Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 768–775
Hazır bulunan cemaatin:
— İyi biliriz!.. İyidir inşâ'allah!.. cevabından sonra tezkiye eden sözlerine devam eder:
— Bu güzel şehadetinizi, yarın mahşer gününde ve huzur-i Rabbil-âlemiynde de böylece tekrar eder misiniz? der ve:
— Ederiz, Allahu tealâ taksiratını affetsin, cevabını alınca:
— İnsanlık hali, varsa hakkınızı helâl ediniz, teklifinde bulunur:
-- Helâl olsun!.. cevabını alınca:
- Allahu tealâ şehadetinizi kabul buyursun. Allah ve Resûlü cümlenizden razı olsun, diyerek duaya başlar:
— E'ûzi billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym - Bismillah-ir- Rahman-ir-Rahiym. El-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn... Velâkibetü lil-müttekıyn... Ves-salâtü ves-selâmü alâ Seyyidinâ ve şefi-i zünubinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'iyn...
(Este'ıyzü billâh: KÜLLÜ NEFSİN ZA'İKA'T-ÜL-MEVT SÜM-
ME İLEYNÂ TÜRCA'UN...)
O1 Halık-ül-eşbah ve Kabız-ül-ervah olan Mevlâyı müte'al bu merhumun (Veya merhumenin) taksiratını af ve seyyi'atını mahveyleye.. Hasenatını ed'afen muda'af eyleye... A'mal-i hasenelerini kabrinde enis ve yoldaş eyleye.. Okuduğu Kur'an-ı mecid ve ettiği tevhidin nuruyla kabrini pür-nur ve ruhunu mele i âlâda ferahnâk ve mesrur eyleye... Menzilini mübarek, makamını ve derecatını âli eyleye... Kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe haline ifrağ ve kendisine hur-i gılman ile ikram eyleye... Af ve mağfiretiyle muamele eyleye... Münkereyn meleklerini güler yüzlü ve tatlı sözlü olarak rıtk ve mülâyemetle irsal ve (MEN RABBÜKE VE MEN NEBİYYÜKE VE MÂ DINÜKE) sorularına yanılmadan, tutulmadan ve şaşırmadan (Rabbim Allahu tealâ, peygamberim Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, dinim din-i mübiyne islâm ve kitabım Kur'an-ı azim-ül-bürhan...) cevaplarını kolaylıkla vermeği nasip eyleye... Hasb-el-beşer kabir azabına uğrayacaksa, ism-i â'zam hürmetine, Resûl-ü muazzam izzetine
bu azabını def'u ref'eyleye... Kabrinden kalkarak mahşer yerine vardığında Livâ'i Muhammedi altında cem'u haşreyleye...
Mizanını sakil, hesabını teshil ve rizayı ilâhiyyesini tahsil edebilmesi için şefaat-i Resûlullah'a nail eyleye... Defterini sağ yanından alanlardan, nârından ve azabından kurtulanlardan, Sırat'ı yıldırım gibi geçenlerden, Kevser suyundan içenlerden eyleye. Kendisine adli ile değil affı ve fazl-ü keremi ile muamele eyleye... Cennet ve cemaliyle kendisini taltif ve tatyip eyleye...
Geride bıraktığı kederli ailesine sabr-1 cemil, ecr-i cezil ve ömr-ü tavil ihsan ve inayet eyleye... Onları ve bizleri her türlü elemlerden, kederlerden hıfzeyleye... Ölenlerimize rahmet ve mağfiret, hayatta bulunanlara saadet ve selâmet ve cümlemize hayırlı âkibet bahş ve ihsan eyleye... Son kelâmlarımızı kelime-i tevhid ve Kur'an-ı mecid eyleye... Ummet-i Muhamhammed'i iki cihanda aziz eyleye... Ordularımızı din ve devlet düşmanlarına karşı daima galip, devlet büyüklerimizi rizayı ilâhisine tâlip eyleye... Vatanımızı ve milletimizi her türlü âfetlerden ve felâketlerden emin eyleye... Dualarımızı makbul ve bizleri memnun eyleye...
Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn, hassaten merhum (........)'in (Veya merhumenin) ruhu için ve kâffe-i ehl-i iyman ervahı için EL-FATHA...
KABİRDE KÜÇÜK TELKİN Telkin, Sahib-i şeri'at aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyet efendimiz hazretlerinin
(LEKKİNÜ MEVTÂKÜM BİŞ-ŞEHADE- TEYNİ...) Hadis-i şerifi ile sabittir.
Vefat eden zat, kabrine konulduktan, aşr-ı şerifler okunduktan ve dua olunduktan sonra, cemaat dağılırken telkin edecek olan imam, kabrin sağ tarafına geçer, arkasını kıbleye ve Envâr-ül-Kulûb, Cilt 3 — F: 49
yüzünü vefat edenin yüzü mesâbesine çevirir. Ölen zat defnedilirken, yüzünü kıbleye doğru yönelttikleri için, imam arkasını kıbleye çevirmekle, ölenin yüzü imamın yüzüne karşı gelir.
Imam, ölen zata kendi ismi ve annesinin ismiyle birlikte hitabederek seslenir. Meselâ, ölen zatın ismi Mehmed ve annesinin ismi de Meryem olsa, üç kerre ölene hitaben:
— Selâmün aleyküm yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. (Yani, ey Meryem'in oğlu Mehmed) diye seslenir ve müteakiben:
(Este'yzü billâh - KÜLLÜ NEFSİN ZA'İKAT-UL-MEVT SÜM- ME İLEYNÂ TÜRCA'UN...) veya (Este'yzü billâh - VE LA
TED'U MA'ALLAHİ İLÂHEN AHAR LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ KÜL
LÜ ŞEY'İN HÂLİKUN İLLÂ VECHEH LEH-ÜL-HÜKMÜ VE ILEYHİ TÜRCA'UN...) âyet-i kerimelerini okur ve tekrar seslenir:
— Yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. (ELÂ İNNE EVLİYA'AL
LAHİ LÂ HAVFÜN ALEYHİM VE LÂ HÜM YAHZENUN...)
dedikten sonra hitabını tekrarlar ve telkine başlar:
— Yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. Üzkür-il-ahdellezi harecte aleyhi min-ed-dünya şehadeten en lâ ilâhe illâllahu vahdehu lâ şerike leh ve enne Muhammeden abdühu ve Resülühu ve ennel-cennete hakkun, ven-nâre hakkun, ve ennel-bâ'se hakkun, ve ennes-sa'ate âtiyetün lâ reybe fiyhâ ve ennallahe yeb'asü men fil-kubur ve enneke-radıyte billâhi Rabben, ve bil-islâmi dinen ve bil-Kur'an-i imâmen ve bi-Muhammedin aleyh-is-salâtü ves-selâmü Nebiyyen ve bil-Kâ'beti kıbleten ve bil-mü'minlyne ıhvânen Rabbiyallahu lâ ilâhe illâ hû ve hüve Rabbül-arşil azim... (Üç defa) Yâ Mehmed kul lâ ilâhe illâllah... (Üç defa)
kul Rabbiyallahu ve diniy-il-islâmü ve Nebiyyü Muhammedin aleyh-is-salâtü ves-selâm... Rabbi lâ tezerni ferden ve ente hayr-ül-vârisiyn...
Daha sonra üç ihlâs ile bir Fatiha-i şerif okuyarak defnolunan zatın ve o kabristanda yatan ehl-i iymanın ruhlarına bağışlar ve oradan uzaklaşır. Vefat eden kadın ise, üzkürül ahdellezi haracti mineddünya demek lâzımdır ve Kul yerine Kuli demek icabeder.
KABİRDE BÜYÜK TELKİN Bismillahi ve billâni ve alâ milleti Resûlillah... Sadakallahu ve sadaka habibullah... Ve mâ zâdehüm illâ iymanen ve teslimen es-selâmü aleyke yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. Ente lenâ selefün ve nahnu leke teba'un ve innâ inşâ'allahu bike lâhikun fel-hükıü lillâh-il aliyyül-kebir kemâ kal-en-Nebiyyü sal lallahu aleyhi ve sellem (KÜLLÜ ŞEY'İN YEMUT VE HÜVE HAYYÜN LÂ YEMUT) Fâ'lem enne hâzâ âhir-e menzilike min menâzil-id-dünyel-fâniyyeh ve evvele min menzilike min menâzil-il-âhire't-il-bakiyyeh...
Yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. Üzkür-ül ahdellezl harecet aleyhi min-ed-dünya şehadeten en lâ ilâhe illâllah ve enne Muhammeden abdühü ve Resülühu ve enneke radıyte billâhi Rabben, ve bil-islami diynen, ve bi-Muhammedin aleyh-is-şalâtü ves-selâmü Nebiyyen, ve bil-Kur'ani imâmen, ve bilkâ'beti kıbleten ve bil-mü'miniyne ıhvânen... Ve Izâ câ'ük-el-melekân-il mukarriban-il beşşiran-il nezzirân min kıbel-ir-Rahman yes-elûneke an Rabbike ve an diynike ve an Nebiyyike ve an imamike ve an kıbletike lâ tahaf ve lâ tahzen minhümâ fe-kul lehüma bi-lisanin fasiyhin Allahu Rabbi, vel-islâmu dini, ve Muhammedin Nebiyyi, vel-Kâ'bete kıbleti vel-mü'minune ıhvani... Fâ'lem ennel-mevte hakkun ve hâzel-kabre hakkun ve su'ale hakkun, vel-haşre hakkun, vel-hisabe hakkun, vel mizâne hakkun, ves- Sırate hakkun, ven-nârl hakkun, vel-cenneti hakkun ve lika'ullahi tealâ hakkun ve mâ vâ'adnallahu ve Resûluhi hakkun ve ennes-sa'ate âtiyetün lâ reybe fiyha ve ennallahe yeb'asu men fil-kubur... Rabbiyallahu la ilâhe illâ hû ve hüve Rabbul-arşil-azim.. (Uç kerre) Yâ Mehmed ibn-i Meryem!.. Kul lâ ilâhe illâllah Muhammedün Resûlullah kul Rabbiyallahu ve din-il islâmu ve Nebiyyün Muhammed aleyh-is-salâtü ves-selâm... Rabbi lâ tezirhü ferden ve ente hayr-ül-vârisiyn... Lillah-il-FATİHÂ Vefat eden hatun ise, haracet yerine haraceti, Kul yerine Kuli okumak lâzımdır.
KABİR TEVHİDİ NASIL YAPILIR?
Âhiret âlemine intikal eden zat, kabrine tevdi olunurken hazır bulunan imam ve refakatindeki hafızlar YA-SIN sûre-i celilesini veya sûre-i MULK-U (TEBAREKE...) yahut sûre-i Nebe (AMME...) ile Bakara sûre-i celilesinin son âyetlerini (AMEN-ER-RESÛLÜ ve ilh...) sûre-i HAŞR'ın son âyetleri olan (HUVALLAH-ULLEZI LÂ İLÂHE İLLA HU ve ilh...) âyet-ülkürsi sûre-i KADR ve sûrei TEKASUR'ü okurlar. Cenaze defnolunmadan hatm-i Kur'an okunmuşsa (ELEM TERE KEYFE..)
den başlayarak son on sûre-i celileyi okurlar, Ihlâs-1 şerifi üç defa tekrarlarlar, Fatiha sûre-i celilinden sonra Bakara sûresinin başlangıcı olan (ELIF-LAM-MIM) den (ULA'IKE HUM- ÜL MÜFLİHUN...)a kadar okuduktan sonra dua edilir.
Eğer, cenazede hazır bulunanlar bu sûre-i celileleri bilmiyorlarsa, Kur'an-ı kerimden bildikleri kadar okurlar. Hava çok sıcak veya çok soğuk olduğu zamanlarda cemaati bıktırıp usandırmayacak kadar bu sûre-i celilelerin kısa olanları okunmalıdır.
Kur'anı azim kıraatinden ve duadan sonra imam, yukarıda tarif edildiği şekilde telkini de yapar. Bundan sonra, kabir tevhidinde bulunacak zevât, kabrin etrafında toplanırlar. Kabir tevhidini idare edecek olan zat, kabrin sağ tarafına geçer, kıbleye arkasını döner ve böylelikle yüzü kabre gömülen kişinin yüzüne çevrilmiş olur. Evvelâ:
— Merhum ve mağfur el-muhtac ilâ rahmet-i Rabbih-il- Gafur (.........) efendinin ruhu için ve kâffe-i ehl-i iymanın ruhları için FATİHA diyerek, tevhid için kabrin etrafında toplananlara Fatiha-i celileyi okutur. Hazır bulunanların hepsi üç salâvat-i şerife, üç ihlâs-ı şerife ve bir Fatiha-i şerife okuduktan sonra, tevhid ettirecek zat gizlice yani içinden üç defa istiğfar ve şöyle niyyet eder: (İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RÎ- ZAKE MATLÜBİ) der ve E'ûzü besmele çeker:
E'ûzü billâhi min-eş-şeytan-ir-raciym - Bismillah-ir-Rabman-ir-Rahiym:
— 773 _
LÂ İLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDÜN RESÛLÜLLAH diye tevhide başlatır. Hazır bulunanlar yüz kerre LÂ İLÂ- HE İLLÂLLAH derler ve yüzüncüde tevhidi idare eden zat tekrar:
LÂ İLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDÜN RESÛLÜLLAH der. Tevhid edenler (Lâ ilâhe illallah) dedikçe, tevhidi idare eden zat (Muharnmedün Resülüllah)1 cehren söylemez ve fakat her tevhidde kalbinden geçirir ve düşünür ve yine kalbinden (Muhammedün Resülüllah)ı zikreder. Yüz tevhidden sonra da:
LÂ İLÂHE İLLÂLLAH MUHAMMEDÜN ŞEFİ'ULLAH diyerek altmış beş kerre de ALLAH ism-i celâlini zikrettirir ve nihayet yirmi bir defa da HÛ esmâsını okutur ve bütün bu zikirler hep birlikte ve cehri olarak yapılır. HÛ esmâ'sı da tamam olunca:
HÛ İLLÂ HÛ YÂ HÛ YÂ MEN HÛ LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ diyerek kabir tevhidini tamamlar. Bu sonuncu cümleyi, tevhidi idare eden zat yalnız olarak söyler ve hemen şu kısa duayı yapar:
(Yâ Rab... Yâ Rab... Yâ Rab...
Bu tevhidimizi lûtfen ve tenezzülen Habib-i edibin hürmetine kabul buyur... Hasıl olan sevabı, Mefhar-i mevcudat aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyât efendimizin Ravza-i pâk-i ıtırnâk-i Muhammediyelerine, âline, evlâdina, ezvacina, ehl-i beytine, ashabına, ensarına, ahbabına ve bahusus biraz önce rahmet ve mağfiretine tevdi kılınan (.......) efendinin (Veya hanımın)
ruhuna hediye eyledik, rahimiyyetinle kabul ve makbul eyle ilâhi. Merhumun (Veya merhumenin) ruhu için ve kâffe-i ehl-i iymanın ruhları için kabul-ün-niyaz EL-FATİHÂ...) ve dağılırlar.
YETMİŞ BİN TEVHID CEMİYETÎ Hazret-i Şeyh Muhyiddin-i Arabi kuddise sırrah-ul-âli ile DÜRER VEL-GURER sahip ve mü'ellifi Hazret-i Molla Husrev rahimehullah ve sahib-i tefsir ve fetavâ Cenab-1 Şeyh-ül-islâm ve müftiyyül-enâm Ebus'Su 'ud efendi rahimehullah vasiyetnamelerinde yetmiş bin tevhidin okunmasını vasiyyet ve tavsiye etmişlerdir. Zira, bir Hadis-i şerifte:
(Okunan yetmiş bin tevhidin sevabı, azaba müstehak bile olsa, okutulan kişiden o azabın ref'olunmasına sebeptir.)
buyurulmuştur. Bu hususta, IRŞAD adındaki nâçiz eserimizde geniş malûmat ve tafsilât sunulduğu cihetle, tekrarına lüzum görülmemiştir.
Şu kadarını belirtmeme müsaade buyurulursa derim ki, bir çok dini vazife ve vecibelerimizi gaflet veya cehaletle ihmal ve hattâ terkettiğimiz ve tabiatiyle terkedildiği için de zamanla unuttuğumuz maalesef acı bir gerçektir. Bunların başında da, (KELİME-I TEVHİD MERASIMI) gelmektedir. Daha açık bir ifade ile söylemek gerekirse, ihmal edenler din görevlileridir, unutanlar veya unutturulanlar da hiç şüphesiz geniş halk kitleleridir. Bugün, bir Hatm-i şerif tilâveti ve Mevlid-i Nebevi kıraati merasimleri nasılsa unutulmadı da lehül-hamd ehl-i iyman bu iki vecibeye sadakat ve samimiyetle devam edegelmektedir.
Hemen ilâve edelim ki, halkın bu iki merasime rağbet ve riayetini bile çok görenler ve bid'at telâkki ederek kaldırmaya teşebbüs edenler bulunduğunu üzülerek ve acı duyarak duymakta ve görmekteyiz. Bu kıt ve kısır görüşlü sözüm ona âlimler, bid'atin iki kısım olduğunu dahi düşünememekte ve BID'AT-I HASENE'leri BID'AT-İ SEYYI'E ile karıştırmaktadırlar ki, bu gibi gafillere söyleyecek söz bulamıyoruz.
Onlara ne diyebiliriz ki, yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen veya görünmeyen, bilinen veya bilinmeyen âlemlerin Rabbi, Rahmeten lil-âlemiyn olan Habib-i edi-
binin kadr-i valâsını tebcil ve iki cihan serverinin yüce şânını tâ'zimen, Kur'an-1 azim-ül-bürhanında şöyle buyurmaktadır:
Innallahe ve mel'iketehü yusallüne alen-Nebiy yâ eyyühelleziyne amenu sallu aleyhi ve sellimû tesliymâ.….
El-Azâb: 50 (Muhakkak ki, Allahu tealâ ve melekleri, Nebiyyi zişâna salât ve selâm ederler. Ey iyman edenler! Siz de ona salât ve selâm edin...)
Cuma günleri, hatip minbere çıkarken müezzinlerin okudukları bu âyet-i kerimenin okunmasını men'eden müftüler (?!..) cami-i şeriflerde ve mescidlerde farz namazlardan önce üç ihlâs-ı şerif okunmasını yasaklayan ve bid'at sayan şaşkınlar, Mevlid-i Nebevi ve hatm-i şerif okunmasını, Mukabele kıraatinde bulunulmasını hattâ hatim indirilmesini keza BID'- AT olduğu gerekçesiyle önlemeğe çalışan v'izler, eslâfa ve mezheplere çatan ve dört büyük müctehide dil uzatan Vehhabi taslakları o kadar çoğaldı ki, hangi birisine meram anlatacağımızı âdeta şaşırdık. Hak ve hakikat ehlini DALÂLET EHLİ olarak ithama yeltenenler, bi-zatihi bu hareketlerinin en büyük bid'at ve belki de dalâlet olduğunun farkında değillerdir. Kendilerini birer büyük MÜCTEHİD ve ALLÂME zanneden bu ilim ve irfan yoksulları, hem DAL ve hem de MUDIL yani hem kendileri sapıtmış, hem de başkalarını sapıttırmağa ve Hak yolundan ayırınağa çalışan bu bedbahtlar, utanıp sıkılmadan dil uzattıkları zevatın vakıflarından bol bol maaşlar alarak ehl-i vakfın mezhebini kınamakta ve böylelikle kendi anne ve babalarının Imam-ı â'zam veya Imam-ı Şafi'i hazretlerinin içtihadları ile nikâhladıklarını da bilmezlikten gelmektedirler