HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Safranbolu'nun Bacı köyünden İstanbul'a
Seyyid Hüseyin Efendi, Safranbolu çevresindeki Bacı köyünde yaşayan Abbas adlı bir kişinin oğludur. İlk ilimleri yöresindeki âlimlerden tahsil etti. Öğrenimini ilerletmek için İstanbul'a geldi. Uşşâkîzâde nüshasındaki “diyarın talebesinden” ibaresi neşir heyetince bağlama göre “âlimlerinden” şeklinde açıklanır; metin kusuru biyografiye aynen taşınmamıştır.
Abdülahad Nûrî'ye intisabı
İstanbul'da Halvetî-Sivâsî şeyhi Abdülahad Nûrî'ye intisap etti. Zâhir ve bâtın terbiyesine yöneldi; şeyhinin yanında tarikat hizmetinde öne çıktı. Şeyhî'nin zeyli, bu safhayı Hacı Evhad şeyhliğinden önceki temel irşad bağı olarak kaydeder.
Hacı Evhad Zâviyesi
1066/1655-56'da Yedikule yakınındaki Hacı Evhad Zâviyesi'ne şeyh, bitişiğindeki camiye vaiz ve nasihatçi tayin edildi. “Hacı Evhad Şeyhi” diye tanınması bu görevden kaynaklanır; Hacı Evhad adı onun şahsî adı veya soy nisbesi değildir.
İstanbul'un büyük vaaz kürsüleri
Safer 1095/Ocak-Şubat 1684'te Ders-i Âm Çelebi'nin vefatı üzerine Fatih Camii vaizliğine getirildi. Receb 1101/Nisan-Mayıs 1690'da Beyazıt Camii'nde müfessir ve vaiz oldu; Receb 1103/Mart-Nisan 1692'de Süleymaniye Camii vaizliğine yükseldi. Böylece Yedikule'deki zâviyeden İstanbul'un üç büyük selâtin camisinin kürsülerine uzanan bir vaaz hattı kurdu.
Ramazan halvethânesi
Kaynak, uzun yıllar Şâban ayının yirminci gününden Ramazan Bayramı'na kadar halvete girdiğini; kırk günlük bu devrede kıyam, oruç ve ibadete devam ettiğini bildirir. Bu uygulama onun vaizlik vazifesiyle Halvetî riyâzetini birlikte yürüttüğünü gösterir.
Ahlâkı ve hizmet üslûbu
Uşşâkîzâde onu vera ve takvâ sahibi, cömert, keremli, mütevazı ve yumuşak huylu bir şeyh olarak tasvir eder. Bu övgü dili tabakat müellifinin şahsiyet değerlendirmesidir; görev ve tarih kayıtlarıyla aynı kanıt türünde değildir.
Vefatı ve defni
28 Cemâziyelâhir 1105/Şubat 1694'te vefat etti. Topkapı dışındaki Merkez Efendi Camii civarına defnedildi. Vaaz görevlerinin, dönemin reîsülmeşâyihi İspirî Ali Efendi'nin damadı Mustafa Efendi'ye verildiği kaydedilir.
Şeyh Nazmî'nin tarih mısraı
Şeyh Nazmî vefatı için “Seyyid Hüseyin'in olsun yeri İlâhî cennet” mısraını söyledi. Kaynak bunun ta‘miyeli bir tarih olduğunu belirtir; şiir, vefat kronolojisinin yerine değil onun edebî hafıza katmanına yerleştirilmiştir.
