ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Hâce”
01Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri
Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Hâcegân evresi
Nakşibendiyye adından önce Yûsuf el-Hemedânî ve Abdülhâlik Gucdüvânî çevresinde gelişen kurucu usul halkası.
İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri
Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Nakşibendiyye
Hâcegân geleneğinden doğan, tarih boyunca Orta Asya'dan Anadolu'ya ve geniş bir coğrafyaya yayılan tasavvuf yolu.
Nehrî Kolu
Şemdinli'nin Nehrî köyünde Seyyid Tâhâ çevresinde teşekkül eden; Türkiye, İran ve Irak'a yayılan Hâlidî şube.
Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî
Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî (ö. 555/1160), Hârizm kökenli; Buhara’da faaliyet gösteren, Yûsuf el-Hemedânî’nin dört meşhur halifesinin ilk tertip halkası olarak anılan erken Hâcegân sûfîsidir.
Hâce Abdülhâlik Gucdüvânî
Abdülhâlik Gucdüvânî, Yûsuf el-Hemedânî’nin halifesi; hafî zikir, sekiz Hâcegân ilkesi, ilim ve toplum içinde mânevî dikkat anlayışıyla Nakşibendiyye öncesi usulün kurucu şahsiyetidir.
Hâce Abdürrahîm-i Buhârî
Hâce Abdürrahîm-i Buhârî, Ahmed Yekdest-i Cüryânî'nin Medine'deki Nakşibendî-Müceddidî halifesi; Mehmed Emin Tokadî'ye hilâfet vererek Sirhind–Haremeyn–İstanbul aktarımının devamını sağlayan şeyhtir.
Hâce Alâeddin Attâr
Alâeddin Attâr (ö. 802/1400), Bahâeddin Nakşibend’in damadı ve doğrudan halifesi; hafî zikir, murakabe ve sohbet terbiyesini ilk Nakşibendî kuşağa taşıyan Buharalı şeyhtir.
Hâce Ali Râmîtenî
Ali Râmîtenî (ö. 721/1321), Mahmûd Encîrfağnevî’nin halifesi; dokumacılık, helâl kazanç, cehrî-hafî zikir dengesi ve kabiliyete göre terbiye anlayışıyla Hâcegân yolunu Râmîten’den Hârizm’e taşıyan şeyhtir.
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî
Hâce Ebû Ahmed Abdâl-ı Çiştî (260-355/874-966), Çişt’te Ebû İshak Şâmî’ye intisap edip onun halifesi olan ve irşad görevini oğlu Ebû Muhammed Çiştî’ye devreden erken Çiştiyye şeyhidir.
Hâce Fazlullah-ı Nakşbendî
Hâce Fazlullah (ö. 11 Zilkade 1046/7 Nisan 1637), Taşkentli Ahrârî-Nakşibendî şeyhi; Fatih’teki Emîr Buhârî Zâviyesi’nde otuz yılı aşkın irşad, vaaz, tefsir ve hadis hizmeti veren postnişindir.
Hâce Fudayl Vâhî
Hâce Fudayl Vâhî, Kādiriyye’nin Nevşâhiyye kolunu kuran Hâci Muhammed Nevşâh’ın Kâbil’de faaliyet gösteren halifesidir; hayatına dair tarih, eser ve kabir bilgileri kaynaklarda sınırlıdır.
Hâce Hasan Endâkî
Hâce Hasan Endâkî (ö. 552/1157), Yûsuf el-Hemedânî’ye uzun süre hizmet eden; Sem‘ânî’nin Merv ve Buhara’da bizzat görüştüğü, Hemedânî rivayetlerini aktaran erken Hâcegân halifesidir.
Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî
Hâce Muhammed Ârif Rîvegerî (doğumu yaklaşık 1165; vefatı için güçlü yazma kaydı 1236-37), Abdülhâlik Gucdüvânî’nin halifesi, Mahmûd Encîrfağnevî’nin mürşidi ve Farsça Ârifnâme’nin müellifidir.
Hâce Selîm Sırrî Efendi
Hâce Selîm Sırrî Efendi (ö. 1227/1812), Mehmed Emîn Kerkükî’nin halifesi; Hâtûniye Tekkesi’ni Nakşibendî irşad ve Mesnevî çevresine taşıyan, mûsiki eşliğindeki zikir meclisleriyle tanınan postnişindir.
Hâce Yûsuf el-Hemedânî
Yûsuf el-Hemedânî (440 veya 441/1048-49–22 Rebîülevvel 535/5 Kasım 1140), Nizâmiye’de yetişen; Merv merkezli ilim ve irşadıyla Ahmed Yesevî, Abdülhâlik Gucdüvânî, Abdullah Berakî ve Hasan Endâkî’yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfî müelliftir.
Hûş der dem
Her nefeste uyanık olmak; nefesin gafletle geçmemesine dikkat etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Sefer der vatan
Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Halvet der encümen
Toplum içinde bulunurken kalben Allah ile beraber olma şuurunu korumak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Bâz geşt
Zikir sırasında niyeti yenileyerek Allah'ın rızasına yönelmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Nigâh dâşt
Kalbi dağıtan düşüncelere karşı iç dikkati muhafaza etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Vukûf-ı zamânî
Geçen zamanı ve o andaki mânevî hâli gözetmek; vakti bilinçli değerlendirmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Vukûf-ı adedî
Zikrin sayısını dikkatle takip etmek; sayıyı amaç değil, dikkati toplama aracı görmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Vukûf-ı kalbî
Kalbin hâline ve yönelişine dikkat etmek; zikrin merkezini kalpte tutmak. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Âyin-i cem
İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.
Dildar
Gönüle malik ve hâkim olan gönül sultanı, sevgili. 2. tas. Bast sıfatı ve neşe hali ki, kalpteki sevinç ve sevgiden ibarettir (us), Bkz. Azra, Dilenmek/Dilenci Çeşitli sebeplerle dilenerek geçinen dilenci dervişlere rastlanmıştır. Özellikle bu çeşit devrişlere son dönemlerde daha çok rastlanır olmuştur. Nefse kadem basmak için de dilenen dervişler olmuştur. Bkz. Gedâ, Derviş, Sual. Dil-gisa r. Gönül fetheden, neşeli gönül. 2. tas. Üns makamındaki sâlikin gönlünde tecelli eden feyz ve fetih (feyyaziyet, fatihiyyet ile Hakk'ın gönülde tecelli etmesi) (1s: ), Ey dil neye bu mertebe pür gamsın sen Gerçi virâne isen genc-i mutalsemsin sen Galib Dini. ar. (543) 1. Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek
Fuzül
(J (فضو Zaruret ve hâcet mertebesinde bulunmayan mal, eşya ve hatta lüzumsuz eylem ve davranışlar (fuzüliyat) (IK 1 312). Bir hırka, bir lokmanın dışında kalan şeyler fuzülidir. Bkz. Hâcet.
hizmet
a Farsça kökenli bu terim, “Sahip, t efendi, iyi eğitim görmüş kimse. ” a anlamında kullanılırken sonrau dan kadılar, imamlar, ticaretle ir uğraşanlar da bu ad ile anılıyork du. Türkçede ise lakap olarak ş kullanılması Eski Türkiye Türku çesi dönemi ile söz konusudur. a Söz gelişi Hoca Ahmed Yesevî, ş Hoca Dehhanî, Hoca Mesud, Hon ca Sadeddin, Hoca Nasreddin bu r yaygın kullanımlardan birkaçıe dır. Daha sonra 20. yüzyıl ile birk likte bu söz, özel adlardan sonra a kullanılmaya başlanmıştır. Tarie kat büyüklerine ise kelimenin çokluk biçimi olan “hâcegân” sözü uygun bulunmuş; “tari- < kat-i hâcegân, hatm-i hâcegân, rsilsile-i hâcegân” terimleri yaybi gın bir kullanım alanı bulmuş- Hristiyan 324 tur. Bu terim, Cumhuriyet döneminde âlimler, imamlar, vaizler, eğitim kurumlarmda da orta öğretim öğretmenleri ile üniversite öğretim üyesi ve yardımcıları için de kullanılmaktadır.
Semerkant (Hâce Ahrâr Türbesi)
Semerkant · Özbekistan · 855/1451'de Ebû Said Mirza Han'ın daveti üzerine yerleştiği ve 29 Rebîülevvel 895'te (20 Şubat 1490) vefat edip defnedildiği şehir; türbesi bugün de ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Ubeydullah Ahrâr : Ya‘kūb-i Çerhî'nin müridi Ubeydullah Ahrâr, Nakşibendiyye'yi Mâverâünnehir'de güçlü bir sosyal, ekonomik ve siyasî irşad ağına dönüştürdü.
Buhara
Buhara · Özbekistan · Attâr'ın babasının vefatından sonra medresede zâhidâne hayat sürdüğü, Bahâeddin Nakşibend'e intisap ettiği ve şeyhinin 791 (1389) yılındaki vefatından sonra on yıl irşad faaliyetinde bulunduğu şehir. Nakşibendiyye'nin Buhara dışına yayılışı da buradan tayin ettiği halifelerle başladı.
İğci (İplikçi) Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hâcegî Mescidi'nde kurduğu tekke; XVIII. yüzyılın ilk yarısında açılmış, 1925'te hâlâ faal olan beş Cerrâhî tekkesinden biriydi. İbrâhim Fahreddin Efendi de 1905 sonrası burada vekâleten şeyhlik yapmıştır. Konum yaklaşıktır.
Yahyâ Efendi Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Sultan Abdülmecid'in iradesiyle türbedar tayin edildiği, Perşembe günleri hatm-i hâcegân ve zikir icra ettiği dergâh; sandukası ve levhaları da burada anlatılır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Nûrî Şemseddin Efendi : Muhammed Nûrî Şemseddin Efendi (1801–1864), Kayserili Muhammed Said Efendi’den Nakşibendî terbiyesi alan; Yahyâ Efendi Dergâhı’nda türbedarlık ve irşad hizmeti yürüten vaiz ve müelliftir.
Tâhir Ağa Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Fatih Âşık Paşa mahallesindeki tekke; uzun yıllar postnişinliğini yapmış, 1782 Tüfekhâne yangınında yandıktan sonra da hazîresine defnedilmiştir. Vasiyeti üzerine mezarının üstü açık bırakılmış, taşı hâcegân tâcı biçiminde yapılmıştır; türbe 1921'de Hüseyin Vassâf tarafından tamir ettirilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı
Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.
Medine-i Münevvere
Medine · Suudi Arabistan · Sefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.
Kasrıârifân (Bahâeddin köyü)
Buhara · Özbekistan · 718'de (1318) doğduğu ve 1389'da vefat ettiği köy; önceki adı Kasrıhindûvân'dır. Mezarının etrafında geniş bir külliye oluşmuş, köy Buharalıların telaffuzuyla Baveddin adını almıştır. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Nakşibend : Bahâeddin Nakşibend (718/1318–791/1389), Hâcegân mirasını hafî zikir, sohbet, hizmet ve ‘halvet der encümen’ ilkeleri etrafında yeniden biçimlendiren; Nakşibendiyye’ye adını veren Buharalı sûfîdir.
Râmîten (Râmeyten)
Buhara · Özbekistan · Doğduğu ve nisbesini aldığı kasaba; Emîr Külâl'in güreşirken Muhammed Baba Semmâsî'nin dikkatini çektiği köy de burasıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Hâce Ali Râmîtenî : Ali Râmîtenî (ö. 721/1321), Mahmûd Encîrfağnevî’nin halifesi; dokumacılık, helâl kazanç, cehrî-hafî zikir dengesi ve kabiliyete göre terbiye anlayışıyla Hâcegân yolunu Râmîten’den Hârizm’e taşıyan şeyhtir.
Hoca Ahmed Yesevî Türbesi
Türkistan (Yesi) · Kazakistan · İrşad ettiği ve çilehânesinde vefat ettiği şehir. Timur'un emriyle kabri üzerine yapılan türbe, cami ve dergâhıyla bir külliye hâline gelmiştir; bozkır göçebeleri için civarına gömülmek ayrı bir değer taşır.
Gucdüvân (Gicdüvân)
Buhara · Özbekistan · Buhara'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki, doğduğu, inzivaya çekildiği ve hankahında ömrünü tamamlayıp defnedildiği köy; türbesi buradadır. 918/1512'de bir Safevî muhasarasından kurtulması onun ruhaniyetine bağlanmıştır.
Erdebil Tekkesi
Erdebil · İran · Safeviyye tarikatının merkez tekkesi. Babasının vefatından sonra vasiyet gereği burada irşad makamına oturmuş, vefatının ardından (794/1392) yerine oğlu Hâce Ali geçmiştir. Babasının döneminde geniş bir coğrafyada kurulan tekkeler bu merkeze bağlıydı.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Nehrî Kolunda Tasavvufî Eğitim
Vird, sohbet, rabıta, teveccüh ve hatm-i hâcegân. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Ecvibe'de Rüya, Himmet ve Dua
Mânevî işaretin sınırı ve müridin sorumluluğu. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Darende Hâlidîliği ve Osman Hulûsi Efendi
İhramcızâde'den Darende'ye irşad, ritüel ve hizmet ağı. Yeni OCR kaynaklarının sayfa ve başlık denetimiyle hazırlandı.
Neccâr-zâde: Celvetî Hilâfeti, Müceddidî İrşadı ve Mesnevîhanlık
Üç irfan çevresini tek kurumsal kimliğe indirgemeden okumak. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Melâmet Bir Tarikat mı, Bir Meşrep mi?
İlk Melâmetî çevrelerden Bayramî-Melâmî yorumlara uzanan kavramsal ayrım TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Yeseviyye: Silsile, Halvet ve Cehrî Zikir
Ana yol, alt kollar, pîrler ve usul arasındaki bağlantıları açıklayan editoryal dosya.
Reşehât Aynü'l-Hayât Nasıl Okunmalı?
Reşha, kâşife, biyografi, sohbet ve menkıbe katmanlarını birbirine karıştırmadan okuma kılavuzu
Reşehât'ta Hâcegân Haritası
Yûsuf el-Hemedânî'den Bahâeddin Nakşibend ve Ahrâr çevresine kişi, şehir, meslek ve sohbet ağı
Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü
Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
SEBEPLERE SARILMADA SÛFİLERİN TUTUMLARI
Avârifü’l-Maârif · 19. bölüm · Sebeplere sarılma ve onları terketme hususunda sûfilerin halleri birbirinden farklıdır. İlâhî fetih ve keşfe mazhâr olanlar, belirli bir rızık kapısına bağlanmaz, sebeplere sarılma
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen