Ara
Menü

Sayfalar 190–197

1.511 kelime

Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 190–197

Sia.

605}

EKOJ5 Sesas Kul in küntüm tuhibbûnallâhe fettebi'ûniy yuhbibkümullahü zünübeküm vallahu gafurün Rahiym..yagfir lekum Al-i-Imran: 31 (Ey Habib-i edibim!.. Yahudi ve hristiyanlara de ki, eğer siz Allahu teâlâ'yı seviyorsanız, hemen bana tâbi olun ki, Allahu azim-üş-şân da sizi sevsin ve bütün günahlarınızı mağfiret buyursun. Allahu teâlâ ve tekaddes, mağfiret ve rahmet edicidir.)

Ve mâ remeyte iz remevte ve lakin'Allahe reme_ EI-Enfal: 17 (Ve ey Resûl-ü zişân!.. Onlara, bir avuç toprağı atan da sen değildin, fakat o toprağı atan Allahu teâlâ idi...)

"1!

Lekad câ'eküm Resülün min enfüsiküm azizün aleyhi ma anittüm harıysün aleyküm bil-mü'miniyne Ra'ufün Rahiym...

Et-tovbe: 128 (Yemin ederim, size kendinizden ve en enfesiniz öyle bir peygamber geldi ki, bir sıkıntı ve meşakkate uğramanız ona pek ağır gelir. O, hidayet ve salâhınıza haristir, üzerinize titrer.

Bütün, mü'minler için ra'uftur, rahiymdir.)

F ESES ÖJEL,ils Ve mâ erselnâke illâ kaffeten lin-nâsi beşiren ve neziyren ve lâkinne ekser-en-nâsi lâ yâ'lemün...

Sebe: 28 (Ey Nebiyyi zişân!.. Biz seni bütün insanlara, tâ'at ehline müjdeci ve Allahu teâlâ'nın azabıyla korkutucu olarak gönderdik. Fakat, insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.)

Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemiyn...

Enbiya: 107 (Ey Mahbub-u Kibriyâ!.. Biz, seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.)

at Le'amrüke innehüm lefiy sekretihim ya'mehon...

El-Hicr: 72 (Ey Resûl-ü zişân!.. Ömrün hakkıyçün, onlar hayret ve dalâlelerinden mütereddit idiler.)

Ya oyyühen-Nebiyyü innâ erselnâke şâhiden ve mübeşşiren ve neziren da'ıyen ilallahi bi-iznihi ve sirac-en-müniyra...

El-Ahzâb: 45 - 46 (Ey Habib-i edibim!.. Biz seni kendilerine gönderildiğin insanların tasdik ve tekziplerine şahit, iyman edenlerl cennetle

müjdeleyici, yalanlayanları cehennemle korkutucu ve Allahu teâlâ'nın izni ve emriyle tevhid ve tâ'atine dâvet edici ve ışık saçıcı bir çerağ olarak gönderdik.)

Olasuy Innelleziyne yübâyiuneke innemâ yübâyi'un'Allah yedullahi fevka eydiyhim...

El'Feth: 10 (Muhakkak ki, sana bi'at edenler, sana uyarak tâbi olanlar, gerçekte Allahu teâlâ'ya bi'at etmişlerdir. Allahu sübhanehu ve teâlâ'nın eli, onların ellerinin üstündedir.)

'SESOHE Ya oyyühen-nâsü kad câ'eküm bürhanün min Rabbiküm...

En-Nisa: 174 (Ey insanlar!.. Size Rabbiniz celle şâneden bir bürhan olan Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem geldi.)

Kad ca'eküm basd'irü min Rabbiküm...

El-En'am: 104 ildas agr abn apal iceler edas dalten, hakke ba.

Ey Fahr-i kâ'inat, eyâ nûr-u mümkinât;

Cûdün cihanı eyledi cennât-1 âliyat, Sen kıble-i cemal-i Hüdâ'sın misalde, Peyda harim-i beyt-i Cemalinde nur-u zât..

Ve daha nice nice âyetlerle kadr-i valâsı beyan ve ilân buyurulan Seyyid-ül Ebrâr aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Gaffâr efendimize, mû'cize-i kevniyye'yi çok gören ve inkâr eden münkirlere soruyoruz Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri, hangi peygamberin ömrüne kasem etmiştir? Yahudiler ve hristiyanlar, kendi peygamberlerinin şan ve şerefini ifade edebilmek için sırasında yalan söylemeği dahi mübah sayarlarken, peygamberler peygamberi, velilerin önderi, âşık ve sadıkların rehberi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellemin, Allahu sübhanehu ve teâlâ'nın bahş ve ihsan buyurması ile gerçek ve hak olarak gösterdiği mû'cizeleri red ve inkâra yeltenen sözüm ona islâm âlimlerine bu gaflet ve cehaletlerinden dolayı acımamak elden gelmiyor. Acaba bunlar düşünemiyorlar mı ki, bu mû'cizeleri red veya inkâr etmekle, önceden kasten islâm görünüp gerçekte islâm olmayan bazı münafıklara tâbi olmak suretiyle şeklen islâm elbisesi giymişler ve fakat gafletle islâm düşmanı haline gelmişlerdir. Bu zavallilar, Ebu-Cehil kadar da mertlik göstererek: (Biz, islâm değiliz!) diyememekte Ubey ibn-i Selûl gibi müslüman görünerek islâmı içinden vurmağa teşebbüs eden islâm düşmanlarından olmak yolunu tutmaktadırlar.

Düşününüz ki, Hristiyanlar Hz. İsa aleyhisselâmın merkebinin nalını dahi tebcil ederlerken, Resûl-ü zişânın mû cizelerini inkâra yeltenen ve büyük islâm bilginlerini yalancılıkla itham etmek küstahlığını da esirgemeyen bu gibi kimselerin gaflet ve dalâletle kimlerin hesabına çalıştıkları, hangi kirli ve karanlık emellere âlet oldukları incelenmeğe ve araştırılmağa değer mahiyettedir. Zira, Resûl-ü zişânın ashabını, ensarını, evlâdını ve bunların yolundan giden âlimleri ve Fahr-i âlem sallal lahu aleyhi ve sellem efendimizin hal ve kelâmlarının vârisleri olan Hak velilerini yalanlayanlar ve bu zevat'1 zevil-ihtirama isnad, iftira ve bühtanda bulunanlar elbette gerçek birer müslüman sayılamazlar. Bunlar gibi sinsi din düşmanlarına tam bir Envar-ül-Kuldb, cilt 2 — F: 13

gafletle uyan din kardeşlerimize, bu âciz risâleciğimizin bu köşesinden sesleniyoruz:

— Ayıptır, günahtır efendiler!.. Bu gafletten artık uyanalım!.. Sonra, çok pişman olur ve başınızı taşlara vurursunuz ama, bu nedametinizin o zaman size hiçbir yararı olmaz, bunu böylece bilin ve belleyin...

Hayalin nuru mihr-i enverimdir Yâ Resûlallah!..

Cemalin mâh-ı ruşen ahterimdir Yâ Resûlallah!..

Ebu-Bekr-ü Ömer, Osman-ü Hayder cümle-i ashab, Serir-i sadr-1 dilde rehberimdir Yâ Resûlallah!..

Dersimize devam ediyoruz:

Risâlemizin başında okuduğumuz âyet-i kerimede, Allahu sübhanehu ve teâlâ biz mü'minlere NÎDÂ'Y-I-KERAMET ile hitap buyurarak:

(Ey iyman edenler, ey şeref-i iyman ile müşerret olanlar...

Ey benim varlığıma, birliğime, kudret ve kuvvetime, noksan sıfatlardan münezzeh ve kemal sıfatları ile muttasıf bulunduğuma inanan sevgili kulların, bana ve Resûl-ü zişânıma iymanda devam ediniz, imanınızda daim ve kaim olunuz...) hükm-ü celiliyle iyman ve islâmda sâbit-i kadem olmamızı irade eylemektedir.

Zira, her iyman eden, iyman edememiştir. Fakat, mutlâka iyman eden, iyman etmiştir. Yani, iymanında sebat gösteren iyrnan etmiştir demek olur. Iymanın, lüzum ve ehemmiyetini tekrarlamağa lüzum dahi görmüyoruz. Hepimiz biliriz ki, iyman edenler gerek bu âlemde ve gerekse geleceği muhakkak olan ebedî âlemde rahata, saadet ve selâmete nail ve mazhar olurlar. Bu fâni âlemde, bir insanın malik olabileceği en yüce şey, ancak ve yalnız iymanıdır.

Şu halde, iyman nedir? İyman, Sahib-i şeriat aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyet efendimizin Allahu teâlâ tarafından getirdiği inanılması gerekli umdelerdir. Şöyle ki:

vide Vatans atlassul isr Amentü blllahi ve mel'iketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel-yevm-il ahiri ve bil-kaderi hayrihi ve şerrihi min'Allahu teâla vel-bâ'sü bâ'del-mevt Hakkun Eşhedü en Lâ ilahe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühu....

(Ben, Allahu teâlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kıyamet gününe, kaderin, hayır ve şerrin Allahu tâlâ'nın takdiri ile olduğuna, öldükten sonra dirilmeğe inandım ve iyman ettim, bunları dilinle ikrar ve kalbimle de tasdik eyledim. Ben, şehadet ederim ki Allahu teâlâ'dan gayrı kulluk ve ibadete lâyık ve müstehak Hak mâ'bud yoktur, ancak yerleri ve gökleri (OL) emriyle halk ve icat buyuran Allahu azim-üşşân vardır. Yine ben şehadet ederim ki, Habib-i Hüdâ Hz. Muhammed Mustafa Allahu tâlâ'nın has kulu ve Resûlüdür.)

Bu kelime-i tayyibe-i münciyye-i mübarekeyi her kim diliyle ikrar ve kalbiyle tasdik ederse, işte o kimse mü'mindir, muvahhiddir, Muhammedi'dir. Bu mübarek kelimeleri fiilleriyle de isbat eden hem mü'min, hem de müslimdir ve ihlâs ile bir kerre tevhid eden nâr'da ebedi kalmaz.

Resülüllah sallallahu aleyhi ve selleme iyman yetmiş küsur şubedir. A'lâsı ve en yücesi LÂ İLÂHE İLLALLAH'tır. Ednâs1, en küçüğü ise, yollardan insanlara eziyyet verecek şeyleri kaldırmaktır. Hayâ, yani utanma duygusu da imandandır, buyurumuştur.

Ehl-i sünnet mezhebinden bazıları, amelin de iymandan bir cüz olduğunu söylemişlerdir. Buna göre, iyman etmek demek;

Habib-i edib-i Kibriyâ efendimizin Allahu teâlâ tarafından inan.

makla ilgili olarak getirdiği umdelerdir. Yani, LA ILAHE IL LALLAH ile başlar, AMENTÜ ile tamamlanır ve iyman şubelerini, dille ikrar, kalp ile tasdik ve fiille tatbik ve izhar etmek,

terkinden şiddetle kaçınmak ve çekinmek ve aslâ inkâra sapmamakla da olgunlaşır. Amellerin terki KEBA'IR dediğimiz büyük günahlardan ve inkârı ise — Mâ'azallah — küfürdür. Inanmağa müteallik meselelerde en küçük bir inkâr ve istihza, insanı dinden çıkarır ve — Ne'ûzü billâh — islâmdan uzaklaştırır. Zira, iyman cevherinin şakaya, lâtifeye ve hele istihzaya tahammülü yoktur. Bir kimse, ne kadar günahkâr olsa da, iymanı sebebiyle cennete girebilir. Eğer, affı ilâhiyye mazhar olamazsa, Allahu tâlâ'nın hapishanesi olan cehennemde günahı miktarınca yanarak cezasını çektikten sonra, yine iymanından dolayı cennete girer. Herhangi bir günah işlemek, işlenen o günah mübah görülmedikçe veya helâl itikat edilmedikçe küfrü icabettirmez. Ancak, çok günah işlemek ve hele bir günahta ısrar etmek gayet tehlikelidir. İşlediği günahında ısrar edenin âkibetinden korkulur. Hiçbir zaman unutmamalıdır ki, âhirete iyınansız gitmekten daha büyük bir musibet ve daha korkunç bir felâket tasavvur edilemez. Âhiret âlemine iymansız olarak göçenin, arkasından dünya dolusu altun ve gümüş dağıtılacak olsa, o iymansıza hiçbir yararı yoktur:

Innelleziyne keferl ve mâtu vo hüm küffarün felen yukbele min ahadlhlm mll'ül-ardı zeheben velev-Ifteda bihl ula'lke lehüm azabün elimün ve ma lehüm min nâsırıyn_ Al-i-Imran: 91 (Şüphe yok ki, kâfir olup da küfür halinde iken ölenler, velev dünya dolusu altunları olsa da kendilerini kurtarınak için feda etseler, hiçbirisi aslâ kabul olunmayacaktır. Onlar İçin elim bir azap vardır ve onlara yardım ederek kendilerini azaptan kurtaracak kimseleri de yoktur.)

Fakat, bir kimse iymanlı olarak âhirete göçerse, günahkâr dahi olsa, arkasından yapılan hayır ve hasenatın faydasını mutlâka görür:

,s.

Kul ya ibadiyellaziyne esrefa ala enfüsihim la taknet0 min rahmetillah innallahe yağfir-üz-zün0be cemi'an innehu hüvel-gafurur rahiym..

Ez-Zümer: 53 (Ey Nebiyyi zişân! Mü'minlere benim dilimle de ki, ey nefislerini israf etmekte haddi aşan kulların!.. Allahu teâlâ'nın rahmetinden ümldinizl kesmeyin. Zira, Allahu azim-üş-şân bütün günahları mağfiret buyurur. Şüphe yok kl, Allah azze ve celle rahmet ve mağfirette belâgat sahlbidir.)

Rabbim, cümlemizi iymandan mahrum, kulluğundan matrud ve mahşer yerinde mahcup olanlardan eylemesin... (Amin bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn.)

Iymansız gitmeğe sebebolan günahlar, acaba nelerdir? Öyle ya, madem ki, insanoğulları için iymansız âhirete göçmekten daha büyük bir musibet ve daha korkunç bir felâket yoktur. Şu halde, iymansız göçmeğe nelerin sebebolacağını iyice bilmek ve bellemekte yarar vardır. Öyle ise sayalım:

Allahu teâlâ'yı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, âhiret gününü, öldükten sonra dirilmeği, hayır veya şerrin Allahu teâlâ'nın takdiriyle olduğunu inkâr etmek, (Hatta, bunlardan yalnız birisini inkâr etmek) iymansız âhirete gitmenin başlıca sebepleridir. İymanın ve islâmın şartlarına ve rükünlerine inanan bir mü'min, bunlardan yalnız birisini inkâr edecek olsa, iymandan çıkacağı gibi, bu umdelere kıymet ve ehemmiyet vermeyen kimsenin de âkibetinden korkulur. Diğer taraftan, iymanı zayıf olmak veya yaramaz ve çirkin itikada sahip bulunmak da kişinin iymansız göçmesine sebeptir.