ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
24 sonuç · “cihet”
01Hâfız Muhyiddin Şevkî Efendi
eş-Şeyh es-Seyyid Hâfız Muhyiddîn eş-Şevkî Efendi, ulemâdan müftü Mustafa Efendi-zâde’dir. Ailesi, “Tophâne-zâdeler” diye anılırmış; vâlide cihetinden sahîhu’n- nesebdir. Peder cihetinden de, “emîr” olduklarına dâir tomâr vardır ve İzmir’de olan dîger mahdûmlarının yedindedir. Bidâyet zamânlarında, tarîkat aleyhinde bulunurlarmış. Fakat, Teselya Yenişehri’ne müftü ta’yîn olununca, ba'zı rüfekâsı dergâhlara gitmeğe t
Pir-zâde Mustafa Efendi
MUSTAFA EFENDİ Türbe-i şerifede muallak bir levhada şöyle yazılıyor: "Hz. Pir Hasan Hüsameddin-i Uşşakı (kuddise sırrUhu'l-all) efendimizin sağ tarafın da ya'ni türbe-i pür-nurlarının sokak cihetinde büyük mahdumu olup, İstanbul kadılığından mütekii d ve peder-i atıl.eri makamında münzevi iken hikmetü't-takva 1 037/( 1 628) evahi rinde vefat eden Mustafa…
Cihet-i dik ve sia
I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı Allah'tan başka bilen yoktur. Bu hususa dik (darlık) denir. Sonsuz mazharlar gerektiren isimler ve sıfatlar itbariyle bütün mertebelerde tecelli etmesi bakımından zatta bir genişlik söz konusudur ki bu ana da sia (genişlik) adı verilir. Cihet-i talep 1. Talep yönü. 2. tas. Vöcub ciheti: Rububiyet isimlerinin alyan-1 sâbiteyle tecelli etmeyi talep etmeleri. İmkân ciheti; Ayân-ı sâbitenin rububiyet isimleriyle tecelli etmeyi talep etmeleri (kı). Cila r. Açığa çıkma, görünme. 2. tas, Kutsal zatın, zatında zatı için tecelli etmesi. Isticla: Zatın taayyünatında zatı için tecelli etmesi. Mükemmel cila: Hakk'ın insan-ı kâmil ile mükemmel bir şekilde tecelli etmesi, Mükemmel isticla: Hakk'ın kendisini kendisiyle kendisinden temaşa etmesi (sr), Âlem, Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için KI kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Allah'ın tecelli ettiği bir ayna olup bu aynanın cilası insandır. İnsan olmasa, yani ayna cilası olmasa ilâhî güzellik, bu mükemmellikte zuhur etmezdi, (İFH 49; وعم 10).
cihet
Hadis biliminde “sened” (bk. bu madde) için kullanılan terim.
A’ref Bi’l-Mesnevilik Ciheti
Mevlevîlik terimlerindendir.Mesnevi-hanlık verilecek kişilerin, imtihan sonucunda ehil oldukları belirlenince Evkafa teklif edilmesi demektir, ilk kez III. Selim zamanında Galata Mevlevi-hanesi şeyhi Şeyh Galib’e verilen bir unvandır. Buna “Alem bi’l-Mesnevi” de denilir. Bu unvan, bir ara unutulmuş ancak Üsküdar Mevlevihânesi şeyhi Ahmet Remzi Efendi tarafından tekrar canlandırılmış ve Galata Mevlevihânesi şeyhi Ahmed Celaleddin Efendi bu göreve getirilmiştir.
Cihete’d-Diyk Ve’s-Si’a
Arapça, darlık ve genişlik yönleri demektir. Varlık ve genişlik zata ait iki itibardır. Bu, ya düşünülüp anlaşılan herşeyden münezzeh kendisiyle beraber başkasını kuşatmanın, vücudun ve ta’akkulun bulunmadığı hakiki vahdet olan yöndür ki, biz buna Allah’ın (gerçek manada Allah’dan başkasının bilmediği) dıyk (darlık) yönü diyoruz. Veya sonsuzca ortaya çıkışları gerektiren, sıfatlar ve isimler itibariyle, Allah’ın bütün mertebelerde zuhur etmesi bakımındandır ki, biz buna ‘si’a” (genişlik) deriz.
Cihete’t-Taleb
Arapça, talebin (isteğin) iki yönü anlamında bir ifade. Talebin iki yönü vardır ki, biri, vücubiyye, diğeri imkaniyyedir. Bu ikisi, rubûbî (rabliğe ait) isimlerin a’yan-ı sabitede ortaya çıkmasını istemeyi ifade eder. A’yanın talebi (isimler vasıtasıyla ortaya çıkışı, iki suale cevab olmak üzere Rabbın zuhuru ve hazır oluşu), ta’ayyün-i evvel hazretidir.
Sinân-ı Erdebîlî Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Sinân-ı Erdebîlî'nin sülûkünü tamamladıktan sonra kendi kazancından artan varidatı biriktirerek Ayasofya civarında bina ettiği ve irşadla meşgul olduğu zâviye; kaynak dergâhın Ayasofya Câmi-i şerîfinin karşısında bulunduğunu belirtir. Vakfını da kendisi tayin etmiştir. Vassâf'ın devrinde yeniden inşa edilmiş ve meşîhatine Şeyh Sırrı Efendi tayin edilmiştir. Koordinat Ayasofya karşısı tarifine göre yaklaşık değerdir. 1910 Meşihat kayıtları Ayasofya-i Kebîr çevresindeki Sinân-ı Erdebîlî Dergâhı için 1910’da vekâlet, tahsisat ve meşihat cihetine dair ayrı Meclis-i Meşâyih kararları vardır. Bu olaylar, pîrin biyografisi değil dergâhın sonraki kurumsal işleyişi olarak okunur.
Hz. Hâlid (Eyüp Sultan) Türbesi
İstanbul · Türkiye · Sefîne'ye göre Hâfız-ı İzmîdî, mürşid arayışında ümitsizliğe düştüğü sırada bir gece âlem-i mânâda burada aradığı zâtın kendisine gösterildiğini ve Üsküdar cihetinin işaret edildiğini nakleder. Koordinat türbenin bilinen yeri için yaklaşık değerdir.
Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkī Türbesi
İstanbul · Türkiye · Pir-zâde Mustafa Efendi'nin medfun bulunduğu türbe. Kabri, türbenin sokak cihetinde, Hz. Pîr'in sağ tarafındadır; ayak ucunda Ferah Sultan, Hz. Pîr'in sol tarafında kardeşi Abdülaziz Efendi, mihrap önünde Esmâ Hatun medfundur. Zemin yükseltildiği için kabir taşları döşeme altında kalmış, yalnız Mustafa Efendi'nin taşının önü görünür kalmıştır. Sefîne metni türbenin semtini vermez.
İstanbul Beyazıt Medresesi
İstanbul · Türkiye · 1503'te müftülüğe getirildiğinde müderrisliği de kendisine verilen medresedir. Bundan sonra bu medresenin müderrisliğiyle II. Bayezid evkafının nezâret ciheti, şeyhülislâmlığa dönüşecek olan İstanbul müftülerine verilir olmuştur.
Meclis-i Meşâyıh: Tekke İdaresinin Kurumsallaşması
1866'dan 1925'e merkezileşme, ehliyet ve tevcih. Yeni OCR kaynaklarının sayfa ve başlık denetimiyle hazırlandı.
SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ
Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 73–79
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir: — Namaz da ne imiş? der. — Yatıp, kalkmaktan
Sayfalar 66–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · Halbuki, biz; «Allah'a iyman» ve «Ona ibadet etmek için» halk olunduk. Onu bilen ve ona ibadet kılana, ebedi bir hayat verilir ki, ölümü yok; bir mülk verilir ki, zevali yok, bir g
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 108–113
Muzaffer Ozak Külliyatı · O'na da deriz ki: Senin milliyetin, din ile kaimdir. Bulgarlar, Macarlar, Finliler ve bir takım kavimler aslında hep Türk soyundan idiler. Hıristiyan dinine girdikten sonra kendi s
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 136–143
Muzaffer Ozak Külliyatı · tekrar yanan deriye kavuşamaz. Ruhu hayvanisi ile bu azabı daima duyacaktır. 2) Yanan veya balıklara yem olan cesetlerin, bu âyeti celileye nazaran tekrar tekrar azaba duçar olması
Sayfalar 135–140
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü