ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
27 sonuç · “Müştak”
01Müştâkıyye
Şeyh Müştâk Baba'nın Bitlis, Erzurum, İstanbul ve doğu vilâyetlerindeki halife, şiir, semâ ve musiki çevresi.
Mürîdiyye
Ahmedü Bamba'nın Senegal'de Kādirî evrâd mirasından hareketle kurduğu; 1893'te müstakil adını açıkladığı ve Tûbâ merkezinde kurumlaşan yol.
Müstakîm Damadı Kara Mehmed Efendi
Kara Mehmed Efendi (ö. 1724), Konya doğumlu Osmanlı âlimi; Bosna ve Sofya kadısıdır.
Müstakimzâde Süleyman Sa‘deddin Efendi
Müstakimzâde Süleyman Sa'deddin (Receb 1131/Mayıs-Haziran 1719, İstanbul – 10 Şevval 1202/14 Temmuz 1788); Nakşibendî-Müceddidî halifesi, hattat ve 130'u aşan eserin müellifi . Tuhfe-i Hattâtîn , Devhatü'l-meşâyih ve tarikat tâclarına dair Risâle-i Tâciyye onundur.
Müştâkzâde İbrâhim Edhem Baba
Müştâk Baba’nın oğlu İbrâhim Edhem Baba (yaklaşık 1804–1887), Bitlis’te yetişen; Bağdat, Basra, Hindistan ve Horasan seyahatlerinden sonra Erzurum ve İstanbul’da yaşayan, semâ meclisleri ve hayırseverliğiyle tanınan Kādirî şeyhidir.
Abdülcelîl-i Bitlisî
Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.
Azîzzâde Şeyh Mehmed en-Nakşibendî
Azîzzâde Şeyh Mehmed Efendi (ö. 1649), Emîr Sultan Dergâhı şeyhi Ali Efendi’den inâbe alan; 1611’den itibaren önce dönüşümlü, 1618’den sonra müstakil olarak dergâh postunu sürdüren Bursa Nakşibendî şeyhidir.
Hacı Hasan Şirvânî
Hacı Hasan Şirvânî, Müştâk Baba ile Abdürrahim Ünyevî’yi yetiştiren Kādirî şeyhidir; Müştâkıyye ve Enveriyye’ye uzanan iki irşad hattının ortak tarihî halkasıdır.
Kadıncık Ana
Kadıncık Ana; Hacı Bektâş-ı Velî'nin Sulucakarahöyük'te misafir olduğu evin sahibi ve Bektaşî geleneğinin en saygın kadın simalarından. Hacıbektaş'taki Kadıncık Ana Evi bugün de ziyaret edilmektedir. Hakkında müstakil tarihî kayıt yok denecek kadar azdır.
Muhammed Mustafa Müştâk-ı Kādirî
Muhammed Mustafa Müştâk-ı Kādirî (1759–1831), Bitlisli Kādirî şeyhi; Bağdat, Hindistan, Hicaz, Kudüs, Şam, İstanbul, Konya ve Doğu Anadolu’yu dolaşan, Müştâkıyye adıyla tanınan irşad kolunun pîri ve divan sahibi şairdir.
Muhammed Müştâk Kemterî
Edhem Baba'nın halifesi Muhammed Müştâk Kemterî, Vezneciler'de yeniden kurduğu Keşfî Osman Dergâhı ve Hüseyin Vassâf'a verdiği teberrük icazetiyle Müştâkıyye'nin son Osmanlı halkalarındandır.
Ömer Fuâdî
Ömer Fuâdî (Kastamonu – 1046/1636); Halvetî-Şâbânî şeyhi ve şair. Şâbân-ı Velî Dergâhı'nın beşinci postnişini; türbeyi inşa edip Şâbâniyye'yi müstakil bir kol hâline getirdiği için ikinci pîr sayılabilir .
Sa‘dî-i Şîrâzî
Sa'dî-i Şîrâzî (yak. 610-615/1213-1218 – 691/1292), Gülistân ve Bostân 'ın müellifi; gazeli müstakil bir tür olarak mükemmelliğe kavuşturmuş, sözleri atasözüne dönüşmüş ve tesiri Fars edebiyatını aşarak Türk, Urdu ve Batı dünyasına ulaşmıştır.
Seyyid Ahmed et-Ticânî
1150/1737’de Aynimâzî’de doğan Seyyid Ahmed et-Ticânî, Mâlikî ilimleri ve farklı tasavvuf icâzetleriyle yetişti; 1196/1782’de Sîdîebîsemgūn’da müstakil Ticâniyye yolunu teşekkül ettirdi ve Fas’tan Kuzey ile Batı Afrika’ya uzanan kalıcı bir irşad ağı kurdu.
Müştak
Arapça, özleyen, iştiyak duyan, demektir. Sevginin ulaştığı en üst sınıra, iştiyak; bu durumdaki kişiye de müştak denir.
SEMÂA İHTİYAÇ DUYMAYANLARIN HÂLİ
Avârifü’l-Maârif · 24. bölüm · Bil ki vecd, daha önce kaybedilen bir şeyin bulunduğunu gösterir. Kaybetmeyen bulamaz. Kulun kalbindeki İlâhî neşe ve aşkı kaybetmesi; rûhî varlığının, beşerî ve nefsî sıfatlarla s
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o
Sayfalar 96–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · peygamberler o güneşten nur alan ay ve yıldızlar gibidirler. Nebiyyi ins-ü can aleyhi ve âlihi salâvatullah-ir-Rahman, ruh mesâbesinde ve bütün diger peygamberler vücuttaki diger u
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · nice mâ'murlar harap olmuştur, gelen gidiyor ve giden bir daha geri dönmüyor. Sana ve bana da bu sonsuz yolculuk çok yaklaştı, bizleri aldatıp avutan dünyadan ayrılmamız çok yakınd
Sayfalar 194–208
Muzaffer Ozak Külliyatı · nanenAw ya berrü, yâ tevvâbü, yâ mün'ımü, yâ müntekımü, yâ afüvvü, yâ râ'ufü, ya mâlik-el-mülki, yâ zel-celâli vel-ikrami, yâ Rabbi, yâ muksitü, yâ câmiü yâ ganiyyü, yâ mugni, ya m
Sayfalar 150–154
Muzaffer Ozak Külliyatı · kalıntılarını da görüyor da, kendi âkıbetinin de aynı olacağını hatırlamak bile istemiyor. Hakkı bilmiyor, bilmediği için de bulamıyor, bulamayınca olamıyor, üç günlük fâni dünya h
Sayfalar 272–277
Muzaffer Ozak Külliyatı · kitabın nuzûl ettiği ay, bü «Ramazan» ayı, Kur'an ayı, Rahmet, magtiret ve bereket ayıdır. Resûl Aleyhisselâm buyuruyorlar ki: «Eger, benim ümmetim bu ayda olan faz-ı ilahiyenin ne
Sayfalar 302–309
Muzaffer Ozak Külliyatı · 2. Cömert olup halka ve bütün mahlüklara yemek yedirenlere, 3. Kur'an-ı aziymi okuyup kendisini onun hükümlerine tâbi kılanlara. Evet, cennet bu üç zümreye âşıktır, müştaktır. Bunu
Sayfalar 285–291
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ne mübarek bir ay ki, bu ramazan; bu mübarek ay, bizlere rahmet, magfiret ve lûtfu-keremi-ilâhi oluyor. Resûlü efham efendimizden, Ibni Abbas radiyellahu anh rivayet etmiştir: «Ege
Sayfalar 386–393
Muzaffer Ozak Külliyatı · «SERVER-İ-ENBIYA» Enbiyânın serveri, sensin yâ Resûlallah.. Evliyânın rehberi, sensin yâ Resûlallah.. Nurun evveldir zâhir, bâ'sin sonra olsa da; Kâinatın mihveri, sensin yâ Resûla