ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
31 sonuç · “tilâvet”
01ÂLi aba Le
ل D Aba ehli, abalılar. tas. Muhammed (s.a.), Ali, Fatma, Hasan, Hüseyn (r.a.), bu beş kişiye âl-i aba denir. Bunlardan her biri âl-i aba'dandır. Ehl-i beyt, ehl-i kisd, penç-i âl-i aba, penç-ten-i âl-i aba, hemse-i âl-i aba ve beşler gibi isim-
Yesevî halveti
Oruç, Kur’an tilâveti, hikmet okuma, gece zikri, sınırlı yemek, rüyanın mürşide arzı ve dua ile yürütülen kırk günlük toplu eğitim düzeni.
Abdalân
Abdallar. Farsça çoğul biçimindeki kelime, tasavvuf literatüründe abdâl adı verilen velîler topluluğunu ifade eder. Abdalân-ı Rûm Anadolu’nun İslâmlaşması ve Osmanlı kuruluş çevresiyle ilişkilendirilen gezgin derviş ve eren zümreleri için kullanılan tarihî ad. Abdâl ve Rum erenleri maddelerine de bakınız.
revm
ÇjJ [Ar.] Kur’ân-ı Kerîm tilâvetinde, kelime sonlarındaki harekeyi hafif bir sesle belli etme anlamında kullanılan kıraat ve tecvit terimi.
Kadir gecesi
Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne indiği bildirilir. Tasavvuf çevrelerinde gece; namaz, Kur’ân tilâveti, zikir, dua, tövbe ve murakabeyle ihya edilir. Yirmi yedinci gece yaygın kabul görmekle birlikte kesin tarih konusunda farklı rivayetler vardır.
Secde
Alın ve burnu yere koyarak Allah’a kulluk ve teslimiyet gösterme. Namazın temel rükünlerinden biridir. Secde yalnız Allah’a ibadet maksadıyla yapılır. Namaz secdesinin yanında Kur’ân’daki secde âyetleri sebebiyle tilâvet secdesi ve namazdaki yanılmayı telâfi eden sehiv secdesi bulunur. Tasavvufî yorumda secde, benlik iddiasının kırılması ve kulun kendi aczini tanımasıdır.
rükün, -knü
rükün, -knü a. (^J \Ar.] ftk. İslâmî inanca göre, bir ibadetin hukukî fiil veya işlemini oluşturan ana unsur anlamında kullanılan fıkıh terimi. Söz gelişi, namazm rükünlerinden biri Kur’ân tilâveti olması gibi.
kırâ'at (I)
kırâ'at (I) a. Uîjî) [Ar.] İslâmî b limler içinde, Kur’ân-ı Kerîm’i okunuş biçimi veya tarzı, ses ya da sessiz, nağmeli ya d nağmesiz tilâvet etme.
edâ (II)
edâ (II) a. [Ar.] Kur’ân-ı Kerîm’in tecvit kurallarına göre okunması (bk. kırâ'at, tilâvet).
secâvend
UjL*») [Ar.] Kur’ân-ı Kerîm’in tilâvetinde, anlam bütünlüğünü sağlama bakmamdan durulacak veya durulmasma gerek olmayan yerleri belirtmek üzere konulmuş bulunan işaretler.
na't-hân
Peygamber’e övgü için ikle yazdan manzum eserlerin besteölülenmiş biçimlerinin camilerde ştır. Cuma ve Bayram namazlarmsur dan önce veya sonra Kur’ân-ı dığı Kerîm’in tilâvet edilmesinin ariyadmdan okunması işini yapan îre, kimse. 'cidis” nâtık a. [< Ar. nutk] mda “İsmâ'iliyye” (bk. bu madde) nde mezhebinin “yedi devir inancı” tür çerçevesinde her devir bir nâtık nek nebîyi ifade eder; sonra bir vâsi rıca imam ve altı sâmit imam ile bu rde sistem tamamlanmış olur. Bu Nâvûsiyye 530 sistem içinde, “nâtık” terimi, yeni devri başlatan peygamber anlamındadır.
cenâbet
İslâmî fıkıhta temel ibadetlerin yerine getirilmesine engel olan manevî kirlilik durumu, cünüplük. Bu durumun oluşması, cinsî münasebette bulunma veya değişik yöntemlerle cinsel haz duyma amacıyla meninin boşalması ile gerçekleşir. Buna cünüplük veya “hadesü’l-ekber” (bifyük kirlilik) de denilmiştir. Bu durumda olan Müslümanın farz ve nafile namaz kılması, tilâvet secdesi yapması, Kâbe’yi tavaf etmesi, Kur’ân-ı Kerîm ayetlerine el sürmesi caiz görülmemiştir. Bu durumdan sıyrılması ve günahtan arınması için bireyin gusül abdesti alması şart koşulmuştur. Fıkıh âlimlerince suyun bulunmadığı durumlarda teyemmüm edilmesi de uygun bulunmuştur.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Mevlevî Âyin-i Şerif: Musiki, Erkân ve Sembol
Âyinin musiki mimarisi ile mukabele erkânını birbirine karıştırmadan okuma TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Yeseviyye: Silsile, Halvet ve Cehrî Zikir
Ana yol, alt kollar, pîrler ve usul arasındaki bağlantıları açıklayan editoryal dosya.
Desûkıyye'nin Usulü: Yâ Dâim, Helâl Lokma ve Mücahede
Şeriat ve hakikat İbrâhim ed-Desûkî'nin öğretisinde zâhirî hükümlere bağlılıkla bâtınî arınma birbirinin alternatifi değildir. Helâl lokma ve kul hakkı, olağanüstü hallerden önce gelir. Yâ dâim Tilâvet ve cehrî zikir meclislerinde “yâ dâim” ismi tekrar edilir. Bu zikir süreklilik, kullukta sebat ve
Yesevî Zikri, Halveti ve İrşad Erkânı
Cehrî zikir, toplu halvet, hırka ve asâ uygulamalarını kaynakların dönem farklarıyla ele alan dosya.
Semâ Kaynakları ve Tören Düzeni
Semâ Hakkında Malumat belgesindeki tarih, meydan ve icra bilgilerini mevcut Mevlevî âyin dosyasıyla karşılaştıran kaynak notu.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER
Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
SÛFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK
Avârifü’l-Maârif · 21. bölüm · Sûfi, Allah için bekarlığı tercih ettiği gibi; Allah için de evliliğe adım atar. Bekarlığın bir maksat ve dönemi olduğu gibi, evliliğin de bir gaye ve zamanı vardır. Sâdık bir müri
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 63–68
Muzaffer Ozak Külliyatı · bından, celâlinden korkmadan, O'nu hakkıyle tanımadan Zât-1 ülühiyyetinden şefkat ve merhamet umarsın? O'nu hakkıyle tanı ki, şefkat ve merhamet olunasın. Allahu teâlâ da, kullar d
Sayfalar 78–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay
Sayfalar 123–129
Muzaffer Ozak Külliyatı · oğlu Ebu Katade'den emanet aldığım elbiseyi giyerek huzuru Resûlüllah'a dahil olmak üzere giderken ashap bölük bölük gelerek Affı ilâhî ve lûtf-u Nebeviyye mazhar olduğumu tebliğ v
Sayfalar 145–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kısaca özetlemeğe çalıştığımız bu âlem-i ervahtan sonra, dört anâsır ile Hz. Adem aleyhisselâmın vücud-u şeriflerini yaratarak bütün cesetlere onu miftah eylemiştir. Netekim, bütün