ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
35 sonuç · “şerefe”
01Şerefeddin İsmâil b. İbrâhim el-Cebertî
İsmâil b. İbrâhim el-Cebertî, Zebîd'de yetişen; Kādiriyye, Şâziliyye, Medyeniyye ve Rifâiyye dâhil birden fazla irşad hattıyla ilişkilendirilen Yemenli âlim ve sûfîdir.
Akıncı Muslihiddin Efendi
Akıncı Muslihiddin Efendi (ö. 970/1562-63), Ustrumca’dan Vardar Yenicesi’ne yerleşen, Edirne Üç Şerefeli Medrese’de müderrislik yaptıktan sonra resmî görevden çekilip öğretim ve ibadetle yaşayan Osmanlı âlimidir.
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi
Amasyalı Bebr Mehmed Efendi (ö. 1005/1596), Ebüssuûdzâde Ahmed Çelebi’nin çevresinde yetişen, Edirne Üç Şerefeli’de muîdlikten Bursa ve İstanbul medreselerine yükselen; Konya kadılığına giderken yolda vefat edip İznik’e defnedilen Osmanlı âlimidir.
Edirneli Ebezâde Muslihuddin Mustafa Efendi
Ebezâde Abdullah Efendi’nin oğlu Muslihuddin Mustafa Efendi (ö. Muharrem 1140/1727), müderrislik hayatını Edirne’nin başlıca medreselerinde sürdüren ve Üç Şerefeli Medrese’ye kadar yükselen Osmanlı âlimidir.
Hasan Hâletî Efendi
Hasan Hâletî Efendi, geç dönem Gülşenî kaynaklarında Hâletiyye şubesinin nispet şahsiyeti olarak anılır; şahsî hayatından çok, Şuayb Şerefeddin'in mektuplarında korunan silsilesi bilinmektedir.
Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi
Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi (1650–1770), saray hizmetinden Nûreddin Cerrâhî’ye intisap eden; Anabolu merkezli kırk beş yıllık irşadıyla Cerrâhiyye’yi Mora’da yayan ve 1770’te âsitâne postuna geçen şeyhtir.
Seyyid Abdülaziz Efendi
Seyyid Abdülaziz Efendi (1700–1760), Sertarîkzâde yanında yetişen Anadolu kazaskeri; 1759–60 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunup görevi Moravî Yahyâ Şerefeddin’e devreden şeyhtir.
Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî
Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Seyyid Muhammed Şerefeddin Efendi
Seyyid Muhammed Şerefeddin Efendi (ö. 1884), Kādirîhâne postnişini; Ayazma hatibi, Kasımpaşa cuma vâizi, saray mevlidhanı ve Mekke kadısıdır.
Seyyid Mustafa Hilmi Efendi
Seyyid Mustafa Hilmi Efendi, Ali Rızâ Efendi’nin halifesi; Samatya Hacı İlyas Camii imamı ve Şuayb Şerefeddin Efendi’nin Gülşenî-Sezâî terbiyesindeki mürşididir.
Şeyh Ahmed Hayâlî Efendi
Ahmed Hayâlî Efendi, Şerefeddin Efendi’den Halvetî terbiyesi alan, Üsküdar Hüdâyî Âsitânesi’nde icâzeti teyit edilerek Edirne Saçlı İbrâhim Dergâhı’na tayin edilen ve Rifâiyye’den de icâzet taşıyan son devir şeyhlerindendir.
Şeyh Ahmed Rüşdü Efendi
Şeyh Ahmed Rüşdü Efendi, ilmiye mensubu; Dağıstanlı Şerefeddin Efendi ile Celvetî Gülşen Efendi’den hilâfet alan ve Bursa İsmâil Hakkı Celvetî Âsitânesi’nde şeyhlik yapan sûfîdir.
şerefe
Minarelerde bulunan ve müezzinin ezan okumak üzere çıktığı balkon biçiminde yapılmış mimarî yer.
Hatuniyye Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eyüp'te İdrisköşkü civarında, Gümüşsuyu Çeşmesi yakınında, Eyüp-Gümüşsuyu yolu ile Hüsam Efendi Sokağı'nın birleştiği yerdedir. Hoca Hüsam Tekkesi, Hüsam Efendi Tekkesi, Selim Efendi Tekkesi ve Hâtûniye Tekkesi adlarıyla da anılır; adını civarındaki Zeyneb Hâtûn Camii'nden (Hatûniye Mescidi) alır. 1145 (1732) tarihli Ahmed Dede Mescidi içinde kurulmuştur; Mecmûa-i Tekâyâ'da Hatuniye Tekkesi olarak ve Nakşî tekkesi diye kayıtlıdır, âyin günü pazartesidir. Rızâeddin Efendi burada babası Mustafa Vahyî Efendi'den sonra postnişin olmuş ve vefatında hazîresine defnedilmiştir; annesi ile kardeşi Mehmed Sadreddin Efendi de aynı hazîrededir. Tekke onun meşihatı sırasında, 1304 (1886) yılında, babasının mensuplarından ve kardeş çocuğu olan Mustafa Zihni Paşa'nın yardımıyla esaslı biçimde tamir edilmiştir. Mâbedin çatısı 1940'lı yıllarda çökerek yapı harap olmuş, bugün dört duvar hâlindedir; minaresi şerefesine kadar yıkılmıştır.
Edirne
Edirne · Türkiye · Ârif Bey'in uzun yıllar bulunduğu, Şeyh Şerefeddin Efendi'ye intisap edip hilâfet aldığı ve vefat ettiğinde büyük bir cenaze kalabalığının toplandığı şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh es-Seyyid Muhammed Ârif Bey : Seyyid Muhammed Ârif Bey, Edirne’de Şeyh Şerefeddin Efendi’nin terbiyesinde sülûkünü tamamlayan; İkinci Ordu serbaytarı ve miralay olarak görev yapan Halvetî halifesidir.
Tripolis (Tripoli)
Arkadia · Yunanistan · Mora'da açtığı iki tekkeden ikincisi; 1820-1821'e kadar Cerrâhiyye'nin elinde kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi : Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi (1650–1770), saray hizmetinden Nûreddin Cerrâhî’ye intisap eden; Anabolu merkezli kırk beş yıllık irşadıyla Cerrâhiyye’yi Mora’da yayan ve 1770’te âsitâne postuna geçen şeyhtir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Abdülaziz Efendi : Seyyid Abdülaziz Efendi (1700–1760), Sertarîkzâde yanında yetişen Anadolu kazaskeri; 1759–60 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunup görevi Moravî Yahyâ Şerefeddin’e devreden şeyhtir.
Velî Dede Gülşenî Dergâhı
Edirne · Türkiye · Babası Mehmed Seyfullah Efendi'nin şeyhi olduğu ve 1864'ten itibaren kendisinin meşihatını üstlendiği dergâh; vefatında hazîresinde beşinci kuşak atası Ahmed Müsellem Efendi'nin kabri yanına defnedilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Uzunköprü
Edirne · Türkiye · Seyahatleriyle mürid halkası kurduğu, 5 Haziran 1911'de vefat ettiği kasaba; damadı Mustafa Zevkî Efendi ve oğlu Mehmed Vefâ da burada yaşamıştır. İlişkili kişi dosyası Şuayb Şerefeddin Efendi : Şuayb Şerefeddin Efendi (1842–1911), Hasan Sezâî’nin soyundan gelen; Gülşeniyye’nin Sezâiyye ve Hâletiyye kollarını şahsında birleştiren Edirneli şeyh, şair ve müelliftir.
Anabolu (Nauplia)
Argolis · Yunanistan · Mora'da açtığı ilk tekkenin bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi : Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi (1650–1770), saray hizmetinden Nûreddin Cerrâhî’ye intisap eden; Anabolu merkezli kırk beş yıllık irşadıyla Cerrâhiyye’yi Mora’da yayan ve 1770’te âsitâne postuna geçen şeyhtir.
Sertarikzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilede kendisinden önceki halka Sertarîkzâde Mehmed Emin Efendi'nin kurduğu tekke. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Abdülaziz Efendi : Seyyid Abdülaziz Efendi (1700–1760), Sertarîkzâde yanında yetişen Anadolu kazaskeri; 1759–60 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunup görevi Moravî Yahyâ Şerefeddin’e devreden şeyhtir.
Tripolis (Tripoli)
Arkadia · Yunanistan · Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi'nin açtığı ve 1820-1821'e kadar Cerrâhiyye'nin elinde kalan tekkenin bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Moravî Mehmed Emin Efendi : Moravî Mehmed Emin Efendi (1730–1794), Anabolu’da intisap edip İstanbul’da Sertarîkzâde yanında yetişen; 1782 yangınından sonra Cerrâhî Âsitânesi’ni yeniden kuran postnişindir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Künyesindeki el-Hâc unvanının işaret ettiği hac vazifesinin yeri. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Kocamustafapaşa (Ramazânî Âsitânesi)
Fatih, İstanbul · Türkiye · Bağlı olduğu Ramazâniyye kolunun merkezi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo
Sayfalar 120–125
Muzaffer Ozak Külliyatı · Iyi Ahlâk Derneği; ayrıca «Fukaraya Yardım Cemiyeti» adı altında bir cemiyet kurarak, buraya verilecek olan, hayırperver zatların yardım ve sadakalarını başka maksat veya menfaatle
Sayfalar 319–326
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah yolunda çekilen zahmet, mü'minler için ayn-ı rahmettir. Allahu teâlâ'ya yapılan hizmetler, indallah zâyi olmaz. Ufacık bir amel, küçücük fiil, büyük büyük sevaplara, âli dere
Sayfalar 381–387
Muzaffer Ozak Külliyatı · ara vermeden birbirine ekli olarak kefaret orucu tutması ve bir gün de bozduğu orucu kaza etmesi gerektiği cevabını aldı. Padişah daha kolay bir yol olup olmadığını sordu ve: - Can
Sayfalar 370–377
Muzaffer Ozak Külliyatı · virdik, barajlar kurduk, denizleri aştık, sırasında havalarda uçtuk, medeniyyetler ve mâ'mureler inşa ettik... Peki, sonra?!. Hepsi hâk ile yeksân oldu, emekler boşa gitti, sevdik
Sayfalar 373–378
Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge
Sayfalar 379–384
Muzaffer Ozak Külliyatı · dül-Muttalip, Kâbe'yi tavafa gitmişti. Acaip mehuf bir şey bana göründü. Bir seda işittim ve korktum. Bir beyaz kuş zuhur edip, benim gögsümü sıvadı. Korku benden zail oldu. Bende
Sayfalar 385–391
Muzaffer Ozak Külliyatı · bu kuvvete malik değiliz. Bahreynde, Rebir ibni Pebia namında bir kâhin vardır. Ona sorun» dediler. Nuşirevân. Abdül-Mesih namındaki bir adamını bu kâhine gönderdi. Bu kâhinin vücu
Sayfalar 450–455
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bu cennet ibrigine kevser suyu doldurulmuştu. Allah, böylece Rıdvana emrü ferman etmişti. O ibrik ile, o leğene dökülen kevser suyu ile abdest aldım. Beni, Kâbe'de, hatem denilen y
Sayfalar 513–521
Muzaffer Ozak Külliyatı · dilerine şeriat-i islâmiyyeyi ögretmelidir. Buna mukabil, Allah ve Resûlünün müsaade etmedikleri yerlere kadınları göndermemeli ve asıl buna mâni olunmalıdır. Ne yazıktır ki, asıl