ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
246 sonuç · toplam 246 · “vücûd” · 2/11
01Mümkin-Ül-Vücûd
Var da olabilen, yok da olabilen. Allahü teâlâdan başka her şey, bütün âlem. Mevcûd yâni var olan şey ikidir. Biri mümkin-ül-vücûd, ikincisi, kendi kendine hep var olan, başkası tarafından yaratılmayan demek olan Vâcib-ül-vücûddur. Eğer mev…
Mümteni'-Ul-Vücûd
Var olması mümkün olmayan, hep yok olması lâzım olan. Allahü teâlâya ortak (eş, benzer) bulunması Mümteni'-ül-vücûddur. Allahü teâlâ gibi ikinci bir ilâh var olamaz. Bu imkânsızdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
Cevher-İ Vücûd
Arapça, varlık cevhe- ri demektir. Nefes-i Rahmânî.
Edvâr-I Vücûd
Arapça. Varlık devirleri. Varlığın, kendisi için mümkün olan kemal çizgisinde yükselmesi ve sonuçta ilkelerin ilkesine geri dönmesi. Varlık yukarıdan aşağıya iner (kavs-i nüzul). Bu iniş, bir yarım daire şeklinde düşünülür. Sonra varlık, aş…
Fena Fi’l-Vucûd
Varlıkta fena olmak anlamında Arapça bir ifade. Fena derecelerinden birisi de, herşeyde Allah’ı görmek ve bilmektir ki, bu hale zevkle ulaşılır. Bu hali elde edenler “la mevcûde illallah” derler.
Hum-I Vücûd
Varlık küpü. Bunun kırılması gerekir.
Rahmetü’l-Vücudiyye
Arapça, varlıkla ilgili, vücuda ait acımak anlamını ihtiva eder. Kaşânî bunu şöyle tarif eder : “A’raf suresinin 6 ve 56. âyetlerinde belirtildiği gibi, Allah’ın muhsin ve muttakilere (gerçek inananlara) vâdettiği rahmettir. Bu, imtinâni ra…
Sereyân-I Vücûd
Arapça, varlığın sirayet etmesi, bulaşması demektir. Rahmanî soluk, mukaddes feyz. Âlem ve insan, bu feyzin pırıltılarıdır.
Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd
Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Sadreddin Konevî'de Mârifet, Vücûd ve Yöntem
İlm-i ilâhînin konusu Konevî için metafiziğin konusu mutlak vücûddur. İsimler, sıfatlar, mümkünler ve âlem bu konunun nispet ve meseleleri olarak ele alınır; Hakk'ın hakikati sıradan bir tanımın konusu yapılamaz. Bilginin yolları Duyu, akıl…
Abdullah Bosnevi ve Merâtib-i Vücûd
Mertebe neden kullanılır? Merâtib-i vücûd tasnifleri tek varlığın çoğalma hikâyesi değil, mutlaklık, ilim, ruh, misal ve duyulur âlem arasındaki nispetleri açıklama araçlarıdır. Tasnif sayısı müellif ve metne göre değişebilir. Yedili tasnif…
Abdurrahman Câmî
Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakş…
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi
Hacı Hâfız Muhammed Ferîd Efendi (ö. 1871), genç yaşta ilim ve irfanıyla tanınan, vahdet-i vücûda dair bir eser kaleme alan ve Medine'de vefat eden Rifâî şeyhidir.
İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî
İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî (14 Şevval 971/26 Mayıs 1564 – 8 Safer 1034/20 Kasım 1624, Sirhind); Müceddidiyye'nin pîri ve Mektûbât müellifi. “Müceddid-i elf-i sânî” unvanıyla anılır; vahdet-i vücûdu aşıp vahdet-i şühûd u savunması asırl…
Kâtip Hacı Mustafa Fevzi Efendi
Eğinli Mustafa Fevzi Efendi (ö. 1924), Gümüşhânevî Ahmed Ziyâeddin ve Hasan Hilmi Efendilerin terbiyesinde yetişen; Bahriye’de kâtiplik yapan, vahdet-i vücûd, râbıta, tarikat âdâbı ve menâkıb üzerine eserler yazan Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir…
Miyân Mîr
Miyân Mîr (957/1550, Sivîstan – 7 Rebîülevvel 1045 / 21 Ağustos 1635, Lahor); Kādirî şeyhi. Vahdet-i vücûdu Hint alt kıtasında en etkili savunan sûfîlerden ; Bâbürlü hânedanının dört kuşağı ona bağlıydı. Amritsar'daki Altın Mâbed'in temel m…
Muhyiddin İbnü'l-Arabî
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (17 Ramazan 560 / 28 Temmuz 1165, Mürsiye – 22 Rebîülâhir 638 / 10 Kasım 1240, Dımaşk); Şeyhü'l-Ekber . el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye ve Fusûsü'l-hikem müellifi. Kendisine mal edilen “vahdet-i vücûd” tabiri eserlerinde bir t…
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi
Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi (1000/1591-92, Eğridere – 1065/1655, İstanbul); Bayramî-Melâmî (Hamzavî) mürşidi, güçlü bir tasavvuf şairi. Takibat sebebiyle zâhiren Halvetî şeyhi olarak faaliyet göstermiştir . 294 beyitlik “Dil-i Dânâ Kasides…
Sadreddin Konevî
Sadreddin Konevî (606/1209 dolayları – 673/1274), Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin en yakın takipçisi ve vahdet-i vücûd düşüncesinin ondan sonraki en önemli temsilcisi; tasavvufu “ilm-i ilâhî” olarak tanımlayarak metafizikle buluşturan Konyalı sû…
Şeyh Abdullah Odabaşı Rifâî
Hulefâ-i müşârünileyhimden Abdullâh Efendi berber imiş. Ziyâret-i Haremeyn’e muvaffak olmuş ve azîzinin emr ü işâretiyle Odabaşı’ndaki tekkeyi vücûda getirmişti. Pek âşık, o mertebe sâdık bir zât imiş. Mücâhedesi pek şedîd imiş. Lâtîfeye de…
Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî
Şeyh Bedreddin Simâvî (yak. 760/1359 – 823/1420), Kahire'de Memlük sultanının oğlunu yetiştiren, Mûsâ Çelebi devrinde kazasker olan ve nihayet Serez'de idam edilen fakih-mutasavvıf; müctehid derecesinde bir fıkıhçı, Vâridât 'ta te'vilci bir…
Zeynüddin el-Hâfî
Zeynüddin el-Hâfî (757/1356 – 838/1435), Sühreverdiyye'den doğan Zeyniyye'nin pîri; şeriat-tarikat-hakikat birliğinde ısrar eden, vahdet-i vücûda açıkça karşı çıkan ve halifeleri Horasan'dan Hindistan'a, Mısır'dan Rumeli'ye yayılan Herat me…
el-Kavlü'l-fasl ve diğer eserleri
Bahâeddinzâde Muhyiddin Mehmed Efendi · Ebû Hanîfe'nin el-Fıkhü'l-ekber'ine el-Kavlü'l-fasl adıyla şerh yazmış; ayrıca Risâletü'l-vahdeti'l-vücûdiyye, Şerh-i Esmâ-i Hüsnâ ve Risâle-i Sırr-ı Kader gibi eserleri bulunmaktadır.