Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

23 sonuç · “inber

01
Şahsiyet

Muhammed Nûrbahş

Seyyid Muhammed Nûrbahş (795/1393, Kāin – 14 Rebîülevvel 869/14 Kasım 1464, Sûlikān); Kübreviyye-Hemedâniyye'den doğan Nûrbahşiyye'nin pîri . Mehdîlik iddiasıyla defalarca tutuklanmış , adına para bastırılıp hutbe okunmuş, sonunda minberde bu iddiadan vazgeçtiğini ilân etmeye mecbur edilmiştir.

02
Şahsiyet

Şeyh el-Hâc Muhammed Sıddik Efendi

Muhammed Sıddik Efendi'ye müntesib idi. U lema ve şuaranın mütemeyyizlerindendir. Tercüme-i hali Osmanlı Müellifleri nam eserin ikinci cildi ikinci kısmında 420. sahifede mesturdur. Ehlu'lliiha fevkalade muhabbeti vardı. Hz. Sünbül Asitanesi için olan med hiyyesi Hankah-ı Sünbüli'de minber yanında avihte-i mevki'-i ih tiramdır. Sünbüliler kısmında bahsi…

03
Sözlük

inber-nâme

ed. Tasavvufî edebiyatta mutasavv şairlerin “minber” (bk. bu mad de) in faziletini şiirleştiren eser ler için kullandıkları ortak ad. minnet a. [Ar.] Allah’a nis pet edilen bu söz, “O’nun evren deki bütün yaratıklara dönük lü tuf ve keremi, ihsanı ile insanlar hidayet etmesi.” anlamında te rim. 2. İnsan nispet edildiğind bu söz, “Başkalarına yaptığı iy liği, yardımı, desteği için karşılı beklemesi ve yeri gelince bunlar başa kakması.” anlamında ku lanılan terim. mîr-i alem a. [< Ar. mî “emîr”in kısaltması + alem (bay rak, sancak)] İslâm ve İslâm yet’ten sonra Türk devletlerind hükümdarm bayrağını taşımak la görevli kumandan. mi'râç, -cı a. [Ar.] (ç. b ma'ârîc) “Basamak, merdiven yükselme, göğe çıkma.” anlamla rındaki bu söz, Hz. Peygam ber’in Kâbe’de buluna “Mescid-i Harâm”dan Kudüs’t bulunan ve Müslümanlarm il kıblesi ve de kutsal sayıla “Mescid-i Aksâ”ya yapılan ma nevî yolculuğu, oradan da göğ doğru seyahat ettirilerek kend sine geçmiş ve geleceğe ait baz bilgilerin veridiği yüce makam yani Allah katma yükselmey ifade eden terim. Hz. Peygam ber’in bu kutsal yolculuğu Kur’ân-ı Kerîm’de “İsra sure si” (17)nin ilk ayetinde açıkç 471 mîrâs vıf ifade edilmektedir. Arap kayd naklarmda bu terim, “isrâ ve r mi’râc” olarak geçerse de Türkçede yalnızca “mi'râc” olarak yaygın bir kullanım kazanmışstır. nü § tam. mi'râcü’n-nebiyy a. ra (^l fl^) Hz. Muhammed’in e Allah katına ve göğe çıkması de veya yükselmesi. yi İnsan nispet edildiğind bu söz, “Başkalarına yaptığı iy liği, yardımı, desteği için karşılı beklemesi ve yeri gelince bunlar başa kakması.” anlamında ku lanılan terim. mîr-i alem a. [< Ar. mî “emîr”in kısaltması + alem (bay rak, sancak)] İslâm ve İslâm yet’ten sonra Türk devletlerind hükümdarm bayrağını taşımak la görevli kumandan. mi'râç, -cı a. [Ar.] (ç. b ma'ârîc) “Basamak, merdiven yükselme, göğe çıkma.” anlamla rındaki bu söz, Hz. Peygam ber’in Kâbe’de buluna “Mescid-i Harâm”dan Kudüs’t bulunan ve Müslümanlarm il kıblesi ve de kutsal sayıla “Mescid-i Aksâ”ya yapılan ma nevî yolculuğu, oradan da göğ doğru seyahat ettirilerek kend sine geçmiş ve geleceğe ait baz bilgilerin veridiği yüce makam yani Allah katma yükselmey ifade eden terim. Hz. Peygam ber’in bu kutsal yolculuğu Kur’ân-ı Kerîm’de “İsra sure si” (17)nin ilk ayetinde açıkç 471 mîrâs vıf ifade edilmektedir. Arap kayd naklarmda bu terim, “isrâ ve r mi’râc” olarak geçerse de Türkçede yalnızca “mi'râc” olarak yaygın bir kullanım kazanmışstır. nü § tam. mi'râcü’n-nebiyy a. ra (^l fl^) Hz. Muhammed’in e Allah katına ve göğe çıkması de veya yükselmesi. yi

04
Sözlük

inber

(^1 [Ar.] Cuma ve bayram namazlarmın kılmdığı camilerde imamm veya hatibin herkesçe iyi görünmesi ve yüksek sesle hutbe okuması için yapılan yüksekçe ve basamaklı süslü mimarî yer.

05
Mekân

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Celvetiyye’nin merkez tekkesi Aziz Mahmud Hüdâyî’nin 997-1003 (1589-1595) yılları arasında kurduğu külliye, Celvetiyye’nin âsitânesi ve pîr evidir. Kaynaklarda Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Hankāh-ı Celvetî ve Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Dergâhı gibi farklı adlarla anılır. İlk yapı programı Hüdâyî’nin 1589’da satın aldığı arsada başlayan ilk tekke, 1595’te tamamlandı; tevhidhâne 1598-99’da minber eklenerek camiye çevrildi. Derviş hücreleri, aşhane-imaret, taamhâne, meşrutahâneler, çeşmeler ve Hüdâyî’nin türbesi merkez çevresinde gelişti. Geniş vakıf ağı, kalabalık derviş topluluğunun barınma ve iaşesini destekliyordu. Yangın ve ikinci inşa 1850 Üsküdar yangınında türbe dışındaki yapıların büyük bölümü ortadan kalktı. Sultan Abdülmecid 1855-56’da külliyeyi, önceki yerleşim düzenini büyük ölçüde koruyarak yeniden yaptırdı; cami-tevhidhâneye hünkâr mahfili ve arsaya sıbyan mektebi eklendi. Lutfi Bey’in 1899-1900 tarihli kütüphane ve türbe yapısı da geç Osmanlı katmanını temsil eder. İrşad ve şehir hafızası Âsitâne yalnız Hüdâyî’nin kabri çevresindeki ziyaret hareketinin değil, Celvetî post silsilesinin, halife ağının, imaret hizmetinin ve Üsküdar’daki tasavvuf coğrafyasının merkezidir. Yakındaki Fenâî Ali Efendi Türbesi, Kapıcı Tekkesi ve Küçükçamlıca Çilehânesi bu geniş irşad çevresinin bağlantılı duraklarıdır.

06
Mekân

Herat

Herat · Afganistan · Gençliğinde dinî ilimleri tahsil ettiği ve sonradan iki defa Şâhruh'un huzuruna götürüldüğü şehir; mehdîlik iddiasından vazgeçtiğini burada minberde ilân etmiş, 848/1444'te burada serbest bırakılmıştır.

07
Mekân

Vahş

Vahş · Tacikistan · 1203-1210 arasında oturduğu veya gidip geldiği kasaba; buranın emîri ile ilişki kurmuştu, kadısını ise minberden eleştirenler arasında sayar. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.

08
Mekân

Küçük Ayasofya Camii

İstanbul · Türkiye · Bizans yapısından Osmanlı külliyesine Iustinianos tarafından yaklaşık 530’da Sergios ve Bakkhos adına yaptırılan kilise, II. Bayezid döneminde Kapıağası Hüseyin Ağa tarafından camiye çevrildi. Yakınına zâviye, türbe, mektep ve hamam eklenerek vakıf külliyesi kuruldu. Küçük Ayasofya adı Merkezî planı ve galeri düzeninin Ayasofya ile kurduğu biçimsel yakınlık sebebiyle yapı Türk döneminde Küçük Ayasofya adıyla anıldı. Camiye dönüşüm sırasında son cemaat revakı, mihrap, minber, mahfil ve Osmanlı pencere düzeni eklendi. Deprem, demiryolu ve onarımlar 1648 ve 1766 depremleri yapıya zarar verdi. 1860’larda kıyı demiryolunun geçirilmesi külliyeyi değişen zemin seviyesinin altında bıraktı. 1936’da yıktırılan barok minarenin yerine 1955’te yeni minare yapıldı; aynı dönemde cephe ve iç mekân onarıldı. Aynı külliyedeki zâviye Cami kaydı, aynı avludaki zâviye-medrese dosyasıyla birlikte okunmalıdır. İki kayıt aynı tarihî yerleşkenin ibadet ve tarikat işlevlerini ayrı ayrı görünür kılar.

09
Mekân

Aydınoğlu Tekkesi ve Mescidi

İstanbul · Türkiye · Hadîkatü’l-Cevâmi‘, yapının bânisini Tebrizli Saçlı Emîr Muhyiddin Mehmed Efendi olarak kaydeder. Sultan II. Bayezid devrinde müderrislik ve İstanbul kadılığı yapan bâninin mescidinin minberini Aydınzâde Şeyh Mehmed Efendi koydurmuş; yapı bu sebeple Aydınoğlu Tekkesi adıyla tanınmıştır. Hadîka kaydı Aydınzâde’yi Kādirî olarak gösterir ve Tophane’deki Kādirî tekke hazîresine defnedildiğini bildirir. Sonraki yüzyıllarda Şâbânî ve başka irşad halkalarının aynı yapıyı kullanması, kuruluş nispeti ile sonraki post tarihinin ayrı okunmasını gerektirir.

10
Mekân

Hacı Evhad Dergahı

İstanbul · Türkiye · Sinan’ın geç dönem yapısı Yedikule surlarının iç tarafındaki Hacı Evhad Camii, Kasap Hacı Evhad tarafından Mimar Sinan’a 993/1585’te yaptırıldı. Cami, zâviye hücreleri, hamam ve çeşmelerle küçük bir külliye oluşturuyordu; kurucunun kabri kıble duvarı dışındaki hazîrededir. Tekke işlevi Hadîkatü’l-cevâmi‘ yazıldığı sırada avluda zâviye hücreleri bulunuyordu. Cami ve tekke Sultan Abdülmecid tarafından Nakşibendî şeyhi Hüsâmeddin Efendi’nin talebiyle 1267/1850-51’de onarıldı ve avluya yeni şadırvan eklendi. Harabiyet ve onarım Yapı XX. yüzyılın ilk yarısında ağır biçimde harap oldu. Nafia Gezer, Rahmi Gezer ve Emine Dürnev Hanım’ın girişimiyle 1945’te onarıldı; son cemaat yeri, mihrap, minber ve mahfiller bu ihyanın izlerini taşır. Bugünkü okuma Mevcut cami tarihî yapının ana kütlesini sürdürür; tekke hücreleri aynı ölçüde korunmamıştır. Bu kayıt cami, zâviye ve hazîreyi tek tarihî yerleşkenin farklı işlevleri olarak ele alır.

11
Makale

İstanbul'da Tekke-Mescidlerin Değişen Aidiyetleri

Bir yapının kuruluşu, minber kazanması, zâviyeye dönüşmesi ve farklı irşad halkalarınca kullanılması

12
Eser

SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ

Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş

13
Eser

SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ

Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud

14
Eser

SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ

Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),

15
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

16
Eser

Sayfalar 37–43

Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz

17
Eser

Sayfalar 51–57

Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B

18
Eser

Sayfalar 41–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h

19
Eser

Sayfalar 81–87

Muzaffer Ozak Külliyatı · içindedirler. Allahu sübhanebu ve tealâ hazretlerinin, Kitab-ı keriminde medh-ü senâ eylediği o zevât-ı âlişan ki, Allahu tealâ'nın kendilerinden ve kendilerinin de Allahu azim-üş-

20
Eser

Sayfalar 79–83

Muzaffer Ozak Külliyatı · Resûl aleyhisselâmın son günlerinde idi. Hazreti Bilal'e, bütün eshabın ve ensarın Mescidi nebeviyede toplanmalarını emr eylediler. Hazreti Bilâl radiyallahu anh, nâsı Mescide topl

21
Eser

Sayfalar 96–105

Muzaffer Ozak Külliyatı · ve felâketlere ma'ruz kalır mı idik? Artık, ilelebet burada kalacak, bu korkunç azabı tadarak yanacağız. Bizi sen idlâl ettin, hak yolundan sen alıkoydun, ebedî saadetten mahrum et

22
Eser

Sayfalar 110–115

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü

23
Eser

Sayfalar 104–110

Muzaffer Ozak Külliyatı · verip, duyma nasibi olanlar hemen bu islâm gemisine iltica eylemede. Bu geminin ipi Kur'an, merdiveni ise âmâli-sâlihadır. Bu misali, sizlere anlatmak için söyledim. Allah celle di