Ara
Menü

TASAVVUF SÖZLÜĞÜ

ذ

Cerrâhiyye

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Halvetiyye-Ramazâniyye tarikatının Nureddin Cerrâhî’ye nisbet edilen bir kolu. Bu tarikatın kurucusunun sahabeden Ebû Ubeyde b. Cerrâh soyundan geldiği ve İstanbul’da Cerrahpaşa semtinde doğduğu için “Cerrâhî” adını aldığı rivayeti yaygındır.

Kuruluşu olan 18. yüzyıl başından beri yirmi dokuz tekkesinin var olduğu söylenen bu tarikatın yirmi dört tekkesinin İstanbul’da bulunduğu büinmektedir. Cumhuriyet sonrası tekke ve zaviyelerin kapatılması sonrasmda bu tekkelerin pek çoğu faaliyetlerine son vermiş, sadece Cerrâhî Âsitânesi ayakta kalabilmiştir.

Bu tarikatte “zikir” (bk. bu madde) ağırlıklı bir ibadet şeklidir. Tekkeye intisap eden bir kişi, şeyh efendinin yol göstericiliği ile “vird-i kebîr” (bk.

bu madde) okunur, cemaatle sabah namazmın kılınmasından sonra zikir halkası oluşturulur ve zikir çekilir. Ardından yol gösterici dede, sâliki şeyhin huzuruna götürür, şeyh efendi üç defa tövbe ettirip “Âmentü” (bk. bu madde) yü okuttuktan sonra dua okunur.

Ayrıca, sabah namazınm sünneti üe farzı arasmda otuz üç defa “İhlâs suresi” (bk. bu madde) okunması, ikindi namazından sonra otuz üç defa “selât ü selâm” getirilmesi, akşam namazmdan sonra otuz üç defa “estağfurullah” çekilmesi, ayrıca her namazdan sonra yüz defa “kelime-i tevhid” (bk. bu madde) zikri tavsiye edilir.

Tarikate yeni giren kimseye ise devetüyü arakıye giydirilmesi âdet hâline gelmiştir. Böylece zikir ibadetini yıllarca sürdüren sâlike “halife” (bk. bu madde) unvanı verilmiş olunur.

Ayrıca bu unvanm kadmlara da verildiği söz konusudur. Bu tarikat, “ehl-i sünnet” (bk. bu madde) inancına sıkı sıkıya bağlı bir oluşum arz eder.

Tekkede işlerin yürütülmesi “muhib” ve “hizmet dervişleri” ile gerçekleştiriliyordu. Muhipler şeyhe malıyla veya maddî destekle hizmette bulunuyor; hizmet dervişleri ise sertarik, aşçı, zâkirbaşı, imam, meydancı, türbedar, kapıcı, asâdar, nakib, pazarcı, çerağcı, sâki, ferrâş adları ile tekkede hizmeti yürütüyordu. Öte yanda dergâh, “meydan” olarak adlandırılan kurullar ile idare ediliyordu.

Şeyh, sertarik ve aşçıdan oluşan ve “üçler meydanı” olarak nitelenen kurul, manevî işlerin yürütülmesini sağlıyordu; bunlara yardımcı olan zâkirbaşı, imam, meydancı ve türbedar İdarî işleri yürütüyordu. Hizmetlilerin katılımıyla “on dörtler meydanı” oluşuyor; hizmetnişinlerin ihvan arasmdan belirlediği yirmi altı kişinin katılımı ile tekkede “kırklar meydanı” teşekkül etmiş oluyordu. Bu yapısı ile tarikat, çok ciddi ve düzenli bir faaliyet göstermesi; sadrazam, müderris, asker, kadı, imam, esnaf erbabı gibi sosyal hayatın çok değişik ve farklı kesimlerinden kimseleri bünyesinde bulundurması ile dikkatleri üzerinde toplamıştır.

Sözlüğe dön