ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
246 sonuç · toplam 246 · “vücûd” · 1/11
01Vücûd
Varlık ve bulunma. Tasavvuf dilinde hem genel varoluşu hem de vecd sonucunda Hakk’ı bulma ve huzur bilincini ifade eder. Vahdet-i vücûd bağlamı Hakikî ve kendinden var olan vücûdun yalnız Allah’a ait olduğu; yaratılmışların varlığının bağım…
Vücûdnâme
Kaygusuz Abdal · Mü'minûn sûresinin insanın ana rahmine düşmesinden bahseden 12-14. âyetleriyle başlar. Yedi gezegen, on iki burç, insanın zâhirî ve bâtınî duyguları, dört büyük melek ve nâsût-mele
Vücudun pertev-i nûr-ı Hudâ'dır
Odabaşı Şeyh Mustafa Fenâyî Efendi · Fenâyî'nin Hz. Peygamber'e duyduğu muhabbeti dile getiren beş beyitlik na‘tı.
vücûd-ı vâcib
vücûd-ı vâcib a. UaJj ^f) tas. Hak teâlânın varlığı. vücûd-ı zihnî a. (^j j^ Yalnızca zihinde oluşa “vücûd” için kullanılan k lâm terimi. vücûd-nâme a- \< A vücûd + F. nâme] tas. ed. Tasa vufî edebiyatta mutasavvıf şa lerin insanın Allah ta…
vücûd-ı zihnî
ed. Tasa vufî edebiyatta mutasavvıf şa lerin insanın Allah tarafında yaratılışı ve bütün güzellikle insanda toplaması konusunu ş irleştiren eserler için kullandı ları ortak ad
vücûd-ı âhir
Tasavvuf inancma göre, “Jl” in her biri bir vücuda işaret etmektedir. Bunlardan “I” (elif) “vücûd-ı evvel” (bk. bu madde) e işarettir; “J” “
Vücûd-İ Vehmî
Tasavvuf ehlinin, eşyânın gördüğümüz varlığına verdikleri isim.
Vücûd-İ Adem
Tasavvufta cezbe denilen makâmda kendini yok bildikten sonra, hâsıl olan bir hâl, makam. Vücûd-i adem, fenâ makâmından öncedir. Bu hâl yok olabilir. Yok olduğu görülmüştür de. Zaman olur ki, bu hâl ondan alınır. Sonra geri verilir.Tam fenâd…
Vücudiyye
Allah’ın kainatın toplamından ibaret olduğunu savunan “heme ost” (herşey O’dur) diyen pante-istler. Pa-nenteistler ise, herşeyin O’nda olduğunu savunurlar. Ancak genelde panteizm üç şekilde mütalaa edilir.idealist panteizm : Bunu Hegel savu…
Vahdet-i Vücûd Risâlesi ve Ahmed Avni Bey tercümesi
Hacı İmdâdullah Tehânevî · Farsça kaleme aldığı vahdet-i vücûd risâlesi, Sefîne'nin çağdaşı Ahmed Avni Bey tarafından Türkçeye çevrilmiş ve eserden bir bölüm Sefîne'ye alınmıştır.
el-Vücûdü'l-hakk ve'l-hitâbü's-sıdk
Abdülganî en-Nablusî · Vahdet-i vücûd müdafaası.
Risâle-i vücûd ve Risâle-i Ahadiyye
Abdullah-ı İlâhî · Vahdet-i vücûd ve mertebeler üzerine iki risâle.
Sadreddin Konevî'de Mârifet ve Vücûd
Ekrem Demirli · 2003
Abdullah Bosnevi ve Merâtib-i Vücûd ile İlgili Bir Risâlesi
Abdullah Kartal · 1996
Meded-i vücudi
394) Varoluş desteği tas. Bir mümkünün var ol- | ması için muhtaç olduğu her şeyin aralıksız ona yetişmesi ve bu suretle varlığını | sürdürmesini sağlaması: Hak, mümküne rahmani nefesten varlık vererek onu yok olmaktan var olma durumuna geç…
nûr-ı vücûd
nûr-ı vücûd a. (jjaj jy) tas. “Vücûd-ı mutlak” (bk. bu madde) için kullanılan terim.
vâcibü’l-vücûd
Allah.
Merâtib-i vücûd
Vücûdun mutlaklık, ilâhî ilim, ruhlar, misal, şehâdet ve insan gibi mertebeler bakımından açıklanmasıdır. Tasnifler üçlü, beşli, yedili veya daha ayrıntılı olabilir; sayılar ayrı ontolojik varlıklar değil aynı hakikatin nispet ve tecellî dü…
Mir’âtü’l-vücûd
Varlık aynası. Tasavvufî düşüncede ilâhî isim ve sıfatların varlık sûretlerinde görünmesini anlatan mecazdır.
vahdet-i vücûd
“Varlığın birliği veya tek oluşu, ya da varlıkta birlik.” anlamında tasavvuf terimi. 2. tas. Hakk’a ulaşabilmek için tek yol olan hâl yolu, tasavvuf yolu. 3. Allah’ın birliği, Allah
Tenezzül-i vücûd
Varlığın ilâhî isim ve mertebelerden çokluk âlemine doğru açılması. Tasavvufî kozmolojide Hakk’ın zâtında değişme değil, tecellilerin mertebelerde görünmesi olarak açıklanır.
ehl-i vücûd
İnsanlar
Tevhîd-İ Vücûdî
Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) yok bilmektir. Tevhîd-i vücûdîyi ilk açıklayan Muhyiddîn-i Arabî'dir. (İmâm-ı Rabbânî) Büyük pederim Abdülehad, tevhîd-i vücûdda çok ileride idi. Bu yolda yüksek kitaplar yazmıştı. Bununla berâber,…
Teayyün-İ Vücûdî
Varlıkta meydana gelme, hâsıl olma. Teayyün-i ilmî, teayyün-i vücûdîden evveldir ve onun husûsiyetlerinden bir husûsiyettir. (İmâm-ı Rabbânî)