Ara
Menü

Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî

Şeyh Bedreddin Simâvî (yak. 760/1359 – 823/1420), Kahire'de Memlük sultanının oğlunu yetiştiren, Mûsâ Çelebi devrinde kazasker olan ve nihayet Serez'de idam edilen fakih-mutasavvıf; müctehid derecesinde bir fıkıhçı, Vâridât 'ta te'vilci bir vahdet-i vücûdçu.

Vefat
1420
Unvan
Osmanlı hukukçusu, mutasavvıf ve Vâridât müellifi

Doğumu ve nesep tartışması

Edirne yakınlarında, bugün Yunanistan topraklarındaki Simavna kasabasında doğdu. Doğum yılı için 740 (1339) ile 770 (1368) arasında değişen tarihler gösterilir; torunu Halîl b. İsmâil Menâkıbnâme'de 760 (1359) kaydeder.

Babası, Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus'un torunu olduğu söylenen Abdülaziz'in oğlu İsrâil; annesi ise Rum asıllı bir hıristiyanken ihtida etmiş Melek Hatun'dur. Babasının mesleği dolayısıyla Simavna Kadısı Oğlu (İbn Kādî-i Simavna) diye tanınmıştır. Edirne'nin fethi üzerine (1362) ailesi buraya yerleşti.

Bazı son dönem araştırmacıları soyunu Selçuklu hânedanına bağlayan rivayeti şüpheyle karşılar ve muhtemelen siyasî maksatlarla uydurulduğunu düşünür. Orhan Şaik Gökyay ise daha ileri gider: babasının kadı değil, Hacı İlbeyi'nin yanında Dimetoka ve çevresini fethe giden gazilerden biri olduğunu, bir istinsah veya telaffuz hatası sonucu “gazi” kelimesinin “kadı” şeklini aldığını ileri sürer.

Tahsili

İlk tahsiline babasının yanında başladı; sonra Şâhidî adlı bir hocanın derslerine devam etti, Mevlânâ Yûsuf'tan sarf ve nahiv okudu. Bursa Kadısı Koca Efendi ile oğlu Mûsâ Çelebi'nin Edirne'ye gelmeleri üzerine — ileride astronomi ve matematikte büyük şöhret kazanacak olan Mûsâ Çelebi ile birlikte — Koca Efendi'den okumaya başladı.

Altı ay sonra Mûsâ Çelebi ve Müeyyed ile birlikte bir yıl Bursa Kaplıcaları Medresesi'nde okudular; hocalarının tavsiyesiyle Konya'ya gidip Mevlânâ Feyzullah'tan mantık ve astronomi okudular. Bir yıl sonra Mûsâ Çelebi Semerkant'a giderek Uluğ Bey'in astronomi hocası olurken, Bedreddin ve Müeyyed 1381'de Şam'a gitti; veba salgını yüzünden Kudüs'e geçip Mescid-i Aksâ'da İbnü'l-Askalânî'den hadis okudular.

Kahire yılları

Bir Türk beyi olan Ali Keşmîrî'nin himayesinde Kahire'ye gittiler. Ali Keşmîrî'nin verdiği bir yemekte, sabaha kadar süren ilmî sohbet sırasında Muhammed b. Mübârekşah el-Mantıkī, Bedreddin'i çok beğenip öğrencisi Seyyid Şerîf el-Cürcânî'ye örnek gösterdi. Bedreddin bundan sonra Mübârek Şah'ın gözde öğrencisi oldu ve Seyyid Şerîf'le birlikte ondan mantık ve felsefe gibi aklî ilimler tahsil etti.

Mübârek Şah 1383'te hac için Mekke'ye giderken onu da yanına aldı. Torunu Halîl, bu seyahatte Ebû Zeyl'den ders aldığını yazıyorsa da o tarihte adı geçen âlim ölmüş bulunuyordu. Medine'ye geçti ve Seyyid Şerîf'in bir mektubu üzerine Kahire'ye döndü. Başarısını öğrenen Sultan Berkuk, oğlu Ferec'i eğitmesi için onu sarayına davet etti; bu görevde üç yıl kaldı.

Dönüm noktası: tasavvufa geçiş

Sultan Berkuk'un sarayında düzenlediği ilmî sohbetlerden birine katılıp Mısır'ın önde gelen âlimleriyle tartıştı. Sultan, kendi hocası Ahlatlı Şeyh Hüseyin ile Bedreddin'in başarısından memnun kalıp Bedreddin'i câriyesi Câzibe ile, Ahlatlı Hüseyin'i onun kardeşi Meryem ile evlendirdi.

Bu evlilik ilmî ve fikrî hayatında bir dönüm noktası oldu: önceleri tasavvufun aleyhinde olan Bedreddin, baldızı Meryem'le yaptığı tasavvufî sohbetler üzerine tavrını değiştirerek Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap etti. Fakat bu âni değişiklik üzerine hastalanıp yemeden içmeden kesildi; endişelenen şeyhi ona doğuya seyahate çıkmasını tavsiye etti.

Bu vesileyle muhtemelen 1402 veya 1403'te gittiği Tebriz'de Timur'un otağında İranlı âlimlerle yaptığı tartışmalardaki başarısıyla Timur'un takdirini kazandı. Bir rivayete göre Timur onu kızıyla evlendirip şeyhülislâm yapmak istemiş, fakat o bir an önce şeyhine dönmek istediğinden bu arzuyu yerine getirememiştir.

Anadolu'ya dönüş

Kahire'ye dönüp şeyhinin gözetiminde çilesini doldurdu ve onun ölümüyle şeyhlik makamına geçti. Ancak Kahire'deki diğer şeyhlerle arası açıldığından altı ay sonra Edirne'ye dönmeye karar verdi.

Filistin, Şam ve Halep üzerinden Konya'ya geldi. Konyalılar şehirde kalmasını sağlamak için bir tekke kurmak istedilerse de kabul etmedi. Tire'ye geçip, sonraki isyan hareketinin ileri gelenlerinden ve halk arasında Dede Sultan diye anılan Börklüce Mustafa ile tanıştı. Sakız adasının hıristiyan yöneticisinden gelen davet üzerine adaya gitti ve rivayete göre onun Müslümanlığı benimseyip müridleri arasına katılmasını sağladı. İzmir üzerinden Kütahya'ya geçip isyanın diğer elebaşısı Torlak Kemal ile tanıştı. Bursa ve Gelibolu üzerinden Edirne'ye varıp ebeveynine kavuştu; bir yıl sonra yeniden Bursa ve Aydın'a gittiyse de tekrar Edirne'ye döndü ve münzevi bir hayat sürmeye başladı.

Kazaskerlik

Şehzadeler mücadelesinde Mûsâ Çelebi'nin Edirne'yi ele geçirmesi üzerine (814/1411) kazaskerliğe tayin edildi; böylece aktif siyasî hayatı başladı.

Mûsâ Çelebi, kardeşi Mehmed Çelebi karşısında yenilince Bedreddin 1413'te ailesiyle birlikte İznik'e sürülerek göz hapsine alındı; kendisine 1000 akçe maaş bağlandı.

İsyan

Bu durumu kabullenmeyip görünüşte dinî-tasavvufî, gerçekte siyasî bir teşkilâtlanmayı sağlamak üzere harekete geçti; yoğun bir propaganda faaliyetiyle kısa zamanda geniş bir mürid ve sempatizan kitlesi oluştu. Börklüce Mustafa'yı Aydın ve civarında görevlendirdi; Börklüce Aydın ve Karaburun'da binlerce sempatizan topladı.

Bu faaliyetlerden sorumlu tutulacağından kaygılanan — veya bunların bir isyan imkânı hazırladığını düşünen — şeyh, göz hapsinde olmasına rağmen muhtemelen 1416'da İznik'ten kaçmayı başardı ve Kastamonu'da İsfendiyar Bey'e sığındı; niyeti Tatar iline ulaşmaktı. Umduğu desteği bulamayınca Sinop Limanı'ndan gizlice bir gemiyle Rumeli yakasına geçti: önce Zağra'ya, oradan Silistre, Dobruca ve Deliorman'a gidip yerleşti ve buradan her tarafa adamlar göndererek propaganda alanını genişletti.

Bastırılması ve idamı

Şeyh ile Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal gibi ihtilâlcilerin başarılarından kaygılanan Çelebi Sultan Mehmed büyük bir kuvvet gönderdi. Karaburun'daki Börklüce ve Manisa'daki Torlak kuvvetleri mağlûp edildi; Bayezid Paşa kumandasındaki güçler şeyhin adamlarını dağıtıp kendisini ele geçirdi.

Şeyh Serez'de padişahın huzuruna götürüldü. Padişah, onun aynı zamanda bir din âlimi olduğunu ve hareketinin bir yönüyle dinî nitelik taşıdığını göz önüne alarak hüküm vermek üzere ilim adamlarından bir heyet kurulmasını emretti. Heyet, faaliyetlerinin ve görüşlerinin dinî hükümlerle bağdaşmadığına, isyan sayıldığına, malı ve ailesi korunmak şartıyla kendisinin idam edilmesi gerektiğine karar verdi. Kararı açıklayan heyet üyesi Mevlânâ Haydar Acemî'nin hükmünün isabetli olduğunu bizzat şeyhin de kabul ettiği rivayet edilir.

Bu fetva üzerine 1420'de Serez'de idam edilerek oraya defnedildi.

1924 nüfus mübadelesinde Türkiye'ye gelen göçmenlerin İstanbul'a getirdiği kemikleri çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961'de Sultan Mahmud'un Divanyolu'ndaki türbesi hazîresine defnedildi. Adına Edirne'de bir zâviye, Konya'da bir mescid inşa edilmiştir.

Fıkıhçılığı

İslâmî ilimlerden bilhassa fıkıh ve tasavvufta temayüz etti. Gerek eserleri gerekse hakkında yazılanlar, onun fıkıhta sadece ansiklopedik bilgi sahibi ve bir aktarıcı olmayıp müctehid derecesinde bir âlim olduğunu gösterir.

Tasavvufta zikir, riyâzet ve mücâhedeye büyük önem vermiş, Mısır'da intisabından sonra kendisi de böyle bir hayat yaşamaya itina göstermiştir. Vâridât'a göre tasavvufî keşif ancak Allah'a yönelme, kalbin arındırılması ve peygamberlerin yolundan gitmekle gerçekleşebilir.

Vahdet-i vücûd

Vahdet-i vücûdcu bir mutasavvıftır. Ona göre her türlü sınırlamanın ötesinde sırf ve gerçek varlık Allah'tır; Allah ne küllî ne cüz'î bir varlıktır, çünkü küllî kavramı O'nun bir cüzü, cüz'î kavramı bir küllîsi olduğu fikrini doğurur.

Hak'ta zuhûra bir meyil vardır; bu sebeple “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim…” buyurulmuştur. Demek ki yaratma O'nun zuhûrundan başka bir şey değildir. Eşyadaki başkalık ve zıtlıklar zuhûrun mertebeleri dolayısıyla nisbî ve itibarîdir.

Kelâmcı ve filozofların imkân ve hudûs görüşlerine karşı çıkıp imkânın sadece görünüşten ve bir hayalden ibaret olduğunu belirtir: Allah'ın kendileriyle tecelli ettiği eşya, sûreti itibariyle mümkin ve hâdis, hakikati itibariyle vücûd-ı mutlak ve vâcibdir.

Bu görüşleriyle bazı mutasavvıfların hulûl ve ittihad iddialarına da karşı çıkar; çünkü bu kavramlar iki ayrı varlığı hatıra getirir, oysa varlıkta yalnız birlik vardır — âlem Hakk'ın zuhûrundan ibarettir, şu hâlde âlem yaratılmamıştır. Allah'ın iradesi konusunda da bazı İslâm filozofları gibi düşünür: Kur'an'daki irade âyetlerinin “Allah nasıl dilerse öyle yapar” değil, “Allah âlemin istidatlarına uygun şekilde diler ve ister” tarzında anlaşılması gerektiğini savunur.

Haşir ve te'vil

Bedenlerin yeniden dirileceği inancına karşı çıkmış ve bu yüzden eleştirilmiştir. Ona göre beden çürüyüp toprağa karıştıktan sonra parçaları eskisi gibi yeniden teşekkül etmeyecektir. Esasen beden-ruh ayırımına da taraftar değildir: insan bedeni aslında ruh, daha doğrusu haktır ve sûretlerin birikmesiyle yoğunluk kazanmıştır; sûretler kalktıkça beden letâfet kazanır ve nihayet bir olan Hakk'ın kendisi kalır.

Halkın anladığı mânada bedenlerin haşrini mümkün görmez; şunu düşünür: öyle bir zaman gelir ki insan nevinden kimse kalmaz; sonra topraktan anasız babasız yeni bir insan doğar ve nesillerle devam eder.

Vâridât'ta cennetin sekiz mânada anlaşılabileceğini belirtir; ilki yaygın dinî mâna, diğerleri te'vil yoluyla ulaşılanlardır. Buradan yaygın cennet-cehennem inancına fazla önem vermediği anlaşılır. Aynı te'vilci ve bâtınî yorum şeytan ve melek hakkındaki açıklamalarında da görülür.

Tekfir ve müdafaa

Bilhassa âhiret ve cismanî haşir hakkındaki te'villeri birçok tenkide uğramış ve bazı âlimlerce tekfir edilmesine sebep olmuştur.

Nitekim saray çevresine yakınlığıyla tanınan Aziz Mahmud Hüdâyî, I. Ahmed'e yazdığı tezkirede ondan “asılmış olan ve Allah'ın gazabına uğramış bulunan Şeyh Bedreddin” diye söz eder; Vâridât'ta bedenlerin dirilmesini ve kıyamet hâllerini inkâr edip ilhâd ve İbâhîliğe saptığını, halkın itikadını bozduğunu, Ehl-i sünnet'e muhalefet ettiğini belirtir.

Buna karşılık aynı Hüdâyî'nin tarikinden gelen meşhur Celvetî şeyhi Bursalı İsmâil Hakkı onun hakkında farklı bir tavır takınmıştır — tartışma, tasavvuf çevrelerinin kendi içinde de bölündüğünü gösterir.

Kendisinden bazı kerametler sâdır olduğu ise hem Vâridât'taki kendi ifadelerinden hem Heşt Bihişt gibi kaynaklardan anlaşılmaktadır.

COĞRAFÎ HAFIZA12 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi12 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Timur'un teklifi

Kızıyla evlendirip şeyhülislâm yapma isteği.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Muhtemelen 1402 veya 1403'te gittiği Tebriz'de Timur'un otağında İranlı âlimlerle yaptığı tartışmalardaki başarısıyla Timur'un takdirini kazandı.

Bir rivayete göre Timur onu kızıyla evlendirip şeyhülislâm yapmak istemiş, fakat o bir an önce şeyhi Ahlatlı Hüseyin'e dönmek istediğinden bu arzuyu yerine getirememiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sakız adasındaki dönüş

Hıristiyan yöneticinin ihtidâ ettiği rivayeti.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kahire'den dönüşünde Tire'de Börklüce Mustafa ile tanıştıktan sonra, Sakız adasının hıristiyan yöneticisinden gelen bir davet üzerine adaya gitti ve rivayete göre onun Müslümanlığı benimseyerek müridleri arasına katılmasını sağladı.

Çerçeve. Bu yolculuk aynı zamanda sonraki isyanın kadrosunun kurulduğu yolculuktur: Tire'de Börklüce Mustafa, Kütahya'da Torlak Kemal ile tanışmıştır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Taşköprizâde, Miftâhu's-saâde, II, 287.

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Cürcânî'ye örnek gösterilmesi

Kahire'de sabaha kadar süren bir sohbetin sonucu.

Metni gösterMetni daralt

Ali Keşmîrî'nin bir cuma namazından sonra verdiği yemekte, aralarında Muhammed b. Mübârekşah el-Mantıkī ve öğrencisi Seyyid Şerîf el-Cürcânî'nin de bulunduğu bir grup âlimle sabaha kadar süren ilmî sohbet yapıldı. Bedreddin'i çok beğenen Mübârek Şah onu Seyyid Şerîf'e örnek gösterdi.

Çerçeve. Bundan sonra Mübârek Şah'ın gözde öğrencisi oldu ve Seyyid Şerîf'le birlikte ondan mantık ve felsefe okudu. İdam edilen adamın, devrin en büyük kelâmcılarından biriyle aynı sırada okuduğu unutulmamalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
BİYOGRAFİK KAYIT

Baldızıyla yapılan sohbetler

Tasavvuf aleyhtarıyken tavrını değiştirmesi.

Metni gösterMetni daralt

Sultan Berkuk, Bedreddin'i câriyesi Câzibe ile, hocası Ahlatlı Şeyh Hüseyin'i onun kardeşi Meryem ile evlendirdi. Bu evlilik ilmî ve fikrî hayatında bir dönüm noktası oldu: önceleri tasavvufun aleyhinde olan Bedreddin, baldızı Meryem'le yaptığı tasavvufî sohbetler üzerine tavrını değiştirerek Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap etti.

Çerçeve. Değişim o kadar âni oldu ki hastalanıp yemeden içmeden kesildi; endişelenen şeyhi ona doğuya seyahat tavsiye etti — Tebriz'de Timur'un otağına götüren yol böyle açıldı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
BİYOGRAFİK KAYIT

Reddedilen tekke

Konyalıların kalması için tekke kurma teklifi.

Metni gösterMetni daralt

Kahire'den dönerken Filistin, Şam ve Halep üzerinden Konya'ya geldi. Kendisini büyük bir ilgiyle karşılayan Konyalılar, şehirde kalmasını sağlamak için bir tekke kurmak istedilerse de şeyh bu teklifi kabul etmedi.

Çerçeve. Kahire'de şeyhinin makamına oturmuş, fakat diğer şeyhlerle arası açıldığından altı ay sonra ayrılmıştı. Edirne'ye varınca da münzevi bir hayat sürdü — yerleşik bir tekke düzenine hiç girmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
BİYOGRAFİK KAYIT

İznik'ten kaçış

Göz hapsindeyken Sinop'tan Rumeli'ye geçmesi.

Metni gösterMetni daralt

1413'te ailesiyle İznik'e sürülüp göz hapsine alınmış, kendisine 1000 akçe maaş bağlanmıştı. Muhtemelen 1416'da İznik'ten kaçmayı başardı ve Kastamonu'da İsfendiyar Bey'e sığındı; niyeti Tatar iline ulaşmaktı.

Umduğu desteği bulamayınca Sinop Limanı'ndan gizlice bir gemiyle Rumeli yakasına geçti; Zağra, Silistre, Dobruca ve Deliorman üzerinden propaganda alanını genişletti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Taşköprizâde, eş-Şekāik, s. 51.
BİYOGRAFİK KAYIT

Kendi idamını onaylaması

Serez'de kurulan heyetin kararı.

Metni gösterMetni daralt

Serez'de padişahın huzuruna götürüldüğünde Çelebi Mehmed, onun aynı zamanda bir din âlimi olduğunu ve hareketinin bir yönüyle dinî nitelik taşıdığını göz önüne alarak hüküm vermek üzere bir ilim heyeti kurdurdu.

Heyet, görüşlerinin dinî hükümlerle bağdaşmadığına ve malı ile ailesi korunmak şartıyla idam edilmesi gerektiğine karar verdi. Kararı açıklayan Mevlânâ Haydar Acemî'nin hükmünün isabetli olduğunu bizzat şeyhin de kabul ettiği rivayet edilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
BİYOGRAFİK KAYIT

Mübadeleyle gelen kemikler

1924'ten 1961'e uzanan defin.

Metni gösterMetni daralt

1420'de Serez'de idam edilip oraya defnedilmişti. 1924'te Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesi uyarınca gelen göçmenlerin İstanbul'a getirdikleri kemikleri, çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961 yılında Sultan Mahmud'un Divanyolu'ndaki türbesi hazîresine defnedildi.

Adına Edirne'de bir zâviye, Konya'da bir mescid inşa edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Vâridât

Tasavvufî-felsefî görüşlerinin ve tartışmanın kaynağı.

Metni gösterMetni daralt

Asıl ününü siyasî faaliyetleri yanında tasavvufî ve felsefî görüşleriyle yapmıştır; bunların kaynağı Vâridât'tır.

Eserde tasavvufî keşfin ancak Allah'a yönelme, kalbin arındırılması ve peygamberlerin yolundan gitmekle gerçekleşebileceği belirtilir. Buna karşılık vahdet-i vücûd, imkânın hayal oluşu, cismanî haşrin reddi ve cennetin sekiz mânası gibi konular hakkındaki tekfir tartışmasının doğrudan sebebi olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bedreddin Simâvî, Vâridât.
TARİHÎ KAYIT

Menâkıbnâme

Torunu Halîl b. İsmâil'in yazdığı hayat hikâyesi.

Metni gösterMetni daralt

Hayatına dair en ayrıntılı kaynak, torunu Halîl b. İsmâil'in Menâkıbnâme'sidir; doğum yılını 760 (1359) olarak kaydeder.

Kaynak buna bir ihtiyat da düşer: Halîl, dedesinin 1383 hac seyahatinde Ebû Zeyl'den ders aldığını yazar, oysa o tarihte adı geçen âlim ölmüş bulunuyordu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Halîl b. İsmâil, Menâkıbnâme.
TARİHÎ KAYIT

Hakkındaki tartışma metinleri

Hüdâyî'nin tezkiresi ve karşı görüşler.

Metni gösterMetni daralt

Saray çevresine yakınlığıyla tanınan Aziz Mahmud Hüdâyî, I. Ahmed'e yazdığı tezkirede ondan “asılmış olan ve Allah'ın gazabına uğramış bulunan Şeyh Bedreddin” diye söz eder; Vâridât'ta bedenlerin dirilmesini ve kıyamet hâllerini inkâr edip ilhâd ve İbâhîliğe saptığını, halkın itikadını bozduğunu, Ehl-i sünnet'e muhalefet ettiğini belirtir.

Buna karşılık aynı Hüdâyî'nin tarikinden gelen Bursalı İsmâil Hakkı farklı bir tavır takınmıştır. Tartışma böylece tasavvuf çevrelerinin kendi içinde de sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Aziz Mahmud Hüdâyî'nin I. Ahmed'e tezkiresi (M. Şerefeddin, Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin, s. 72).
TARİHÎ KAYIT

Fıkha dair eserleri

Müctehid seviyesindeki fakihliğin metinleri.

Metni gösterMetni daralt

Vâridât'ın gölgesinde kalmakla birlikte asıl mesleği fıkıhtır ve bu alanda müctehid derecesinde bir âlim sayılır. Fıkha dair eserleri, kendisini tanımlayan tek metnin Vâridât olmadığını gösterir.

Zaten Mûsâ Çelebi'nin 1411'de Edirne'yi ele geçirmesiyle getirildiği makam da fıkhî yetkinliğin karşılığıdır: kazaskerlik.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Müctehid fakih

Fıkıhta aktarıcı değil ictihad sahibi olması.

Metni gösterMetni daralt

İslâmî ilimlerden bilhassa fıkıh ve tasavvufta temayüz etti. Gerek eserleri gerekse hakkında yazılmış kaynaklar, onun fıkıhta sadece ansiklopedik bilgi sahibi ve bir aktarıcı olmayıp müctehid derecesinde bir âlim olduğunu gösterir.

Bu, hakkındaki tartışmanın niçin bu kadar ağır olduğunu da açıklar: itirazlar sıradan bir vâizin sözlerine değil, fıkıhta ictihad seviyesindeki bir âlimin te'villerine yöneltilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”.
TARİHÎ KAYIT

Zuhûr olarak yaratma

“Âlem Hakk'ın zuhûrundan ibarettir.”

Metni gösterMetni daralt

Ona göre gerçek varlık Allah'tır ve Hak'ta zuhûra bir meyil vardır — “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim” hadisi bunu anlatır. Demek ki yaratma O'nun zuhûrundan başka bir şey değildir; eşyadaki başkalık ve zıtlıklar zuhûrun mertebeleri dolayısıyla nisbî ve itibarîdir.

Bu görüşle hem hulûl ve ittihad iddialarına karşı çıkar (ikisi de iki ayrı varlığı gerektirir) hem de âlemin yaratılmadığı sonucuna varır — bu ikinci nokta, kendisine yöneltilen tenkitlerin de ana hedefidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bedreddin Simâvî, Vâridât.
TARİHÎ KAYIT

İmkânın hayal oluşu

Kelâmcı ve filozofların hudûs anlayışına itiraz.

Metni gösterMetni daralt

Kelâmcı ve filozofların imkân ve hudûs konusundaki görüşlerine karşı çıkarak imkânın sadece görünüşten ve bir hayalden ibaret olduğunu belirtir.

Buna göre Allah'ın kendileriyle tecelli ettiği eşya (mezâhir) sûreti itibariyle mümkin ve hâdis, hakikati itibariyle vücûd-ı mutlak ve vâcibdir; çünkü görünür eşyada tecelli eden ve zâhir olan Allah'tır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bedreddin Simâvî, Vâridât.
TARİHÎ KAYIT

Cismanî haşir tenkidi

Bedenlerin aynen dirilmeyeceği görüşü.

Metni gösterMetni daralt

Bedenlerin yeniden dirileceği inancına karşı çıkar: beden çürüyüp toprağa karıştıktan sonra parçaları daha önce olduğu gibi yeniden teşekkül etmeyecektir. Esasen beden-ruh ayırımına da taraftar değildir.

Alternatif olarak şunu düşünür: öyle bir zaman gelir ki insan nevinden hiç kimse kalmaz; sonra topraktan anasız ve babasız yeni bir insan doğar ve o, nesillerle devam eder.

Bu görüş, hakkındaki tekfir tartışmasının merkezindedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bedreddin Simâvî, Vâridât, s. 73.
TARİHÎ KAYIT

Cennetin sekiz mânası

Te'vilci ve bâtınî yorum.

Metni gösterMetni daralt

Vâridât'ta cennetin sekiz mânada anlaşılabileceğini belirtir; bunların ilki yaygın dinî mâna, diğerleri te'vil yoluyla ulaşılan mânalardır.

Buradan, yaygın cennet ve cehennem inancına fazla önem vermediği anlaşılır. Aynı te'vilci ve bâtınî yorum şeytan ve melek hakkındaki açıklamalarında da görülür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bedreddin Simâvî, Vâridât.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Serres · YunanistanSerez (idam ve ilk kabir)Padişahın huzuruna getirildiği, kurulan ilim heyetinin kararıyla 1420'de idam edilip defnedildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Simavna · YunanistanSimavnaEdirne yakınlarında, bugün Yunanistan topraklarındaki doğum yeri; “Simavna Kadısı Oğlu” nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.İstanbul, Divanyolu · TürkiyeII. Mahmud Türbesi hazîresi1924 mübadelesiyle Serez'den getirilen kemiklerinin, çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961'de defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Kahire · MısırKahireMübârek Şah'tan mantık ve felsefe okuduğu, Sultan Berkuk'un oğlu Ferec'i üç yıl eğittiği, Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap edip çilesini doldurduğu ve şeyhlik makamına geçtiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Edirne · TürkiyeEdirneAilesinin 1362 fethinden sonra yerleştiği ve kendisinin ilk tahsilini gördüğü şehir; Kahire dönüşünde münzevi yaşadı, 1411'de Mûsâ Çelebi tarafından kazaskerliğe tayin edildi. Adına burada bir zâviye inşa edilmiştir.Bursa · Türkiyeİznik1413'te ailesiyle sürülüp göz hapsine alındığı ve 1000 akçe maaş bağlandığı şehir; muhtemelen 1416'da buradan kaçtı. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Razgrad çevresi · BulgaristanDeliormanSinop'tan Rumeli'ye geçtikten sonra Zağra, Silistre ve Dobruca üzerinden gelip yerleştiği ve her tarafa adamlar göndererek propagandayı genişlettiği bölge. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.İzmir · TürkiyeKaraburunBörklüce Mustafa'nın binlerce sempatizan topladığı ve kuvvetlerinin mağlûp edildiği yarımada. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.İzmir · TürkiyeTireKahire dönüşünde, halk arasında “Dede Sultan” diye anılan Börklüce Mustafa ile tanıştığı yer. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Chios · YunanistanSakız adasıHıristiyan yöneticisinin daveti üzerine gittiği ve rivayete göre onun ihtidâ edip müridleri arasına katıldığı ada. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Tebriz · İranTebriz1402-1403 civarında Timur'un otağında İranlı âlimlerle tartışıp takdirini kazandığı şehir; Timur'un kızıyla evlendirip şeyhülislâm yapma teklifi burada yapıldı. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.Kudüs · FilistinKudüs (Mescid-i Aksâ)Şam'daki veba salgını üzerine geçip İbnü'l-Askalânî'den hadis okuduğu yer. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bedreddin Simâvî”
  2. [2]Taşköprizâde, Miftâhu's-saâde, II, 287
  3. [3]Taşköprizâde, eş-Şekāik, s. 51
  4. [4]Bedreddin Simâvî, Vâridât
  5. [5]Bedreddin Simâvî, Vâridât, s. 73
  6. [6]Halîl b. İsmâil, Menâkıbnâme
  7. [7]Aziz Mahmud Hüdâyî'nin I. Ahmed'e tezkiresi (M. Şerefeddin, Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin, s. 72)
  8. [8]Kişi kartı kaynak paketi — Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî
Ortak kaynak kataloğunu aç →