Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

26 sonuç · “Son Peygamber

01
Şahsiyet

Hz. Muhammed Mustafa

Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.

02
Sözlük

Hatem

Çı. Mühür, yüzük, son. tas. Sâlikin bütün makamları katetmesi ve nihayete ermesi (sr). Hâtemü'lenbiya Son peygamber. Hatm-ı nübüvvet zamanla sınırlı olup Hz. Peygamber'le sona erdiği halde, hatm-ı velayet zamanüstüdür; ezelden ebede kadar sürer. Zira nübüvvet nebinin, velayet Allah'ın vasfıdır (AT 308, 303; İFH 24-29; iv 219). Bkz. Hâtemü'l-evliya. Hâtemü'levliya Son veli veya velilerin en ulusu; bir rivayete göre İbn Arabi. Hatm-i velayet görüşünü Hakim Tirmizi ortaya atmış, İbn Arabi bunu geliştirmiştir (HH 111). Bkz, Hatemu'l-enbiya. Hâtıri.ar.( bis) ç. Havâtır. İnsanın içine gelen hitap, iç âlemde duyulan ses, alınan mesaj. Bu hitap Allah'tan, melekten, Şeytan'dan ve nefsten olabilir. Allah'tan gelen hitaba hâtır-ı Hak, melekten gelene ilham, Şeytan'dan gelene vesvese, nefsten gelene hevâcis ve hadisu'n-nefs denir. Haktan ve melekten gelen sesler dinin zahiri hükümlerine uygun olur, Şeytan'dan gelen ses günaha, nefsten gelen ses süfli arzulara davet eder, Kalp, gönül. Gönül yap zâhidâ beyt-i Huda'dır taat istersen Muhakkaktır ki bâb-ı cenneti hâtır-şiken açmaz Sâhib Hâtır-ı evvel - Hâtır-ı sani “Hak'tan gelen aynı konudaki farklı iki hâtırdan hangisi daha kuvvetli olur?” sorusuna Cüneyd ilk hâtır, İbn Atâ ikinci haur, diye cevap vermiştir (KR 43). Bir kimse evvela sadaka vermeyi düşünse, sonra da bundan vazgeçse ilki Rabbani, ikincisi şeytani kabul edilir (Gi m: 40). 1 Hâtır-şiken Gönül yıkan, kalp kıran. I

03
Sözlük

Nübüvvet

Peygamberlik. tas. Allah'tan gelen tebliğ, Hak'tan inen haber, meleğin getirdiği ilâhî bilgi. Umumi nübüvvet: Bu nübüvvet kesintisizdir. Fakat bu nübüvvette teşri (yeni hükümler getirilmesi ve kanunlar konulması) söz konusu olamaz. Buna nübüvvet-i bâtına, nübüvvet-i mutlaka, nübüvvet-i vâris, nübüyvet-i veli, nübüvvet-i sâriye, verâset-i nebeviye gibi isimler verilir. İbn Arabi, son peygamber Hz. Muhammed'in getirdiği şeriat çerçevesinde evliyanın keşf ve il ham yoluyla Allah'tan aldıkları irfana ve bilgilere ‘umumi ve mutlak nübüvvet | adını vermektedir. Hususi nübüvvet: Bu nübüvvet Hz. Muhammed'le son bulmuş ve kapısı kapanmıştır. Bu tür nübüvvetle yeni bir şeriatın (hükümlerin) getiril. mesi söz konusudur. İbn Arabi buna nübüvvet-i teşri, nübüvvet-i teklif, nübüvvet-i mukayyede, nübüvvet-i mükemmile, nübüvvet-i zahiriye gibi isimler verir. Bu nübüvvet nebi ve resullere hastır. Buna nübüvvet-i şemsiye, evvelkine nübüvvet-i | kameriye de denir; çünkü nasıl ay ışığını güneşten alıyorsa, umumi nübüvvet de upki onun gibi ışığı hususi nübüvvetten alır, Hz. Muhammed'in sahip olduğu marifet, ilim, fazilet ve kemal onun vârisleri olan velilerde gelişerek ve yayılarak devam eder. Hz. Muhammed'in aralıksız ve kesintisiz olarak evliyada devam eden nübüvvetine umumi nübüvvet denilmektedir. Bu nübüvvet hiçbir zaman ana hatlarıyla kendisinin aslı olan hususi nübüvvete aykırı olmaz (SM; cik 11:109; MT 1:503).

04
Sözlük

Veladet

(65 (ولاد >. Doğum. 2. tas. Talibin mürşide intisap etmesi ve tarikate girmesi. Buna çoğu zaman velâdet-i sâniye, velâdet-i maneviye, velâdet-i ruhiye (ikinci doğum, manevi doğum, ruhun doğuşu) gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında öyle bir kaynaşma (teellif) hasıl olur ki neticede mürit şeyhin parçası olur, tıpkı tabii veladette oğulun babanın parçası olması gibi. “İnsan iki kere doğmadan meleküt âlemine yükselemez.” Ik doğumla madde âlemiyle irtibat kuran insan, ikinci doğumla meleküt âlemiyle irtibat kurar, Müridin babası, onun bedeninin, şeyhi ise ruhunun varoluş sebebi olduğundan, şeyh baba, mürit onun oğludur. Mürit babasının bel, şeyhinin yol evladıdır (nefes evladı). Şeyh, bir anne bebeğini nasıl sütüyle beslerse, öylece onu irfanı ve feyziyle besler; buna redâ denir, Seyr ve sülükunu tamamlayan ve ruhen olgunlaşarak Velayet-i hassa baliğ ve reşit olan müride şeyh icazetname (hilafetname) verir. Buna Jitâm (sütten kesme) denir. Bu yüzden müritler, şeyhlerine baba (eb, valid, peder), şeyhler ise müritlerine evlatları nazarıyla bakarlar (sav (Ihya kenarı) 11:18; İM 282; HB 3.30; KRE 317). Velayet/Vilayet i. ar. (493) Velilik, ermişlik, Hakk'ın kulunu, kulun Mevlâ'sını dost edinmesi, Allah ile kulu arasındaki karşılıklı sevgi ve dostluk; Allah'ın kulun (ibadet, tâat gibi) işleri kendi üzerine alması; Allah'ın kulun, kulun da Allah'ın velisi (vekili) olması. “Allah müminlerin velisi dostudur” (ALi Imran Suresi, 68; Bakara Suresi, 227) “Takva sahipleri Allah'ın velileri, dostlarıdır” (Enfal Suresi, 34). Nefsinden fani olan kulun, Hak'la olması (x1), Velayet dört çeşittir: Velayet-i uzmâ, lâhüti velayet; son peygamberin velayeti. Velayet-i kübra, ceberüti velayet, öbür peygamberlerin velayeti. Velayet-i vustâ, meleküti velayet. Evliyanın velayeti. Velayet-i suğrâ, nâsüti velayet; tam müminlerin velayeti.. Velayet-i amme Umumi velayet; bu anlamda bütün müminler Allah'ın velileri, dostlarıdır. Velayet-i enbiya Peygamberlerin velayeti. Her peygamber aynı zamanda Allah'ın velisi, dostudur. Hakim Tirmizi ve İbn Arabi gibi mutasavviflara göre nebilerin velayeti, onların nübüvvetinden üstündür; çünkü velayet peygamberin Hakk'a dönük yüzü, nübüvvet ise halka dönük yüzüdür. Ayrıca veli Allah'ın ismi, velayet ise onun sıfatıdır. Oysaki peygamberlik insanın sıfatıdır. Bazıları buradan yola çıkarak mutlak surette velinin nebiden üstün olduğunu savunmuş ise de bu görüş fazla taraftar bulmamıştır. İmam Rabbani'ye göre Üç tür- ٠ lü velayet vardır: Velayet-i suğrâ. Velayet-i evliya da denir; ermişlerin veliliği demektir. Bu velayette ilahi fiillerin tecellilerinde, isim ve sıfatların gölgelerinde seyr bahis konusudur. Velayet-i kübrâ. Velayet-i enbiya da denir. İlâhî isimler, sıfatlar ve Zati şuün dairesindeki seyirdir. Evliya velayet-i sekr, enbiya velayet-i sahv makamında bulunduğundan şathiyat sahibi veliler hep velayet-i sugra’da bulunur. Enbiya velayeti, sahv ve intibah makamıdır; burada şathiyat olmaz. Velayet-i ulyâ. Meleklerin taayyün ilkeleri, Velayet-i kübrada zahir isminde, velayet-i ulyâda bâtın isminde seyr vaki olur. Veli tebaiyet yoluyla, bu velayetlerden de nasip alır (Gc 229-240). Velayet-i hassa Özel velayet; bu anlamda yalnızca Allah'ın seçkin kulları (mustafamüctebâ kulları) Allah'ın velileri dostlarıdır. Bunların en açık ve belirleyici nitelikleri, ilhama mazhar olmaları ve keramet sahibi olmalarıdır. O ğÇ—<&———>>5X5ŞXŞ£ŞŞ Veraset

05
Sözlük

akâ'id

Uü) [Ar.akîde’nin ç. b.] İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaideler. Kur’ân-ı Kerîm’e göre (Enbiyâ suresi, 21 / 25) bütün peygamberlerin tebliğ ettiği akaidin temelini “tevhid” inancı oluşturmuştur. Yine Kur’ân-ı Kerîm’e göre İslâm akaidinin temeli “usûl-i selâse” (üç ana yol) olan “ulûhiyet, nübüvvet, ahiret’ten meydana gelmektedir. Âyet ve hadislere dayalı olarak İslâm akaid ilmi şu ortak ilkelerde birleşmiştir: Allah vardır ve bir (tek) dir. 2. Evren bütün varlıklanyla ve olaylarıyla bir düzen içinde yaratılmıştır. 3. Allah bütün sıfatları (99 sıfatı) yla yaratıcı bir güce sahiptir. 4. Peygamberlik Allah adınadır ve Hz. Muhammed son peygamberdir. 5. Her insanm bir kaderi vardır, yani “kaza ve kader” inancı tamdır. 6. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Evren bütün varlıklanyla ve olaylarıyla bir düzen içinde yaratılmıştır. 3. Allah bütün sıfatları (99 sıfatı) yla yaratıcı bir güce sahiptir. 4. Peygamberlik Allah adınadır ve Hz. Muhammed son peygamberdir. 5. Her insanm bir kaderi vardır, yani “kaza ve kader” inancı tamdır. 6. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Allah bütün sıfatları (99 sıfatı) yla yaratıcı bir güce sahiptir. 4. Peygamberlik Allah adınadır ve Hz. Muhammed son peygamberdir. 5. Her insanm bir kaderi vardır, yani “kaza ve kader” inancı tamdır. 6. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Peygamberlik Allah adınadır ve Hz. Muhammed son peygamberdir. 5. Her insanm bir kaderi vardır, yani “kaza ve kader” inancı tamdır. 6. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Her insanm bir kaderi vardır, yani “kaza ve kader” inancı tamdır. 6. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Meleklere ve İlâhî kitaplara iman esastır. 7. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı. Ölümden sonra ahret hayatı ile cennet ve cehennem mutlaktır. Bu değer yargıları ile akaid ilmi bir anlamda “amantü”de ifade edilen imanm esaslarına dayanmaktadır. § tam. akâ'id-i dîniyye a. (cmjjSlk) Akait ilminin öngördüğü ve İslâm dininin temel ilkeleri, inanılması ve öğrenilmesi zarurî olan kaidelerinin tamamı.

06
Sözlük

hatmü’n-nebiyyîn

“Hatm-i nübüvvet” olarak da kullanılan bu söz, Hz. Muhammed’in gelişiyle nü büvvetin sona erdiğini ifad eden terim. Hz. Peygamber’i son peygamber olduğ Kur’ân-ı Kerîm’de “Ahzâ suresi” nin 40. ayetind açıkça ifade edilmektedir.

07
Sözlük

nikâh-ı sahîh

nikâh-ı sahîh a. fik. Yasal nikâh. nikâh bi’l-kitâbe a. fik. Uzak yerde buluna iki kişinin yazışma yoluyla v bu yazışmayı şahitler huzurunda yaparak gerçe leştirilen nikâh. ni'met a. [Ar. ] “Maddî manevî imkânlar, bolluk anlamında olan bu terim Kur’ân-ı Kerîm’de seksen a ayette Allah’a izafe edilmekted {bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem “n'am” maddesi). Nisâ suresi a. Ç^j^ »U) Ar. “Sûretü’n-Nisâ” GUll s^) Kur’ân-ı Kerîm’in dördünc iniş sırasma göre doksan ikin suresi olup Medine dönemind “Mümtehine suresi” inde sonra nazil olmuş ve yüz yetm altı âyetten meydana gelmekt adını ise pek çok ayette geçme te olan “nisâ” (kadınlar) sözü den almaktadır. Ayrıc “Suretü’n-nisâ es-suğrâ” den len ve yaygın adı “Talâk sures olarak bilinen sureden ayı edilmek için buna, “Suretü’ nisâ el-kübrâ” adı da verilm tir. Kur’ân-ı Kerîm’in uzun s relerinden biri olan bu sured kadm erkek ilişkilerinden, ev lik faziletinden, çocuklara ve y timlere adil davranılmasında söz edilir ve son peygamber son kitaba uymaları öğütlen Hz. Peygamber’in “Nisâ sur sinin tefsiri için bk. Sahîh 541 niyâbet ML Buhârî ve Tercemesi, C. 9, s. an 4283-4322. ve

08
Sözlük

hamaylı

muska hamd a. , [Ar. ] Sözlük anlamı, “Güzellik, iyilik, erdemlilik, üstünlük vasıflarıyla övme. ” olan bu terim, bütün övgü tarzlarını bünyesinde bulunduran sevgi, saygı ve ululama ile Allah’a yönelen övgüyü içermektedir. Bu söz, “şükür, medh, senâ” ile sıkı bir bağ içinde olup sık sık da birlikte kullanılmış ve kullanılmaktadır. Ancak, dil bilimciler, “hamd” sözünün bu üç terime göre daha güçlü bir anlama ve kavrama sahip olduğunu dile getirmişlerdir. Aynca “hamd sözü, Kur’ân-ı Kerîm’de heps de Allah’a nispet edilmiş olarakırk üç ayette geçmektedi. Aynı şekild hadislerde de Allah’a nispet edi len bu terim, Allah’ı övme, nite leme, zikir, dua ve niyaz ü O’nun insanlığa sunduğu beden ve ruhî güzelliklere, sağhğa, son peygamberine ve O’nun tebli ettiği dinine şükür konuların içermektedir. Kur’ân-ı Kerîm de ve hadislerdeki bu zengin kullanımlar, öncelikle “zâtilâhiyye” (bk. bu madde) ye nis pet edildiğini ifade etmektedir Üstelik Kur’ân-ı Kerîm’in il suresi (Fatiha suresi)mn “el hamdülillah” ibaresiyle başla ması ve yine O’nu niteleyen “Nâs suresi” ile sona ermesi v de bu ibarenin Kur’ân- Kerîm’deki sureler içinde yirm üç ayette geçmesi, “hamd” sö zünün ne denli güçlü bir kav ram olduğunun bir gösterges dir. hamdele a- W^) [Ar. ] Arapça “e hamdülillah” (Her türlü övg Allah’a mahsustur. ) sözünün k saltılmış biçimi. Bu söz, Kur’ân- Kerîm’de yer alan bütün surele içinde yirmi üç ayette geçmek tedir. Hamd suresi a. bk Fâtiha suresi

09
Sözlük

hubunnebî

“Peygamber sevgisi.” anlamında olan bu terim, özellikle son peygamber olan Hz. Muhammed’i sevmesi, O’nun sünnetine uyması ve iman etmesini ifade etmektedir.

10
Sözlük

Kunût duası

Namazda kıyam hâlindeyken Allah’a yönelerek okunan dua. Hanefî uygulamasında vitir namazının üçüncü rekâtında tekbirden sonra; bazı mezheplerde sabah namazında veya felâket zamanlarında okunur. Kunût metinleri Allah’tan yardım, bağışlanma ve hidayet istemeyi; O’na bağlılığı ve şükrü ifade eder.

11
Sözlük

ni'met

“Maddî manevî imkânlar, bolluk anlamında olan bu terim Kur’ân-ı Kerîm’de seksen a ayette Allah’a izafe edilmekted {bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem “n'am” maddesi). Nisâ suresi a. Ç^j^ »U) Ar. “Sûretü’n-Nisâ” GUll s^) Kur’ân-ı Kerîm’in dördünc iniş sırasma göre doksan ikin suresi olup Medine dönemind “Mümtehine suresi” inde sonra nazil olmuş ve yüz yetm altı âyetten meydana gelmekt adını ise pek çok ayette geçme te olan “nisâ” (kadınlar) sözü den almaktadır. Ayrıc “Suretü’n-nisâ es-suğrâ” den len ve yaygın adı “Talâk sures olarak bilinen sureden ayı edilmek için buna, “Suretü’ nisâ el-kübrâ” adı da verilm tir. Kur’ân-ı Kerîm’in uzun s relerinden biri olan bu sured kadm erkek ilişkilerinden, ev lik faziletinden, çocuklara ve y timlere adil davranılmasında söz edilir ve son peygamber son kitaba uymaları öğütlen Hz. Peygamber’in “Nisâ sur sinin tefsiri için bk. Sahîh 541 niyâbet ML Buhârî ve Tercemesi, C. 9, s. an 4283-4322. ve

12
Sözlük

Server-i enbiyâ

“Peygamberlerin önderi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan unvan. İslâmî edebiyatta onun son peygamber ve örnek rehber oluşunu ifade eder.

13
Sözlük

Şit (şîs) Aleyhisselâm

Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendisine elli suhuf kitâb verildi. Şit ismi İbrânice olup Arapça'da Allah'ın hibesi (hediyesi) mânâsındadır. Şit yerine Şîs de denilmiştir. Ebû Zer Gıfârî radıyallahü anh şöyle rivâyet etti. Resûlullaha sallallahü aleyhi ve sellem; "Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ kaç kitap gönderdi?" diye sordum. "Yüz dört kitap gönderdi. Şit'e elli sahîfe indirdi..." buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Hilyet-ül-Evliyâ) Âdem aleyhisselâmın oğullarından Kâbil'in Hâbil'i şehîd etmesinden beş veya otuz sene sonra dünyâya gelen Şit aleyhisselâmın alnına son peygamber Muhammed aleyhisselâmın nûru intikâl etti ve onun alnında parladı. Âdem aleyhisselâm, Şît aleyhisselâmı diğer evlâdlarından çok severdi. Bütün evlâdı üzerine onu reîs yaptığı gibi, vefât edeceği sırada bütün yeryüzünün halîfeliğine onu tâyin etti. Ayrıca ilâhî sırları bildirip, bütün ilimleri öğretti. Şit aleyhisselâm babası Âdem aleyhisselâm ile veya kardeşleriyle Kâbe'yi balçık çamuru kullanarak taştan yaptı. Âdem aleyhisselâmın vefâtından sonra, Şit aleyhisselâma peygamber olduğu bildirilip, vahiy geldi. Allahü teâlâ Şit aleyhisselâma elli suhuf (forma) gönderdi. Şit aleyhisselâma nâzil olan elli suhufta; hikmet ve riyâziye (matematik) ilimleri, kimyâ, simyâ ilmi ve çeşitli san'atlar ve daha pekçok şey bildirildi. Şit aleyhisselâmın dîninin esasları, Âdem aleyhisselâmın bildirdiği dînin esaslarına uygun idi. Şit aleyhisselâm bin şehir kurup sınırlarını tesbit etti. Her şehrin kapısında "Lâ ilâhe İllallah, Âdem Safvetullah, (Safiyyullah), Muhammed Habîbullah" yazılı idi. Şit aleyhisselâmın çocukları ve torunları kurdukları şehirlerde huzûrlu ve mes'ûd yaşadılar. Şam'dan Yemen'e de giden Şit aleyhisselâm, Hâbil'i şehîd ettikten sonra Yemen'e gidip azgınlaşan Kâbil'in çocuklarına ve torunlarına Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Bu kavim Şit aleyhisselâmın dâvetini kabûl etmeyip, azgınlık gösterdiler. Şit aleyhisselâm onlar ile cihâd (harb) etti. Bu savaşta kılıç kullandı. Şit aleyhisselâm vefât etmeden önce yerine oğlu Enûş'u halîfe tâyin etti. Şit aleyhisselâm vefât ettikten sonra kuvvetli rivâyete göre Minâ'daki mescidin minâresi dibinde medfûn olan Âdem aleyhisselâmın yanına defn edildi. (İbn-ül-Esîr-Taberî, Kisâî, Muhammed Mâsûm) Âdem aleyhisselâm vefât edeceği zaman oğlu Şit aleyhisselâma; "Yavrum! Bu alnında parlıyan nûr, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nûrudur. Bu nûru mü'min, temiz ve iffetli hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyyette bulun" buyurdu. (Altıparmak Muhammed Efendi)

14
Mekân

Ammûriye (Amorion)

Afyonkarahisar · Türkiye · Hıristiyanlık öğrendiği son durak; buradaki papaz ölüm döşeğinde ona son peygamberin alâmetlerini haber verdi. İlişkili kişi dosyası Selmân-ı Fârisî : Selmân-ı Fârisî (ö. 36/656 [?]), hakikat arayışı İran’dan Hicaz’a uzanan, Hendek Gazvesi’ndeki teklifi ve Medâin valiliğindeki zâhid yaşayışıyla tanınan sahâbîdir.

15
Eser

Sayfalar 42–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile

16
Eser

Sayfalar 110–115

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü

17
Eser

Sayfalar 125–133

Muzaffer Ozak Külliyatı · -erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el ga

18
Eser

Sayfalar 177–184

Muzaffer Ozak Külliyatı · - 177.gösterici, nuru evvel. bâ'si sonra Muhammed Mustafa. Müctebâ. Mürtezâ, Fe-kabe kavseyn-i ev-edna. Taki. Naki. Kureyşiyyül-Hâşimiyyül-Arabi, Mekki, Medeni. Haseneynil-ahseneyn

19
Eser

Sayfalar 235–242

Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey âşık-ı sadık, ey hak ve hakikate talip!... Bilmiş ol ki, insanlar dört kısımdırlar: 1. Insan-1 hayvani (yani, insan suretindeki hayvan demektir.) Insan-1 şeytani (Yani, insan su

20
Eser

Sayfalar 273–280

Muzaffer Ozak Külliyatı · obale erel ete ne ar end ermal var: Her kemalin ardından bir zeval, her nâkısın ardından bir kemal ve her celâli takiben bir cemâl vardır. Bunlar, yekdiğerini velyeder yani birbiri

21
Eser

Sayfalar 257–264

Muzaffer Ozak Külliyatı · Sallû âlâ seyyidina Muhammed Sallû âla mürşidina Muhammed Sallû âlâ şemsiddûha Muhammed Sallû âlâ bedriddûca Muhammed Sallû âlâ nûr-il-hûda Muhammed. El-evvelü Allah, El-âhırü Alla

22
Eser

Sayfalar 272–277

Muzaffer Ozak Külliyatı · Meal-i münifi: Onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidirler. Belki, onlardan daha şaşkan.. Şehvet ve hevâsına tâbi olan insan şeklindeki mahlûklar yemek, içmek, uyumak, cinsi arzu duyma

23
Eser

Sayfalar 386–393

Muzaffer Ozak Külliyatı · minlere ise, dünya ve âhirette rahmet olduğu, tabii ve âşikârdır. Söze başlarken de açıklamaya çalıştığımız gibi, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz risâlet ve nüb

24
Eser

Sayfalar 409–416

Muzaffer Ozak Külliyatı · gibi kâfir ve münkirler, cehenneme atılırlarken, Allah azze ve celle Habib-i edibine şöyle hitap buyuracaktır: — Ey Habibim!.. Sana iyman ve itaat etmeyen ve bu suretle biz azim-üş

25
Eser

Sayfalar 445–452

Muzaffer Ozak Külliyatı · isyan ve günahlarından ötürü taraf-ı ilâhiden derhal azap inmemesi veya yok edilmemeleri, yahut Israil oğulları gibi yüzlerinin ve şekillerinin değiştirilerek herhangi bir hayvan s

26
Eser

Sayfalar 493–499

Muzaffer Ozak Külliyatı · — «Ey sebeb-i hılkat-i kâ'inat olan Resûller Resûlü!.. Ey Habibim ve kalb-i selimim Ahmed!.. Resûl-ü emcedim yâ Muhammed!.. Âlemlerin Rabbi olan ve seni âlemlere rahmet olmak üzere