ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2382 sonuç · toplam 3232 · “Kül” · 18/100
01Tevhit
Birlik. tas. a Allah'ın zatını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrit etmek (cr). “Allah'ı zihninizde dilediğiniz gibi tasavvur edin, ama bilin ki bu tasavvur Allah değildir.” b Tevhit üç türlüdür: Hakk'ın Hak iç…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Usûl
Yol yöntem, metot, tas, Adap erkân, tasavvufun temelleri, Tasavvufun esası beştir: gündüz oruç tutmak, gece namaz kılmak, ihlaslı olmak, davranışları sürekli olarak denetim altında tutmak. Allah’a tevekkül etmek (Gineyd). Sehl'e göre usül y…
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…
Ân
Ân , zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası; içinde bulunulan vakit demektir. Tasavvuf dilinde sâlikin geçmiş ve gelecek kaygısından sıyrılarak Hakk’ın huzurunu idrak ettiği vakti, Hak ile zuhur hâlini ve aşkın şimdiki zamanını ifade eder…
Ümmü’l-kitâb
Kitabın aslı ve anası. Kur’ân’da muhkem âyetler için kullanılan bir ifade olup gelenekte Fâtiha sûresinin adlarından biri olarak da yaygınlaşmıştır. Tasavvufî ve kozmolojik metinlerde bütün hakikatlerin aslı, ilâhî ilimdeki temel veya varlı…
Varid
¢. Varidat Gelen, varan, inen. tas. Kulun kasdi olmaksizin gaybten (Hak'tan) kalbe gelen manalar. Allah'tan gelen vâride (ilhama, feyze) vârid-i Hak, ilimden (şeriattan) gelen varide varid-i ilim denir. Bazı vâridler neşe ve sevinç, bazılar…
Varlık
Vücut. 2. tas. a Kibir, enâniyet. b kişinin ferdi, şahsi ve maddi varlığı. Vârımı Hakk’a verdim gayrı vârım kalmadı Cümlesinden el çekip bes dü cihanım kalmadı Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine Açtı gönlüm gözünü gayri gümanım kalma…
Vatan
Yurt, yerleşilen ve dönülen yer. Tasavvuf dilinde sâlikin hâlinin yerleşip istikrar kazandığı mânevî mertebe için kullanılır. Geçici olarak doğup sönen hâtır ın aksine vatan, mânanın gönülde kökleşmesini anlatır. Şiirde ruhlar âlemi insanın…
Vazife
Vezâif Görev. 2. tas. a Süfilerin düzenli olarak icra ettikleri hususlar. b Şeyhin müride verdiği belli miktardaki zikir, hizb. Vecd (+e 3) + Mevacid 1. Bulma, varolma, hasıl olma, buluş. 2. tas. a Ekstaz; kulun herhangi bir kasdı ve çabası…
Veladet
(65 (ولاد >. Doğum. 2. tas. Talibin mürşide intisap etmesi ve tarikate girmesi. Buna çoğu zaman velâdet-i sâniye, velâdet-i maneviye, velâdet-i ruhiye (ikinci doğum, manevi doğum, ruhun doğuşu) gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında…
Veleh
Şaşkınlık, hayret ve kendinden geçme. Tasavvuf dilinde vecdin çok kuvvetlenmesiyle sâlikin olağan idrak düzenini bir süre kaybetmesi anlamında kullanılır. Kalıcı bir akıl kaybı değil, yoğun mânevî tesirin doğurduğu geçici hayret hâlidir.
Veli
¢. Evliya Dost, yar, sevgili, eren, ermiş. tas, Hakk'ın dostu ve sevgili kulu. “Allah bir kulunu sevdimi onun gören gözü, işiten kulağı; tutan eli, yürüyen ayağı olur. Bu kul Allah'tan bir şey dilese dileği kabul edilir. Allah’a sıgındığınd…
Veraset-Vâris
ثة - وارث) 155) a Miras yoluyla mal mülk sahibi olan, çalışma- 2 Vesm A m mein e. Çi i dan, kazanmadan buna sahip olur. Tasavvufta ele geçen bilgiler ve haller, Allah'ın sırf bir lütfu olduğu için bu bilgilere ve hallere miras gözüyle bakıl…
Verkā
Güvercin veya kumru. Tasavvuf ve İşrâkî sembolizmde insan ruhunu, küllî nefsi yahut ulvî âleme özlem duyan mânevî varlığı temsil eder. Kafese konmuş kuş mecazı, ruhun beden ve dünya kayıtları içindeki durumunu; uçuş ise aslına dönüş arzusun…
Vîrâne
Yıkılmış ve harap yer. Tasavvuf şiirinde dünya, gösterişten arınmış gönül veya toplum ölçülerine aldırmayan derviş için kullanılan mecaz. Gönül vîrânesi, benlik yapısının çözülüp ilâhî aşk hazinesinin ortaya çıktığı yer olarak tasvir edilir…
Ya Ho
يا هو) Fy o. tas. “Ey” anlamına gelen “ya”, ile “o” anlamına gelen “hü” kelimelerinden meydana gelen bu deyim, çoğu zaman zikir esnasında kullanılır. Dervişler “Ha-Ha” diye zikrettikleri gibi bazen “yâ Hü,” bazen “yâ Hay”, bazen da “yâ Hü-y…
Yakin
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı m…
Yedân
1. tkiel. 2. tas. a Allah'ın faile ve kâbile (etkileyen ve etkiyi kabul edip etkilenen) mütekabil isimleri. Celal ve Cemal isimleri. b Zorunluluk ve zorunsuzluk (vücüp — imkân mertebesi) fakat tekabül daha genel bir kavramdır: Zira bazen fa…
Yetiş
(Edrikni, der-yab) İmdat, istimdat ve istiane için kullanılır. Yevm-i cuma (sep y) Cuma günü. tas. Ayn-i ceme erme, buluşma vakti (kı; İFM).
Yüsuf-i kutsi
Kutsal Yusuf. tas. Ruh. Yüsuf'un içine atıldığı karanlık kuyudan (kuyu: dünya) çıkması icabettiği gibi ruhun da meleküta yükselmesi için maddi âlemden tecerrad etmesi icap eder. Yitirdim Yasuf'u Ken'an içinde Bulundu Yüsuf'um, Ken'an bulunm…
Zebân
Farsça “dil; konuşma aracı”. Tasavvufî metinlerde sırların dile gelişi, hâlin ifadesi veya söz söyleme kudreti anlamlarında kullanılır. “Hâl dili” ile “söz dili” ayrımı bu çerçevede ele alınır.
Zefir
Ağlamak, inlemek, girye, enin, şiddetli ses, nara. Eşek sesinin evveline zefir, sonuna şehik denir. 2. tas. İçi yanan âşığın ah vah etmesi (iL 662). Zehâirullah (4 خا ثرا 3) 1. Allah'ın zahireleri. 2. tas. Hak erenlerden bir zümre olup, All…
Zelle
Az miktardaki yiyecek veya sofradan alınan lokma. Tekke geleneğinde bereket niyetiyle sofradan alınan küçük pay için kullanılır. Aynı kelimenin kelâm ve peygamberler tarihi metinlerinde “kasıtsız sürçme” anlamı da vardır; iki kullanım bağla…