ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1805 sonuç · toplam 4980 · “hal'” · 25/76
01Tefrika
(ad (تفر Dagimkhk, perişanlık; ayrılık. tas. a Cem Hakk’a, tefrika halka işarettir. b Cem müteferrik (dağınık) olanı toplamak, tefrika toplu olanı dagıtmaktır. Cem halinde “Allah var mâsivâ yok,” denir. Tefrika halinde dünya ve ahiretin var…
Tefviz
Teslim, tevekkül. tas. Kulun, tüm işlerini Mevlâ'sına havale etmesi ve O'nun yaptığı her işi gönül hoşluğuyla karşılaması, hiçbir hususta ne dil, ne de kalple O'na itiraz etmemesi, sızlanmaması, içinde bir rahatsızlık dahi | hissetmemesi. T…
Tehzib
(تهذ يب) Düzeltme, halis hale getirme, islah etme. tas. İlmi ve ameli, bunlara yakışmayan şeylerden arındırmak, hem bilgi, hem davranış yönünden temiz ve pak olmak; ilmi cehaletten, ameli riyadan arındırmak. Adetle ibadet olmaz. Âdet ikinci…
Telvin - Temkin
(تلو ين - تمكيه) 1, Boyama, renklilik. 2. tas. a Talep ve istikamet yolunu araştırma makamı (cr) telvin, istikamet üzere karar kılma ve iyice yerleşme makamı ise temkin'dir. b Kul yolda olduğu sürece, bir halden diğerine geçtiğinden telvin…
Tenasuh
(@ (تنا Ruh göçü. tas. Bir bedenden ayrılan ruhun, derhal başka bir bedene girmesi (cr). Bu inanç Bektaşilik gibi bazı tasavvuf cemaatlerinde görülmüştü.
Terakki
) Yükselme. tas, Bir halden diğer hale, bir makamdan diğer makama, bir marifetten diğer marifete geçme GEM).
Terceman
1. Çevirmen.2. tas. a Dil kalbin tercemanıdır. Hak, kalbine sığdığı için de insan Allah'ın tercemanıdır. b Hak'tan kalbine gelen manaları ve işaretleri halkın anlayabileceği kalıplara dökebilen veli. ء Hakk'ın hitabını hal- ka tebliğ eden e…
Terk
1 Bırakmak. 2. tas. Dört şekli vardır: Terk-i dünya. Zahit bütün dünya nimetlerini, malı ve mülkü ahiret için terk eder. Terk-i ukbâ. Arif cenneti ve oradaki nimetleri, ilahi cemali temaşa için terk eyler. Terk-i hesti, Sâlik kendi varlığın…
Tesbih
a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd Misbâha da denil…
Teşebbüh
Benzeme, özenme, taklit etme, tas, Sûfî olmadıkları halde süfilere özenen, onları taklit edip onlara benzeyen. Bunlar iki kısımdır: Samimi olarak onlara benzemeye çalışan, kendisine onları örnek alanlar, yani müteşebbih-i muhik. “Bir kavme…
Teşne
Susuz, atşan, hararetli ve ateşli. tas. İlahi Cemal'i özleme sebebiyle âşıkın yanıp tutuşması. muhabbet teşnesi deryalar nüş etse sir olmaz Nevres-i Kadim Tevâcüd i ar. (توا جد) Vecd hali gösterme. Vecd insanın iradesi dışında gayr-i sa
Tevâli
(a! (طوا Pırıltılar, ışıltılar, doğuşlar. tas. Ariflerin kalplerine dogan, huzur veren tevhit nurları olup, bu nurun şaşaasından kalpteki öbür nurlar etkisini kaybeder; tıpkı güneş doğduğu zaman yıldızların ışıklarının kaybolması gibi. Tevâ…
Tevbe
Pişmanlık, nedamet, dönme. tas. a Kalpteki kötülükte ısrar | düğümünü çözüp Hakk’a dönme ve Rabb'in hukukunu gözetme (cr). b Kötü ve | günah işlere pişman olup Hakk’a yönelme, Küfürden imaia dönmek kâfirlerin, kötü işlerden iyi işlere dönme…
Teveccüh
Yönelme, öz alaka. tas. a Şeyhin Hakk’a, müridin mürşide yönelmesi, gönlünü ona bağlaması. b Nakşilikte muhabbet râbıtasının bir şekli. Mürit, şeyhin ruhaniyetine muhabbet yoluyla teveccüh eder, teveccüh esnasında öyle bir istiğrak (trans)…
Tevekkül
Güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme. a Allah'ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek (cr). b Vaat edilene güvenme. c Her halükârda yalnızca Allah’a sığınma. d Kalbin Hakk’a itimadı. e Vesves…
Tevfik
Uyumlu kilma; ahenkli hale getirme, başarılı kılma. tas. Allah'ın, kulunun fiilini rızasına ve mahabbetine uygun kılması, iradesine ve rızasına muvafık işler Yapmayı ona nasip etmesi (cr). Kulun iradesi ile Hakk'ın kaza ve kaderi arasındaki…
Tevhit
Birlik. tas. a Allah'ın zatını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrit etmek (cr). “Allah'ı zihninizde dilediğiniz gibi tasavvur edin, ama bilin ki bu tasavvur Allah değildir.” b Tevhit üç türlüdür: Hakk'ın Hak iç…
Tig-bend
(45 (تيغ Kılıç bağı, tas. Bektaşilikte kurbanın yününden örülen ve bele bağlanan kuşak. Talip, babanın huzuruna götürülürken rehber tiğbendi talibin boynuna takar. Baba tiğ-bende üç ilmik attıktan sonra talibin beline kuşatır. Üç ilmik Bekt…
Tuğra
Özel bir biçimi olan padişah imzası ve mührü. 2. tas. a Faaliyet halindeki âşıkın vasıflarında görülen aşkın hükümleri (11s). b Padişah gibi, şeyhler adına düzenlenen özel yazı şekli (sm 516). Şeyhin isminin tuğra şeklinde yazılması. 1 Tül-…
Tar
Sina çölünde Hz. Musa'nın ilâhî hitabı işittiği dag. 2. tas. Nefs; “Tarun sag yanindan ona seslenmistik,” (Meryem Suresi 80) mealindeki ayet “Ona nefs yönünden seslenmiştik,” anlamına gelir. Hz. Musa Allah’a ibadet ederken üzerinde bulunduğ…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Uzlet
Halka karışmamak, onlardan ayrı yaşamak, inzivaya çekilmek. tas. Günaha girmemek, daha çok ve daha ihlaslı ibadet etmek için toplumdan ayrılıp ıssız ve kimsesiz yerlere çekilmek, tek başına yaşamak. Buna halvet, inziva, vihdet adı da verili…
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…
Ülfet
1, Dostluk, ahbaplık; kaynaşma. 2. tas. Samimi olmak, insanlarla ünsiyet etmek, iyi geçinmek, herkesle anlaşmak, ihtilaf halinde olmamak. Merâsim meclis-i üns-i sübük rahuna siklettir Miyân-ı esdikada şart-ı ülfet terk-i kalfettir Arif Hikm…