HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Osman Himâyetî’nin çevresinde yetişmesi
İbrâhim Sabrî Efendi’nin tasavvuf terbiyesi Osman Himâyetî Efendi’ye dayanır. Osman Himâyetî, Simkeşhâne mütevellisi olarak her yıl burada mevlid okutur ve meydanda Rifâî âyini icra ederdi. İbrâhim Sabrî bu toplantılara düzenli biçimde katılarak onun sohbet ve irşadından faydalandı.
Kara Ayşe Hatun Mescidi ve irşad halkası
İstanbul Küçükmustafapaşa’da bulunan Kara Ayşe Hatun Mescidi’nde meşihat hizmetini kurdu. Kaynak, burada yirmi üç halife yetiştirdiğini bildirir. Bu sayı, onun İstanbul Rifâî çevresinde yalnız bir silsile halkası değil, geniş bir irşad ağının merkezi olduğunu gösterir.
Karasarıklı lakabı
Geçimini Küçükmustafapaşa’da attarlık yaparak sürdürdüğü kaydedilir. “Karasarıklı” lakabının nasıl yayıldığına ilişkin anlatı, tarihî biyografiden ayrı bir menkıbe olarak aşağıda tam metinle sunulmuştur.
Türbesi ve vefatı
Kendi döneminde burada gösterişli bir türbesi bulunduğu, türbenin daha sonraki büyük yangında yandığı aktarılır. 1243/1827 yılında vefat etti. Kaynak onun daha birçok menkıbesi bulunduğunu belirtmekle birlikte metnini vermediği anlatılar tahminle çoğaltılmamıştır.
İstanbul Rifâî silsilesindeki yeri
İbrâhim Sabrî Efendi'nin adı, XVIII. yüzyıl İstanbul Rifâîliğinin ana hattı üzerinde durur. Rifâîliği yüzyılın başında İstanbul'a sokan Mehmed Hadîdî'den (ö. 1756) sonra Rifâî Âsitânesi'nde posta Şamlı Şeyh Yâsin Efendi geçmiş, merkez tekke etrafında şekillenen ilk kapsamlı örgütlenmeyi o gerçekleştirmiştir. Yâsin Efendi'nin ilk halifesi Osman Himâyetî Efendi (ö. 1796), İbrâhim Sabrî Efendi'nin şeyhidir.
Kaynaklarda 'Karasarıklı lakabıyla mâruf olan İbrâhim Sabrî Efendi' diye anılır ve Himâyetî'nin yetiştirdiği halifeler arasında ilk sırada zikredilir. Kendisinden sonra bu kol, halifesi Şeyh Nûrî Efendi üzerinden Üsküdar'a ve oradan da Sandıkçı Tekkesi gibi yeni dergâhlara uzanmıştır: neredeyse bir asırlık ömrü boyunca bilhassa Üsküdar halkının ilgisini toplayan Nûri Efendi'den etkilenen zümreye mensup Sandıkçı İbrâhim Edhem Efendi, bir zanaatkâr olmasına ve şeyhinin hayatında hilâfet alamamasına rağmen vefatının hemen ardından Rifâî tâcı ile hırkasına kavuşarak Üsküdar Toptaşı'nda bir tekke açmaya muvaffak olmuştur.