HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve Cerrâhî post zincirindeki yeri
Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî, Cerrâhiyye Âsitânesi'nin yedinci postnişini ve Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi'nin oğludur. Tarikat çevresinde “Çelebi Efendi”, İstanbul halkı arasında ise “Şeyh Yahyâzâde” diye tanındı. Bu iki lakap aynı kişiyi gösterir; onu Abdüşşekûr b. Şerif Ahmed Eşrefî gibi daha geç dönemde yaşamış adaşlarından ayırmak için baba adı, Cerrâhî nisbesi ve 1187/1773 vefat tarihi birlikte okunmalıdır.
Üsküdar'da doğumu ve ailesi
1098/1686-87 yılında Üsküdar'da, Vâlide-i Atîk Camii yakınındaki Kapıağası Çeşmesi çevresinde, Arakiyeci Hacı Mahallesi'nde doğdu. Babası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi, Cerrâhiyye'nin Mora'daki en güçlü irşad çevrelerinden birini kurmuş ve daha sonra İstanbul âsitânesinde postnişin olmuştu. Annesi Seyyide Hâce Emine Hatun, “Hâce Bacı Sultan” adıyla anılır; Moravî Celvetî şeyhi Hâmid Efendi'nin kızıydı. Böylece Abdüşşekûr Efendi'nin aile çevresinde Cerrâhî ve Celvetî irşad hatları buluşuyordu; bu yakınlık iki yolun aynı tarikat sayıldığı anlamına gelmez.
Kur'an, kıraat ve dinî ilimler tahsili
İlk öğreniminin ardından Kur'an'ı ezberledi. Kıraat ilmi ve vücûh sahasında babasından icâzet aldı; ardından dinî ilimlerde tahsilini sürdürdü. Kaynak onu yalnız aile yoluyla posta geçen bir şeyh olarak değil, kıraat ve şer'î ilimlerde yetişmiş, okuyan ve öğreten bir âlim-derviş olarak tasvir eder.
Seyrüsülûkü, erbaînleri ve hilâfeti
Babasına intisap ederek Cerrâhî usulünce esmâ terbiyesine girdi. Tâc ve hırka giydi; tarikatın fürûatı, esmâ tertipleri ve irşad sorumluluğu hakkında izin aldı. Birden çok erbaîn çıkardığı, evrâd ve ezkârını hayatı boyunca dikkatle sürdürdüğü kaydedilir. Seyrüsülûkünü tamamladıktan sonra babasından hilâfet ve emanet aldı.
Anabolu yılları ve hac yolculuğu
Yahyâ Şerefeddin Efendi Mora'daki Anabolu Dergâhı'nda bulunduğu sırada Abdüşşekûr Efendi de bu irşad çevresinin içinde yetişti. Babasıyla birlikte hacca gitti. Bu yolculuk ve Mora tecrübesi, onun İstanbul'daki post döneminden önce hem farklı coğrafyalardaki derviş topluluklarını hem de dergâh idaresini tanımasını sağladı.
Âsitâne mutfağı ve “Çelebi postu”
Babasının Cerrâhî Âsitânesi postnişinliği sırasında dergâh mutfağında aşçılık hizmeti gördü. Aşçılık burada yalnız yemek hazırlamak değil; derviş hizmeti, iaşe düzeni, misafir ağırlama ve tekke disiplininin merkezinde bulunan bir vazifeydi. Makam postunun sağında bulunan kırmızı posta oturduğu için bu yer daha sonra “Çelebi postu” diye anıldı. “Çelebi Efendi” lakabının tarikat hafızasında yerleşmesinde bu hizmetin belirleyici olduğu anlaşılır.
1184/1770'te posta geçişi
Babası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi'nin 1184/1770'te vefatı üzerine Cerrâhî Âsitânesi postuna geçti. Üç yıl süren postnişinliğinde daha önce mutfak ve hizmet dairesinde edindiği tecrübeyi âsitânenin idaresine taşıdı. Ondan sonra post Eyyûbî Hacı İbrâhim Efendi'ye geçti. Bu sıra, Cerrâhî post zincirinin tarihî devamıdır; her bir şeyhin bütün manevî tesirini yalnız üç yıllık resmî post süresiyle sınırlamaz.
Mora'daki otuz çiftliğin vakfı
Abdüşşekûr Efendi'nin kurumsal mirasının en somut kısmı vakfıdır. Mora'da mülkiyetinde bulunan otuz çiftliği, Cerrâhî Âsitânesi'nde fakirlerin ve dervişlerin iaşesi için vakfetti. Kaynak, buna ait vakfiyenin hankāhta on numarayla muhafaza edildiğini bildirir. Bu kayıt, onun Mora ile İstanbul arasındaki bağı yalnız hatıra ve silsile yoluyla değil, sürekli gelir sağlayan bir hayır düzeniyle de sürdürdüğünü gösterir.
Şahsiyeti ve dış görünüşü
Envâr onu uzun boylu, beyaz sakallı; Cerrâhî tâcı üzerine yeşil Cüneydî destar saran bir şeyh olarak tasvir eder. Edepli, temiz, merhametli, yumuşak huylu, ilim ve amel sahibi olduğu; evrâdını, zikrini ve halvet disiplinini aksatmadığı vurgulanır. Bu vasıflar kaynak yazarının hürmet dili içinde aktarılmıştır; fizikî tarif ile ahlâkî övgü aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmemelidir.
Halifeleri
Kaynak iki halifesini özellikle kaydeder. Bunlardan biri torunlarından, daha sonra şeyhülislâmlık makamına ulaşan Çelebizâde Zeynelâbidin Efendi'dir ve adı Cerrâhî icâzet kayıtlarında geçer. Diğeri ulemâ ve kadı ailesinden Seyyid Şeyh Abdullah Hüsâmeddin Efendi'dir. Abdullah Hüsâmeddin önce Moravî Yahyâ Şerefeddin'e intisap etmiş, daha sonra esmâ terbiyesini Abdüşşekûr Efendi yanında tamamlayarak hilâfet almıştır.
Vefatı, cenazesi ve defni
11 Muharrem 1187 Pazartesi sabahı, 1773 yılında vefat etti. Kaynak yaşını seksen dokuz diye kaydeder; bu sayı hicrî yılların farkına dayanır ve milâdî yaş hesabıyla bire bir örtüşmez. Gaslini Abdurrahman Hilmi Efendi yaptı. Cenaze namazı öğle namazının ardından Fatih Camii'nde, Kocamustafapaşa Sünbülî Âsitânesi postnişini Seyyid Şeyh Hâşim Efendi tarafından kıldırıldı.
Cenaze, zikir ve tevhid eşliğinde Cerrâhî Âsitânesi'ne getirildi. Sertarîk Abdurrahman Efendi'nin idaresinde tarikat erkânı icra edildikten sonra pîr Nûreddin Cerrâhî'nin türbesine, Mehmed Hüsâmeddin Merdî'nin sol tarafına defnedildi. Cenazede Sünbülî postnişininin ve Cerrâhî erkânının birlikte görünmesi, dönemin İstanbul tarikat çevreleri arasındaki merasim ve hürmet bağlarını gösterir.
Yazılı ve edebî hafızası
Âsitânede kendisine ait dağınık bazı kâğıtların kaldığı kaydedilir; bunların müstakil ve tamamlanmış eserler olup olmadığı bilinmez. Cerrâhî hafızasında adı, “Kutb-ı âlem Şeyh Yahyâzâde Seyyid Abdüşşekûr” mısraıyla başlayan bir beyitte de yaşatılmıştır. Bu beyit tarihî biyografinin kanıtı değil, sonraki derviş çevresinin ona duyduğu hürmetin edebî ifadesidir.
Tasavvuf tarihindeki yeri
Abdüşşekûr Efendi'nin önemi, üç yıllık postnişinliğinden daha geniştir. Üsküdar'daki ilim çevresi, Mora'daki Cerrâhî ağı, hac yolculuğu, âsitâne mutfağındaki hizmeti, erbaîn ve evrâd disiplini, otuz çiftliklik vakfı ve yetiştirdiği halifeler onun şahsında birleşir. Cerrâhiyye'nin aile, hizmet, vakıf ve irşad kurumlarının XVIII. yüzyılda nasıl iç içe işlediğini gösteren başlıca şahsiyetlerden biridir.
Silsiledeki yeri
Cerrâhî silsilenâmesi onu “Abdüşşekûr Efendi (V. 1098/1686 · İ. 1187/1773)” şeklinde, Yahya Şerafeddin Efendi ile İbrahim Efendi arasında kaydeder; CMS künyesi doğumu 1687, vefatı 1773 verir.
CMS künyesindeki tam adı “Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî”dir.
Kaynak notu. Abdüşşekûr Efendi'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'nde müstakil bir maddesi bulunmamaktadır. Bu kart, TDV'nin “Cerrâhiyye” maddesindeki umumi kayıtlara, CMS künyesine ve Cerrâhî silsilenâmesine dayanan bir silsile kartıdır. Elde bunun ötesinde bilgi yoktur ve uydurulmamıştır.