ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
64 sonuç · toplam 64 · “hafaza” · 1/3
01hafaza
hafaza ç.a. (<kk) [Ar.hâfiz’ın ç. b.] Hafızlar (bu anlamda pek kullanılmamıştır). 2. İnsanm amellerini yazmakla ve korumakla görevli melekler. İnsanm amellerini yazmakla ve korumakla görevli melekler.
hafazan-Allah
hafazan-Allah cüm. [Ar.] Allah saklasın, Allah korusun!
hafaza melekleri
hafaza melekleri ç.a. İnsanm sağ ve sol omzunda bulunan ve amellerini yazmakla görevli olan melekler için kullanılan terim, bk kirâmen kâtibin
Nigâh dâşt
Kalbi dağıtan düşüncelere karşı iç dikkati muhafaza etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Ahdâs
(! ع (احد Hades. Yeni yetmeler, oğlanlar, tüyleri yeni bitmiş yakışıklı ve güzel sesli çocuklar. Bazı mutasavvıflar bu nitelikteki oğlanları sohbet toplantılarına çağırmışlar, onlara ilâhî okutup coşmuşlardır. Râiha-i tayyibe, vechisabih ve…
Bekçi
Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavv…
Dest-zeden
El çırpma, alkışlama veya hücum etme. Tasavvufî yorumda murakabe ve muhafaza ile ilişkilendirilen Farsça bir tabirdir.
Fark-ı sani
İkinci fark. tas, a Halkın Hak sayesinde var olduklarını ve varlıklarını muhafaza ettiklerini idrak etmek; birlikte çokluğu, çoklukta birliği gör- Bunlardan birinin görülmesi diğerinin görülmesine engel olmaz. b Sekr ve cem halinden sonra s…
Hıfz-ı ahd
7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlah…
Husus
(ye (خصو Hak Teala'nın kendilerine hakikatler, haller, makamlar tahsis | ettiği müminler zümresi. Bunlara ehl-i husus ve havas da denir. Hususu'l-husus veya hassu'l-havas ise mücerret tevhit ve tefrit ehlidir. Bunlar halleri aşmışlar, makam…
Mahfuz
(محفوظ) 7, Korunmuş. 2. tas. Sözü, davranışı ve iradesiyle Hakk'a muhalefet etmekten korunmuş veli. Mahfuz yalnızca Hakk'ın razı olduğu sözü Söyler, işi yapar, emrettiğini irade eder (kı). Peygamber masum, veli mahfuzdur. O günah işleyebili…
Nida
Davet, çağrı, seslenme, avaz. tas. Hakk'ın kullarına nidası | iki çeşittir: alamet nidası avam için olup korkutma ve uyarma niteliğindedir; keramet nidası havas için olup müjdeleme ve şereflendirme niteliğindedir (sr). Münadiler nidâ eyler…
Ribat
(رباط) 1. Sınır muhafaza karakolu, hudutta nöbet tutma, Islam ülkesinin hudutlarını koruma ve savunma, gaza, savas. 2. tas. a Islam ülkesini düşmana Mim
Şeyh ia
Meşayih, Suyuh, Eşyah. Yaşlı, ihtiyar, pir, bey, önder, kabile başkanı. 2. tas. a Nefsinden fani, Hak'ta baki veli; Hak dostu. b Taliplere rehberlik etmek ve onları irşat etmek ehliyetine ve liyakatına sahip olan insan-ı kâmil; rehber; deli…
Takva
ği) Korkma, endişelenme, kaygılanma; dikkatli davranma, sakınma, korunma. tas. a Allah’a boyun eğerek azabından sakınmak, cezayı gerektiren davranışlardan nefsi uzaklaştırmak suretiyle korunmak (cr). b Takva, insanın, kendisini Allah'tan uz…
Uzûbet
(عزوبة) Bekarhk. tas. İlk zahit ve süfilerin bazılarında görülen evlenmeme âdeti. “Bu ümmetin rahibi” unvanıyla tanınan Âmir b. Abdullah, Bişr Hafi gibi zahit ve süfiler bekâr yaşamayı tercih etmişlerdi. Ibrahim Edhem, Davud Tai ve Râbiatu'…
Yad-dast
Hatırda tutma, muhafaza, tas. a Nefesi tutup nefy-i ispat yoluyla (kelime-i tevhit) zikr eden sâlikin mezkürün huzurunda olma halini kalbinde muhafaza etmesidir. b Her halükârda kalbin Hak'la huzurda olması hali, yani murakabe. Zikir, murak…
Yakin
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı m…
muhabbet
1. “Sevgi” anlamındaki bu söz, dinî hayatın temel ve aslî değeri ve unsuru olarak kabul edilen bir terim olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’in “Tâhâ suresi” (20)nin 39. ayetinde geçen bu söz, hem Aüah’a hem de insanlara nispet edilerek hadislerde de…
hicâp, -bı
hicâp, -bı a. LL*) [Ar.] Hakka ve hakikate ulaşmada engel olan, ahret hayatında ise Allah’ı görme yolunda perde olarak nitelenen ve bu anlamda kullanılan bir terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de yaklaşık aynı anlam larda olmak üzere yedi ayet y…
aşure testisi
aşure testisi a Aşure gününde Osmanlı Saraymda veya konaklarda pişirilen tathyı muhafaza etmek ve dağıtmak üzere kullanılan testi veya kap.
hailede
Ebediyyen sonsuz olarak muhafaza etsin korusun!
mukaddes emanetler
mukaddes emanetler a. Başta Hz. Peygamber olmak üzere öteki peygamberler ile dört hailfe ve 485 mukarrep u sahabe veya İslâm büyüklerine ş ait olduğu bilinen eşyalar. Bu l emanetler, Yavuz Sultan Sem lim’in Mısır seferi ile toplanma ” ya ve…
muhaddis
CA^) [Ar. ] Ha biliminde, hadis bilgi ve yete ğine sahip uzman kişi ve to dığı hadisleri rivayet etme uğraşan kimse. İyi yetişmiş “muhaddis”in şu meziyetl sahip olması aranmıştır: Ha 479 muhâfazakâr lkın okutma işini yaparken önce abehli de…