ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
29 sonuç · “adn”
01Nizâmiyye
Nizâmeddin Evliyâ'nın irşad nispetini taşıyan ve Şah Kelîmullah döneminde yeniden merkezî teşkilat kazanan kol.
Nûriyye
Abdülahad Nûrî'ye nispet edilen, Şemsiyye-Sivâsiyye içinden gelişen İstanbul merkezli Halvetî şube.
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.
Bolbolcızâde Şeyh Abdülkerim Fethî Efendi
Bolbolcızâde Abdülkerim Fethî Efendi (ö. 1694), Abdülehad Nûrî-i Sivâsî’nin halifesi; Fatih, Beyazıt, Süleymaniye ve Ayasofya kürsülerinde vaaz veren müfessir, şair ve Halvetî-Sivâsî mürşididir.
Çağalı Şeyh Hamza Efendi
Çağalı Şeyh Hamza Efendi (1014-1111/1605-1700), Bolu’nun Çağa yöresinden İstanbul’a gelerek medrese tahsili gören, Abdülehad Nûrî’nin yanında Halvetî-Sivâsî terbiyesini tamamlayan; Mehmed Ağa Dârülhadisi, Haseki ve Ayasofya kürsüleri ile Bayram Paşa Zâviyesi’nde hizmet eden muhaddis, vaiz ve şeyhtir.
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi
Esircizâde Şeyh Hüseyin Efendi (ö. 1694), Abdülahad Nûrî'ye intisap edip Midilli'de hilâfet vazifesi üstlenen; İstanbul'a döndükten sonra yaklaşık kırk yıl tekke hizmetinde bulunarak Mehmed Ağa Zâviyesi postuna geçen Halvetî-Sivâsî şeyhidir.
Hacı Evhad Şeyhi Seyyid Hüseyin Efendi
Hacı Evhad Şeyhi Seyyid Hüseyin Efendi (ö. 1694), Safranbolu'nun Bacı köyünden İstanbul'a gelerek Abdülahad Nûrî'ye intisap eden; Yedikule Hacı Evhad Zâviyesi ile Fatih, Beyazıt ve Süleymaniye camilerinde şeyhlik, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten Halvetî-Sivâsî şeyhidir.
Kuddüsi Abdurrahim Efendi
Kuddûsî Abdurrahim Efendi, Manisalı sûfî ve âlim; Abdülehad Nûrî’nin halifesi, tefsir hâşiyesi ile Şâhidî manzumesi şerhinin müellifidir.
Menteşeli Veliyyüddin Efendi
Menteşeli Veliyyüddin Efendi (ö. 1655), Kādızâde Mehmed Efendi’nin öğrencisi; Abdülahad Nûrî’nin ardından Fatih Camii vâizliği yapan âlimdir.
Muhammed Esad Erbîlî
Muhammed Esad Erbîlî (1847–1931), Erbil Hâlidî çevresinden İstanbul’a gelerek Kelâmî ve Selimiye dergâhlarında irşad faaliyetini sürdüren; Cem‘iyyet-i Sûfiyye ile Meclis-i Meşâyih’te görev alan Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, şair ve müelliftir.
Muhammed Murad Efendi
Muhammed Murad Efendi (24 Ekim 1788–26 Eylül 1848), Murad Molla Dergâhı postnişini, Sultan Ahmed Camii kürsü şeyhi; İstanbul Çarşamba'da Dârülmesnevî'yi kuran Nakşibendî mesnevîhan ve müelliftir.
Nazmî Mehmed Efendi
Nazmî Mehmed Efendi (1032-1112/1622-1701), Abdülehad Nûrî'nin yanında yedi tavrı tamamlayıp hilâfet alan; Yavaşca Mehmed Ağa Zâviyesi ve Vâlide Sultan Camii'nde hizmet eden Halvetî şeyh ve şairdir.
Nefes Anbarı Şeyh Osmân Efendi
Nefes Anbarı Osman Efendi (ö. 1095/1684), Kayseri'den İstanbul'a gelen, Abdülehad Nûrî'den hilâfet alıp Şemsi Paşa ve Tercüman Yûnus zâviyelerinde şeyhlik yapan sûfîdir.
adn
Sözlük anlamı, “Sürekli kalınan ve oturulan yer, bir cevher ya da madenin özü, yatağı” olarak verilen bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “cennât” sözü ile birlikte ve on bir yerde geçer; “İçinde gösterişli yerlerin, altın ve incilerle bezenmiş elbiselerin, lezzetli yiyeceklerin, eşsiz güzellikleriyle hurilerin, tadı baldan tatlı akar suların bulunduğu bir güzellik diyarı.” olarak tasvir edilir. Bu söz, Tevrat’ta “Aden”, Ahd-i AtiKte ise İbranice “Eden” olarak geçmektedir.
cennetü’l-adn
(jj*il dJ Cennetin katlarmdan birine verilen ad
Adn Cenneti
Yedi kat göklerin üzerinde yaratılan sekiz Cennetten derece bakımından en yüksek olanı. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: İmân ehli, altın bilezikler ve inci ile süslenecekleri Adn ismindeki Cennetlere girerler. (Fâtır sûresi: 33) Allahü teâlâ Adn ismindeki Cenneti, günâh işleyecekleri zaman, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünüp, O'ndan hayâ ederek günahtan kaçınan kimseler için hazırladı. (Hadîs-i şerîf-Dürret-ül-Fâhire) Adn Cenneti'ne peygamberler, şehîdler ve sıddîklar girecektir. Peygamber efendimizin derecesi olan Vesîle, Adn Cenneti'ndedir. (İmâm-ı Birgivî)
Üsküp — Altıparmak Mehmed Efendi’nin doğum ve tahsil şehri
Üsküp · Kuzey Makedonya · Doğum ve ilk tahsil şehri. Biyografideki yeri Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Üsküp — Altıparmak Mehmed Efendi’nin doğum ve tahsil şehri” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.
Fâtih Camii — Altıparmak Mehmed Efendi’nin ders ve vaaz halkası
İstanbul · Türkiye · Hadis, tefsir ve fıkıh dersleriyle vaaz verdiği doğrulanmış merkez. Yapıyla ilişkili kişi Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir. Yapının adı ve biyografik kayıt aynı kişide birleşir.
Mescidü Altıparmak
Kahire · Mısır · Altıparmak Mehmed Efendi’nin yaptırdığı ve avlusuna defnedildiği mescid; kesin parsel koordinatı ayrıca doğrulanmalıdır. Yapıyla ilişkili kişi Altıparmak Mehmed Efendi (ö. 1033/1623-24), Üsküp’te yetişip Şeyh Câfer vasıtasıyla Bayramiyye’ye intisap eden; Fâtih Camii’nde ders ve vaaz veren, Kahire’de zikir halkaları kuran âlim, mutasavvıf ve velûd mütercimdir. Kayıt, Altıparmak Mehmed Efendi’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.
NAMAZIN FAZİLETİ VE YÜCELİĞİ
Avârifü’l-Maârif · 36. bölüm · Abdullah b. Abbas (r.a), Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: “Allahu Teâlâ, Adn cennetini yarattığı zaman, orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitme
Sayfalar 150–154
Muzaffer Ozak Külliyatı · kalıntılarını da görüyor da, kendi âkıbetinin de aynı olacağını hatırlamak bile istemiyor. Hakkı bilmiyor, bilmediği için de bulamıyor, bulamayınca olamıyor, üç günlük fâni dünya h
Sayfalar 338–345
Muzaffer Ozak Külliyatı · -338.- 2) İlim, sahibini saklar ve korur. Malı ise, mal sahibi saklar ve korur. 3) Allahu tealâ, malı razı olduğu kula bahş ve ihsanı buyurduğu gibi, rizasına mazhar olamayan kulun
Sayfalar 466–474
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cennet-ül-adn'e girem, Hak cemaline irem, Ne gide Bis etre... Cennet-ül-huld'ü seçer, Ezel şarabın içer, Nurdan hulleler biçer, Ne güzeldir cennetler.. Cennet-ül-vesile'dir, Kul, H
Sayfalar 373–378
Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge
Sayfalar 409–416
Muzaffer Ozak Külliyatı · gibi kâfir ve münkirler, cehenneme atılırlarken, Allah azze ve celle Habib-i edibine şöyle hitap buyuracaktır: — Ey Habibim!.. Sana iyman ve itaat etmeyen ve bu suretle biz azim-üş
Sayfalar 655–662
Muzaffer Ozak Külliyatı · DÖRDÜNCUSÜ: Ertesi gün işlemeğe niyyetlendiği bir iş için İNŞÂ'ALLAH. BEŞINCISİ: Her tâ'at ve mâ'siyyette LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ILLÂ BİLLAH-IL-ALİYYIL-AZİM. ALTINCISI: Bir musibet
Sayfalar 638–644
Muzaffer Ozak Külliyatı · tehlikelerle doludur, seni saadet ve selâmet ülkesine ulaştıracak Sırat-ı müstakim denilen rizayı ilâhi yoludur, şaşırmadan, sapıtmadan o yolu takibedenler Allahu talâ'nın has mü'm
Sayfalar 768–775
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hazır bulunan cemaatin: — İyi biliriz!.. İyidir inşâ'allah!.. cevabından sonra tezkiye eden sözlerine devam eder: — Bu güzel şehadetinizi, yarın mahşer gününde ve huzur-i Rabbil-âl