ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Anka”
01Bengal Çiştî Hankahları
Ahî Sirâc, Nûr Kutb-i Âlem ve Eşref Cihangîr-i Simnânî çevreleriyle Bengal ve Bihâr'da gelişen bölgesel ağ; tek kuruculu kol değildir.
Dekken Çiştî Hankahları
Burhâneddin Garîb ve Gîsûdırâz çevresinde Devletâbâd, Gülberge ve Dekken'de gelişen bölgesel hankah ağı.
Pencap Nizâmî Hankahları
Taunsa, Çaçrân, Kût Mithan, Ahmedpûr, Mültan ve çevresinde sonraki Nizâmî şeyhlerce kurulan hankah ağı.
Bayramiyye
Hacı Bayrâm-ı Velî çevresinde Ankara merkezli teşekkül eden; farklı halife hatlarıyla Osmanlı coğrafyasına yayılan tasavvuf yolu.
Çiştiyye
Horasan'daki Çişt nispetini Muînüddin Hasan Çiştî'nin Ecmîr'de kurumsallaştırdığı; sohbet, semâ, hizmet, misafirperverlik ve hankah ağıyla Güney Asya'nın en etkili tasavvuf yollarından biri.
Ehdeliyye
Yemen'de gelişen ve Gaysiyye'yi doğuran Kādirî şube.
İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri
Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Küntiyye / Muhtâriyye
Bekkâiyye'nin Sîdî Muhtâr el-Küntî tarafından ihya edilip Sahra ve Batı Afrika'ya yayılan Kādirî devamı.
Mikşâfiyye (Kādiriyye)
Şeyh Abdülbâkī el-Mikşâfî’nin Şekînîbe’de teşkilatlandırdığı; zikir, Kur’an öğretimi, Mâlikî tedris, tarım ve toplumsal hizmeti birleştiren Sudan Kādirî kolu.
Nevşâhiyye
Hâci Muhammed Nevşâh Gencbahş'ın Sahenpâl merkezli; Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a yayılan Kādirî kolu.
Sumâdiyye
Şam ve Kudüs civarında yayılan Kādirî kol.
Uceyliyye
Yemen'de yayılan Kādirî nispet.
Abdullah Bosnevî
Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Abdülcelîl-i Bitlisî
Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.
Abdülfettah Efendi Tennûrî
Abdülfettah Efendi Tennûrî (ö. 984/1577), Zeynelibâd Efendi’nin küçük kardeşidir. İstanbul, Dimetoka, Kastamonu ve Ankara medreselerindeki görevlerinden sonra Şam müftülüğüne yükselmiştir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Âdem Dede
Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam
Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam (866/1461–949/1542), Muhammed Kādî-i Semerkandî’nin yanında on iki yıl yetişen; Dehbîd’i büyük bir Nakşibendî irşad merkezine dönüştüren, hafî ve cehrî zikri müridin kabiliyetine göre uygulayan ve otuz civarında Farsça risâle bırakan Kâsâniyye pîridir.
Alâiyeli Seyyid Süleyman el-Halvetî
Alâiyeli Seyyid Süleyman (ö. 27 Cemâziyelevvel 1064/15 Nisan 1654), Şeyh Ali Efendi’den inâbe alan, Kasımpaşa’da bulunduktan sonra Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postunu yaklaşık otuz sekiz yıl taşıyan Halvetî şeyhidir.
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.
Ali Sırrî Efendi
Ali Sırrî Efendi (ö. 28 Safer 1322/30 Nisan 1904), Bursa İncirli Dergâhı ve İznik Eşrefiyye Hankāhı’nda hizmet ettikten sonra Ahmed Gazzî Dergâhı postnişini olan; Osman Şems Efendi’den icâzet alan Eşrefî-Kādirî şeyhi ve ta‘lik hattatıdır.
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî (ö. 983/1575), Halep’te yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kalenderhâne ve Sahn medreselerinde ders veren, ardından İzmir kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Baba Yûsuf Hakîkî
Baba Yûsuf Hakîkî (ö. 893/1488), Somuncu Baba’nın oğlu; Hacı Bayrâm-ı Velî’nin terbiyesinde yetişen, Aksaray’daki Melik Mahmud Gazi Hankahı’nın şeyhi ve Hakîkî-nâme ile Muhabbetnâme’nin müellifidir.
Bahâeddin el-Cüneydî
Bahâeddin el-Cüneydî (ö. 921/1515), Kādirî terbiyesini Ebü’l-Abbas Ahmed b. Hasan’dan alan ve Hindistan’da yayılan Cüneydiyye kolunun kendisine nispet edildiği sûfîdir.
Tekke
Bir tasavvuf yolunun sohbet, zikir, eğitim, hizmet ve barınma faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruma verilen genel addır. Dergâh, zâviye, hankah ve âsitâne kelimeleriyle örtüşen kullanımları bulunmakla birlikte bunların ölçeği ve işlevi dönemlere göre değişir. Tekke yalnız ibadet mekânı değildir; mutfak, misafirhane, kütüphane, semâhane veya tevhidhane, türbe ve görevli odalarını içerebilir. Tarihî işlevi ile yapının bugünkü durumu ayrı değerlendirilmelidir.
Zâviye
Genellikle tekkeden daha küçük irşad, ibadet, barınma veya yolcu ağırlama birimi için kullanılan tarihî terimdir. Sınır bölgelerinde ribât, şehirlerde mahalle tekkesi veya bir şeyhin sohbet mekânı işlevi görebilir. Tekke, hankah ve zâviye kelimeleri kaynaklarda zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığı için yapı türü yalnız adına bakılarak kesinleştirilmez.
Hangâh
veya Hankah Hanegâh, toplantı ve sohbet yeri. tas. Âsitâne, zaviye, dergâh, tekke. Tarikat ehlinin, dervişlerin ve mutasavvıfların toplanıp sohbet ettikleri ve birlikte zikir ve semâ yaptıkları özel yer. Sorarsan hânkâh-ı aşkı Zâhid Makam-ı dlidir, ulu ocaktır
Heba
Toz, zerreler. tas. Içinde âlemdeki bütün suretlerin açıldığı, şe- killerin meydana geldiği madde. Bununla beraber hebanın vücutta bir aynı yoktur. Yalnızca içinde bulundurduğu suretler itibariyle vardır. Aslı itibariyle yoktur. Bu bakımdan heba, ismi olan ama cismi bulunmayan ankaya benzer. Ona heyula adı da verilir. Heba akl-ı evvelden, nefs-i külliden ve külli tabiattan sonra varlığın dördüncü mertebesinde yer alır. Onun altında da külli cisim mertebesi bulunur. Hebâ ile suret ilişkisini ancak beyazlık ile beyaz ilişkisi şeklinde anlamak mümkün olur. Beyaz olmadan beyazlık anlaşılamadığı gibi suret olmadan da hebayı kavramak mümkün değildir.
Heyula
İlk madde. tas. Kendisinde suretlerin zuhur ettiği şey. Kendisinde herhangi bir suret peyda olan bâtın. Bkz. Anka, Heba.
Kanaat
Tutumlu, gönlü zengin ve tok gözlü olma, hırslı ve açgözlü olig) 8 8 mama. Kanâat, eyledi ankay-ı kafı şöhrete vâsıl Kişi mümtaz olur âlemde elbette uzlet ettikçe | Fehim Nân-i huşka et kandat sabret her is biter Vali |
Külah
ه) +S) Derviş başlığı, serpuş, sikke. Dedi o derviş: Ey şeh-i ali-tebâr Hırka kabrimdir, küleh seng-i mezâr Divâne M. Çelebi Ka'betu'l-ussak oluptur hankah-1 Mevlevi Tâc-ı izzet ser-firazdır küllâh-ı Mevlevi Şâhidi Külahi Derviş. Külbe-i ahzan Hüzünler kulübesi. tas. Üzüntü vakti. Hz. | Yakub'un, oğlu Yüsuf'u Kenan diyarında kaybettikten sonra içinde ağladığı ve hüzünlendiği kulübe, dert küpü. Kılma her saat beni rüsva-yi halk ey berk-i âh Eyleme rüşen şeb-i gam hülbe-i ahzânımı | Vâız bize dün duzahı vasfetti Fuzalt | Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir | tee Yâr ki rahmetti meğer nâle vu efgânımıza Kadem bastı bugün külbe-i ahzânımıza | Fuzüli |
Mescit
Secde edilen, namaz kılınan yer, musalla, namazgâh, küçük | tas. a İlk zahitler ibadet etmek için çekildikleri köşelere (küşe-i inzivaya) mescit derlerdi. b Daha sonra hankah ve tekkelerde namaz kılmak için ayrılan ye- re de mescit denilmiştir. ¢ Mescit tekke mukabili olarak cami anlamında da kulla- nılır. d Ermislerin gönlü, velilerin kalbi. Bkz. Mey, Meygede.
Simurg
Otuz kuş, Anka, tas. İnsan-ı kâmil, Attarin Mantiku’t- Tayr'ında kuşların Padişahı; Hüdhüd kılavuzluğunda yola çıkan kuşların yedi vadiyi geçtikten sonra ulaştıkları Padişah; Allah. Bkz. Anka.
çilehane
Dervişlerin tekke, hankah, ribat ve zaviyelerde çile n doldurmak veya çıkarmak ama cıyla kırk gün boyunca kalacağı e dar ve karanlık hücrelere verii len ad. bk. halvethane
havâric
“Hakemeyn Vankasi’ndan sonra Hz. Ali’ye isyan eden zümre, hâricîler, bk. ik hâricîler ö
Kehânet
Geleceğe veya duyularla bilinmeyen gizli hususlara dair haber verdiğini ileri sürme. Kelâm ve dinler tarihi literatüründe kâhinlik uygulamalarını ifade eder. İslâm inancında gaybın mutlak bilgisi Allah’a aittir. Bu sebeple kehânet iddiaları vahiy, ilham, firâset ve rüya gibi kavramlarla aynı düzlemde değerlendirilmez.
Aksaray
Aksaray · Türkiye · Yûsuf Hakîkî hayatının geri kalan kısmını Aksaray’da şeyhlik yaparak geçirdi. Şehrin Şeyh Hamîd mahallesinde babası adına bir cami ve hankah bulunmaktadır; 906 (1500-1501) ve 992 (1584) tarihli vakıf ve nüfus defterleri ailenin buradaki sürekliliğini belgeler.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · İntisap ettiği, 1001 günlük çilesini çıkardığı ve vasiyeti üzerine annesinin yanına defnedildiği dergâh. İlişkili kişi dosyası Tâhirülmevlevî : Tâhirülmevlevî adıyla tanınan Tâhir Olgun, Mesnevî dersleri ve şerhi, edebiyat tarihi çalışmaları, tercümeleri ve dergiciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü Cumhuriyet devrine taşıdı.
Merkezefendi Kabristanı
İstanbul · Türkiye · 22 Ekim 1939'da İstanbul'da vefatının ardından defnedildiği kabristan. Ahmed Avni Konuk da aynı mezarlıktadır. İlişkili kişi dosyası Sâdık Vicdânî : Kastamonu'dan Balkanlar, Basra, Ankara, Bursa ve İstanbul'a uzanan memuriyet hayatını Nakşî-Hâlidî mensubiyeti ve tarikat tarihi araştırmalarıyla birleştiren Tomâr-ı Turuk müellifi.
Seyfeddin Bâharzî Türbesi, Fethâbâd
Buhara · Özbekistan · Moğol tahribinden sonra yerleştiği, hankahını kurduğu ve 25 Zilkade 659'da (21 Ekim 1261) vefat ettiği yer; Buhara'nın dış mahallelerindendir. Kabri ve tekkesi asırlarca ziyaretgâh olmuş, İbn Battûta ve Ma'sûm Ali Şah da burayı ziyaret etmiştir. Konum yaklaşıktır.
Kutluhan
Ankara · Türkiye · Sefîne-i Evliyâ'nın Hüsâmeddin-i Ankaravî'nin doğum yeri olarak kaydettiği, Ankara'ya yakın mahal. Metinde başka bir tarif verilmediği için konumu kesinleştirilememiştir. İlişkili kişi dosyası Hüsâmeddin-i Ankaravî : Hüsâmeddin-i Ankaravî, Ankara yakınındaki Kutluhan’da doğan; zâhirî ilimlerden sonra Ahmed-i Sârbân’ın terbiyesinde yetişen, Hamza Bâlî ve Hasan Kabâdûz’u yetiştiren Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Kâsân
Fergana vadisi · Özbekistan · Fergānî'nin doğduğu, Mâverâünnehir'in Fergana vadisindeki şehir; Kâsânî nisbesi buradan gelir. Hayatı ve ailesi hakkında yeterli bilgi yoktur; Zehebî'nin “öldüğünde yetmiş yaşlarındaydı” kaydından hareketle 620 (1223) yılı civarında doğduğu söylenebilir. Tarihî şehrin bugünkü karşılığı kesinleştirilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Vardar Yenicesi (Giannitsa)
Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.
Gucdüvân (Gicdüvân)
Buhara · Özbekistan · Buhara'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki, doğduğu, inzivaya çekildiği ve hankahında ömrünü tamamlayıp defnedildiği köy; türbesi buradadır. 918/1512'de bir Safevî muhasarasından kurtulması onun ruhaniyetine bağlanmıştır.
Bağdat (Merzübâniyye Hankahı)
Bağdat · Irak · Müderrislik yaptığı, müderrisliği bırakıp Rükneddîn-i Sücâsî'ye intisap ettiği şehir. 632'de (1234) halifenin daveti üzerine dönüp Merzübâniyye Hankahı'na şeyh tayin edildi ve 21 Mart 1238'de burada vefat etti.
Gürgenç (Köhne Ürgenç)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · 618'de (1221) Moğol katliamı sırasında öldüğü Hârizm merkezi. Cesedinin bulunamadığı (Reşîdüddin) veya enkaz hâline gelen hankahına defnedildiği (Yâfiî) rivayet edilir; türbe ve zâviye günümüze ulaşmıştır.
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul, Beyoğlu · Türkiye · 11 Haziran 1791'den vefatına kadar şeyhlik yaptığı dergâh; III. Selim'in tamir ettirdiği, kapısına ve semâhâne kapısına onun tarih manzumelerinin yazıldığı yer. Kabri bahçedeki İsmâil Ankaravî Türbesi'ndedir. Bugün Divan Edebiyatı Müzesi'dir.
Celvetiyye'nin Tarihî Silsilesi
Erdebîl'den Üsküdar'a aktarım. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Sefîne'nin Mevlevîler Zeyli
Şairler, Mesnevî şârihleri ve İstanbul Mevlevîhâneleri. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Halvetiyye'nin Anadolu ve Osmanlı Yayılışı
Pîr İlyas'tan Yahyâ Şirvânî'nin halifelerine ve İstanbul tekke ağına. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.
Tekke Kurumunun Tarihi ve İşlevleri
İlk zâviye anlatılarından Osmanlı tekke düzenine, ıslahat tartışmalarına ve 1925 sonrasına uzanan kurumsal çerçeve
Mesnevîhanlar ve Şerh Geleneği
Mevlevîhâneden cami dersine, sözlü takrirden kapsamlı şerhlere
Çiştî Ana Silsilesi: Ecmîr'den Delhi'ye
Yakın tarihî omurga Muînüddin Çiştî'den Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî'ye, Baba Ferîd'e, Nizâmeddin Evliyâ'ya ve Çırâğ-ı Dehlî'ye uzanan zincir Hindistan Çiştîliğinin ana irşad omurgasıdır. Tek merkezli idare değil Şeyh-mürid zinciri, bütün hankahların her dönemde tek bir idarî merkezden yönetildiği anlamına gelmez. Çırâğ-ı D
Çiştî Hankahında Mutfak, Misafir ve Hizmet
Açık kapı Hankah yolcu, yoksul, öğrenci, şair ve şehir halkına açık tutuldu. Yemek dağıtımı yalnız yardım değil, eşitlik ve misafirperverlik terbiyesiydi. Fütuh ve mülkiyet İlk şeyhler özel servet biriktirmeye ve saray bağışına mesafeli durdu; kendiliğinden gelen fütuh günlük ihtiyaç ve misafirler için harcandı. Siyasî
Çiştiyye'de Semâ ve Kavvâlî
Semâ meclisi Şiir, ses ve ritim kalbi zikre yöneltmek için kullanıldı. Katılımcının niyeti, sözlerin anlamı, meclisin edebi ve şeyhin gözetimi semâın meşruiyet şartları arasında görüldü. Emîr Hüsrev Emîr Hüsrev'in Farsça-Hindevî şiiri repertuvarı derinden etkiledi. Kavvâlî, tarana ve bütün ilgili makamları tek başına o
Melfûzât: Çiştî Sohbetlerinin Yazılı Hafızası
Fevâidü'l-fuâd Emîr Hasan Dihlevî, Nizâmeddin Evliyâ'nın farklı tarihlerdeki sohbetlerini düzenleyerek gündelik irşad dilini korudu. Kaynak değeri Melfûzât şeyhin düşüncesi kadar hankahın ziyaretçilerini, sorularını, yemek, ibadet ve şehir ilişkilerini gösterir. Nispet problemi Muînüddin Çiştî ve Kutbüddin Kâkî'ye nisp
Çiştiyye'nin Taşra Hankahlarına Yayılması
Merkezin parçalanması Muhammed b. Tuğluk'un şeyhleri taşraya sevk eden siyaseti Delhi merkezli yapıyı zayıflattı; yerel hankahların çoğalmasını hızlandırdı. Bengal Ahî Sirâc, Nûr Kutb-i Âlem ve Eşref Cihangîr-i Simnânî Bengal-Bihâr hattının önemli isimleridir. Dekken Burhâneddin Garîb ve Gîsûdırâz, Devletâbâd ve Gülber
Hacı Bayrâm-ı Velî’nin Halifeleri ve Bayramiyye’nin Kolları
Hacı Bayrâm’ın kesin ve tartışmalı halifelerini ayıran; Şemsiyye, Melâmiyye ve ince irşad hatlarını tarihî bağlamıyla gösteren dosya.