ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
39 sonuç · “Sabr”
01Karasarıklı Şeyh İbrâhim Sabrî Efendi
Karasarıklı İbrâhim Sabrî Efendi (ö. 1827), Osman Himâyetî’nin mevlid ve Rifâî âyinlerine devam ederek yetişen; Küçükmustafapaşa’daki Kara Ayşe Hatun Mescidi’nde meşihat kurup yirmi üç halife yetiştiren Rifâî şeyhidir.
Osman Himâyetî Efendi
Osman Himâyetî Efendi (ö. 15 Temmuz 1796), Yâsin eş-Şâmî’nin İstanbul’da bıraktığı üç halifeden biri; Rifâiyye’nin şehirde yayılmasında ve Karasarıklı İbrâhim Sabri hattının oluşmasında etkili olmuş bir Rifâî şeyhidir.
Şeyh Mustafa Sabri Efendi
Mustafa Sabri Efendi, İbrâhim Ma‘şûkī Efendi’den sonra Karagümrük’teki Resmî Âsitânesi postuna geçen ve 1888’de vefat eden Kādirî-Resmî şeyhidir.
Aşk
Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.
Gala ea cae Ebced
بجد) N) x. Arap alfabesinin harflerini içeren kısa ei إلا Obirmetin 2. tas. a Süfiler bazı ayet ve hadislerden ebced Wi a hesabıyla bazı anlamlar çıkarır; bunların, işaretle anlatılan e > tasavvufi bilgiler olduğunu ifade ederler, Bkz. Allah, Altost mışaltı, Lale, önle ne sela Ebced. hesabı Arap alfabesindeki harflerin her birine eril ğin ayin belirlenmiş birer Sayı vererek bir kelimenin sayısal değerini hesaplâma ve bu değerden yola çıkarak kelimeyle aynı sayısal değere sahip başka kelimeler veya şeyler arasında bağlantı kurup yorumda bulunma. Divan şiirindeki tarih düşürme sanatı, bu hesaplama yöntemine dayanır. Sihir, büyücülük ve falcılık gibi bişer uygulamalarda da ebcede başvurulur. Ebcedi aşk Mecazi, cinsi, insani ve beşeri aşk. Çocuklar Kur'ân okumaya ebced ile başladıkları gibi müritler de hakiki aşka mecazi aşkla başlayabilir (am 155). Aşkı ko dursun mecâzi ise de gönlünde Âb-ı engur hum içre durarak bâde olur Sabri
Isfak
7, Esirgemek, yaziklamak, kaygılanmak. 2. tas, Acıma duygusu ile sürekli sakınma halinde olmak. Nefse karşı şahlanan ve cesaretle karşı çıkan nefsine acımış olur. Amele devam ve bu hususta sabr eden amele acımış olur, Halkın mazeretlerini bilen onlara acımış olur (HM 12). AMMINA
Kanaat
Tutumlu, gönlü zengin ve tok gözlü olma, hırslı ve açgözlü olig) 8 8 mama. Kanâat, eyledi ankay-ı kafı şöhrete vâsıl Kişi mümtaz olur âlemde elbette uzlet ettikçe | Fehim Nân-i huşka et kandat sabret her is biter Vali |
Mahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var kılar. Mahv-i ayn-i abd Kulun mahvolması. Bkz. Mahv-i ubüdiyet. Mahv-i cem Vahdetin kesrette yok olması. Mahv-i erbab-ı serâir İçteki rabları yok etmek. İllet ve afetleri silip süpürmek. | Mahv-i erbab-1 zahir Zahir rableri yok etmek, kötü alışkanlıkları ve huyları orta- | dan kaldırmak. İspat ise onların yerlerine ibadet ve iyi huylar koymaktır.
Makam
(» (مقا Menzil, merhale, konak, mertebe. tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlike bağışıdır. Makam ise iradeyle çalışarak kazanılır. Haller gelip geçici, makamlar ise kalıcı ve süreklidir. Başlıca haller şunlardır: Mürakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede, yakin. Başlıca makamlar şunlardır: Tevbe, vera, züht, fakr, sabr, rıza, tevekkül. Bir makamı tam olarak uygulamadan, hakkını vermeden ve halletmeden onu takip eden makama geçmemek şarttır (kn). Hal ile makam ayrımı kesin değildir; bazı süfilerin hal saydıkları makamı, bazıları makam sayar. Rızada olduğu gibi; rıza Iraklılara göre hal, Horasanlılara göre makamdır. Veliler gibi peygamberlerin de 232 |
Sabîhu’l-vech
Güzel ve aydınlık yüzlü. Tasavvufî yorumda Allah’ın cömertlik bildiren isimlerine mazhar olduğu ve insanların ihtiyacını gidermeye vesile olduğu kabul edilen güzel ahlâklı kimseyi niteler.
Tesbih
a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd Misbâha da denilen 33 veya 99, 1001 taneli bilinen alet, çekilen tesbihin ve zikrin sayısını tespit etmeye yarar. Eşyanın Allah'ı zikr ve tesbih etmelerini işitme makamı. Teslim—Teslimiyet i. ar. تسليم — تسليبية) ) a Allah'ın emrine boyun eğme ve hoşa gitmese bile itirazda bulunmama, b Kaderin tecellisini rızayla karşılama, mukadderatı kabullenme. c Başa gelen bela sebebiyle zahiren ve batmen değişmeyip sebat gösterme. Teslim, sika ve tevekkül halinden daha mükemmel bir haldir; yakin sahiplerinin halidir. Kayıtsız şartsız Hakk'ın fermanını benimsemektir. Teslim, âlemde cereyan eden bütün olayları tam bir serinkanlılıkla ve gerçekçilikle karşılama; adil bir hükümdarın zalim bir hükümdara galip gelmesiyle ona mağlup olmasını aynı derecede tabii bulma ve kabullenme. Zira ikisi de vacibu’l-vuka’dur, istidatlarının gereğidir (AMF 177). Teslim, bela yağmuru yağarken değirmenin alt taşı gibi olmaktır (im 364-371). Teslimin en güzel örneği Hz. İbrahim ile Hz. İsmâil'dir; zira biri göz nuru evladını kurban etmeyi, diğeri kurban olmayı kabullenmişlerdi. Deme niçin şu şöyle Yerindedir ol öyle Bak sonuna sabreyle Mevlâ görelim neyler
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şartla tasavvufa girersen gir. Aksi halde süfilerin türrehâtı ile meşgul olma,” demişti (sr 183: SL 334). Bkz. Şatah. Tüysüz Oğlan. Bkz. Ahdâs, Emred. PER Ubbat Bkz Abit- Ubbar. ie 1 Ubüdiyet—Ubüdeti. ar. عبو د ة) ةيدوبع( Kulluk. 2. tas. a Ah- Fe) (de vefa, hudüdariayet etmek, elde olana razı olmak, elde ole ee mayana sabr etmek ( cr). b Her hususta zorunlu olarak iz ie Hakk’a başvurmak. Kulluğun üç şekli vardır: Ibadet EM o (tapmak), halk icin söz konusudur. Ubadiyet (kulluk), aydınlar içindir. Ubadet (halis kulluk), seçkinler içindir. İlki ilme yakin, ikincisi ayne’l-yakin, üçüncüsü hakke'-yakin sahiplerine özgüdür. Ubüdiyet; O nasıl insanın Rabb'i ise, insanın da öylece O'na kul olmasıdır. Ubüdiyet takdiri görüp, tedbiri terketmektir. Sâlik hizmetçi istemediği sürece kuldur, hizmetçi istedi mi artık kul değil, efendidir. Ubüdiyet, rububiyeti temaşa etmektir. Abd, âbitten (kul ibadet edenden) üstün olduğu gibi, kulluk da ibadetten üstündür. Ubüdet ise kullukta kemal halidir (-97; İFM). Mazhar-ı feyz-i ubüdiyet olandır insan Yoksa ma'nide kişi şekl ile insan değil G. Dede Ucbi. ar, (<> ) 1. Kendini beğenme, böbürlenme, şımarma. 2. tas. Kişinin sahip olduğu amel, maharet, sanat, mal, makam, güzellik ve ilim gibi nimetleri çok büyük ve pek önemli görerek bunların gerçek sahibinin Hak olduğunu unutması, kendine bağlaması, bir gün yok olup gideceklerini düşünmemesi. Özellikle melamet ehli riya ile ucbu, Hakk’a giden yoldaki en büyük engeller olarak görür. Bunun ruhi yükselmeye ve manevi kurtuluşa engel olduğunu vurgular. Uçmak Bir keramet türü. Lokman-ı perende: Uçan Lokman. Menkıbeye göre, Hacı Bektaş Horasan'dan uçarak Anadolu'ya gelmişti. Bkz. Tayy-i mekân. Ufuk-ı a'lâ Ruh makamının sonu, vahidiyet ve uluhiyet mertebesi (Necm Suresi, 7) (x). Ufuk-1 mübin Kalp makamının sonu. Kendini beğenme, böbürlenme, şımarma. 2. tas. Kişinin sahip olduğu amel, maharet, sanat, mal, makam, güzellik ve ilim gibi nimetleri çok büyük ve pek önemli görerek bunların gerçek sahibinin Hak olduğunu unutması, kendine bağlaması, bir gün yok olup gideceklerini düşünmemesi. Özellikle melamet ehli riya ile ucbu, Hakk’a giden yoldaki en büyük engeller olarak görür. Bunun ruhi yükselmeye ve manevi kurtuluşa engel olduğunu vurgular. Uçmak Bir keramet türü. Lokman-ı perende: Uçan Lokman. Menkıbeye göre, Hacı Bektaş Horasan'dan uçarak Anadolu'ya gelmişti. Bkz. Tayy-i mekân. Ufuk-ı a'lâ Ruh makamının sonu, vahidiyet ve uluhiyet mertebesi (Necm Suresi, 7) (x). Ufuk-1 mübin Kalp makamının sonu.
beş vakit namaz
beş vakit namaz a. Müminlere günde beş vakit olarak farz kılınan namaz. Bunlar, sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlandır. Kur’âtı-ı Kerîm’de bu ibadet, “Tâ hâ suresi” nin 130. ayetinde açıkça şöyle salık verümektedir: “ (Ey Muhammedi) Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini ululayarak teşbih et. Gece saatleri ve gündüzün iki ucunda da teşbih et, böylece Rabbinin rızasına eresin.” Müfessirler bu vakitleri şöyle yorumlamışlardır: Güneş doğmadan önceki namaz, “sabah namazı”; güneş batmadan önceki namaz, “ikindi namazı”; gece saatleri, “yatsı namazı”; gündüzün iki ucu ise “öğle namazı” ve “akşam namazı”.
lâ havle-gû
lâ havle-gû a. [< Ar.lâ havle + F.gû] “Lâ havle” okuyan, bir sıkmtı, bir belâ karşısında sabrın tükendiğini göstermek için söylenen söz ve terim.
sabır, -brı
sabır, -brı a. f^) [Ar.] Sözlük anlamı, “Dayanma, dayanıklılık.” sâbık u lâhık 578 olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de yetmiş ayette geçmekte (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “sbr” maddesi) ve başa gelen kötülüklerden şikâyet etmeyen, sızlanmayan, ruhî dengeyi bozmamak için dayanma gücünü ön planda tutan mümin anlamında kullanılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’irı “Âl-i İmrân suresi” nin 200. ayetinde “sabır”ın önemi şöyle vurgulanmaktadır: “Ey iman edenler! Sabrediniz ve sabırda düşmanları geçiniz.”
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · 1889'da Şeyh Mehmed Atâullah Dede ile nazariyat çalışmalarına başladığı yer; ilk ney derslerini buranın dervişlerinden Sabri Dede ve Hacı Ali Dede'den aldı, ikinci sikkesini de Atâullah Dede'den giydi.
Ebvâ
Ebvâ · Suudi Arabistan · 7 Safer 128'de (8 Kasım 745) doğduğu, Medine yakınındaki yer. Konum yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Hayatının ilk devresini babası Ca'fer es-Sâdık'ın yanında geçirdiği ve Hârûnürreşîd'in hilâfetine kadar (170/786) kaldığı şehir; Mescid-i Nebevî'de verilen kararla buradan tutuklanarak götürüldü. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Basra
Basra · Irak · Vali Îsâ b. Ca'fer b. Mansûr'a teslim edilip bir yıl kadar hapis kaldığı şehir; vali, ibadet ve takvâsından etkilenerek halifenin öldürme isteğini yerine getirmedi. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Kûfe
Kûfe · Irak · Sevkiyat sırasında kafilenin ikiye ayrıldığı yol ayırımının diğer kolu — halkın tepkisini bölmek için kurulan tedbirin parçası. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Rakka
Rakka · Suriye · Öldürülme emrinin çıktığı yer; mensuplarıyla ilişki kurduğu haberi buradaki Hârûnürreşîd'e ulaşınca emir yazılı olarak gönderildi. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Kādisiye
Kādisiye · Irak · Şakīk-ı Belhî'nin onu 149 (766) yılında görüp Allah'ın velîlerinden biri olduğunu söylediği yer. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mûsâ el-Kâzım : Câfer es-Sâdık'ın oğlu; sabrı, öfkesini yenmesi, ibadeti ve hadis rivayetiyle tanınan Ehl-i beyt büyüğü.
Karasarıklı İbrahim Sabri Efendi Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Küçük Mustafa Paşa'daki dergâh Karasarıklı lakaplı İbrâhim Sabri Karadestârî'nin adıyla kaydedilir. Karadestârî, Osman Himâyetî'nin halifesi ve Yeşil Tulumba-Balkanlar hattının erken irşad halkasıdır.
Çırakçı Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Tarihî envanter kaydı Çırakçı Tekkesi, Küçükmustafapaşa'daki Rifâî merkezleri arasında kaydedilir. Aynı semtte Said Çavuş ve Karasarıklı İbrâhim Sabri dergâhları da bulunduğundan semt adı tek başına özdeşlik kanıtı değildir. Saçlı Efendi varyantı Bazı sonraki listelerde Küçükmustafapaşa için Saçlı Efendi Tekkesi adı görülür. Çırakçı ile aynı yapı olduklarını gösteren açık belge bulunmadığından iki ad kesin biçimde birleştirilmemiştir. Yayın ilkesi Postnişin, bânî veya âyin günü yalnız yapı adından tahmin edilmemiş; kayıt araştırılabilir tarihî kimliğiyle korunmuştur.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
İstanbul'dan Balkanlar'a Rifâî-İzzeddînî Silsilesi
İstanbul Rifâî âsitânelerini, postnişin zincirlerini, zâkirbaşı-musiki çevresini ve Balkan dergâhlarını kişi–mekân ilişkileriyle izleyen ayrıntılı ağ dosyası.
Irak ve Anadolu'da Üç Kādirî Nispet
Irak ve Osmanlı coğrafyasındaki üç Kādirî nispeti kurucu, tekke, post ve menkıbe ayrımlarıyla ele alan dosya.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 57–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · Rabbi... Tâbi'in, tabe-i tâbi'in, eimme-i müctehidiyn, ule ma-i din-i mübiyn, şehitler, gaziler, Pirân-ı-izâm ve evliya-i kiraının feyizleriyle bizleri şadân-ü handan eyle yâ Rabbi
Sayfalar 64–70
Muzaffer Ozak Külliyatı · ni ateşle doldururlar. Allah bizi ondan dünyada ve âhirette ayırmasın. Onu sev, unun sünnetine riayet et. Zira, seven meyus mükedder ve mahzun olmaz. Severim diyen ona çok salâvat