Ara
Menü

Sayfalar 338–343

1.746 kelime

İrşad II · kaynak sayfaları 338–343

gidenler. Agızları ile Imamı Ali'deniz deyip, yaptıkları ile Yezide tâbi olurlar. Dilleri ile Allaha; yaptıkları işler, fiiller ile şeytana tâbi olurlar. Bu gibiler fasıktır, âsidir, yaptıkları işler; söyledikleri sözlerini tekzib eder, yalancı çıkarır.

Sünniler, dilleri, lisanları ile Emevilerin aleyhinde bulunmazlar ama; Emevi'lerin yolundan da gitmezler. Imamı Ali'nin, Ehli-beytinin yolundan giderler. Aleviyiz diyen yalancı aleviler ise Emeviler ve Yezid'in aleyhinde söylemediği sözü bırakmayıp, küfür ettikleri halde, Yezid'in yolundan giderler.

Şarap içerler, namaz kılmazlar, gusül etmezler, hattâ bazı alevî köylerinin camileri bile yoktur.

«Ayinesi iştir kişinin, lâfa bakılmaz!»

Allah, Muhammed, Ali derler. Allahı, Muhammedi, Aliyi inkâr edenlerin peşine düşerler. Imam-ı-Hasan'a can kurban, Hüseyin-i-kerbelâya bütün canımız kurban derler. İmamı Hasan'ı zehirleyen Cuveyre; Imam Hüseyni Kerbelâ çölünde ahbabı, Ensarı ile şehid eyleyen kumandan Zeyyat ibni Ehih, Saad ibni Ömer, Şemir, Sinan gibi zâlimlerden, hâinlerden daha ednâ olan; Allahsız, peygambersiz, dinsiz, iymansız! Böyle olsa, yine itikadı kendine. Allaha, peygambere, Kur'ana, Ehlibeyti-Mustafaya, Aliyyel Murtezâya, Hasan'ı-müçtebaya, Hüseyn'i-şehidi-deşt-Kerbelâya ve Zeynel-Abidine, Oniki imam, on dört mâsumun itikadına düşman olan bu Allahsızlara tâbi olurlar.

Aleviyim diyen kardeş! Bu satırları iyi oku! Insafın var ise, tefekkür eyle! Insafa gel! Senin, Ehli beyte olan sevgini istismar eyleyenlere tâbi olma! Senin, gözünü, gönlünü Ehlibeyt aşkı doldurmuş. Sen, Allaha, Peygambere ve Imamı Aliye şiddetli bağlısın. Muhammed Aleyhisselâmın evlâtlarina, Aliyyel-Murtezanın çocuklarına, delice âşıksın. Fakat, senin bu muhabbeti Ehli-beytini istismar ediyorlar. Şimdi, sana, senin ile kendine düşman bildiğin sünnileri; seninle onların arasındaki farkın ne olduğunu anlatmağa çalışacağım. Göreceksiniz ki; aranızda; muhabbet ettiğiniz zevatla hep müştereksiniz. Ayrınız, gayrınız yok!

Aramızdaki farkı, hep islâm düşmanları iki tarafa, ayni iftiraları uydurarak, kör döğüşü ile birbirimize düşman etmişler ve birbirimizi birbirimize kırdırmışlardır. Şimdi, bu düş-

manlığı körükleyip, vatanımızı bölmek, bizi ebedi dünya yüzünden silmek için ugraşıyorlar.

Allah muhafaza etsin! Bu fırsat ellerine geçerse, senin ne deden, ne ocağın kalır. Bizim de ne mescidimiz, ne dinimiz kalır. Sünni müslümanlar, senin sevdiklerini canlarından ziyade severler ve senin sevdiklerin, onların da sevdikleridir. Sizin sevmediklerinize hürmet göstermeleri, Hz. Peygambere olan sevgilerindendir. Meselâ; Muaviye'yi ibni-Eba-Süfyan'a hürmet göstermeleri, Muaviye'nin babası Eba-Süfyan, oğlu Yezid- Pelid olduğu için, İmamı-Mürtezaya, karşı geldiği için değil, Hazreti Peygamberin kayın biraderi olduğu içindir.

Bütün sünni kitapları, Imam-1-Ali kerremellahu veçhenin efdaliyyetini ve dâvasında haklı olduğunu, Emevi'lerin birinci melîki Muaviye'nin hatâlı olduğunu yazarlar. İmam-ı-Ali'yi ve Muaviye'yi müçtehid olarak gösterip; Imamı-Ali içtihadında isabet etti. Muaviye hata etti derler. Bu sözümüze bürhan, şahıd, tanık şudur ki; Cuma ve Bayram günlerı, hutbelerde Imamı Ali'nin ismi şerifi okunur. Muaviye'nin ismi okunmaz.

Hazreti Hasan ve Hüseyin'in isimleri okunur. Yezid'e pelit denip; zulmeden birisine bu isim «Yezid herif» diye makamı tahkirde kullanılır.

Bütün sünni camilerinde, kubbelerde ve duvarlarda Imamı Ali'nin ve evlâtları iki şehzadesinin ve bu şehzadelerin anneleri olan Fatıma ve nineleri olan Hatice hayrun nisânın isimleri yazılır. Buna şahadeten sünnilerden hiçbir kimse, çocuğunun adını Yezid, Muaviye koymamıştır. Ali, Hasan ve Hüseyin isimleri sünnilerde sayılamıyacak kadar çoktur. Evâdlarının bu isimlerle isimlenmesi dahi, sünnilerin Ehli-beyte olan muhabbetlerinin en büyük delilidir.

Aleviler, Allaha iyman ederler. Süniler de Allaha iyman ederler. Aleviler, Hz. Muhammed'e iyman etmişlerdir. Sünniler de Hz. Muhammed'e iyman ettiler. Aleviler Imamı Ali uğ.

runa can verirler. Sünniler de Imamı Ali uğruna can verirler.

Aleviler, İmamı Hasan'ı candan severler. Sünniler de Imamı Hasan'ı candan severler. Aleviler, İmamı Hüseyn'i candan ziyâde severler. Sünniler de İmamı Hüseyn'i candan ziyade severler.

Aleviler, Imamı Zeynel-Abidini, Imamı Caferissadık'ı İmamı Muhammed Bâkır'ı, İmarnı Hasan'il Askerî, Imamı Musa Kâzım'l, İmam Nâkî'yyi ve cemi evlâdı resûlü severler.

Sünniler de, on iki imamı sever ve sayarlar. Sünniler, Allaha

ibadetlerin en sevgilisi beş vakit namazda: «Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammedin ve âlâ âli Muhammed» deyip, Cenabı Peygambere ve âli Muhammede salât ederler. Cuma ve Bayram günleri hutbelerde, Imam Ali'nin ve Imamı Hasan ve Hüseyin'in isimlerini okur ve onların sanını ilan ederler. Cenabı Fatıma ve Cenabı Hatice'yi canlarından fazla severler.

Saffeyin'de, Imamı Aliyye tâbi olanlar, ehli-sünnet olan mü'minlerdir. Şamlılara karşı savaşanlar, işte Allaha, Muhammede, evlâdı Muhammede taraftar olanlardır. İmamı Ali, hak üzeredir. İmameti haktır. Bütün Kibar Ashab ve Kibar Ansar Imamı Ali ile beraberdir.

Resûl Aleyhisselâm: «Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir.» Buyurduğu için, Imamı Ali'nin ümmet üzerindeki, bu mevkiini kimse inkâr edemez. İmamı - Hüseyin'i sünniler, degl, Emevi asker ve kumandanları sehit etmiştır.

Kerbelâ'da Imam Hüseyn'e karşı kılıç çeken mel'unların hepsi duçarı felâket olup, Cehenneme yuvarlanmışlardır.

Hiçbir sünnî, imamı Hüseyin'in ve evlâdı-Muhammed'in bu şekilde katline razı değildir ve Imamı Ali'nin kendisine ve evlâtlarına hakaret edenleri aslâ ve kat'a sevmezler.

Emeviler, dünyadan silineli bin ikiyüz sene olmuştur.

Sünniler, Hârici de değildirler. Sünni akaidine göre, Hâriciler merduttur. Sünniler, Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anhumaya hürmet ve seygi gösterirler. İmamı Ali radiyellahu anh'da Ebu Bekire ve Ömere sevgi ve saygı göstermiştir. Hattâ, kerimeleri, Ümmü Gülsüm'ü, Ömer radiyellahu anh'a verip kendine dâmâd etmiştir. Hz. Eba Bekire ve Ömer'e Imamı Alinin ve Ehli-beyti-Mustafanın hürmet ve saygılarını şununla da isbat ederiz. Evlâdı-Muhammed'den, evlâdı-Ali'den _Evlâdı- Hasan ve Hüseyin'den bir çokları kendi çocuklarına Ömer ve Ebu Bekir isimlerini takmışlardır ki, bu bile ehli-beytin Hz:

Ebu Bekire ve. Hz. Ömere olan saygı ve sevgisini isbâta kâfidir. Risalemiz ufak olduğu için, bu kadarla iktifa ediyoruz.

Sözümüze kanaat etmeyenler, Şecerei-Ehli-beyte bir göz atsınlar.

Islâmda ilk namaz kılmayan Yezid'dir. Imamı Ali ve evlâdı Ali'den namazını terk eden hiç kimse yoktur. Islâmda ilk

şarap içen Yezidi-peliddir. Evlâdı Ali'den ve Ehli-beytten şarab içen bir tek kişi bulamazsın.

Şimdi; kendini, imamı Aliyyel Murtazaya nisbet eden Alavi kardeşim! Aramızdaki anlaşmazıık nedir acaba!. Senin iz'an ve irfanına hitab ediyorum. Sizden bazıları, Ali Allah diyorlar. Biz, sünniler ise Ali, Allahtadır diyoruz. Siz, namazı kılmamakla, şarap içmekle, ramazanda oruç tutmamakla, hac etmemekle, gusül ebdesti almamakla (Ehli-beyt aşkına söyle) Imamı Ali'ye ve Ehli-beyte mi yoksa, Yezidi-pelide mi benziyorsunuz? Bu benzeyişle sizlerin durumunuzun nice olduğunu ta'yin etmeyi yine sizin iz'an ve irfanınıza terk ediyorum.

Sünnilerin hürmet ettikleri bu zevat, indi-ilâhide makbul kimseler değil iseler, sünnilerin hürmeti onların şanını yükseltmez. Alevi kardeşlerimizin sevmedigi, buğz ettiği bu zevat indi-ilâhide iyi kimseler ise; Alevi kardeşlerimizin bunları sevmemeleri, bunların indi-ilâhiyyedeki mevkilerini sarsmaz.

Alevilerin, Emevilere gazab etmelerinin sebebi; evlâdı- Ali'ye ve evlâdı-Mustafa'ya yaptıkarı zulûmden dolayıdır.

Sünnilerin, Emevi'lere ilk Meliklik yapan Muaviye hakkında söz söyletmemeleri. onun babasının Eba Süfyan oğlunun Yezidi-pelid olmasından dolayı değil bilakis Peygamber efendimizin ashabı ve kayın biraderi olmasındandır.

Öyle ise, iki taraf da hukuku Muhammediye için çarpışmaktadır. Iki taraf ayni gayede olunca dövüşmeye ne hacet kalır?!

Bir kimse, Allah ve Resûlünün düşmanı olup, onları sevmese; o kimsenin Allahı ve Resûlünü sevmemesi; Allahın ve Resülünün şânına kat'iyyen bir noksanlık getirmez.

Bir kimse, Allah ve Resûlünü sevse; o kimsenin Allah ve Resûlünü sevmesi aynı şekilde Allah ve Resûlünün şânını âlâ etmez. Allahu zülcelâle ve onun hak Resûlüne düşman olan ve onları sevmeyen bu kimse, bu düşmanlığı ile' sadece kendisini alçaltmış olur. Allah ve Resûlünü seven kimse de, bu sevgi ve muhabbeti ile, kendisini yükseltir. Zira, güneşe balçıkla sıvaolmadığı gibi, rüzgâra karşı tükürenin tükürüğü kendi yüzüne yapışır...

Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anh'ı bir adam sevmese, Ebu Bekir ve Ömer radiyellahu anh bu adamın sevmemesiyle şânı şereflerini mi kayıp ederler?!.

Ebu-Bekir ve Ömer radiyellahu anh'ı bir adam sevse, bu zatın muhabbeti ile Ebu Bekir ve Ömer'in şânı mı, şerefi mi artar? Seven, kendisini bunlara olan saygısı ile yükseltir. Sevmeyen saygısızlıgı ile kendini alçaltır.

Ebu Bekir, Omer, Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhım ecmaiyn hazretlerini Allah ve Resûlü sevmiş, onları âyet ve hadisler ile övmügtür. Allah ve Resûlünü sevenler; bunları kıyamete kadar sevecektir ve isimlerini mukaddes makamlarda camilerde ve ilim kürsilerinde zikrederek, bu zevatı âlikadiri öveceklerdir. Ovenler şeref alacak, sövenler de alçaklaşacaktir.

Birgün, Fahri-cihan efendimiz, Imamı Ali kerramallahu veche'ye «Ya Ali, seni mü'minler sever. Münafıklar sevmez.»

buyurmuşlardır.

Birgün yine Fahri-risalet, yâri garı olan Ebu Bekir radiyellahu anh ile beraber bulundukları bir zaman da, öten bir kuşu işaret edip. «Ya Ebu Bekir. Bu kuş ne söylüyor?» dediginde: «Anam babam sana feda olsun ya Resülallah! Bu kuşun ne dedigini ancak Allah ve Resûlü bilir!» cevabını alınca:

«Ya Ebu Bekir! Bu kuş, şöyle niyaz ediyor. (Ey Allah! Ebu Bekiri sevenlerin günahlarını af eyle. Ona rahmet eyle. Ebu Bekiri sevmeyeni, ona ihanet edeni azablandır) diyor» dediler.

Yukarıdaki, İmamı Aliye olan hitab ve iltifatı ile Âlinin makamını bildirdiler. Eba Bekire olan hitabile de indi ilâhîde makamı yüce olan kişilere kötü söyleyip, onları sevmeyen ve onlara ihanet eden terbiyesiz kişilere hayvanların bile lânet etmekte olduklarını ilân buyurdular.

Böyle muhterem kimseler hakkında kötü düşünenlerin ve kötü söz söyleyenlerin âkıbeti iyi olmaz. Bu hareketleri ile onların âhirete belki de iymansız gidecekleri bu hadis meâli ile bilindi. Tabiî, anlayana, irfan sahibi olana büyük bir ibret levhası...

Said-ibni-Müseyyeb radiyellahu anh rivayetinde; «Şeyheyne, yâni Eba Bekir ve Ömere hürmet, Hateneyn'e, yâni Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhim ecmain hazaratına muhabbet vaciptir» buyur uşlardır. Bu, Said-ibni- Müseyyeb çok yüce bir sahabedir. İmamı Şâfiî, bu zatın Resûl Aleyhisselâmdan rivayet ettiği hadisleri senet ittihâz etmiştir. Eba Bekir ve Ömer, Sultanı- enbiyanın kayın pederidir. Bunlar, (Estağfurullah) kötü kişiler olsa idiler, bunların kızını efendimiz alır, onları kendine kayın baba yapar mı idi?

Biz bile, kötü kişilerin kızını alıp; kıyamete kadar gelecek olan evlâtlarımızın ve zürriyetimizin kötü tarladan gelmesine râzı olmayız. Nerede kaldı ki, kâinatın efendisi, Allahın sevgilisi kötü kişilerin kızını alıp, onları kendi nesebine ilhak eylesin. Yine şuna imkân var mı ki, Allahın Resûlü, kızlarını kötü kişiye verip, onlardan gelecek çocukları ve torunlarını nesebine ilhâk eyleyip, onlarla övünsün?!.

Hz. Osman'a iki kerimelerini verip, muhterem dâmâdını gördüklerinde: «Ey Osmanı salih. Bana dua ediyor musun?»

diye iltifat ederlerdi.

Aliyyel Murtezaya gelince; o, sevgili amcası Hz. Ebu-Tâlib'in oğlu idi. Çok sevgili biricik kızını ona nikâh eylemiş ve zürriyeti Muhammediye ondan zuhûr etmiş, ondan çoğalmıştı.

O, sevgili kerimesinin şânını şöylece beyan etmiş ve «Fatıma, benden bir parçadır.» buyurmuşlardır. Ulumu evvelin ve âhirin, onsekiz bin âleme rahmet olan Allahın sevgilisi şayet Osman ve Ali fena kişiler olsa idi, hiç kızlarını bu zevata verir mi idiler? Biz bile, alacağımız kızın ailesinin veya kızımızı vereceğimiz ailenin ırzda, şerefte ve nesebte kendi seviyemize uygun olmasına dikkat ediyoruz. Nerde kaldı, Nebi Aleyhisselâm kendine kayınpederi olacak kimsenin, dâmâd olacak zatın kişiliğini seçmesin? Maazallah, Efendimizin kayın pederlerinin ve damatlarının aleyhinde bulunmak, demek Efendimize dil uzatmak demektir. Efendimizde noksanlık gören, kendi noksanlığını ifade etmiş olup, son nefeste korkulur ki iymanı yok olur. Aklı başında olana bu sözlerimiz kâfidir.

Kendini imam-ı Aliyye nisbet eden zat! İmamı Aliyye lâyık ol. Kinciligi terk eyle! Sarap içme! Gusül abdestini terk edip cenabet gezme! Beg vakit namazlarını kıl! Senede bir ay ramazanda orucunu tut! Zengin isen; zekât, fitre ve üşürünü müstehak yerlere ver! Ömrü vaktinde bir kez hac eyle! Zira, önderin Imamı Ali ve Evlâtları, Cennetin delikanlıları ve sultanları ve gehitlerin ser çeşmesi imamı Hasan, İmamı Hüseyin ve bunların evlâtları ile hâmili-nuru-nübüvvet olan oniki imamı-mâsum ve ondört evlâdı-mükerremleri kinci değildiler, sahibi af idiler. Şarap içmezlerdi ve namazlarını ve usüllerini terk edip Yezîd'e tabi olmamışlardı.

Bu zevatı âli kadirlerden, Zeynel-Abidin radiyellahu anh efendimiz. Rabbine ibadetinin çokluğundan «Abidlerin Ziy-

Sayfalar 338–343 · İrşad II — tarikat.org