1/154
01EE
اا حتت Ashab-ı kurb-i nevafil yolculuk sırasında asa bulundurmak süfilikte bir gelenektir. Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nın asalan vardı. Hz. Peygamber de asa kullanırdı (sa 136, 137, 142). Asaya muin ve müttekâ da denir. Asa o çağlarda hem sila…
Sufism in the Eighteenth Century
Bernd Radtke; araştırma makalesi · 1996
Ottoman Sufi Sheikhs Between This World and the Hereafter
Aslı Niyazioğlu · 2003
Müteellih
(متأله) Müteal hikmet okuluna mensub mutasavvıf, teozof. in Mütefakkihe i ar. Süfilerin, gerçek fıkıhcı (fakih) olmadığı halde fıkıhcı geçinen zahir ehline verdikleri isim. Mutasavvıflarla mutefakkihe (ehl-i bâtın ile ehl-i a zahir) arasınd…
Rue Hee aes Rab
Yetiştiren, besleyen, kayıran, perverdigar; Al- = = lah. tas. Mürebbi, seyit, malik, sahip. Rab-abd, rububiyetasf es ubüdiyet, kayıran-kayrılan ilişkisi tasavvufta önemlidir. Tüm as a varlıklar ve şeyler Allah'ın bir ismine bağlıdır. Allah'…
Bee BUS Bile Şâd-Şâdi
Neşe, Sevinç. tas. Kabz ha. fe b linden sonra sâlikin bast haline geçmesi (sr), ae b Çalış gam-ginleri şâd etmeye şâd olmak istersen Be ee Sevindir kalb-i nasi gamdan âzâd olmak istersen ie ie Esad M. Pasa ue ne Bue Gönül yapmak habibim Ka'…
Teemmül
Derin düşüncelere dalma. Süfiler ıssız ve kimsesiz yerlere ve halvethanelere çekilerek derin düşüncelere dalar ve düşüncelerini belli bir noktada yoğunlaştırırlar. Böylece ilahi ve ezeli hakikati idrak etmeye çalışırlar (Meditasyon). Buna f…
Mühâyee
Müşterek (ortak) bir mal, bâki (sâbit) kalmak üzere bu malın menfeatini taksim etmek. Mislî eşyâda yâni çarşıda aynı evsâfta (özellikte) benzeri bulunan eşyâda mühâyee olmaz. Ev, tarla; zaman veya mekân ile mühâyee olur. (Mecelle)
Teennî
İlerisini düşünerek acele etmeden yavaş ve ihtiyatlı hareket etme. İşlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemelidir. Acele ile verilen kararlara şeytan karışır. Hadîs-i şerîfte; " Acele şeytandandır. Teennî Rahmân'dandı r" buyruldu. Nefsi…
Ahmed b. Ukbe el-Hadramî
Ahmed b. Ukbe el-Hadramî (ö. 1489), Yemen’den Kahire’ye yerleşen, Şâzelî ve Kādirî icâzetlerini taşıyan ve Ahmed Zerrûk’un seyrüsülûkünde derin tesir bırakan şeyhtir.
Boyabatlı Dede Efendi
Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî ş…
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî (260-355/874-966), Çişt’te Ebû İshak Şâmî’ye intisap edip onun halifesi olan ve irşad görevini oğlu Ebû Muhammed Çiştî’ye devreden erken Çiştiyye şeyhidir.
Hamdûn el-Kassâr
Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.
Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi
Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi (1778-1846), Yenikapı Mevlevîhânesi'nde yetişen; âyin-i şeriflerden büyük formlu bestelere ve şarkılara uzanan geniş repertuvarıyla XIX. yüzyıl Osmanlı musikisinin merkez ismidir.
Hüseyin Fahreddin Dede
Hüseyin Fahreddin Dede (10 Muharrem 1271 / 3 Ekim 1854, Beşiktaş Mevlevîhânesi – 21 Ramazan 1329 / 15 Eylül 1911); Mevlevî şeyhi, şair, bestekâr ve XIX. yüzyılın büyük ney virtüozlarından biri . Rauf Yektâ, Ezgi ve Arel'in hocasıdır.
İlmî Dede el-Mevlevî
Asıl adı Molla Hüseyin Ferehşâd olan Bağdatlı İlmî Dede, Irak ve Mısır’daki tahsilinden sonra Şam’da Kartal Dâlî Dede’ye bağlandı. Cezîre-i Mesnevî şerhi, akaid, fıkıh ve tefsir eserleriyle Dîvân sahibidir.
Mehmed Ârif Dede Efendi
Mehmed Ârif Dede (1752–1823), Anabolu’daki Cerrâhî çevresinde doğup İstanbul’da yetişen; devlet hizmeti, Mora’daki tekke vakıfları ve Cerrâhî Âsitânesi postnişinliğini bir arada yürüten şeyhtir.
Mehmed Zekâi Dede Efendi
Mehmed Zekâi Dede Efendi (1825-1897), İsmail Dede Efendi'nin talebesi; beş Mevlevî âyini, dinî ve din dışı besteleri, Dârüşşafaka hocalığı ve yetiştirdiği musikişinaslarla repertuvar aktarımının ana halkalarındandır.
Mevlânâzâde Ebû Bekir Çelebi
Mevlânâ soyundan Ebû Bekir Çelebi (ö. Rebîülevvel 1048/1638), Bostan Efendi'den sonra Konya Mevlânâ Âsitânesi postuna geçmiş; IV. Murad'ın Bağdat seferi sırasında İstanbul'a gönderilmiş Mevlevî şeyhidir.
Muhammed Atıyye er-Rifâî
Muhammed Atıyye er-Rifâî, XIII. yüzyılda yaşadığı ve Kudüs civarında defnedildiği kaydedilen, adına Atâiyye kolu nispet edilen Rifâî şeyhidir.
Neyzen Yusuf Dede Efendi
Yusuf Dede (1014/1605-06–1080/1670), Konya'da Bostan Efendi'den Mevlevî külâhı giyen; Galata'da neyzenbaşı, Beşiktaş'ta postnişin olan musikişinas ve şairdir.
Seyrekzâde Emrullah Mehmed Efendi
Seyrekzâde Emrullah Mehmed Efendi (945-1008/1538-1600), Taşköprîzâde ve Abdülkerimzâde çevresinde yetişmiş; Bağdat, Trablusşam, Manisa ve Selânik görevlerinde bulunmuş, Şakāik'e zeyil ve hâşiyeler yazmış Osmanlı âlimidir.
Şeyh Abdullah Dede Efendi
Şeyh Abdullâh Dede Efendi Mahmûd Dede’den sonra bir müddet Galata Mevlevîhânesi’nde icrâ-yı meşîhat etti. Buraya şârih-i Mesnevî İsmâîl-i Ankaravî hazretleri ta’yîn olununca Abdi Dede, Kâsımpaşa’da mâlik olduğu bostânda bu mevlevîhâne binâs…
Şeyh Ebü’l-İşrâk Seyyid Hacı Mustafa Beyzâde el-Ahıskavî
Ahıskalı Beyzâde Mustafa Efendi (ö. 1199/1785), on sekiz yıllık tedrisin ardından Nakşibendî sülûkunu tamamlayan; Murad Molla Hânkâhı’nın ilk postnişini ve Arapça eserler müellifidir.