ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
30 sonuç · “nâf”
01Ma‘sûmiyye
İmâm-ı Rabbânî'nin oğlu Muhammed Ma‘sûm'a nispet edilen; Sirhind'den Afganistan, Orta Asya, Hicaz, Şam ve İstanbul'a geniş halife ağıyla yayılan Müceddidî kol.
Basrıkî İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Basrıklı İbrâhim Efendi
Basrıkî İbrâhim Efendi (ö. 1070/1659-60), Öziçeli Muslihuddin Efendi’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan; Saraybosna’da zâviye kuran, Ayasofya’da vaaz eden ve Saraybosna dışındaki Bosna eyaletinin fetva görevini üstlenen şeyhtir.
Gülâboğlu Muhammed Askerî
Gülâboğlu Muhammed Askerî (yaklaşık 1621–1693), Ümmî Sinan’dan hilâfet alan, Afyonkarahisar’da kırk yıla yakın müderrislik ve irşad yürüten, dört bin beyitlik Dîvân sahibi Halvetî şairidir.
Muhammed Hanîf Kâbilî
Muhammed Ma‘sûm'un halifesi Muhammed Hanîf Kâbilî, Müceddidî irşad ağını Kâbil ve Afganistan çevresine taşıyan başlıca temsilcilerdendir.
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi (ö. 1902), İdlib çevresinden yetişen; kadılık nâibliği, Kur’an hizmeti ve Nakşibendî-Kādirî irşad bağlarıyla tanınan Arap âlim ve şeyhtir.
Seyyid Muhammed Emin Paşa
Seyyid Muhammed Emin Paşa (1833–1908), Yusuf Kâmil Paşa’nın himayesinde yetişen; mutasarrıflıklar yapan, Mevlevîliğe muhabbetle bağlanan ve 1872’de Mevlânâ Feyzullah Efendi’ye intisap eden devlet adamı, mütercim ve hattattır.
Şeyh Hasan Kabâdûz
Şeyh Hasan Kabâdûz (ö. 1010/1601), Bursa'da kabâ dikerek geçimini sürdüren; zanaat hayatı içinde Bayramî-Melâmî irşadı yürüten ve Hüseyin Lâmekânî'yi yetiştiren şeyhtir.
Şeyh Murâd el-Özbeki en-Nakşıbendi
ŞEYH MURAD el-ÖZBEKİ en-NAKŞiBENDİ Keşmir veya Kabil beldesinden neş'et eyledi. 105 5/( 1 645) tarihinde dünyaya zi net-bahş olmuştur. Henüz üç yaşındayken ayaklarına felç arız olmakla kötürüm bir halde kaldı. Fakat atideki tafsilden ma'lum olacağı üzre, ayakları sağlam olandan zi yade dünyayı dolaştı. Sinni kemal bulunca, tahsll- i kemalata başlayıp…
Şeyh Nâfiz Eşrefî Efendi
Fahreddîn Efendi-zâde’dir. Beyne’l-meşâyih, mümtâz bir mevki'e sâhib imiş. Eşrefî âsitânesinde neşr-i feyz ettiler. Kibâr-ı meşâyihden Şeyh Abdüllatîf Efendi hazretlerinin kerîmeleri Zehrâ Hanım’ı tezevvüc edip bir hayli zamân muammer olduktan sonra 1282/(1865) senesi âzim-i dâr-ı bakâ oldular. Mezâr taşında menkûş târîhleri: H
Şeyh Osmân Abdülmennân Efendi
Şeyh Osmân Abdülmennân Efendi Meşayıh-ı Halidiyye'nin ileri gelenlerinden 0lan bu zat, Karahisar-ı Sahib (Afyonkarahisar) sancağı dahilinde Yaka karyesinde 1 244/( 1 828) senesinde doğdu. Pederi Yakalı Muhammed Emin Hoca, onun pederi ulemadan Muhammed Efendi'dir. Mukaddimat-ı ulumu memleketinde tahsil ettikten sonra İstanbul'a gelip meşhGr Şehri Hoca Hafız…
Nâfi
Qjü) [< Ar. nef] Sözlük anlamı, “Fayda veren.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde “Faydalı olan, dilediği kimseye hayırlı ve faydalı olanı veren.” anlamıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok ayette yer almış ve Allah’a izafe edilmiştir (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “nfa” maddesi). Bu isim, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır. Bu terim, “Faydalı olan.” anlamı ile Allah’ın zatî sıfatları arasmda zikredilmektedir.
nâfiz
fık. İslâm hukukunda, kurulmasıyla birlikte derhal işlerlik kazanan akit anlamında bir fıkıh terimi.
Sükne kazası
Sefîne'de nakledilen mektubun hitap satırında Muhammed Yâsin Efendi'nin nâiblik yaptığı kazâ olarak geçer. Metinde kazânın bağlı olduğu vilâyet belirtilmediği için konum tespit edilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi : Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi (ö. 1902), İdlib çevresinden yetişen; kadılık nâibliği, Kur’an hizmeti ve Nakşibendî-Kādirî irşad bağlarıyla tanınan Arap âlim ve şeyhtir.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Bâb-ı Cedîd’de kuruluş Yenikapı Mevlevîhânesi, yeniçeri kâtibi Malkoç Mehmed Efendi tarafından 1006/1597’de Mevlânâkapı dışındaki bahçesinde kuruldu. İlk yapı semâhâne, mescid ve on sekiz dedegân hücresinden oluşan mütevazı bir zâviye iken kısa sürede meydân-ı şerif, matbah, şeyh köşkü ve yeni hücrelerle genişledi. Vakıf ve saray desteği XVII-XIX. yüzyıllarda padişahlar, hânedan mensupları ve devlet ricâli yapıları yeniledi, vakıfları büyüttü. Hekimoğlu Ali Paşa semâhâneyi, Abdullah Nâilî Paşa hücreleri, Mekkî Efendi şadırvanı ele aldı; II. Mahmud semâhâne-türbe binasını 1817 ve 1837’de yeniden yaptırdı. Abdurrahman Nâfiz Paşa türbe, kütüphane, sebil ve muvakkithâne ekledi. Kültür ve irşad merkezi Yenikapı, matbah terbiyesi, semâ meşki, Mesnevî dersi, musiki ve şiir çevresiyle İstanbul Mevlevîliğinin başlıca üretim merkezlerinden biriydi. Hazîresinde postnişinler, muhibler ve şehir kültürünün farklı simaları bir arada bulunur. Yangın ve ihya 1925 sonrasında terk edilen külliye 1961 yangınında ağır hasar gördü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonu 2010’da tamamlandı ve kaybolan yapıların önemli bölümü ihya edildi. Yerleşke günümüzde eğitim ve kültür işlevi taşır.
Celvetî Halvet Âdâbı
Perhiz, ibadet, zikir ve tefekkür düzeni. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Medyenî Âdâbı ve Halvet Virdi
Cehrî zikir Medyeniyye'de cehrî zikir esas kabul edilir. Sesin yükselmesi tek başına amaç değil, topluluğun dikkatini tevhid cümlesinde birleştiren disiplindir. Yemek sonrası namaz Yemekten sonra iki rek‘at nâfile namaz kılmak, nimeti ibadet ve şükürle tamamlayan özel âdâb arasında kaydedilir. Halvet virdi Halvette “Lâ
Senûsî Zâviyesi Nasıl Çalışıyordu?
Medrese Her zâviye çevredeki çocuklara Kur'an ve dinî ilimler öğretmekle yükümlüydü; büyük merkezlerde fıkıh ve hadis okutan âlimler bulunurdu. Üretim ve ticaret Tarım, hayvancılık, kervan ticareti ve el emeği zâviyenin ekonomik temeliydi. Çalışmak ve öğretmek bazı nâfilelerden daha öncelikli görülürdü. Hakemlik ve güv
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 57–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · Rabbi... Tâbi'in, tabe-i tâbi'in, eimme-i müctehidiyn, ule ma-i din-i mübiyn, şehitler, gaziler, Pirân-ı-izâm ve evliya-i kiraının feyizleriyle bizleri şadân-ü handan eyle yâ Rabbi
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · ninle mezarda kalmak istemez. Hattâ, ruhunu teslim eder etmez, seni evinde bile tutmazlar, alelacele yıkatıp bir kefene sarar, tabuta koyar, önce musallâ taşına ve daha sonra da dü
Sayfalar 78–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay