Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

35 sonuç · “sekr

01
Şahsiyet

Bâyezîd-i Bistâmî

Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.

02
Sözlük

Âbaü'l-ahval

(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere mağlup ve mahküm olup kendilerinden geçen ve dengelerini kaybeden sâliklere ebnâü'-ahval (hal çocukları) denir. Bunlar sekr ve cezbe halindeyken şer'i hükümlere uymayan sözler söyleyebilir, fıkıh ölçülerine göre caiz olmayan işler yapabilir; fakat bu türden beyan ve davranışlardan sorumlu olmazlar. Zira hal sebebiyle bilinç ve iradelerini ya kısmen ya da tamamen yitirmişlerdir. Bu zümrenin en iyi örneği meczuplar ve behlüllerdir. Dini his ve heyecanların etkisiyle olağan olmayan biçimde konuşan ve hareket eden her sâlik ebndülahval'dendir. Âbaü'l-ahval temkin, ebndü'l-ahval telvin sahibidir. Temkin, telvinden üstündür. Hallâc, “Peygamberler haller üzerinde tam olarak hâkimiyet kurmuşlardır; bu hallerde diledikleri gibi tasarruf ederler. Diğerlerine ise haller musallat kılınmıştır. Onlar üzerinde haller tasarruf eder, oysa haller nebilerin yönetimi ve etkisi altındadır” der. Bkz. Temkin, Telvin. Abd—Abdiyet i. ar. (4 (عبد - عبد 1. Kul, köle, bende. 2. tas. Hakk'a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber'in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyettir (kulluk). Kelime-i sehadette,

03
Sözlük

Ahvâl

!) Haller, değişmeler, hisler, gelip geçici duygular. tas. Gayb âleminden ve Allah tarafından kulun çabası dışında pak ve temiz kalbe tümüyle ilâhî lütuf sonucu gelen birtakım hususlar, umur ve manalar. Vecd, cezbe, aşk, şevk, sekr, gaybet ve istiğrak gibi haller (ahval) insanı kendinden geçirir, mest eder, hem aklını ve bilincini, hem de iradesini ve ihtiyarını elinden alır.

04
Sözlük

Akıl

Mutasavvıflar ilâhî, ezeli ve ebedi gerçeklerin akıl yoluyla kavranamayacağını belirtir, nazari aklı reddeder ve Yeni Platonculugun etkisiyle keşf ve marifet anlayışlarıyla uyuşan farklı bir akıl anlayışı ileri sürerler. Tasavvuf dilinde insan aklına akl-ı cüzi ve akl-ı mecaz denir. Cüz'i akıl, söz ve işlerimizde bize delil olur Ama, Allah bahsinde değeri sıfır olur Mevlânâ Ikâl-ı akl-i cüz'iden halâs ol Efendi bâde-nüş-i bezm-i hâs ol Hudai 2. Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam Hak ile bâtılı birbirinden ayırt etmeye yarayan nur. Rabbani latife, kalp (Gi 1:88, 95, 11:4; ct). Allah’a ibadete ve cennete girmeye vasıta olan düşünce, kulluk yapmaya alet olan fikir, ibadetin yolunu gösteren ışık. Aklın ulaştığı son nokta hayret, hayretin sonucu sekrdir, yani sâlik rububiyeti temaşa edince aklını kaybeder (SF, 336). Ben isterim akıldan hidâyet Akıl bana gösterir dalâlet Fuzüli Akılla yol alınmaz Akıl, erenlerin ayak bağıdır 0 eee Kalbe bak akla itibar etme Çünki aklın şiârıdır inkâr Ferid Kam

05
Sözlük

Ameden

|) i. Jars. Gelmek. tas. Sekr ve istiğrak halindeki sâlikin ruhlar âleminden insanlık âlemine dönmesi, kendine gelmesi.

06
Sözlük

Atas

1, Susuzluk, teşne olma. 2. tas, a Umulana düşkün ve onun tesiri altında bulunma. b Şevk ve hasret halinin galebe çalması. c Şiddetli bir arzuyla muradın hararetli bir biçimde aranması,, Tasavvufta içmeye şürb, kanmaya reyy, kendinden geçmeye sekr ve susuz kalmaya ataş denir, İste peykânın gönül hecrinde şevkim teskin et Susüzem bir kez bu sahrada benimçün ara su Umduğum odur ki rüz-i haşr mahrum olmayam Cesme-i vaslın vere ben teşne-i didâre su Fuzüli Atebât-ı aliyye Şii ziyaret yerleri.

07
Sözlük

Bihüşi

Aklın baştan gitmesi ve insanın kendisinde olmaması hali, Beşeri sıfatların mahvolduğu ve silindiği hal, tams (siliklik) makamı. Sekr halinde olana bi-huş, bi-hod; sahv halinde olana bâ-huş, bâ-hod, huşyâr denir.

08
Sözlük

Dilal

UY) Naz. tas. Sevgilinin cilvesi yüzünden hasıl olan yüksek seviyedeki aşk, şevk ve zevk sebebiyle sâlikin içine gelen ıstırap (dengesizlik) hali. Bu bir sekr hali olmamakla beraber yine de iradeyi ortadan kaldırdığından sâlik içine doğan her şeyi rahatça ifade eder. Hallâc'tan bahsederken Yünus “O da yandırdın külün savurdun öyle mi gerek seni seveni,” diyor ve Mevlâ'sına nazla hi- tap ediyor. Bkz. Naz.

09
Sözlük

Ebleh

1, Ahmak, beceriksiz. 2. tas. Abdal, büdelâ, saf derun. Bazıları dengeli ve ölçülü hareket edemediklerinden bazen şer'i hükümlere ve muaşeret adabına aykırı biçimde hareket ederler. Meczuplar böyledir. Hal, his ve heyecanlarına hâkim olan sâliklere ise Abâü”-ahval (hal babaları) adı verilir. Hal çocukları telvin ve sekr sahibi oldukları halde hal babaları temkin ve sahv sahibidirler, Bkz. Ahval, Hal.

10
Sözlük

Ene’l-Hak

نا | لحق) |) “Ben Hakk'ım.” Hallac’a ait bir sözdür. Bu sözü yüzünden asılmıştı. Bu sözün çeşitli yorumları vardır; bir görüşe göre, Hallâc bu sözü sekr halinde söylemişti; sahv haline gelince bu sözün yanlış olduğunu kabul etti. Başka bir görüşe göre, Hallâc bu sözü fena halinde söylediğinden bu sözü söyleyen aslında o değil, Hak'tı. Hallâc ene'l-Hak söyledi Haktır sözü Hak söyledi Nâdân mukayyed anladı Amma ki, mutlak söyledi Nesimi Diğer bir görüş ise Hallâc'ın bu sözü, Hak'tan hikâye ederek söylemiş olduğunu. ileri sürer. Yüce Allah “Ben Hakk'ım,” diyor gibi. Hallâc'ın, bu sözüyle “Ben Hakk'ım, yani baul değilim” veya “Ben Hak'tanım” demek istediğini söyleyenler de vardır. Kimileriyse Hallâc'ı tanrılık veya hulül iddia eden bir mülhit sayarlar. Mestolanlar kelâmı kendinden gelmez veli Pes ene'l-Hak nice söyler kisi Mansür olmadan Şemseddin Sivasi N Ezelde benim fikrim ene’l-Hak idi zikrim Henüz dahi doğmada ol Mansür-ı Bağdadi Yünus

11
Sözlük

Fark-ı sani

İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra sâlikin sahv ve beka haline dönüp farzları ve diğer

12
Sözlük

Mest

Sarhoş, sermest. tas. Sekran, aşkın, âşığın bütün varlığına hâkim olması, iliklerine işlemesi. Bkz. Sekr. Mest-i harap Sarhoşluğa gark olmuş, aşk denizine batmış (115). Sanman bizi kim şire-i engur ile mestiz Biz ehl-i harabattaniz mest-i elestiz Rühi Şöyle mestem tâ kıyamet dahi huşyâr olmazam Çün beni vahdet meyinden eyledi ol yâr mest Nesimi Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir Ben kimim saki olan kimdir, mey u sahba nedir Fuzüli

13
Sözlük

Reyy

(s (ر: Kanmak, kana kana içmek. tas. Tecellinin tadılan meyvalarının ve keşfin yaşanan neticelerinin son haddi. Sâlik önce tadar (zevk), sonra içer (sirb), sonra da kanar (reyy). Ilk hal tatmak, orta hal içmek, en yüksek hal ise kanmakur. Tadan mütesâkir, (mahmür, yan sarhoş), içen sekrân (sarhoş), kanan sâhi haldedir.

14
Mekân

Cürcân

Gürgân · İran · Bistâm'dan kovulduktan sonra hacdan dönüşte kaldığı şehir; ancak kendisini kovan zatın ölümünden sonra Bistâm'a dönebildi. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

15
Mekân

Mekke

Mekke · Suudi Arabistan · Serrâc'ın kaydına göre ömründe bir defa hacca gitmiştir; bu da ilim ve mârifet için fazla seyahat etmediğinin göstergesidir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

16
Mekân

Semerkant

Semerkant · Özbekistan · Etrafına toplananları dağıtmak için Firavun'un sözünü tekrarladığı rivayet edilen şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

17
Mekân

Bistâm

Bistâm · İran · Sözlerini te'vil ettiği ve “sûfîler arasında yeri melekler arasında Cebrâil'in yeri gibidir” dediği Bâyezîd-i Bistâmî'nin şehri; sekr-sahv ayrımının öbür kutbu. İlişkili kişi dosyası Cüneyd-i Bağdâdî : Ebü’l-Kāsım Cüneyd b. Muhammed el-Hazzâz el-Kavârîrî (ö. 297/909), fıkıh ve hadis tahsilini tevhid, fenâ, bekā, sahv ve temkin diliyle birleştiren; Bağdat sûfîliğinin ölçü kabul edilen büyük temsilcisidir.

18
Mekân

Hemedan

Hemedan · İran · Hardal tohumu aldığı ve karışan karıncaları geri götürüp bıraktığı şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

19
Mekân

Belh

Belh · Afganistan · Hakkında menkıbe anlatılan çağdaşlarından Şakīk-ı Belhî'nin şehri. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

20
Mekân

Bağdat

Bağdat · Irak · Şathiyelerini şerheden ve “sûfîler arasında Bâyezîd'in yeri, melekler arasında Cebrâil'in yeri gibidir” diyen Cüneyd'in şehri; sekr-sahv ayrımının öbür kutbu. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

21
Mekân

Sind

Sind · Pakistan · Tasavvuftaki üstadı Ebû Ali es-Sindî'nin nisbe aldığı bölge; “Vedalar ve Budizm tesiri” iddiası buna dayandırılmıştır. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

22
Makale

Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi

Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.

23
Makale

Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri

İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi

24
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

25
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

26
Eser

SÛFİLERİN AHLÂKI

Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo

27
Eser

HALLERİN AÇIKLANMASI

Avârifü’l-Maârif · 61. bölüm · 1- MUHABBET Allah için muhabbet konusunda Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: “Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün kendilerinin dışı

28
Eser

HALLERE DÂİR TASAVVÛFÎ ISTILAHLAR

Avârifü’l-Maârif · 62. bölüm · Şeyh Muhammed b. Abdülbâkî bize, Câbir’den (r.a) rivâyetle, Rasûlullah’ın (a.s) şöyle buyurduğunu haber verdi: “Muhakkak takvâya sarılmak, sana, bildiğinin yanında bilmediğini de ö

29
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

30
Eser

Sayfalar 114–121

Muzaffer Ozak Külliyatı · man ediyor. Esasen, ittikanın mâ'na ve medlûlü de budur. Ittika, bir müslümanın Haktan hakkıyle korkarak, Allahu teâlâ'nın rizasına muvafık hareket etmesidir. Namazlarını huşû ve h

31
Eser

Sayfalar 190–197

Muzaffer Ozak Külliyatı · Sia. 605} EKOJ5 Sesas Kul in küntüm tuhibbûnallâhe fettebi'ûniy yuhbibkümullahü zünübeküm vallahu gafurün Rahiym..yagfir lekum Al-i-Imran: 31 (Ey Habib-i edibim!.. Yahudi ve hristi

32
Eser

Sayfalar 493–499

Muzaffer Ozak Külliyatı · — «Ey sebeb-i hılkat-i kâ'inat olan Resûller Resûlü!.. Ey Habibim ve kalb-i selimim Ahmed!.. Resûl-ü emcedim yâ Muhammed!.. Âlemlerin Rabbi olan ve seni âlemlere rahmet olmak üzere

33
Eser

Sayfalar 496–504

Muzaffer Ozak Külliyatı · önce o kusurun kendisinde de bulunup bulunmadıgını araştırsa ve varsa tashih etse, daha hayırlı ve isabetli hareket etmiş olur. Tarihte gelip geçmiş bütün büyüklerimizi rahmet ve h

34
Eser

Sayfalar 518–523

Muzaffer Ozak Külliyatı · dat'tadır. Oraya gitmek nasip ve müyesser olursa, ziyaret etmegi sakın ihmal eyleme! Evet, Allah azze ve celle kulundan vazgeçmez. Asi dahi olsa kuluna mühlet verir, tarik-i müstak

35
Eser

Sayfalar 583–590

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hâşâ!.. Bunlar, müslüman sıfatı değillerdir. Hatta, affınıza sığınarak ilâve edeyim: Bunlar, insanlık sıfatı da değillerdir. Kur'an-ı kerimi okuyup anlamış, hükümlerine tâbi olmuş