Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

26 sonuç · “Neseb

01
Şahsiyet

Hâfız Muhyiddin Şevkî Efendi

eş-Şeyh es-Seyyid Hâfız Muhyiddîn eş-Şevkî Efendi, ulemâdan müftü Mustafa Efendi-zâde’dir. Ailesi, “Tophâne-zâdeler” diye anılırmış; vâlide cihetinden sahîhu’n- nesebdir. Peder cihetinden de, “emîr” olduklarına dâir tomâr vardır ve İzmir’de olan dîger mahdûmlarının yedindedir. Bidâyet zamânlarında, tarîkat aleyhinde bulunurlarmış. Fakat, Teselya Yenişehri’ne müftü ta’yîn olununca, ba'zı rüfekâsı dergâhlara gitmeğe t

02
Şahsiyet

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ

İBRÂHÎM-İ DESSÛKÎ HAZRETLERİ Mısbâh-ı esrâr-ı tarîkat, miftâh-ı envâr-ı hakîkat, kutbu’l-aktâb İbrâhîm ed-Dessûkî hazretleri, eâzım-ı ulemâ-yı İslâmiyye’den ve ecille-i ricâl-i tarîkat-ı aliyyeden olup, aktâb- ı erbaa sırasına girmiş ve silsile-i nesebleri Hz. Ali efendimize müntehî bulunmuştur. İbrâhîm b. Ebi’l-Mecd b. Ali Kureyş b. Muhammed et-Tayyib…

03
Şahsiyet

Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî

SEYYİD YAHYA-YI ŞİRVA.Ni HAZRETLERİ Sahibü'l-keşf ve't-tahkik bir zat-ı ali-kadrdir. Müntesibin-i Halvetiyye'nin el yevm okuyageldikleri meşhfir-ı alem Vird-i Settar'ın müellifidir. Tarik-ı Halveti'de pir-i sanidir. Mevlidleri Şirvan mülhakatından Şemah kasabası olup, peder-i alilerinin ismi Bahaeddin'dir. Seyyid-i sahihü'n-nesebdir. Ecdad-ı ızamları…

04
Şahsiyet

Ya'küb Han Hazretleri

YA'KÜB HAN HAZRETLERİ 1 280/( 1 863-64 ) senesinde i'lan- ı istiklal eden Kaşgar Em'iri Ya'kub Han'ın hem şire-zadesi olup, Buharalıdır ve seyyidü'n-nesebdir. Emir Ya'kub Han tarafından Sul- 68. Bu ibarenin hesablanmasından 1 32 7 çıkmaktadır. ( H ) lbrahimiyye- i Şa'baniyye 1 35 tan Abdülaziz Han'a arz-ı ma'lumata ve ızhar-ı ta'zimata me'mGren lstanbul'a…

05
Sözlük

neseb bi’t-tûl

neseb bi’t-tûl a. [Ar.] fik. Dikey nesep, yani babalar ile babalarm yukanya doğru babaları ile oğullarm aşağıya doğru oğullan arasındaki bağı ifade eden nesep.

06
Sözlük

neseb bi’l-amûd

neseb bi’l-amûd a. (jjJL [Ar.] fik. Aşağı doğru inen soy kütüğü. Buna göre anne-baba, çocuklar, torunlar ile bunlarm çocukları.

07
Sözlük

neseb-nâme

ed. Tasavvufî edebiyatta mutasavvıf şairlerin başta Hz. Peygamber olmak üzere öteki din ve devlet büyüklerinin soylarmı şiirleştiren eserler için kullandıkları ortak ad.

08
Sözlük

neseb-i sahîh

neseb-i sahîh a. İslâm hukukunda, evlilik sırasmda veya evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuklar. neseb-i vâkıf a. (uîlj ^ Bir vakfı kuran kimsenin cukları. nesep bilgisi a. bk. ensâb nesih, -hi (I) a. [Ar.] f İslâm hukukunda, şer'î bir hü mün daha sonra gelen şer'î delil ile kaldırılması. Allah önceki peygamberlere gönd diği vahiylerde bulunan hükmü, sonradan gelen p gamberler için gönderdiği v hiylerden tamamen kaldırm veya değiştirerek ona yeni biçim vermesi ya da yerine başka benzerini yerleştirm anlamında kelâm terimi. Bu k nu, Kur’ân-ı Kerîm’de “Na suresi” nin 101. ayetin açıkça ifade edilmektedir. Hadis biliminde, şerî bir hükü ifade eden bir hadisin hükm nün bir başka şerî hüküm ifa eden hadisle ortadan kaldı ması durumu. nesih, -hi (II) a. [Ar.] İsl hat sanatmda, “aklâm-ı sit (bk. bu madde) içinde yer al bir yazı çeşidi. nesîkeu. [Ar.] fik. İsl inancma göre, yeni doğan çoc için Allah’a şükür ifadesi olar kesilen kurban. nesil, -sli a. [< Ar. nesi] “Soy, kuşak, zürriyet” a lammdaki bu söz, ailenin çocu 537 nestûrî ^ ları ile onlarm soyunu ifade ço eder.

09
Sözlük

neseb bi’l-arz

neseb bi’l-arz a [Ar.] ftk. Yatay nesep, yani erkek kardeşler ile bunlann oğullan ve amca oğullan arasmda oluşan bağ.

10
Sözlük

neseb-i vâkıf

(uîlj ^ Bir vakfı kuran kimsenin cukları

11
Mekân

Balım Sultan Türbesi, Hacıbektaş

Nevşehir · Türkiye · Hacı Bektâş-ı Velî Türbesi'nin yanındadır; kapı kitâbesinde Hacı Bektaş soyundan Resul Balı'nın oğlu olarak gösterilir — nesebi hakkındaki üç iddiadan birinin tek yazılı dayanağı budur. İlişkili kişi dosyası Balım Sultan : Balım Sultan (Hızır Balı, ö. 922/1516 [?]), Dimetoka’daki Kızıldeli çevresinden Hacıbektaş pîr evine gelen; Bektaşiyye’nin merkezî teşkilâtını, mücerredlik ve on iki post erkânını sistemleştirdiği için pîr-i sânî kabul edilen mutasavvıftır.

12
Mekân

Kadem-i Şerif Sa‘dî Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Kuruluş Kadem-i Şerif Tekkesi, Sadrazam Halil Hamîd Paşa’nın Etyemez-Davutpaşa çevresindeki Kapıcıbaşı Konağı’nı satın alıp vakfetmesiyle yaklaşık 1190/1776’da kuruldu. Şam’dan İstanbul’a gelen Sa‘dî şeyhi Muhammed Ziyâd Efendi kurucu postnişin oldu. Âyin günü ve şehir hayatı Başlangıçta perşembe günleri yapılan Sa‘dî mukabelesi, Etyemez Dergâhı’nın âyin günüyle çakışmaması için salıya alındı. Sefîne, devlet ricâlinin de dergâhtaki mukabelelere katıldığını aktarır. Post silsilesi Sefîne’de Muhammed Ziyâd’dan sonra Ahmed Efendi, Muhammed Efendi, Muhyiddin Efendi, Abdüllatif Efendi, Ahmed Âgâh Efendi, İsmâil Bedreddin Efendi ve Hâfız Abdüllatif Salâhaddin Efendi postnişin olarak sıralanır. Bu sıra aile nesebi, vekâlet ve meşihat tevcihinin her zaman aynı çizgide ilerlemediğini gösterir. Hazîre Kurucu Muhammed Ziyâd Efendi 1205/1791’de tekke hazîresine defnedildi. Aynı mekâna ait ziyaretgâh veri kümesindeki 1261 tarihli kayıt, kurucunun vefat tarihiyle uyuşmadığından kişi kronolojisine aktarılmamıştır.

13
Makale

Eşrefoğlu Rûmî Dîvânı: Aşk, Riyazet ve Eşrefî Dil

Eşrefoğlu Rûmî Dîvânı: Aşk, Riyazet ve Eşrefî Dil

14
Makale

Ali-Fâtıma Evlâdı: Tarih, Nesep ve Tasavvuf Hafızası

Hz. Ali ve Hz. Fâtıma nesebinin erken siyasî-toplumsal tarihini sonraki seyyidlik, silsile ve velâyet anlatılarından ayıran kaynak rehberi.

15
Eser

ALLAH İÇİN KARDEŞLİĞİN SORUMLULUKLARI

Avârifü’l-Maârif · 54. bölüm · Allahu Teâlâ, kardeşliğin hedefi ve edebi hakkında buyurmuştur ki: ‘‘İyilik ve takvâ hususunda birbirinizle yardımlaşınız.” (Mâide (5), 2.) Bir diğer âyette de şöyle buyurmuştur: “

16
Eser

Sayfalar 41–48

Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i

17
Eser

Sayfalar 41–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h

18
Eser

Sayfalar 78–84

Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay

19
Eser

Sayfalar 112–123

Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım

20
Eser

Sayfalar 134–145

Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V

21
Eser

Sayfalar 141–146

Muzaffer Ozak Külliyatı · Nebisidir. Bütün güzel ahlâklarla, sıfat-ı cemile ile muttasıftır. Ve bütün müttakilerin, salihlerin imamıdır. Bütün meleklerin. peygamberlerin, mü'minlerin sevdiği ve âhirette, ce

22
Eser

Sayfalar 149–155

Muzaffer Ozak Külliyatı · yet buyurmasaydın, kendiliğimizden Hak yolunu bulamazdık, bizleri huzurundan mahrum eyleme... Sana ve rizayı ilâhiyyene varan o dosdoğru yolda bizleri sâbit-kadem eyle... Sen, bizl

23
Eser

Sayfalar 338–343

Muzaffer Ozak Külliyatı · gidenler. Agızları ile Imamı Ali'deniz deyip, yaptıkları ile Yezide tâbi olurlar. Dilleri ile Allaha; yaptıkları işler, fiiller ile şeytana tâbi olurlar. Bu gibiler fasıktır, âsidi

24
Eser

Sayfalar 373–378

Muzaffer Ozak Külliyatı · Taberiye gölünün ise suları taşmıştı. Kâbe'de bulunan putların hepsi yüz üstüne kapanmış; Lât, Uzzâ, Menât denilen üç büyük put, parça parça olmuş, Kâbe'nin duvarlarından sesler ge

25
Eser

Sayfalar 368–373

Muzaffer Ozak Külliyatı · .ret ve himmetinizi dünyaya sarfederek âhirete gerekeni unutmak akıl kârı değildir. Bunun sonu hasret ve nedamettir. Yakında, ölünce ve mezarınızda yaptığınız bu hatayı bileceksini

26
Eser

Sayfalar 392–399

Muzaffer Ozak Külliyatı · HIKAYE Mecnun, Leylâ'nın köyüne gitti. Köydeki köpeklerin gözlerinden ve ayakları altından öptü. Mecnun'un bu halini görüp: — Ne yapıyorsun? Köpeğin gözü ve ayağı öpülür mü? diyenl